Tüm esprileri tek tek soruldu…Deniz Göktaş’ın savcılık ifadesi: Diktatör kelimesi siyasal tespit
CANAN COŞKUN - Deniz Göktaş’ın ifadesinde, stand-up gösterisindeki “canlı bomba”, “dördüncü kitap”, “diktatör”, “terapi”, “FETÖ projesi” ve “dalgıç” bölümleri tek tek soruldu. Göktaş, sözlerinin mizah ve ironi kapsamında olduğunu belirterek, “Diktatör kelimesi siyasal bir tespittir”, “Benim dini değerleri aşağılamak gibi bir kastım veya amacım bulunmamaktadır” dedi.
CANAN COŞKUN
Komedyen Deniz Göktaş’ın “Ölü Deniz” adlı stand-up gösterisinin ardından başlatılan soruşturmada verdiği ifade ortaya çıktı. İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliği’nin 25 Haziran 2026 tarihli yakalama kararına dayanılarak 2 Temmuz’da İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alınan Göktaş, mevcutlu olarak savcılığa çıkarıldı.
Tutanakta, Göktaş’ın önce Güvenlik Şube Müdürlüğü Kamu Güvenliği Büro Amirliği’nde ifade verdiği, ardından Cumhuriyet Başsavcılığı’nda müdafileri Av. Kudret Sıla Tatlı, Av. İrem Akyüz ve Av. Metin Sinan Aslan huzurunda ifadesinin alındığı belirtildi. Göktaş’a gösterisindeki espriler tek tek okunarak ne kastettiği soruldu.
Savcılık ifadesinde Göktaş’a “canlı bomba”, “oruç tutan canlı bomba”, “dördüncü kitap”, “domuz da yemeyiversinler”, “diktatör”, “kır kabuklarını Tayyip ya”, “Recep Tayyip Erdoğan’ın terapisti olsam”, “FETÖ projesi”, “haşema ve dalgıçlar” ile “Tanrının olmayabileceği” bölümleri soruldu.
Göktaş, yanıtlarında sözlerinin hakaret ya da aşağılama kastıyla değil, mizah, kelime oyunu, ironi ve toplumsal önyargıları görünür kılma amacıyla söylendiğini anlattı. Cumhurbaşkanı’na yönelik “diktatör” ifadesi için “Diktatör kelimesi siyasal bir tespittir, kamuoyunda da sıkça tartışılan bir konudur” diyen Göktaş, dini değerlere ilişkin suçlamalar için de “Benim dini değerleri aşağılamak gibi bir kastım veya amacım bulunmamaktadır” ifadesini kullandı.
İşte savcının Göktaş’a sorduğu espriler ve Göktaş’ın yanıtları:
"Oruç tutan insanlar gergin olur"
CANLI BOMBA: “Hala korkuyorum, canlı bombalar ama en çok da oruç tutan canlı bombalardan korkuyorum çünkü normal canlı bombalardan Taksim’e, meydanlara kalabalık yerlere gitmeden kaçabilir. ya da ağzım merhaba diyor, sıfatım ilk üç kitapta iyiydi, dördüncüsünün çevirisi zayıf diyor” şeklinde söylem ile ne kastettiği ve “oruç tutma/tutmama” şeklinde neden bir ayrım yaptığı hususu soruldu:
DENİZ GÖKTAŞ: Ben tarafıma sormuş olduğunuz kısımda, sokağa çıkarken korktuğumdan bahsediyorum, ben psikoloji mezunu olduğum için toplumun korktuğu şeyleri mizahi yaklaşımla yaklaşılabilecek konulara çevirmeye çalışıyorum, tarafıma sormuş olduğunuz kısımda, sokakta bulunan canlı bomba olabilecek kişilerden toplumca korkulduğunu düşündüğüm ve ben de benzer çekinceler taşıdığım için bunu mizahi bir dille gösterimde sergiledim. Canlı bombalar arasında oruç tutup tutmamak şeklinde ayrım olmasının sebebi; kelime oyunu amaçlıdır. Ben oruç tutan insanlar uzun süre aç ve susuz kaldıkları için daha gergin olacaklarını düşünerek böyle bir şaka yaptım.
