Başar Başarır: Roman kahramanları daima yolcudur, zaman yolcusu, gönül yolcusu ya da zihin yolcusu…

BURAK SOYER |“Zaten roman kahramanları daima yolcudur. Zaman yolcusu. Gönül yolcusu. Ya da zihin yolcusu. Fark etmez. Bir serüven manasında söylemiyorum bunu, hayır. Değişimden, dönüşümden söz etmeye çalışıyorum.”

·

BURAK SOYER

Başar Başarır’ın yeni romanı “Beni Bir Temiz Dövseler”, kısa süre önce Can Yayınları etiketiyle okuyucuyla buluştu. KHK’yla işinden olan tarihçi bir akademisyen olan Feridun ve ailesi etrafında dönen roman, her biri Türkiye’de bir güruha denk gelen karakterleri, Sadun Boro, Nâzım Hikmet, Suavi Soner’le renklenen kurgusu, İstanbul’un bilinmeyene açılan kapılarıyla çatırdayan bir aile üzerinden üzerinde yaşadığımız ülkeye dair bir okuma sunuyor. Başar Başarır’la “Beni Bir Temiz Dövseler”i konuştuk.

Kitabın ismiyle başlamak isterim. Kim, ne yaptı da böyle bir temenniyi kendine reva gördü?

Feirdun’dan başka mı? Oooo. Çok kişi sayabilirim. Yolunu ve yönünü kaybeden, hayatta durduğu yeri yitiren, olduğundan ve/veya yaptığından memnun olmayan, ihanetinin farkında olan, yanlışın yanlış olduğunu bilen ama yine de o yanlışta ısrar eden, almayı hak görüp vermeyi beceremeyen, düşünemeyen, başkasının duygularına önem vermeyen, sadece kendisini önemseyen… Daha sayayım mı? Bu ve benzeri duygusal suç ve kabahatler yüzünden kendi kendini vicdan mahkemesinde mahkûm edip ceza kesen bütün gerçek ve potansiyel suçlular söz konusu temenninin nesnesi ve aynı zamanda öznesi olabilir.

basar-2

“Beni Bir Temiz Dövseler”i özellikle KHK’yla üniversiteden ihraç edilen bir karakter üzerine kurmanızın sebebi neydi?

Bu memlekette ne çok haksızlık yaşanıp unutuluyor; sonra biz, hepimiz, hiçbir şey olmamış, her şey yolundaymış gibi yürüyüp gidiyoruz, işimize gücümüze bakıyoruz, trenler, vapurlar, uçaklar öyle bir yukarı bir aşağı geçmeye devam ediyor.

Bazı şeyleri unutamıyorum ben. İçimden çıkmıyor bazı kareler. Öfke birikiyor. Yükseliyor, kabarıyor.

Yazarken bu öfke işime yarıyor doğrusu, beni motive ediyor, yola sokuyor. Ama işte bazen de böyle… Kısacası, mazi kalbimde yaradır.

Kitabın ana karakteri Feridun, Barış Akademisyenleri bildirisine imza attığı için KHK ile işinden atılmış bir tarihçi. “Ölüme meydan okuyan” kayınvalidesinin Feridun’a İstanbul’un geçmişe açılan kapılarından bahsetmesiyle beraber bir yolculuğa çıkan Feridun için bu maceranın bir anlamda kendini sorguladığı bir serüvene dönüştüğünü söylemek mümkün mü?

Elbette mümkün. Zaten roman kahramanları daima yolcudur. Zaman yolcusu. Gönül yolcusu. Ya da zihin yolcusu. Fark etmez. Bir serüven manasında söylemiyorum bunu, hayır.Değişimden, dönüşümden söz etmeye çalışıyorum.

