Müfredatta kavramlar değiştirildi… Eğitim Sen: Irkçı, tekçi ve siyasal dil öne çıkıyor

AYÇA ONURALMIŞ | Eğitim Sen Genel Sekreteri Zülküf Güneş, “Son dönemde müfredatta yapılan değişikliklerin önemli bir bölümünde eleştirel düşünceyi geliştiren, çoğulcu, demokratik ve özgürleştirici yaklaşım yerine ırkçı, tekçi ve siyasal bir dilin öne çıktığı görülüyor” dedi.

·

AYÇA ONURALMIŞ

Milli Eğitim Bakanlığı, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” kapsamında eğitim müfredatında değişiklik yaptı. Yeni düzenlemeyle ders kitaplarında geçen birçok kavram ve bazı derslerin içerikleri değiştirildi.

Felsefe dersinde, felsefe tarihi akışı kaldırıldı. Teknoloji, çevre, edebiyat ve hukuk konuları ve safsata türleri, çevre etiği, ontolojik anlam kaybı, teknoloji karşıtlığı, teknoloji taraftarlığı, zaman ve mekan algısının değişmesi, kaygı, kendi olma, umutsuzluk, yabancılaşma, ceza, hakkaniyet, hukuk, suç gibi konular eklendi.

Sosyoloji dersine Türk modernleşmesi, oryantalizm, self-oryantalizm, muhafazakârlık, Avrupa merkezcilik, etnosentrizm, hegemonya, merkez-çevre kuramı, prekarya, İslam karşıtlığı, bilim sosyolojisi, paradigma, yapay zeka, algoritmik ayrımcılık, dikkat ekonomisi, okul kültürü, akran nezaketi kavramlar eklendi.

Psikolojide kuramsal psikoloji alt yapısına ait akım ve ekoller, ruh sağlığı ve davranış bozuklukları, gelişim dönemleri gibi konular çıkarıldı. Bunların yerine "öğrencilerin kendi hayatlarıyla ve gündelik yaşamla doğrudan bağ kurabilecekleri" konular getirildi.

Mantık dersinde ikilem, koşullu kıyas gibi klasik teknik konular azaltıldı; safsata, paradoks, informel mantık, abdüktif mantık ve temporal mantık gibi konular eklendi.

Matematikte algoritma ve bilişim ayrı bir tema olarak yapılandırıldı.

Kimya dersinde yeşil hidrojen, nanoteknolojik ürünler, biyouyumlu malzemeler ve biyolojik polimerler gibi kavramlar ilk defa müfredata dahil edildi.

Demokrasi ve İnsan Hakları dersine “unutulma hakkı, ombudsmanlık, dijital hak arama, dijital çocuk hakları sözleşmesi” gibi kavramlar eklendi. Bu haklar anlatılırken Fatih Sultan Mehmet’in Bosna Fermanı, Veda Hutbesi, Medine Sözleşmesi gibi tarihi vesikalara atıf yapılacağı belirtildi.

Sağlık Bilgisi dersine siber zorbalık, teknolojik stres, uyku kalitesi ve gıda güvenliği kavramları eklendi.

ogretmen

“Eğitim programları farklı kimlikleri, inançları, kültürleri kapsayan anlayışla hazırlanmalı”

Eğitim Sen Genel Sekreteri Zülküf Güneş, Kısa Dalga’ya yaptığı değerlendirmede, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ders içeriklerinde yaptığı değişikliklerin, yalnızca teknik veya sadeleştiren bir müfredat güncellemesi olmadığına dikkat çekti. Değişikliklerin “eğitimin nasıl bir toplum ve yurttaşlık anlayışı üzerinden şekillendirileceğine dair ideolojik bir yönelimi” de ortaya koyduğunu söyleyen Güneş, şu ifadeleri kullandı:

“Eğitim programlarının bilimsel, pedagojik ve evrensel ilkeler doğrultusunda hazırlanması gerekirken son dönemde yapılan değişikliklerin önemli bir bölümünde eleştirel düşünceyi geliştiren, çoğulcu, demokratik ve özgürleştirici yaklaşım yerine ırkçı, tekçi ve siyasal bir dilin öne çıktığı görülüyor. Eğitim programları farklı kimlikleri, inançları, kültürleri ve tarihsel deneyimleri kapsayan, çocukların özgür düşünmesini teşvik eden bir anlayışla hazırlanmalıdır. Ancak mevcut yaklaşım, öğrencileri sorgulayan bireyler olarak değil, belirli bir ideolojik çerçeve içinde şekillendirilmek istenen öznelere dönüştürme riski taşıyor.”