"Diktatör kelimesi siyasi bir tespittir"
DİKTATÖR SORUSU: “Biraz tatsız bir şey söyleyeceğim, ben Recep Tayyip Erdoğan’ı hiç sevmedim, hayatımda bir dakikam bile yok, hani görüşlerine katılmıyorum ama karizmatik bir lider. Boyu da uzunmuş işte bıyıkları nasıl hep aynı seviyede kesiyor falan hiç birini söylemedim, ama tatsız kısım şimdi gelecek ama iyisi ile kötüsü ile beraber bir yolcuğumuz var, ben 1994 de doğdum, o 1994’de İstanbul Belediye Başkanı oldu ve hayatının bütün önemli aşamalarına, kariyerindeki bütün ilerlemelere tanık olduk, komşum gibi, sevmediğim huysuz bir komşu, ama yine de merak edersin komşunun hayatını, bu gün ne yaptı, çöpünde ne var falan onun Recep Tayyip Erdoğan’ın utangaç bir diktatörden, kendi kimliği ile barışık bir diktatöre geçişi” şeklinde söylem ile ne kastettiği hususu soruldu.
DENİZ GÖKTAŞ: Diktatör kelimesi siyasal bir tespittir, kamuoyunda da sıkça tartışılan bir konudur, benim herhangi bir hakaret veya aşağılama kastım bu söylemde bulunmamaktadır.
KIR KABUKLARINI TAYYİP YA: Bizim başımıza gelenleri düşünmezseniz, bir birey için çok önemli bir ilerleme, işte o internette kişisel gelişim videolarını sadece iyi niyetli insanlar izlemiyor, bu adamlar da izliyor, belli ki bir gün, çok iyi bir video denk geldi ve dedi ki evet ya 30 yıldır niye kendini kısıtlıyorsun, toplum baskısı, milletin yazdığı metinler, anayasa falan, kendin ol ya, kendin ol, kır kabuklarını Tayyip ya” şeklindeki söylem ile ne kastettiği hususu soruldu.
DENİZ GÖKTAŞ: Cumhurbaşkanı hepimiz gibi kişisel gelişim videoları izlediğine ilişkin olarak yapılmış mizahi bir espridir. Bu söylemde herhangi bir aşağılama veya hakaret olduğunu düşünmüyorum.
RECEP TAYYİP ERDOĞAN’IN TERAPİSTİ OLSAM: “Keşke daha önce okusaydık ya da terapiye gidiyor olabilir. Kesin gidiyordur. Parası var, imkanı var, bende psikoloji mezunuyum, insan ister istemez hayal ediyor. Keşke Recep Tayyip Erdoğan’ın terapisti olabilsem diye işte. Ödemesi çok iyidir. Yıllar süreceği belli, yan hakları vardır falan, tam benlik meslek, ama bana yar etmezler o işi, kesin akrabalardan birini tutmuşlardır, para içeride kalsın diye, Albayrak, Bayraktar, Albayraktar yeni sürüm çıktıysa, çok iyi bir terapi süreci geçirmediği kesin ama...” şeklinde söylem ile ne kastettiği hususu soruldu.
DENİZ GÖKTAŞ: Psikoloji mezunu olduğum için ve Cumhurbaşkanının stresli bir görev yaptığını düşündüğüm için kendisinin terapisti olabileceğime yönelik olarak gerçekleştirilmiş mizahi bir paylaşımdır, bir aşağılama veya hakaret kastı bulunmamaktadır, dedi.
