Kızı tutuklanan muhtar Nejla Işık: Esra'yı tutuklayarak 'Akbelen meselesine dokunan yanar' diyorlar
Kısa Dalga - Türkiye çevre mücadelesinin simge isimlerinden Nejla Işık, 7 yıldır tek bir geri adım atmadan sürdürdükleri çevre mücadelesini ve yaşadıklarını anlattı.
Kızı Esra Işık tutuklandığında tek bir muhtarın bile geçmiş olsun diye aramamasının onu ne kadar üzdüğünü de, 7 yıl önce çobanlık yaptığı günlere olan özlemini de bizlerle paylaştı.
YK Enerji şirketinin 7 yılda bir avuç köylüye karşı verdiği mücadele, binlerce kişi olsa da gerçekten bir avuç kalsalar da sürüyor.
Podcasti dinlemek için tıklayınız
Nejla Işık “Kaybetsek bile onurumuzla kaybedeceğiz. Topraklarımız için her şeyi yapmadan pes etmemizi beklemesinler” diye konuşuyor
Muğla Milas Akbelen’de 7 yıldır süren bir direniş var. Akbelen tabelalarda Ekizköy olarak geçiyor. Milas’ın onlarca köyünden sadece bir tanesi olan bu köy, 7 yılda TOMA’ya, jandarmaya, gözaltıya, tutuklamaya ve çok sayıda kanun maddesine tanıştı.
Köyün muhtarı Nejla Işık, 4 kadın muhtardan bir tanesi, ancak diğer muhtarlar ve köylüler de kısa zaman önce Meclis’ten geçen Zeytinlik yasasına ve acele kamulaştırma kararına karşı çıktılar.
Limak-İçtaş ortaklığında kurulan YK Enerji bu bölgeden kömür çıkarmak istediğinde köylüler hem ormanlarına hem köylerine sahip çıkmak için bir direniş başlattı ve kampanya örgütledi. Türkiye’nin dört bir yanından yüzlerce çevre hakları savunucusu ve sivil toplum örgütü üyesi bu bölgeye geldi.
Şimdi bu mücadelede neredeyse yalnızlar ama vazgeçmiyorlar.
Siyasi partiler ve gönüllülerin ziyaretlerinden hemen sonra bölgede kalan köylü kadınların “yine herkes geldi, gitti. Kaldık mı biz bize…” sözleri de adeta bu mücadelenin geldiği noktayı anlatan bir söz.
“Hiçbir zaman umutsuzluğa düşmedik”
Mücadelenin simge isimlerinden biri Akbelen Muhtarı Nejla Işık, Kısal Dalga’ya bu 7 yılı anlattı.
“Tek mücadele eden yer şu anda burası. Bu kadar baskıya rağmen pes etmeyen, şirketin parasına tamah etmeyen, para cezalarına boyun eğmeyen, ne kadar kötüyü gösterseler de biz oradan bir ışık bulup bu davayı kazanacağız dedik. Hiçbir zaman umutsuzluğa düşmedik. Her şeye rağmen vazgeçmedik, bu yüzden Akbelen'den" diyor.
Her şey YK Enerji’nin topraklarını istemesiyle başladı. Ancak mezarını, aşını, toprağını, tek bir çakıl taşını vermeyeceğiz dediler. Köylüler topraklarını satmayınca şirket Akbelen Ormanı'na girdi. Nejla Işık şirketin ormana defalarca kesime girdiğini anlatıyor.
Aslında ormandan geriye pek bir ağaç kalmamış. Şirket de şirketin yanında duranlar da köylülerin orman yok edildikten sonra mücadeleyi bırakacağını düşünse de durum pek de öyle olmuyor. Ormana sahip olan, giden her ağacı için gözyaşı döken köylüler, o ağaçların hatırına da olsa bu kez kendi toprakları üzerinde ekip biçtikleri alan için mücadeleye devam ediyorlar.
Üç beş köylünün bu inadının bir gün biteceğini düşünenlerse yıllardır her geldiklerinde “Şirketlere verecek toprağımız yok” diyen köylüleri buluyor.
2019’dan 2026’ya kadar devam eden bu inat kolay kolay bitecek gibi görünmüyor.
Şirketin ormanlarını yok etmesinin “istediğiniz kadar direnin fark etmez” demek olduğunu anlatıyor Nejla Işık.
“Buna rağmen biz tekrar ayağa kalktık. Bizim bu ormanda tapularımız, yaşamımız, mezarlarımız var. Bizim mücadelemiz bir bütün” diyor.