“Eğitim dili; inkarcı değil yüzleşmeyi ve demokratik diyaloğu teşvik eden nitelikte olmalı”

Müfredatta yapılan düzenlemeyle tarih ve coğrafya derslerinde kullanılan bazı ifadeler şöyle değiştirildi:

-Orta Asya yerine Türkistan

-Coğrafi keşifler yerine sömürgecilik politikaları

-Tehcir Kanunu yerine Sevk ve İskân Kanunu

-Haçlı seferleri yerine Haçlı Saldırıları

-Ege Denizi yerine Adalar Denizi

-Bizans yerine Doğu Roma

-Ermeni meselesi yerine asılsız Ermeni iddiaları

-Pontus meselesi yerine asılsız Pontus iddiaları

-Türkiye’nin su kaynakları yerine mavi vatan

-Türkiye'nin hava sahası yerine gök vatan

-Türkiye'nin ormanları yerine yeşil vatan

Özellikle “Haçlı saldırıları”, “asılsız Ermeni iddiaları”, “asılsız Pontus iddiaları” gibi kavramların müfredata girmesinin, tarih eğitiminin bilimsel yöntemlerden uzaklaşması açısından sorunlar barındırdığını belirten Zülküf Güneş, şöyle konuştu:

“Tarih eğitimi, siyasal kutuplaşmayı derinleştiren, düşmanlaştırıcı ya da ötekileştirici bir dil üzerinden değil çok boyutlu, eleştirel ve karşılaştırmalı bir perspektifle yürütülmelidir. Çocuklara tarihsel olayları sorgulama, farklı kaynakları değerlendirme ve neden-sonuç ilişkileri kurma becerisi kazandırmak yerine, resmi ideolojik söylemi mutlak doğru olarak sunan bir yaklaşım pedagojik açıdan da sakıncalıdır. Eğitim sistemi, halklar arasında düşmanlık duygularını besleyen değil; barışı, birlikte yaşamı, halkların eşitliğini ve karşılıklı anlayışı güçlendiren bir rol üstlenmelidir. Özellikle çok kültürlü bir toplumsal yapıya sahip olan Türkiye’de eğitim dili, ayrıştırıcı değil birleştirici, inkarcı değil yüzleşmeyi ve demokratik diyaloğu teşvik eden bir niteliğe sahip olmalıdır.”

“Kamusal eğitim sisteminin görevi; bir dini ya da siyasal anlayışı dayatmak değil”

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” ile okullarda milli ve manevi değerlerin ön plana çıkarıldığını; “vatan savunması bilincinden bayrak sevgisine kadar” pek çok değerin yeni müfredatın merkezinde olduğunu söylemişti.

yusuf-tekin

Yusuf Tekin, “Dedik ki çocuklara millet olma bilincini kazandıracak, dünyada zulmün olmadığı, insan haklarının, barışın egemen olduğu bir düzeni hep beraber inşa edecek bir değer silsilesiyle çocuklarımızı yetiştirebilir miyiz? Milli eğitimin ana işlevi budur, diye yola çıktık. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ adıyla programları değiştirirken çok hassas davrandık ve milli şuur, millet olma şuuru, vatanseverlik gibi kavramları odağa aldık. Bizim milli şuurumuz, milli bilincimiz her daim zinde olmalıdır” demişti.

Zülküf Güneş, Bakan Tekin’in açıklamalarının toplumun büyük bir kısmı tarafından tepkiyle karşılandığını anımsattı. Eğitimin, yaşanılan toplumun kültürel birikiminden bağımsız olarak düşünülemeyeceğini kaydeden Güneş, “Ancak demokratik ve kamusal eğitim sisteminin temel görevi, belirli bir dini, ideolojik ya da siyasal anlayışı toplumun tüm kesimlerine dayatmak değildir. Eğitim bilimsel, demokratik ve pedagojik esaslara dayanmalıdır. Eğitimin temel amacı; itaat eden bireyler değil, düşünen, sorgulayan, eleştirel bakabilen, özgür yurttaşlar yetiştirmek olmalıdır. ‘Milli ve manevi değerler’ söylemi çoğu zaman farklı kimlikleri, inançları ve yaşam tarzlarını dışlayan bir içerikle kullanılmakta, eğitimde çoğulculuk yerine tek tipleştirici bir anlayış güç kazanmaktadır” diye konuştu.

“Eğitim; kamusal, bilimsel, laik, demokratik, cinsiyet eşitlikçi ve ana dilinde eğitim temelinde şekillenmelidir”

Türkiye’de eğitim sisteminin temel ihtiyacının ideolojik yönlendirme değil, çocukların eşit, özgür ve nitelikli eğitime erişiminin sağlanması olduğunu vurgulayan Güneş, şöyle devam etti:

“Yoksulluk, okul terkleri, çocuk işçiliği, MESEM uygulamaları, eğitimde fırsat eşitsizliği, ana dilinde eğitim hakkının yok sayılması, bilimsel eğitimden uzaklaşılması gibi çok temel sorunlar ortadayken; müfredatın siyasal ve ideolojik müdahalelerle yeniden şekillendirilmesi eğitimdeki krizleri daha da derinleştiriyor.

Eğitim; kamusal, bilimsel, laik, demokratik, cinsiyet eşitlikçi ve ana dilinde eğitim temelinde şekillenmelidir. Müfredatlar çocukların üstün yararını esas almalı, cinsiyet eşitliğini, insan haklarını, barış kültürünü, ekolojik duyarlılığı ve evrensel değerleri güçlendirmelidir. Eğitim sistemi farklılıkları tehdit olarak gören değil, toplumsal zenginlik olarak kabul eden bir anlayışla yeniden yapılandırılmalıdır. Çünkü barışçıl ve demokratik bir toplumun yolu; sorgulayan bireylerden, özgür düşünceden ve eşit yurttaşlık temelinde kurulan bir eğitim sisteminden geçer.”

Kaynak: Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.