DÖRDÜNCÜ KİTAP: “Ya da ağzım merhaba diyor, sıfatım ilk üç kitapta iyiydi, dördüncüsünün çevirisi zayıf diyor” şeklinde söylem ile ne kastettiği kitaplardan ve çeviriden kastının ne olduğu hususu soruldu.
DENİZ GÖKTAŞ: Bu söylemlerde, saçımın uzun olduğu dönemde insanların bana yönelik olumsuz önyargılı bakış açılarından bahsediyordum. Uzun saçlı halime bakan kişilerin ben bu tarz şeyler söylemesem de, söylediğimi varsaydıklarını, zaten şakanın içeriğinde belirtmiştim. Bu şakada kastım mealdir. Kitaptan kastedilen kutsal kitaplardır. 4. kitap olarak kastedilen ise Kuran-ı Kerim’dir. Benim bu şakada herhangi bir aşağılama kastım yoktur. Çeviriden kastım Kuran-ı Kerim’in mealine yönelik tartışmalar ile ilgilidir, dedi.
"Bu şakayı 100 bin kişiye yaptım, incinen birisini görmedim"
DOMUZ DA YEMEYİVERSİNLER: “Hatta dördüncü kitap favorim, bir çoğumuz gibi, imam oğlu okudu ise o da sevmiştir diye tahmin ediyorum, dört kitap arasında açık ara en iyisi o bence, açık ara en iyisi o bence. Bir kere çok iddialı bir çıkış 600’lü yıllarda bu son kitap demek, daha yeni yeni kitaplar çıkıyor zaten ya, ben 1200 yılında bir tane daha çıkar diye düşünürdüm, yazar içinde çok zor, aklına yeni bir fikir gelse son kitap dedik ya domuzda yemeyiversinler” şeklinde söylem ile ne kastettiği hususu soruldu.
DENİZ GÖKTAŞ: İnsanlar beni gördüklerinde dinden uzak bir insan olduğumu düşünüyorlar, ancak ben tarafıma okuduğunuz şekilde 4. kitabı sevdiğimi beyan ettim, bu söylemde 4. kitabın son kitap olduğuna yönelik teolojik espri amacım vardır, herhangi bir aşağılama kastım yoktur, ben benzer şakayı kelimesi kelimesine aynı şekilde 3. yıldır ülkenin farklı bölgelerinde stand-up gösterilerinde yapıyorum, yaklaşık 100.000 kişiye bu şakayı yapmışımdır ancak bu şakadan incinen herhangi birisini görmedim. Benim dini değerleri aşağılamak gibi bir kastım veya amacım bulunmamaktadır.
FETÖ PROJESİ: “Bir iki tane olumsuz yorum geldi, onlarda övgü gibi, FETÖ projesi demiş birisi, bu benim için övgü gibi bir şey” şeklinde söylem ile ne kastettiği hususu soruldu.
DENİZ GÖKTAŞ: Ben bu söylemi zaten gösteride de açıklıyorum, daha önce yayınlanan ilk gösterimin prodüksiyonunun iyi olması için çok çalışmıştım. Bu sebeple prodüksiyonu iyi olması nedeniyle bu gösterinin prodüksiyonun büyük olmasından ötürü FETÖ projesi olarak söylemde bulunulmasına yönelik bir şakadır.
"Haşemaya karşı ön yargılı olanları eleştirdim"
HAŞEMA VE DALGIÇLAR: “Bütün yılın stresini denize akıtacağım, tam böyle düşünürken denizin içinden bir kaç tane insan çıktı. Saçları görünmüyor, bütün vücutlarını kaplayan siyah bir kıyafet, ben kimin hangi kıyafetle denize gireceğine karışacak değilim ama bu görüntüye de yıllardır alışamadım. Siktiğimin dalgıçları gerçekten gerçekten nefret ediyorum, boşa alkışlamayın sizi de tanımış olduk, testi geçemediniz, Harbiye isminin hakkını verdik, Deniz Baykal ölmedi, bilinç altınızda yaşıyor. Burayı anlatmayı çok seviyorum, çünkü anlatmaya başladığımda seyircinin çoğunluğu tatlı insanlar, aşırı geriliyorlar, hayır hayır hayır ama bir kaç kişinin de gözü parlamaya başlıyor evet ya 20 yıldır niye kimse bundan bahsetmiyor, konuş be çocuk, su tutmuyor mu? su tutmuyor mu bu? bu şaka değil, bu arada gerçekten dalgıçlardan nefret ediyorum” şeklinde söylem ile ne kastettiği, eğer gerçekten dalgıçlardan bahsetmiş ise 20 yıldır kimse bundan bahsetmiyor şeklinde söylemler ile ilgili olarak neyi kastettiği sorulmuştur.
