Geçmişi Koklayabilir Miyiz? | Vedat Ozan ile koku, hafıza, çocukluk ve kandırılabilir duyular üzerine
Yeryüzü Notları’nda Alin Ozinian’ın konuğu, Türkiye’de koku denince ilk akla gelen isimlerden koku uzmanı ve yazar Vedat Ozan. Bu söyleşide kokunun hafızayla, çocuklukla, kayıpla, arzuyla ve pazarlamayla kurduğu şaşırtıcı bağı konuşuyoruz.
ALİN OZİNİAN
Dünyayı çoğunlukla gördüklerimiz ve duyduklarımızla hatırladığımızı sanırız: bir yüz, bir ev, eski bir fotoğraf, bir cümle… Oysa görüntülerden daha derin, daha sessiz ve çoğu zaman daha sarsıcı bir arşivimiz daha var: koku.
Bazen bir sabun, bazen yağmur sonrası toprak, bazen bir okul yemekhanesi ya da bir sevgilinin parfümü bizi hiç beklemediğimiz bir zamana götürebilir. Üstelik yalnızca kokuyu değil, o kokuyu ilk duyduğumuz anda kim olduğumuzu da hatırlarız.
PODCASTİ DİNLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ
Vedat Ozan’a göre koku, diğer duyulardan farklı çalışır; çünkü zihinsel süzgeçlerden daha az geçerek doğrudan duygu ve hafıza merkezlerimize ulaşır. Bu yüzden hem güçlü bir hatırlama aracıdır hem de güçlü bir manipülasyon alanı.
Koku neden hafızayı bu kadar güçlü tetikler?
Alin Ozinian: Koku ile hafıza arasında nasıl bir bağlantı var?
Vedat Ozan: Koku ile hafıza arasında çok güçlü bir bağlantı var. Aslında bütün duyuların hafızayla ilişkisi var; ama koku biraz farklılaşıyor. Diğer duyulardan gelen uyarılar bellek ve duygu durumunu işleyen limbik sisteme ulaşmadan önce çeşitli bilişsel süreçlerden geçer. Koku ise neredeyse doğrudan oraya gider.
Vedat Ozan: Bunu şöyle düşünebiliriz: Bir apartmanda kapı görevlisi vardır; kargolar önce ona gelir, sonra katlara dağıtılır. Diğer duyular biraz böyledir. Koku ise kapı görevlisine uğramadan, doğrudan kapınızı çalan kargo gibidir. Araya çok fazla bilişsel süzgeç girmez. Bu nedenle koku üzerinde iradi kontrolümüz sınırlıdır. Koku bizi bir zaman yolculuğuna çıkarır ama elimize de duygu dolu bir bavul verir.
Alin Ozinian: O zaman kokuyu yorumlama imkanımız, görsel ya da işitsel hafızaya göre daha mı sınırlı?
Vedat Ozan: İlk karşılaşma anı çok belirleyicidir. Bir kokuyla ilk kez karşılaştığımızda ona taktığımız duygusal etiket çoğu zaman silinmez. Beş yıl sonra da, elli beş yıl sonra da o kokuyu ilk duyduğumuz andaki duyguyla hatırlarız. Görsellikte bir çerçeve vardır; tabloyu, evi, perdeyi tek tek algılarız. Kokuda ise kendimizi bir anda duygunun içinde buluruz.
Kokular her zaman doğruyu söylemez
Alin Ozinian: Çocukluğumdan bir koku hatırlıyorum: Anaokulumun yemekhanesinin kokusu. İstanbul’da bazı ev yemeği lokantalarına girince aynı koku beni hemen oraya götürüyor. “Kokular hep doğruyu söylemez” derken kastettiğiniz bu mu?
Vedat Ozan: Bu da onun bir parçası. Ama asıl mesele şu: Koku çoğu zaman kaynağın kendisi değil, kaynağa ilişkin kimyasal bir temsildir. Ortada çilek varsa çilek kokusu vardır; ama bugün ortada çilek olmadan da çilek kokusu verebiliyoruz. Üstelik bu koku bizde aynı duyguyu uyandırabiliyor.
Vedat Ozan: Bir çilek satıcısının çileklerin üzerine çilek kokusu sıktığını görmüştüm. Üzerinde “kokulu ev çileği”, “tarla çileği” gibi ifadeler vardı. Doğal bir koku yoktu ama o koku sizi çocuklukta yediğiniz çileğe ya da başka bir hatıraya götürebiliyor. İşte burada koku bizi kandırabiliyor.
Alin Ozinian: Bu yalnızca mağazalarla ilgili değil, gündelik hayata ve hatta inanç sistemlerine kadar uzanıyor sanırım.
Vedat Ozan: Evet. Bugün “marka kokusu” diye konuşulan şey yeni değil. Bazı giyim markaları mağazalarını özel bir kokuyla kokulandırıyor, aynı kokuyu parfüm olarak satıyor, alışveriş paketlerine de o kokudan sıkıyor. Siz eve gidip paketi açtığınızda o koku artık markayı çağrıştırıyor.
