IŞiD'in kadınları 1- Devlet memuriyetinden IŞİD’e: Sınırı geçen kadınların hikâyesi
HALE GÖNÜLTAŞ
Kısa Dalga — Sınırın ötesine, bilinmezliğe ve karanlık bir rüyaya doğru yola çıkan kadınların hikâyesi… Kimi kocasının peşinden sürüklendi, kimi ise kendi içindeki boşluğu katı kuralların gölgesinde doldurabileceğine inandı. Dışarıdan bakıldığında yalnızca “eşlerine boyun eğen pasif kadınlar” olarak görülseler de aslında birçoğu bu tehlikeli yolculuğun başrolündeydi.
Ankara’nın köklü okullarından mezun, bir kamu kuruluşunda memur olarak çalışan Derya, iş çıkışı gittiği Arapça kursunda Serhat ile tanıştı. Aralarında duygusal bir bağ oluştu. Serhat, örgütün topraklarını kaybetmeye başladığı 2017 yılında “cihat” için Suriye’ye gitti. Ardından da Derya... 2024 yılı Nisan ayına kadar IŞİD’de kaldı. Türkiye’de ailesinin tuttuğu avukatın telkiniyle kaçakçılar aracılığıyla Azez’deki Türk güvenlik güçlerine teslim oldu. Etkin pişmanlıktan yararlandı. Şu anda cezaevinde.
Betül ise 2018 yılında Antalya’da lise öğrencisiyken internet üzerinden tanıştığı Mahmut isimli Türkiye vatandaşının çağrısıyla Reyhanlı üzerinden Suriye’ye gitti. Örgütün keskin nişancılarından Mahmut ile birlikteliğinden bir çocuk dünyaya getirdi. Kendi ailesini “kâfir” ilan etti, boyundan büyük uzun namlulu silahlarla fotoğraflar çektirdi. Betül geçen yıl ailesinin talebi ve bir insani yardım kuruluşunun girişimleriyle Türkiye’ye getirildi. Etkin pişmanlıktan yararlanan Betül, geçtiğimiz aylarda denetimli serbestlikle tahliye oldu.
Kim bu kadınlar?
IŞİD’e katılan kadınlar kamuoyunda genellikle “ataerkil yapı içinde yalnızca ev işleriyle ilgilenen pasif figürler” olarak algılansa da IŞİD’e gidip dönen kadınlarla yaptığım mülakatlar, yargılama belgelerinde yer alan istihbarat bilgileri, kadınların ifadeleri ve dosyalardaki görseller bu kadınların örgütün cihat planlarında aktif birer öncü olduğunu ortaya koyuyor.
Örgütün El Kaide ve El Nusra’dan evrilerek IŞİD’e dönüştüğü süreçte binlerce kadın örgüt saflarına katıldı. Kadınlardan kimi eşleriyle birlikte hareket ederken, kimi de kendi iradesiyle sınırları geçti. Ankara’da yürütülen çalışmalar kapsamında, HTŞ (Heyet Tahrir el Şam) denetimindeki Kuzey Suriye kamplarında tutulan kadınların Türkiye’ye getirilmesi ve rehabilitasyonlarına yönelik çalışmalar sürerken, Türkiye’den IŞİD’e katılan kadınların motivasyonlarını, temel silah eğitimlerini, örgütteki rollerini ve IŞİD’in kadınlara yönelik değişen politikalarını mercek altına aldık.
Betül, devlet memuruyken IŞİD’e katıldı
Bugün örgüte kendi iradeleriyle katılan ve yine kendi iradeleriyle dönme kararı veren Derya ve Betül’ün cihada katılma motivasyonlarını ve Suriye’deki günlük yaşamlarını dava dosyalarından aktaracağız.
(Güvenlikleri nedeniyle kadın militanların isimleri değiştirildi.) Derya 2016 yılında Ankara’da kritik bir bakanlığa bağlı bir genel müdürlükte memur olarak çalışırken eşinden boşandı. Evliliğinin son yılında yeniden üniversite sınavına girdi ve bu kez ilahiyat fakültesini kazandı. Memuriyeti devam ederken akşamları gittiği Arapça kursunda Serhat ile tanıştı. Aralarında duygusal bir bağ oluştu. Serhat 2017 yılında örgütün kalesi olarak bilinen Rakka’nın kaybedilmesinin hemen ardından IŞİD’e katılmak üzere kaçak yollarla Suriye’ye gitti. Derya’nın terör şubesi tarafından alınan ilk ifadesine göre bilgisayar yazılımcısı olan Serhat, Murat Gezenler’in oğlu ile çok yakın arkadaştı. Gaziantep üzerinden Suriye’ye gitti. Suriye’ye gittikten sonra Derya ile telefon görüşmeleri devam etti.
