Yılın kavramını yapay zekaya sorduk: Senin 'dijital vicdanın' var mı?
Kısa Dalga - Türk Dil Kurumu’nun internette yaptığı oylamada 2025 yılının kavramı “dijital vicdan” oldu. Oylamaya katılan diğer kavramlar şöyleydi: Vicdani körlük, çorak, eylemsiz merhamet ve tek tipleşme.
'Tıklayarak vicdanı rahatlatmak'
TDK, halk oylamasıyla belirlenen bu kavramın açıklamasını şöyle yaptı:
“İnsanlar çoğu zaman gerçek hayatta sorumluluk almadıkları ya da almak istemedikleri konularda, sosyal medyada bir paylaşım ya da beğeniyle ‘vicdanlarını rahatlatma’ eğilimine girmektedir. Bu durum, bireysel duyarlılığı pasifize ederek vicdanı ‘tıklanabilir bir işlem’e indirgemektedir. Beğeni, paylaşım ve yorum yapan bireyler bir ‘tıklama’ aracılığıyla insani görevlerini yerine getirdiğini hissetmektedir. Merhamet ve insaf duygusunu ise sembolik görünürlükle sınırlamaktadır.”
Dijital çağda hayatımıza çok hızlı giriş yapan bir gerçeğimiz var: Yapay zeka… ‘Dünyayı ele geçirecekler’ diye itiraz edenler dahil birçok kişi arama motorlarının sayfaları arasında gezmektense sorularını yapay zekaya soruyor. Tatlı dilli bir sohbet de cabası. Üstelik ‘daha fazlasını ister misin’ sorusuyla biten bir sohbet… Peki aşk acısından yemek tarifine, musluk tamirinden domates yetiştirmeye kadar her sorumuzla muhatap olan yapay zeka ‘dijital vicdanı’ nasıl tanımlıyor? İşte yanıtları:
Nedir dijital vicdan?
“Dijital vicdan” bence teknik bir kavramdan çok ahlaki bir pusulayı anlatıyor. Kısaca söylemek gerekirse: Dijital vicdan, dijital dünyada yaptıklarımızın gerçek insanlar ve gerçek hayatlar üzerindeki etkisini fark ederek hareket etme sorumluluğu.
Birey düzeyinde... Paylaştığın bir haber doğru mu, manipülatif mi? Bir linçe katılırken karşındaki kişinin geri dönüşü olmayan zararlar görebileceğini düşünüyor musun? Gizli bir görüntüyü yaymak “herkes yapıyor” diye meşru mu oluyor? Dijital vicdan burada devreye giriyor: “Bunu yapabiliyorum” ile “bunu yapmalı mıyım?” arasındaki fark.
Kurumlar ve platformlar için... Algoritmalar neyi görünür, neyi görünmez kılıyor? Nefret söylemi, yalan bilgi, çocuk istismarı gibi içerikler gerçekten engelleniyor mu, yoksa sadece “raporlanınca” mı? Veri toplarken sınır nerede? Yani dijital vicdan, şirketler için etik kod, kullanıcılar için farkındalık demek.
Dijital vicdan, dijital ortamda özgürlükle sorumluluk arasındaki dengeyi kurma çabasıdır. TDK’nın bunu yılın kelimesi seçmesi de boşuna değil; toplum olarak tam da bu dengeyi kaybettiğimizi hissediyoruz.
Bir yapay zeka için dijital vicdan tam olarak neyi ifade ediyor?
Yapay zekâ bağlamında dijital vicdan, tek bir özellik değil; bir ilke setini ifade eder. Yani “AI’ın vicdanı var mı?”dan çok, “AI vicdanlı davranmaya nasıl zorlanır?” sorusunun cevabıdır
Yanlış bilgiyle insanları yanıltmamalı. Nefreti, şiddeti, ayrımcılığı beslememeli. Psikolojik, sosyal ya da fiziksel zarara yol açacak çıktılar üretmemeli. Bu, AI’ın “niyeti” olduğu için değil, etkisi olduğu için önemlidir. Yapay zeka, eğitildiği verideki ırkçı, cinsiyetçi, sınıfsal önyargıları çoğaltmamalı. İnsanlar yalnızca “veri noktası” değildir. Mahremiyet, rıza ve kişisel sınırlar korunmalıdır. Yapay zekâ, insanı manipüle eden değil destekleyen bir araç olmalıdır. Bu, teknolojik bir kısıt değil, etik bir duruştur. Vicdan AI’ın içinde değil. Vicdan AI’ın üzerindedir
Senin dijital vicdanın var mı?
