Prof. Dr. Burak Doğangün: Çocuk içindeki boşluğu şiddetle dolduruyor

Çocuk ve ergenlerde kimlik krizi, artan şiddet ve suça sürüklenme vakalarını değerlendiren Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Burak Doğangün, “Şiddet kartopu büyüyen, biriken bir süreçtir. Hepsinin temelinde görülme, sevilme ve ait olma ihtiyacı var. İlgi görmeyen çocuk yanlış yere ait olur” dedi. Dijital dünyanın çocukları sessizce suça çektiğini anlatan Prof. Dr. Doğangün çocuk ve ergenlerdeki ruhsal sorunları, kriz anında velilerin ne yapması gerektiği anlattı.

GÜLSEVEN ÖZKAN

Türkiye'de sayıları yarım milyona yaklaşan suç sürüklenen çocuklar yine gündemde. TBMM bünyesinde yürütülen çalışma kapsamında çocuk adalet sistemine ilişkin yeni bir yasal çerçevenin hazırlanması planlanıyor. Komisyon raporunun, düzenlemenin altyapısını oluşturması bekleniyor.

Taslakta cezai sorumluluk yaşının 10’a indirilmesi özellikle cinayet ve cinsel saldırı gibi ağır suçlarda ceza indirimlerinin daraltılması ve yaptırımların sertleştirilmesi öne çıkıyor. Küçük yaş grupları için ise hapis yerine kademeli ve onarıcı yaptırımların uygulanması gündemde.

Düzenleme yalnızca çocukları değil aileleri de kapsıyor. 16 yaş altındaki çocukların suça karışması durumunda ebeveynlere gözetim, evde bulundurma ve rehabilitasyon programlarına katılım gibi yükümlülükler getirilmesi, ihlal halinde para veya hapis cezası uygulanması değerlendiriliyor.

Öte yandan, komisyonun 607 çocukla yaptığı araştırma çocukların önemli bir kısmının işledikleri suçların sonuçlarını bilmediğini ortaya koydu. Katılımcıların yüzde 60’ı sonuçları bilseydi suçu işlemeyeceğini belirtirken yarıdan fazlasının eğitimle bağının zayıf olduğu ve şiddet deneyimlerinin yaygın olduğu tespit edildi.

Suça sürüklenen çocuklar için alınacak önlemler gündeme gelirken İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burak Doğangün Türkiye’de çocuk ve ergenleri etkileyen ruhsal sorunları, okulda artan şiddeti ve suça sürüklenen çocuklar konusunu ayrıntılı biçimde değerlendirdi. Dikkat eksikliği, akran zorbalığı, dijital riskler ve ailelerin rolü gibi birçok başlıkta bilgi veren Prof. Dr. Doğangün Kısa Dalga’nın sorularını yanıtladı.

Podcasti dinlemek için tıklayınız

Çocuk ve ergenlerde en sık görülen ruhsal sorunlar

Prof. Dr. Doğangün klinik gözlemlerine dayanarak son yıllarda çocuk ve ergenlerde bazı psikiyatrik tabloların öne çıktığını belirtti. Özellikle dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun en sık karşılaşılan durum olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Doğangün şu ifadeleri kullandı:

"Bir sendrom bozukluk olarak karşımıza çıkan hali dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu. Çocuklarda bunu sık görüyoruz."

Bunun yanı sıra otizm spektrum bozukluğu, kaygı bozuklukları, depresyon ve davranım bozukluklarının da yaygın olduğunu belirten Prof. Dr. Doğangün bu sorunların tek bir nedene bağlı olmadığını şöyle vurguladı:

“Bozuklukta birçok faktör rol oynuyor. Altta yatan genetik faktörler, nörobiyolojik hassasiyet, yatkınlık, çevresel faktörlerin tetiklemesiyle kişinin işlevselliğini bozuyor.”

"Çocuklar şiddeti yetişkinlerde görüyor, toplumdaki süreç etkili"

Okullarda şiddetin artmasına ilişkin soruyu yanıtlayan Prof. Dr. Doğangül, sorunun sadece bireysel değil toplumsal bir mesele olduğunun altını çizdi. Şiddetin “kümülatif” yani biriken bir süreç olduğunu belirterek "Sadece bireysel değil toplumsal bir mesele" dedi. Adalet sistemine değinen uzman, yargılama sürecinde çocuklara ağor cezalar verilmesinin sorunu çözmeyeceğini vurguladı.

"Toplumdaki genel gerginlik, artan rekabet ve ebeveynlerin yoğun stres altında olması çocuklara da yansıyor" diyen Prof. Dr. Doğangün'e göre çocuklar sorun çözme yöntemlerini çevrelerinden öğreniyor. Prof. Dr.Doğangün, “Bir problem olduğunda o problemi çözme yöntemi olarak yetişkinlerden agresyonu, öfkeyi, şiddeti görüyor" diye konuştu.