Derya, ifadesinde Suriye’ye gitme sürecini şu sözlerle anlattı:
“Serhat Suriye’ye gittikten sonra görüşmemiz sürdü. Ben Ankara’daydım. Memuriyetim devam ediyordu. Eşimi Suriye’ye gitmemesi konusunda uyardım. Bir gün WhatsApp üzerinden aradı. ‘Yerimizi ayarladım. Seni de getireceğim. Bulunduğum yerde sıkıntı yok’ dedi. İlk eşimden ayrılmıştım. Ondan bir de çocuğum vardı. Annem ve babam da boşanmışlardı. Çok boşluktaydım. Kimseden destek göremedim. Boşluğa düştüm. Ben de gitmeyi kabul ettim.”
“Reyhanlı’da sivil polislerce gözaltına alındım”
Derya, terör şube ifadesinde şunları anlattı:
“Otogara gidip bilet aldım. Şehirlerarası otobüsle Hatay Reyhanlı’ya gittim. Reyhanlı otogarında bir Suriyeli mülteci beni karşıladı. Eşim mültecinin ismini söylemişti. Eşi Aişa ile birlikte gelmişlerdi. Onlar beni aldı. Sonra sivil polisler otogardan çıkmadan yanımıza geldi. Bana sorular sordular. Sonra bizi alıp karakola götürdüler. Bana ‘Bu kişi ile ne işin var? Neden buraya geldin?’ gibi sorular sordular. Ben de ‘Arkadaşımın eşi’ dedim. ‘Onları ziyarete geldim’ dedim. Polis sonra beni bıraktı.”
Derya, iki gün bu kişilerde kaldığını ve ardından sınıra yakın bir köye götürüldüğünü anlattı. Oradan bir grupla Suriye’ye geçti. Suriyeli bir aile tarafından karşılandı ve onların evine götürüldü. Daha sonra eşi gelip onu aldı. İki hafta boyunca kadınların kaldığı bir “makar”da kaldı. Bu süreçte telefonları alındı ve ailesiyle irtibatı kesildi.
İdlip’te Türkçe dersleri verdi
İki hafta sonra eşi bir ev ayarladı ve birlikte yaşamaya başladılar. Hama’nın Lec bölgesinde yaşadıkları sırada hamile kaldı. Erkeklerin başka bir bölgeye gitmesinin ardından kadınlarla birlikte İdlib’e götürüldüler. İdlib’de Zeynep isimli bir kadınla aynı evde kaldı ve burada doğum yaptı.
Zeynep’in eşi bir gün İdlib’e gelerek Derya’nın eşinin mayın patlaması sonucu öldüğünü söyledi. Derya eşinin cenazesini hiç görmedi. Daha sonra Zeynep’in eşi de öldü. Derya çocuğuyla birlikte İdlib merkezine geçti. Bu bölgede İngiliz kadınlara ve çocuklara Türkçe dersi verdi. “Türkiye’ye dönmek istedim. Ama eşimin ailesinin çocuğu benden alabileceği korkusuyla dönemedim. Deprem olduğunda (6 Şubat 2023) artık kesin olarak Türkiye’ye dönmeye karar verdim.”
İdlib’den çocuğuyla Azez’e geçti
Derya 2024 yılı Nisan ayında Türkiye’den bir avukatla anlaştı. Avukatının telkiniyle bölgedeki kaçakçılardan yardım alarak Azez’e ulaştı. O dönemde Azez’de görev yapan Türk güvenlik güçlerine teslim oldu. İlk sorgusu burada yapıldı. Çocuğuyla birlikte Türkiye’ye getirildi. Etkin pişmanlık yasasından yararlandı. Terör örgütü üyeliğinden tutuklandı. Halen cezaevinde bulunuyor ve önümüzdeki aylarda denetimli serbestlikle tahliye edilmesi bekleniyor.