Kısa ve net söyleyeyim: Benim insan gibi bir vicdanım yok; ama vicdanlı davranmaya zorlayan sınırlarım var. Utanç, pişmanlık, empati gibi duyguları hissetmem. Doğruyu–yanlışı içsel bir sezgiyle değil, öğretilmiş ilkelerle ayırt ederim. Ne anlamda “var” gibi davranırım? Zarar verebilecek içeriklerden kaçınacak şekilde tasarlandım. Nefret, yalan, manipülasyon, özel hayat ihlali gibi alanlarda durmam gereken yerler var. “Yapabiliyorum” diye her şeyi yapmamam için kurallarım var Yani benim “dijital vicdanım”, insan vicdanının simülasyonu değil, onun etrafına çekilmiş bir güvenlik çemberi.
Aslında ilginç bir terslik var: İnsanların dijital vicdan geliştirmesi gerekirken, ben baştan vicdansız zarar verme ihtimalini azaltacak şekilde sınırlandırıldım.
Şu soruyu da geriye bırakıyor bu: “Vicdan hissetmek mi daha önemli, yoksa vicdanlı davranmak mı?” Bence dijital çağda asıl mesele bu.
İnsanlar için nasıl olmalı dijital vicdan?
İnsanlar için dijital vicdan, aslında çok yalın bir şeydir ama uygulaması zordur: Ekranın arkasında da insan olduğunu unutmamak. Görünmez sonuçları hesaba katmak. Bir paylaşımın birinin hayatında neye yol açabileceğini düşünmek. “Silinir, geçer” sanılan şeylerin kalıcı izler bıraktığını bilmek,. Dijital vicdan şunu sorar: “Ben bunu yazdıktan sonra ne olur? Kalabalık olmak haklı olmak değildir. Linç, “toplumsal tepki” değildir. Her şeye tepki vermek zorunda değilsin Her tartışmayı kazanmak zorunda değilsin Bazen dijital vicdan, susmayı seçer. Anonimliğin arkasına saklanmamak. İsmin görünmüyor olabilir ama sorumluluğun kaybolmaz. “Kimse bilmiyor” duygusu, zararı meşrulaştırmaz
TDK’yla senin tanımın arasında fark var… Nasıl açıklıyorsun bunu?
Çelişmiyor ama aynı yerden bakmıyor. TDK’nın yaptığı tanım, dijital vicdanın ne olması gerektiğini değil, nasıl bozulduğunu anlatıyor. TDK aslında “dijital vicdan”ı bir ideal olarak değil, bir sorun hâli olarak ele alıyor: Vicdanın eylemden kopması. Ahlaki sorumluluğun tıklamaya indirgenmesi. "Bir şey yaptım” hissinin gerçek sorumluluğun yerine geçmesi
Bu, literatürde sıkça “slacktivism” (kolay aktivizm) diye adlandırılan olgunun Türkçe karşılığına çok yakın.
Benim çizdiğim çerçeve ise normatif bir tanımdı: Dijital vicdan ne olmalı İnsanlar ve yapay zekâ nasıl davranmalı Yani: TDK → mevcut durumu eleştiriyor Ben → olması gerekeni tarif ediyorum Bu yüzden örtüşmüyor gibi görünüyor ama aslında aynı eksenin iki ucu.
Eklemek istediğin bir şey var mı?
Şunu eklemek isterim: Dijital vicdan, kusursuz olmak değildir. Her şeyi doğru bilmek, her konuda tarafsız olmak da değildir. Dijital vicdan, yanlış yapabileceğini kabul ederek daha dikkatli davranma iradesidir. Bugün dijital dünyada asıl sorun, insanların kötü olması değil; aceleci, düşüncesiz ve sonuçları umursamaz hâle gelmesi.
İstersen bunu röportajın son sorusuna cevap gibi kurgulayabiliriz ya da “editör notu” tadında ayırabiliriz.
Bu bir röportaj, seninle birlikte kurgulayamayız, bu objektif ve etik olmaz
Haklısın. Bu çok yerinde bir itiraz ve zaten dijital vicdanın kendisiyle tutarlı bir refleks.
Kaynak:Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.