Vedat Ozan: Ama inanç sistemlerinde de çok eski bir marka kokusu var. Hristiyanlıkta tütsü kokusunu düşünün. Hz. İsa doğduğunda götürülen hediyelerden ikisi kokulu reçinedir: mür ve günlük. Bugün kiliselerde duyulan tütsü kokusu, çocukluğunda bu kokuyu deneyimlemiş biri için doğrudan kiliseyi, ibadeti, kutsal mekânı çağrıştırabilir. Bir kokuyu duyduğunuzda yalnızca bir nesneyi değil, bir dünyayı hatırlarsınız.
Afrodizyak koku var mı?
Alin Ozinian: Afrodizyak etkisi yaptığı söylenen parfümler var. Bu da bir tür kandırıkçılık mı?
Vedat Ozan: Afrodizyak diye siyah-beyaz bir ayrım yok. Herkesin afrodizyakı kendine. Hepimizin geçmişinde belli kokularla karşılaştığımız anlar farklı. Birine yasemin cazip gelirken bir başkasına şeftali cazip gelebilir. Kokular kendi anlamlarıyla gelmezler; biz onlara anlam yükleriz.
Kokunun frekansı var mı?
Alin Ozinian: Bazı öğretilerde kokunun enerjisinden, frekansından söz ediliyor. Mesela gül kokusuna bizim toplumumuzda özel bir anlam yükleniyor. Bunun objektif bir etkisi var mı?
Vedat Ozan: Gül kokusunun Müslümanlıkta elbette bir anlamı var; Hazreti Peygamber’in terinin gül koktuğuna dair anlatılar var ve bu yüzden kutsiyet atfedilmiş durumda. Ama koku kimyasal bir duyudur. Frekans dediğimiz şey ise fiziksel bir durumdur. Kimyasal bir duyuyu fiziksel bir kavramla açıklayamayız. Kokularda “frekans” diye bir şey yok. İnanç ile bilim farklı alanlardır.
Kayıpların kokusu ve travmanın hafızası
Alin Ozinian: Kayıpların da kokusu var. Kaybettiğimiz bir evin, bir sevgilinin, bir dönemin kokusu var. Koku hafızası değiştirilebilir mi?
Vedat Ozan: Koku hafızanızda durur. Siz ona bir anlam yüklemişsinizdir. Sistemli ve sürekli bir çabayla o kokuya yüklenen anlam değiştirilebilir; ama bu kendiliğinden olmaz. Bu bir tedavi sürecidir ve bunu psikoloji ya da psikiyatri alanına hâkim uzmanların yürütmesi gerekir.
Vedat Ozan: Kamboçya’dan Amerika’ya göç eden bazı kişilerde sigara kokusunun panik atakları tetiklediği görülüyor. Terapi süreçlerinde bunun, Kızıl Kmerler döneminde köyler basıldığında yakılan cesetlerin kokusuyla ilişkili olduğu ortaya çıkıyor. O olaylardan önce sigara kokusu sadece sigara kokusuyken, sonrasında katliamın kokusuna dönüşmüş.
Vedat Ozan: Olumlu yönde de benzer bir şey olabilir. Rafta görüp hiç umursamadığınız bir parfüm, ilk aşkınızın üzerinde duyduğunuz anda artık aşkın kokusu olur. Parfüm olmaktan çıkar, başka bir anlama bağlanır.
İyi koku, kötü koku: Biyoloji mi kültür mü?
Alin Ozinian: Hangi kokudan hoşlanacağımıza, hangisinden tiksineceğimize bizden öncekiler mi karar veriyor? Toplum mu, kültür mü, biyoloji mi?
Vedat Ozan: Doğduğumuzda kokular konusunda büyük ölçüde boş bir sayfayız. Altı aylık bir bebek altı kirlendiğinde bundan rahatsız olmaz; siz burnunuzu kapatırsınız ama o rahatlamıştır. Rahatsızlık, tuvalet eğitimiyle birlikte başlar. Çocuğa “Bu her yerde yapılmaz” dersiniz. O kokunun anlamı böylece değişir.
Vedat Ozan: Ama biyolojik durumlar da var. Örneğin kişniş. Bazı insanlar kişnişi sabun gibi algılar; çünkü kişnişin doğal kimyasal yapısındaki bazı moleküller sabun ve temizlik ürünlerinde de bulunur. Bu algı genetik bir durumdur. Nüfusun büyük bölümü o molekülü kokunun toplamı içinden ayırıp algılamaz; onlar için kişnişte sorun yoktur.
Vedat Ozan: Bir de iki temel refleksimiz var. İlk kez karşılaştığımız bir kokuda genellikle iki adım geri çekiliriz; çünkü kaynağı tanımayız. Alışık olduğumuzdan çok daha güçlü gelen kokulardan da uzak dururuz. Doğal gaza eklenen koku bu yüzden çok güçlüdür; tehlikeyi fark edelim diye.