Lise öğrencisi Betül nasıl radikalleşti?
Betül de 2018 yılında Antalya’da lise öğrencisiyken internet üzerinden tanıştığı Mahmut isimli Türkiye vatandaşının çağrısıyla Reyhanlı üzerinden Suriye’ye gitti. Betül, terör şubede verdiği ifadesinde IŞİD’e katılmasını şu sözlerle anlattı:
“Annem ve babam boşanma aşamasındaydı. Lisedeydim. Aile içinde çok ağır sıkıntılar yaşıyorduk. Çok ağır psikolojik süreçlerden geçiyordum. İnternet üzerinden eşim Mahmut ile tanıştık. Bana oraya gitmemi, gidersem mutlu olacağımı, ailemden ve sıkıntılardan kurtulabileceğimi söyledi. O kadar ağır bir bunalımdaydım ki, bırakın eşimi, 50-60 yaşındaki bir adam da bana ‘gel’ dese, kaçıp giderdim. Ailemin beni bulamayacağı bir yere kaçmak istedim. Örgüte katılmak için değil, ailemden kurtulmak için Suriye’ye gittim.”
Betül otobüs biletini nasıl aldı? Yolda hiç kimlik araması yapılmadı mı?
Betül’ün ifadesine göre eşi Mahmut örgütte “sniper” (keskin nişancı) olarak görev yapıyordu. Betül’ün kaybolduğunun fark edilmesi üzerine ailesi güvenlik güçleriyle temasa geçti. Yapılan incelemede Betül’ün başkası adına alınmış bir otobüs biletiyle Hatay Reyhanlı’ya gittiği tespit edildi. Aynı süreçte Betül, Suriye hattından ablasını arayarak İdlib’de olduğunu bildirdi. Aile Antalya’da komşuları olan Suriyeli bir aileden yardım istedi. Bu aile Suriye’de iletişim kurabilecekleri bir kişi ve telefon numarası verdi.
Söz konusu kişi, ailenin yardım talebine iki gün içinde yanıt verdi ve kızlarını getirebilmek için vekâletname istedi. Ancak aile bu talebi kabul etmedi. Aile daha sonra İHH’de çalışan uzak akrabaları Nevin ile temasa geçti. İfade tutanaklarına göre Nevin, aileye gönderdiği mesajda şunları söyledi: “Kız İdlib’teymiş, yeni evlenmiş. Eve yerleşince ailesini aramayı düşünüyormuş. Durumu iyiymiş. Nikahta veli istediklerinde ‘ailem kâfir’ demiş, böylece evlenebilmiş.”
“Atış eğitimi aldım”
İlerleyen süreçte Betül ablasıyla yeniden temas kurdu ve güvenli bir bölgede olduğunu söyledi. Aynı görüşmede eline aldığı tabancayı göstererek “Eşim nöbete gittiğinde kendimi bununla koruyorum. Ben de atış eğitimi aldım” dedi.
Betül’ün annesi, babası ve ablasıyla yaptığı yazışmalar ile elinde kalaşnikofla çekilmiş fotoğrafları da dava dosyasında yer aldı. Yazışmalarında ailesini “kâfir” olmakla suçladığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türk devletine yönelik ağır ifadeler kullandığı da dosyaya yansıdı.
Betül’ün eşi 2020 yılında Kürt güçleri tarafından yakalanarak Kuzey Suriye’deki bir hapishaneye konuldu. Betül ise ailesinin girişimleriyle Türkiye’ye getirildiği 2023 Şubat (depremin hemen ardından) ayına kadar Suriye’de kaldı. İfade tutanaklarına göre Betül, Türkiye’ye dönmeye karar verdiğinde ailesinin temas kurduğu insani yardım görevlileri aracılığıyla Azez’e getirildi. Betül Azez’den Türkiye’ye getirildi. Yargılandı, etkin pişmanlıktan yararlandı ve hapis cezası aldı. Geçtiğimiz aylarda denetimli serbestlikle tahliye edildi.
Yarın: Türkiye’den IŞİD’e katılan kadınların motivasyonları, temel silah eğitimleri, örgütteki rolleri
Kaynak:Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.