Süreç raporunda son aşama: Meclis’te yazılıyor, Ankara ‘süreç tasarımını’ konuşuyor

Süreç raporunda son aşama: Meclis’te yazılıyor, Ankara ‘süreç tasarımını’ konuşuyor
TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ortak raporda son aşamaya gelirken, Ankara’da sadece metin değil “paket” konuşuluyor.

HALE GÖNÜLTAŞ

Kısa Dalga - Meclis kulislerinde raporun ardından geçiş süreci hukuku, Öcalan’a “umut hakkı” başlığı ve silah bırakmaya dönük temasların aynı siyasi hatta birleştirileceği konuşuluyor. Komisyonun ortak raporu henüz nihai hale gelmedi ancak Ankara’da bu rapor, giderek daha fazla “tek başına bir metin değil, sürecin Meclis üzerinden meşrulaştırılması” olarak görülüyor.

Rapor yazım ekibinin TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında yarın 5’inci kez toplanacak. Meclis koridorlarında raporda yer alacak maddeler kadar raporun hangi siyasi eşiklerin önünü açacağının önemli olduğu vurgulanıyor. Çünkü sürecin kritik asıl perde arkasını “Geçiş Süreci Hukuku” oluşturuyor. Yani “infaz rejimi”, “cezaevleri uygulamaları”, “yargı paketleri”, “güvenlik bürokrasisiyle sürdürülecek eşgüdüm” odağındaki hazırlıklara dikkat çekiyor. Bu çerçevede raporun, ileride gelecek düzenlemeler için bir tür siyasi zemin metni işlevi görebileceği konuşuluyor.

“Umut hakkı” kulisi: Raporun satır arası

Komisyonun en tartışmalı maddesinin “Öcalan’a “umut hakkı” olduğu belirtiliyor. Kulislerde bu başlığın raporda doğrudan yer almasının zor olduğu; ancak “hukuki çerçeve”, “AİHM standartları”, “infaz hukukunun güncellenmesi” gibi ifadelerle satır aralarında taşınabileceği dile getiriliyor. Umut hakkının yalnızca bir “insan hakları” tartışması olarak değil, aynı zamanda silah bırakma başlığıyla birlikte ilerleyen bir “paketin” parçası olabileceği belirtiliyor.

Silah bırakma iddiaları: Mesaj trafiği yoğun

Komisyon raporu olgunlaşırken, Ankara’daki mesaj trafiği de hız kazanmış durumda. Meclis kulislerinde konuşulanlar, “silah bırakma” meselesinin artık soyut bir temenni değil; takvimli bir eşik olarak ele alındığı yönünde. Şöyle ki, önce sembolik bir açıklama, ardından örgütsel düzeyde adımlar, sonrasında da hukuki düzenleme zeminine geçiş… Bazı siyasetçiler bu tabloyu “önce toplumsal psikoloji, sonra hukuk” şeklinde özetliyor. Bu nedenle raporun dili ve tonu, yalnız TBMM açısından değil; güvenlik bürokrasisinin pozisyonu bakımından da önem taşıyor.

Devlet içi hat: Bürokrasi, yargı ve güvenlik dengesi

Ankara’da en fazla konuşulan ancak en az açık dile getirilen başlıklardan biri ise “devletin kendi içinde” oluşacak denge. Çünkü sürecin ilerleyebilmesi için sadece partilerin değil, yüksek yargı çevrelerinin, güvenlik kurumlarının, bürokrasinin kritik bir bölümünün aynı fotoğrafta buluşması gerektiği değerlendiriliyor. Bu nedenle komisyon raporunun, siyasi alandan çok daha geniş bir “mutabakat arayışı” içinde yoğrulduğu, metnin bu yüzden ağır ilerlediği iddia ediliyor.

Darbeye karışmayan Gülenciler kapsama girer mi?

Bu atmosferde geçmişin devlet krizleri de yeniden hatırlatılıyor. Kulislerde, FETÖ’nün Türkiye’yi terk etmeyen ve darbe sürecine de karışmamış olan mensuplarına yönelik düzenleme yapılabileceği beklentisine / söylentisine ilişkin temkin hakim. Hatta, bu beklentilerin aksine devletin içine yerleşen yapılara karşı yalnız operasyonel refleksin değil; kurumsal ve hukuki sigortaların inşa edilmesi gerektiği fikri öne çıkıyor.

Kulislerde, “Gülen tecrübesi”nin ardından bu kez benzer risklerin doğmaması için denetim ve hukuk devleti ekseninin rapora güçlü şekilde yedirilmesi gerektiğini savunan bir çizgi olduğu belirtiliyor.

Kaynak:Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.