DENİZ GÖKTAŞ: Burada ben haşema ile denize giren insanlara karşı gösterilen ön yargıya yönelik eleştiride bulunuyorum, hatta söylemin tamamını incelerseniz, haşema ile denize giren insanlara karşı ön yargılı olan insanları eleştiriyorum, söylemde “siktiğimin dalgıçları” diyerek seyirciyi ters köşeye düşürüyorum, söylemin başında seyirci benim haşema giyerek denize giren insanlar ile ilgili konuşacağımı sanıyor, ancak ben konuyu dalgıçlara getirerek seyirciyi kendi ön yargısı ile yüzleştirerek eleştirel bir gösteri sergiliyorum, zaten söylemin devamında da “Harbiye testi geçemediniz” diyerek kastımın seyircinin ön yargısını sergilemek olduğunu belli ettiğimi düşünüyorum, dedi.
TANRININ OLMAYABİLECEĞİ: “Kurban ben de hiç oturmamıştı, inanmadım köye gidene kadar, sonra bir gittim, gerçekten danayı bağlamışlar, dedemin elinde bıçaklar var, bileğliyor, dedemi ikna etmeye çalıştım, dede senin böyle huyların yok, biz seni seviyoruz, biliyoruz, istersen kafa kesersin, gerek yok, hatırlıyorum ya. Beni, anlat onlara tanrının olmayabileceğini söyle, varsa bile bütün bunlara hiç gerek olmadığını söyle” şeklinde söylem ile ne kastettiği hususu soruldu.
DENİZ GÖKTAŞ: Seküler büyütülen bir çocuğun kurbanda karşılaştığı zaman yaşadığına ilişkin bir espridir, bu söylemde herhangi bir aşağılama kastı bulunmamaktadır. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum, benim dini değerleri, toplumun bir kesimini aşağılamak veya Cumhurbaşkanına hakaret etmek gibi bir kastım yoktur. Gösteride de öyle anlaşılabilecek veya bu anlama gelebilecek bir söylem olduğunu düşünmüyorum. İfademe ekleyeceğim başkaca bir husus yoktur, dedi.
Avukatlar: Tek delil video, tutuklamanın hukuki temeli yok
Komedyen Deniz Göktaş’ın ifade tutanağına yansıyan avukat beyanlarında, Göktaş’ın sözlerinin hakaret ya da dini değerleri aşağılama kapsamında değerlendirilemeyeceği, gösterinin mizah bağlamı içinde ele alınması gerektiği vurgulandı. Müdafiler, “Bu olaydaki tek delil video kaydıdır, bunun da çözümü dosyanın içerisindedir; dolayısıyla delil karartma ihtimali yoktur” diyerek Göktaş’ın serbest bırakılmasını talep etti.
Komedyen Deniz Göktaş’ın gözaltı sürecine ilişkin ifade tutanağında, müdafilerin yaptığı savunma dikkat çekti. Avukatlar, Göktaş’ın Cumhurbaşkanı’na hakaret ve dini değerleri aşağılama suçlamalarıyla karşı karşıya bırakılmasının hukuken dayanaksız olduğunu belirtti.