“Bizim elimizde top tüfek yok, yüreğimizle savaşıyoruz”
Nejla Işık, kaybettiklerinin yanında kazandıklarının büyük olduğunu şu sözlerle anlatıyor:
“Bizi bir savaşın içerisindeyiz ve bu savaşta belki ormanımızı kaybettik ama köylü direnmeyi ve hakkına sahip çıkmayı öğrendi; zeytinlik yasasının ne olduğunu artık herkes biliyor. Bizim bu savaşta elimizde top, tüfek yok; biz yüreğimizi koyduk çünkü ortaya. Böyle savaşıyoruz. Çünkü savaşmadan bir şey kazanılmayacak, bunu biliyoruz.”
“Esra’yı tutuklayarak ‘Dokunan yanar’ diyorlar”
Mücadeleye ilk başladıkları zaman, yanlarında onlarca insanın bir şekilde püskürtüldüğünü anlatıyor Nejla Yıldız.
Kızı Esra’nın tutuklanmasının da bu yalnızlaştırmanın bir parçası olduğunu söylüyor:
“Şu an Esra’ya yapılan da zaten bu. Akbelen meselesine dokunan yanar diyorlar”
“Akbelen’de bozulan imajlarını düzeltmeye çalışıyorlar”
YK Enerji kendi internet sitesinde sıklıkla Milas köylerinin muhtarlarıyla fotoğraflar paylaşıyor. Hüsamlar isimli eski bir maden sahasında rehabilitasyon çalışması yaptıklarını ve alanı ağaçlandırdıklarını iddia ediyor.
Ağaçlandırma çalışmalarından bazı fotoğraflar olsa da Hüsamlar’da o ağaçların yeşerdiği, büyüdüğüne dair bir görüntü yok.
Bölgeden ne bir video ne de bir fotoğraf paylaşılmış. Nejla Işık bu çalışmanın Akbelen'de bozulan imajlarını düzeltmek için yapıldığını düşünüyor.
Işık, “Ancak bölgede çok sayıda eski ve yeni maden sahası olmasına rağmen bu alanların yeniden yeşerdiğini görmedik. Madem öyle, çağırın medyayı, çağırın köylüleri, biz de görelim” diyor.
12 senedir yapılmayanın Akbelen kesildikten sonra kamuoyunu etkilemek için yapıldığını söylüyor.
“Benim evladım alınmış, bir muhtar beni aramadı”
Nejla Işık ile birlikte bölge köylerinde 4 kadın muhtar var. “Ne erkek ne kadın, fark etmez, tek muhtar benim burada” diyor. Çünkü iktidar kanadı, şirketlerle poz veren o muhtarların köylüsüyle birlikte olmadığını öne sürüyor. “Bir otobüs köylüsüyle birlikte olan tek muhtar benim” diyor.
Kızı tutuklandığında kendisini tek bir muhtarın bile geçmiş olsun diye aramadığını söylüyor:
“Hepsi bir anne öncesinde, bu benim açımdan çok üzücü. Güçlünün yanında olmayı herkes seçer zaten ama zayıfın yanında olmak zor”
“Bodrum ayaklanıp buraya gelse bu durumda olmazdık”
Kendilerinin esas destek bekledikleri yerler bölge geneli. Muhtar Işık, Muğla'nın Milas ilçesi halkı, en çok da Bodrumlulara sitem ediyor.
Sebebi zaten o bölgeye giden suyun kaynağının kendi köylerinde olması.
Yani burada kesilecek veya zehirlenecek su kaynakları en çok da Bodrum’u etkileyecek. Ancak Işık, bölge halklarından destek göremediklerini anlatıyor:
“Bodrum bugün ayaklansa, kalksa, buraya gelse, Milas gelse, bugün bu durumda olmazdık biz zaten.”
“Çobanlık günlerimi özlüyorum”
“Benim koyunlarım vardı. Dağda, kırda, bayırda kitabımı alıp koyunlarımı otlatıyordum. O kadar çok özlüyorum ki” diye anlatıyor 7 yıl öncesini.
Ancak mücadelesinin tam da bunun için olduğunu vurgulayarak ve pes etmeyeceklerini de söyleyerek:
“Biz aynı biz değiliz. Bir değil, 10 üniversite bitirdik biz burada. Ben de kızım da Aytaç Yenge de… Kimse artık aynı kişi değil.
Biz kaybedeceksek de onurumuzla kaybedeceğiz.
Köyümüz için her şeyi yaptık diyeceğiz. Evladımızı aldılar, daha ne yapalım yani…
Köylüler sessizce başını öne eğip gitsin diyorlar ama hayır. Bir masa kurulsun, herkesi dinlesinler. Biz haklılığımızla buradayız. Bizim pes etmemizi bekleyenler var. Bize bir avuç köylü diye baktılar ama o bir avuç köylü nasıl kafa tuttu sana… Şimdi beklesinler bakalım.”
Kaynak:Haber merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.