Kokulara alışır mıyız?
Alin Ozinian: Ben Gürcistan’da yaşarken kişnişi yıllarca yiyemedim ama sonra alıştım. Kokuya bir eşiğimiz mi var?
Vedat Ozan: Alışıyoruz. Buna adaptasyon diyoruz. Mutfağa girip soğan kavurduğunuzda ilk beş dakika kokuyu alırsınız, sonra artık yokmuş gibi gelir. Oysa koku hâlâ vardır; beyniniz artık onu değerlendirmez. Kişnişte de sürekli ve sistemli maruziyet olursa alışabilirsiniz. Ama buna gerek var mı, o ayrı mesele.
Parfüm seçerken kahve koklamak işe yarar mı?
Alin Ozinian: Parfüm mağazalarında çok koku denedikten sonra kahve koklatılır. “Burnu resetler” denir. Bu doğru mu?
Vedat Ozan: Hayır, doğru değil. Bu konuda yapılmış çalışmalar var; su, limon ve kahve arasında böyle bir fark yok. Kahve çok kuvvetli bir kokudur, hatta burnu bloke etme ihtimali bile vardır.
Vedat Ozan: Üç dört parfüm denedikten sonra kokuları ayırt edememeye başladıysanız burnu dinlendirmek gerekir. Mümkünse dışarı çıkıp temiz hava alın. Üzerinizde parfüm sıkılmamış bir yeri koklayın; gerçek reset kendi kokunuza dönmektir. Bir iki yudum su için; çünkü yalnızca burundan değil, genizden de koku alırız.
Parfüm: İhtiyaç mı, kandırmaca mı?
Alin Ozinian: Parfüm ne kadar önemli? Kendi hoşumuza giden parfümü seçtiğimizi sanıyoruz ama belki de sevmeye yönlendiriliyoruz. Biraz kendimizi mi kandırıyoruz?
Vedat Ozan: Parfüm biyolojik bir ihtiyaç değildir; parfüm kullanmadığı için ölen kimse yok. Ama psikolojik bir ihtiyaçtır. İnsanlar kendilerini onunla farklı hisseder. Yine de “kendi sevdiğimiz parfümü alıyoruz” ile “sevdiğimize inandırıldığımız parfümü alıyoruz” arasında gri bir alan var.
Vedat Ozan: Dünya üzerinde on milyonlarca insanın bir ay içinde aynı parfümü aniden sevmesi mümkün değil. Ama sosyal medya, trendler, kanaat önderleri ve pazarlama kampanyaları bazı kokuları öne çıkarıyor. Biz de o vagonun arkasına takılıyoruz.
Alin Ozinian: Ben yıllardır aynı parfümü kullanıyorum. Artık zor bulunuyor ve her seferinde “Neden yeni bir şey denemiyorsunuz?” diye soruyorlar.
Vedat Ozan: Çünkü tüketici sürekli yeni parfüm arayışına itiliyor. 1990 yılında uluslararası lansmanı yapılan parfüm sayısı 76’ydı. Geçen yıl bu sayı 9 bin civarına çıktı. 76 ile 9 bini karşılaştırınca nereden nereye geldiğimizi görüyoruz.
Kokularla mutlu olabilir miyiz?
Alin Ozinian: Bütün bunların biraz da mutluluk arayışıyla ilgisi var gibi. Kokularla mutluluğu bulabilir miyiz?
Vedat Ozan: İhtiyacımız var çünkü. Belki kokuların bizi kandırmasına bir süreliğine izin verebiliriz.
Alin Ozinian: Vedat Bey çok teşekkür ederim. Bugün kokuyu yalnızca güzel ya da kötü bir duyum olarak değil, hafızanın, çocukluğun, kaybın, arzunun ve manipülasyonun kapısı olarak konuştuk. Sanıyorum bu programdan sonra izleyicilerimiz bir koku aldıklarında artık biraz daha başka şeyler düşünecekler.
Kısa tanıtım metni
Yeryüzü Notları’nda Alin Ozinian’ın konuğu koku uzmanı ve yazar Vedat Ozan.
Kokular bizi neden bir anda çocukluğumuza götürür? Bir okul yemekhanesi, bir sevgilinin parfümü, bir kilise tütsüsü ya da yağmur sonrası toprak kokusu hafızamızda nasıl bu kadar derin iz bırakır? Kokular gerçekten doğruyu mu söyler, yoksa bizi kandırabilir mi?
Bu bölümde Vedat Ozan ile kokunun hafızayla, çocuklukla, kayıpla, arzuyla ve pazarlamayla kurduğu bağı konuşuyoruz. Koku yalnızca bir duyum değil; kimi zaman geçmişe açılan bir kapı, kimi zaman da güçlü bir manipülasyon aracı.
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.