Feridun’a gelirsek, mesleki hayatı siyasi bir kalem darbesiyle sonlandırılmış, işsiz ve güçsüz bırakılmış, bunu müteakip özel hayatı da sekteye uğramış, evde huzur kalmamış. Talihsiz bir adem oğlu bu Feridun. Oysa kişisel olarak büyük hevesleri var, mesleki ihtirasları var. Yani tarihçilik, akademisyenlik hayatında farkında olmadığı kadar büyük yer tutuyor. Ona yaşama gücü veriyor-muş. Yokluğunda anlaşılıyor bu, ya da anlaşılıyor demeyelim de, eksikliği olumsuzlara neden oluyor, diyelim. Feridun adına konuşmak istemem, çünkü nihayetinde romanı yazdım bitti, Feridun benden çıktı, kaderi ellerimde değil artık. Neyse bu öyle meslekten atılıp el elde, baş başta kalınca, karısı Elvan’ın eline bakma zorluğu, kayınvalidenin gagalamaları filan derken, arayıştan, araziye çıkıpbakınmaktan başka çıkar yol kalmıyor elinde. Acı gerçeklerden kaçıyor da diyebiliriz, ama demeyelim. Yazık Feridun’a.

Roman, İstanbul ve Roma hattında mekik dokuyor. Aynı zamanda da Sadun Boro, Nâzım Hikmet, Ali Suavi Sonar gibi karakterler de hikâyede, hatta direkt ailenin içinde kendilerine yer buluyor. Bunu yapmaktaki amacınız neydi?

Stratejik bir amaçtan söz edemem. Bu isimler biraz tesadüfen girdiler romana; öyle içimden geldi. Zaten tarihsel bağlama uygun fazla alternatif ünlümüz de yoktu. Öte yandan yazarken fark ettim ki gerçek hayattan çıkıp gelen bu ünlüler fantastik ögenin baskın olduğu metne inandırıcılık kattı. Okurun gözünde anlatılan hikâye ete kemiğe büründüsanki. Hesap etmediğim bir faydaydı bu, ancak yazdıktan sonra aydım duruma. Bu da ikincil bir kazanç sayılır. Kim demiş yazarak kazanılmıyor diye?

basar-kitap-kapak

Kitap aslında canlı ama bir o kadar çatırdayan bir aileyi ele alıyor. Feridun, Elvan, Ayhan, Nesrin, Hayret Hanım… Bu karakterlerin Türkiye’deki insan tipolojisinde farklı örneklere tekabül ettiğini düşünüyorum. Var mı böyle bir durum?

Roman kahramanlarım günümüzün yaşayan insanlarını çağrıştırdıysa size, eh, ne mutlu bana. Hayatın içinden tipler yaratıp onların gerçekliğine sizi inandırabilmişim demektir. Fakat unutmayalım ki bunlar en nihayetinde kurgudur. Yazarken ortaya çıkarılmış fantezilerdir. Belli bir kişi ya da zümreyi temsil etme iddiası taşımazlar. Kısacası: hayır, yok. Hepsini ben uydurdum.

Kitap ilerledikçe Türkiye’de yaşanan dönüşümlere de tanık oluyoruz. Bu kadar farklı konuyu, karakteri, hatta bazen türü bir araya getirmek zor olmadı mı?

Bu soruyu, müsaade edersiniz, inceden bir eleştiri olarak alıyorum. Haklısınız, ağırlık noktası akışkan bir metin çıktı ortaya. Bunu da çok planlamamıştım; okur için zahmetli, hatta fazla hareket nedeniyle kafa karıştırıcı olabilirbelki. Öte yandan yaşadığımız hayat, mahkûm olduğumuz düzen ve içinde bulunduğumuz çağ da böyle değil mi? Her şey çok hızlı ve üst üste. Yazarken tıpkı bir balıkçı gibi ağı geniş atınca hepsi gelip takılıyor. Temalar ve çelişkiler ardı ardına ortaya çıkıyor, insanın üzerinde tepiniyor. Devrimci tekel bayii, eşi tarafından aldatılan doktor hanım ya da karakolda yaşanan facialar... Bir yanda yapay zekâ, bir yanda kırpıntı yakılan teneke soba… Evet hepsi var. Ve hepsi Türkiye.

Sorunuza dönersek, hiç zor olmadı, bilakis. Gayet kolaylıkla topladım ekibi ve romanın en başında söylediğim gibi, yazarken çok eğlendim. Umarım okur da bu hissi paylaşır, kerevete birlikte çıkarız.

Kaynak: Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.