Yozgat'ın 'Hükümet Kadın'ı
HASAN AKBAŞ | Yozgat’ın Kırımoluk köyünde, "Kadından muhtar olmaz" tepkilerine kulak asmayan Dilek Efe, Cumhuriyet tarihinin bölgedeki ilk kadın muhtarı... Susuz, yolsuz ve yalnız bırakılmış bir Alevi köyünün kaderini tek başına değiştiren Efe, işçilerle birlikte kilit taşı döşeyip köyüne medeniyet getirdi. Köylü, Efe'ye "Hükümet Kadın" lakabını taktı.
HASAN AKBAŞ
Sinema perdesinde Sermiyan Midyat’ın yazıp yönettiği, bir kasabanın bir kadın belediye başkanı ile değişen hikayesini anlatan “Hükümet Kadın” filmi, 2020’li yılların Yozgat’ında gerçek oldu. Yozgat Aydıncık ilçesine bağlı Kırımoluk, Malatya ve Çorum’dan göç almış bir Kürt-Alevi köyü. Yıllardır suyu ve yolu yoktu. Cumhuriyet tarihinden bu yana bir ilk yaşandı. “Kadından muhtar olmaz” tepkilerine rağmen, son yerel seçimde muhtar seçildi.
Yıllardır altyapı hizmetlerinden mahrum kalan, okulu kapatıldıktan sonra göç veren ve kış aylarında nüfusu 30’un altına kadar düşen köyün kaderi, ilkokul 5'inci sınıftan sonra maddi imkansızlıklar nedeniyle okuyamayan ve 17 yaşında evlenen 45 yaşındaki Dilek Efe’nin muhtar seçilmesiyle değişti.

Çocuklarını okuttuktan sonra köye kesin dönüş
Çocuklarının üniversite eğitimini tamamlamasının ardından 2018 yılında köye kesin dönüş yapan Dilek Efe, köyün susuzluğuna ve yolsuzluğuna çare bulmak için muhtar aday olmaya karar verdi.
İhtiyar heyetinde eşitlik
Geçtiğimiz yerel seçimlerde aday olan Efe, erkek bir rakibinin olduğunu ancak köydeki desteği arttıkça seçimlerden çekildiğini aktardı. Adaylığı sırasında seçmenlerinden “Yapamazsın”, “fakirsin”, “araban yok”, “kimse seni ciddiye almaz” gibi yorumlar aldığını ifade eden Efe, 28 seçmenden 25'inin oyunu alarak Aydıncık yöresinin ilk kadın muhtarı oldu. Yönetim kadrosunu da iki kadın ve iki erkek aza şeklinde eşitlikle kurdu.

“Cenazelerde ırmaktan tankerle su getiriyorduk”
Muhtar Dilek Efe, kendisini adaylığa iten süreci ve köyün eski halini şu sözlerle anlattı:
“Susuzluk, köyümüze hiçbir şey yapılmaması beni çok yaralıyordu. Şöyle düşünün, çağ atlıyoruz, her şey gelişiyor; ama bizim köyde ilkel koşullar hâkim. Hele ki cenazelerimizde suyun olmaması beni çok incitiyordu. Tankerler kiralanıp ırmaktan filtresiz su getiriyorduk cenazelerde ya da bahçe sulamak için. Evlerde su yoktu. Şehirlerden insanlar çocuklarını buraya zor getirirdi, 'evlerde su yok' diye... Bu hırs ile muhtar olmaya karar verdim.”
Adaylığını ilk açıkladığında destekten çok tepki gördüğünü söyleyen Efe, karşılaştığı önyargıları nasıl aştığını şöyle aktarıyor:
"Bana 'Kadından muhtar olmaz' diyerek karşı çıktılar. Bu tepkiler isteğimi bastırmaya çalışıyordu. Ama ben daha da hırslandım. Dedim 'Ben kadından muhtar oluyor muymuş olmuyor muymuş göstereceğim, o suyu köyümüze getireceğim.' Bu süreçte 'Arabası da yok, nasıl muhtarlık yapacak?' diyenler de oldu. Yine hırs yaptım, eski de olsa ayağımı yerden kesen bir araba aldım. İkna turlarına başladım; kadından belediye başkanı, kaymakam, polis, öğretmen, doktor oluyor da muhtar neden olmasın?"
"İşçilerle birlikte taş döşedim"
Muhtar seçildiği gün hemen su için dilekçe yazıp kaymakamlığa giden Efe, komşu köyün deposundan hat çekerek köye içme suyu getirdi. Ardından komşu köylere kadar yapılıp Kırımoluk sınırında bırakılan asfalt yol için mücadele başlattı. Siyasetçilerin ve bürokratların kapısını aşındıran Efe, bütçe yetersizliğine karşı kilit taşı formülüyle köyün yollarını yaptırdı:
“Yol ve su yapılmaya başladığında öyle bir keyiflenmiştim ki sürekli çalışıyordum. İşçilerle birlikte çalıştım, taş döşedim, çıraklık yaptım, yetmedi yemek yaptım onlarla birlikte canhıraş çalıştım. Beni görenler bu çaba ve davranışlarımdan dolayı bana 'Hükümet Kadın' demeye başladılar. Yol ve su yaptık, köye gelişler de arttı. Şimdi şenlikler yapıyoruz, mahalli sanatçılarımız geliyor. Yıllar sonra köyümüze medeniyet geldi diye espriler yapılıyor. Köye su ve yol gelince eski, bakımsız evler sahipleri tarafından yenilendi. Hayvancılık yoktu, şimdi köyümüzün içinde keçiler dolaşıyor.”
Köyün cemevini onaran ve bir morg yaptıran Efe, bütçe yetersizliği nedeniyle inşaatı duran aşevi ve çocuk parkı projelerini tamamlamak için de destek bekliyor.