Savunmada, Cumhurbaşkanı’na yönelik “diktatör” ifadesinin tek başına hakaret sayılamayacağı, bunun “otoriter, liberal, demokrat” gibi siyasal bir tespit niteliğinde olduğu ifade edildi. Müdafiler, Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin çeşitli kararlarında “diktatör” ifadesinin demokratik toplumda ağır eleştiri kapsamında değerlendirilebileceğinin kabul edildiğini belirtti.
Avukatlar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçmişte kendisine yöneltilen “Diktatör müsünüz?” sorularına yanıt verdiğini hatırlatarak, bugün aksi yönde bir değerlendirme yapılmasının tartışmalı olacağını söyledi.
Savunmada, Göktaş’ın “terapi” göndermesinin de hakaret değil, basit bir şaka olduğu belirtildi. Avukatlar, “Terapi almak ayıp, günah, sakıncalı bir şey değildir. Cumhurbaşkanı çok yoğun çalışan, stres altındaki bir devlet yöneticisidir ve pekâlâ terapi alabilir” değerlendirmesinde bulundu.
Dini değerleri aşağılama suçlamasına da yanıt veren müdafiler, bu suçun CMK 100/4 uyarınca tutuklama kararı verilebilecek suçlardan olmadığını savundu. Avukatlara göre suçun oluşabilmesi için hem aşağılayıcı bir eylem hem de kamu barışını bozmaya elverişlilik şartı bulunuyor.
Savunmada, Göktaş’ın Kur’an-ı Kerim’e ilişkin sözlerinde tahkir edici bir ifade bulunmadığı, aksine Kur’an-ı Kerim’i “en iyi kitap” olarak nitelendirdiği belirtildi. “Çeviride sorun var” ifadesinin ise 1400 yıldır süren meal ve tefsir tartışmalarına gönderme yaptığı kaydedildi.
Avukatlar, söz konusu gösterinin 2023 yılının Ekim ayından bu yana 198 kez sahnelendiğini ve bugüne kadar hiçbir gösteride ya da sonrasında Göktaş’a yönelik bir tepki oluşmadığını belirtti. Gösterinin Mersin, Adana, Artvin ve Trabzon gibi farklı şehirlerde sahnelendiği hatırlatılarak, kamu barışını bozma şartının somut olayda gerçekleşmediği ifade edildi.
Savunmada, “canlı bomba” bölümünün Ramazan aylarında oruç tutan insanların kan şekerinin düşmesine bağlı kavgalara yapılan mizahi bir gönderme olduğu; “dalgıç” bölümünün ise haşema giyenleri değil, haşema giyenlere önyargıyla yaklaşan seküler kesimi hedef aldığı belirtildi.
Müdafiler, “Müvekkil burada haşema giyenleri değil, haşema giyenleri ayıplayanları ayıplamaktadır” dedi.
“FETÖ/prodüksiyon” bölümüne ilişkin de bunun FETÖ’ye övgü değil, örgütün “kurgu yapma” özelliğine yönelik bir ironi olduğu savunuldu. Avukatlar, bu bölümden FETÖ’ye övgü sonucu çıkarılmasının “hayal gücünü zorlamak” anlamına geldiğini ifade etti.
Göktaş’ın hakkında soruşturma açıldığını bilmesine rağmen yurt dışından Türkiye’ye döndüğü belirtilen savunmada, bu durumun kaçma şüphesi bulunmadığını açıkça gösterdiği vurgulandı. Müdafiler, delillerin video kaydından ibaret olduğunu, bu kaydın çözümünün de dosyada bulunduğunu belirterek delil karartma ihtimalinin olmadığını kaydetti.
Avukatlar savunmalarını şu taleple tamamladı:
“Bu durumda müvekkilimizin tutuklanmasının hiçbir hukuki temeli bulunmamaktadır. Arz ettiğimiz gerekçelerle serbest bırakılmasını talep ediyoruz.”
Kaynak: Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.