Akran zorbalığının temelinde güç dengesizliği ve öğrenilmiş davranış var

Akran zorbalığının basit bir çatışma olmadığını belirten Prof. Dr. Doğangün, zorbalığın üç temel unsuruna dikkat çekti. Prof. Dr. Doğangün, "Bilinçli olması, güç farkı içermesi ve süreklilik göstermesi" ifadelerini kullandı. Zorbalığın arkasında çoğu zaman aile içi modellerin etkili olduğunu söyleyen Prof. Dr. Doğangün, önemli bir noktaya da şöyle dikkat çekti:

“Akran zorbalığı yaşayan çocukların çoğunun daha sonra akran zorbalığı yaptığını görüyoruz. Bu bir çember gibi eğer tedavi edilmezse… Giderek büyüyen bir kartopu gibi etkisini daha da arttırabiliyor.”

Suça sürüklenen çocuklar ve görünmeyen nedenler

“Suça sürüklenen çocuk” kavramının tam olarak doğru anlaşılmadığını belirten Prof. Dr. Doğangün, bu ifadenin çocuğu aklamak anlamına gelmediğini aksine daha geniş bir bakış açısı sunduğunu söyledi: Çocukların suça sürüklenmesinde en önemli risk faktörlerini anlatan Prof. Dr. Doğangün şöyle dedi:

“Geçmişte travmaya uğramak. Madde kullanımı, ihmal ve istismar öyküsü olan çocuklar, okulu terk etmiş olanlar, bazı psikiyatrik rahatsızlıkları olması nedeniyle tedavi olmamış çocuklar...”

Suçun aile içinde normalleşmesi önemli risk olduğunu dile getiren Prof. Dr. Doğangün, “Eğer bir akrabanız, anneniz babanız suç işlediyse o suç durumu o çocuk için normal bir davranış kalıbına sahip oluyor" ifadelerini kullandı.

Suça sürüklenen çocukların ortak ihtiyacı: İlgi ve aidiyet

Prof. Dr. Doğangün suça sürüklenen bu çocukların temelinde çoğunlukla duygusal eksiklikler yattığını ifade etti. Prof. Dr. Doğangün, “Suça sürüklenen çocukların çoğunu kazıdığınızda arkasından en sık ilgi ihtiyacı çıkıyor, şefkat ihtiyacı çıkıyor, aidiyet ihtiyacı çıkıyor” dedi.

Bu durumun suç örgütleri tarafından da kullanıldığını belirten Prof. Dr. Doğangün, çocukların küçük adımlarla suça çekildiğini şöyle anlattı:

“Önce küçük suçtan başlıyor, sonra ufak ufak diğer tarafa çıkarıyorlar… Çocuk bir rütbe kazanıyor ve güçlü hissediyor kendisini.”

Yeni risk alanı dijital dünya

Dijital ortamların çocuklar için ciddi riskler barındırdığını vurgulayan Prof. Dr. Doğangün, özellikle oyunlar ve sosyal medya üzerinden suç örgütlerinin çocuklara ulaşabildiğini belirtti. “Oyunların içine sızmış durumda suç örgütleri, milyonlarca kişiyle aynı anda iletişim kurulabiliyor" diye konuştu.

Ekran kullanımının nörobiyolojik etkilerine de dikkat çeken Prof. Dr. Doğangün, “Uzun süre ekran karşısında kalan çocukların da hem dikkat fonksiyonları bozuluyor hem muhakeme kapasitesi bozuluyor, çok daha kolay öfkelenebiliyorlar" dedi.

Ergenlik ve kimlik krizi

Ergenliğin en temel sorusunun “ben kimim?” olduğunu belirten Prof. Dr. Doğangün bu dönemin yoğun bir kimlik arayışı içerdiğini söyledi.

“Ergenlik döneminin en önemli sorun ya da sorunsalı kimlik oluşturma" diyen Prof. Dr.Doğangün bu süreçte rol modellerin önemine dikkat çekti. Sosyal medya ve dizilerin bu rolü giderek daha fazla üstlendiğini “Bugün sosyal medya üzerinden, diziler üzerinden, birçok şey var. Özdeşim nesnesi" sözleriyle ifade etti.

Kimlik gelişiminin sağlıklı olmaması durumunda ciddi sonuçlar doğabileceğini vurgulayan uzman şu sözleri kullandı::

“Eğer kimlikle ilgili sorunlar çok yoğun olursa yaşamın değeri olmuyor. O zaman ölmek de öldürmek de daha kolay oluyor.”

Çözüm önerileri neler?

Prof. Dr. Doğangün, çocukların sağlıklı gelişimi için üç temel alana dikkat çekti. Eğitim, aile yapısı ve adalet sisteminin önemli olduğunu vurgulayarak, “Adaletin olmadığı bir yerde hiçbir meslek fonksiyonunu sürdüremez" diye konuştu.

Ailelere öneriler: Mutlu çocuk yetiştirmenin üç temel yolu

Ailelere yönelik önerilerinde Prof. Dr. Doğangün sihirli bir formül olmadığını ancak bazı temel noktaların önemli olduğunu şöyle özetledi:

1. Kaliteli uyku: “Çocuklar için 8-10 saat kaliteli uyku, dikkat fonksiyonları açısından çok önemli.”

2. Doğayla temas: “Çocuk günde yarım saat en azından doğayı deneyimlemeli.”

3. Fiziksel aktivite: “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur, spor çok önemli.”

Prof. Dr. Doğangün ebeveyn-çocuk iletişiminin de kritik olduğunu vurgulayarak “'Bir sorun yaşadığında gelip benimle konuşabilirsin...' Bu mesajı verebilmek çok önemli.” dedi.

Kaynak:Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.