“Biz aleviyiz uğraşma yapmazlar, algısını kırdım”
Bölgede "Muhtar Hanım" olarak anılmaya başladığını ve protokolden de destek gördüğünü belirten Dilek Efe, bu başarının köylünün üzerindeki psikolojik etkisini şu sözlerle vurguluyor:
"Yıllar sonra köyümüzde cem yaptık. İnsanlar şehirlerden otobüslerle, kendi araçlarıyla gelip ibadetine katıldı. Bir yol, bir su köye yeniden bağladı herkesi. Bir gururum da şudur; bir Alevi köyüne su geldi, yol geldi ve bunu da Alevi bir kadın muhtar sağladı. Tevazu sahibi olmak lazım ama bu gururu içimde tutamıyorum. Bu çabalarım sonrası şu algı da kırıldı: 'Biz Aleviyiz uğraşma yapmazlar, olmaz' denilen algı yıkıldı. Değersizlik hissi yerine 'bize de değer veriliyor' algısı yerleşti."
“Bu çağda telefon çekmiyor, utanç verici”
Köyün altyapı sorunlarını büyük ölçüde çözen Efe'nin hedefindeki en büyük sorun ise telefon şebekesi. Teknolojinin bu kadar geliştiği bir dönemde köyde telefonların çekmemesine ve internet olmamasına tepki gösteren Efe, yetkililere şöyle sesleniyor:
“Köyün yüksek tepelerine çıkıp iniyor insanlar, telefonla konuşmak için. Bu sorunun neden çözülemediğini anlamış değilim. Dilekçeler verdik, başvurular yaptık ama hala bu sorun çözülmedi. 'Alevi köyü olduğumuz için mi umursanmıyoruz?' demeden edemiyoruz. Bu sorunun da bir an önce çözülmesini istiyoruz. İletişim çağında bu durum gerçekten utanç verici.”

Siyasetçilerin köylüyü unuttuğunu da sözlerine ekleyen Muhtar Dilek Efe, köyün girişindeki solmuş parti bayrağını işaret etti:
"Siyasetçiler, yetkililer buraya gelip gitmiyor, köylünün halini sormuyor. Mesela burası ağırlıkla CHP seçmeni ama CHP’liler de gelmiyor. Sadece seçimden seçime geliyorlar. Köyün girişinde solmuş bir CHP bayrağı var, seçim zamanı asıldı... Seçim olunca gelir değiştirirler artık."
Efe, gelecek hedefleri için çalışmayı sürdüreceğini belirterek, hikayesinin tüm kadınlara da ilham olmasını ve kadınların artık yönetime katılmak dahil birçok konuda öne çıkması gerektiğini söyledi.
Hasan Akbaş, gazeteciliğe profesyonel olarak 2010 yılında Ankara'da Evrensel Gazetesi'nde başladı; 2015 yılından itibaren Diyarbakır'da devam etti. Sınır bölgelerinde ve dönemin çatışmalı il ve ilçelerinde habercilik yaptıktan bir süre sonra editör olarak çalışmaya devam ettiği Evrensel Gazetesi'nden Ekim 2017'de kendi isteğiyle ayrıldı. Bir süre serbest gazetecilik yaptı. 2019 yılında "yeni1mecra"nın kurucularından biri oldu. 2020-2023 yıllarında Halk TV'de hem haber merkezi hem web, video birimlerinde görev aldı, yöneticilik yaptı. Daha sonra Artı TV ve TELE1 televizyonunda web ve televizyon yayın editörlüğü görevlerini sürdürdü. Son olarak Flash Haber TV’de haber, web koordinatörü olarak görev aldı. Kanalın satılmasından sonra mesleğini tekrar serbest gazeteci olarak sürdürmeye başladı.
Kaynak: Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.
