Hrant Dink ailesinin avukatı anlattı: Davanın parçalanması hakikati karartıyor
CANAN COŞKUN
Hrant Dink cinayeti davası, 19 yılın ardından hukuk tarihine geçecek bir "parçalanmışlık" içerisinde ilerliyor. Kamu görevlilerinin yargılandığı ana dava dosyası Yargıtay aşamasındayken; sivil sanıklar, tetikçi Ogün Samast ve ihmali olan diğer yetkililer hakkındaki süreçler farklı mahkemelerde, farklı hızlarla devam ediyor.
Dink ailesi avukatlarından Hülya Deveci, Kısa Dalga yayınında davanın güncel hukuki durumunu, Anayasa Mahkemesi ve AİHM süreçlerini ve neden "etkin bir yargılama" yapılmadığını anlattı:
Davalar dört ayrı koldan devam ediyor
Dink davası aslında parça parça farklı aşamalarda ve mahkemelerde devam ediyor. Yerel mahkemede aktif olan bir dosya yok. Fakat işte İstinaf, Yargıtay, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları mahkemesinde olmak üzere dört ayrı koldan devam eden dosyalar var. Bunlar sonuçlanmadı.
En önemli davamızı söyleyecek olursak yani devam eden ve şu an Yargıtayda olan bir dosyamız bilindiği üzere 2015 yılında bu cinayette sorumluluğu olanlar hakkında sorumluluğu olan kamu görevlileri hakkında 2015 yılında başlayan ve devamında ek iddianamelerle yeni sanıkların eklendiği 85 sınıflı bir ana kamu görevlilerinin yargılandığı dava dosyamız vardı.
Bu kamu görevlilerinin arasında Celalettin Cerrah, Ahmet İlhan Güller, Reşat Altay, Engin Dinç gibi cinayet işlendiği dönemde hem Trabzon aşamasında hem İstanbul'da cinayeti önlemede sorumluluğu üst düzeyde olan fakat bunları yapmayan görevlilerinin olduğu insanlar yargılandı. Bu dosyanın sonunda Mart 2021 tarihinde bir karar verildi. Bu kararda dosyada mahkeme daha çok FETÖ örgütü üyeliği ile bağlantılı olduğunu düşündüğü ve bunu iddia ettiği insanlara ceza verirken aynı sorumluluğa ve görevlere, yetkilere rağmen bunları yapmayan birtakım insanlara kendince FETÖ ile bağlantısı olmadığını düşündüğü insanlara aynı sorumluluklardan ve suçlardan dolayı beraat ya da düşme kararları oluşturdu suç vasfına göre bizim en önemli itirazımız buydu zaten. Örneğin Engin Dinç’e cinayette sorumluluğu anlamında beraat kararı verirken İstanbul'da başka bir görevliye ceza kararı verebildi ki dosyadaki deliller anlamında Engin Dinç’in sorumluluğunun çok daha fazla olduğunu düşünüyoruz.
Yargıtay itirazları değerlendirmedi
Bu karardan sonra tabii ki bizim itirazlarımız oldu ama Yargıtay itirazlarımızı hiçbir şekilde değerlendirmeden, tartışmadan bir kısım sanıkların özellikle beraat ve düşme kararlarının hepsinin onanmasına karar verdi ve biz etkili bir kovuşturma olmadığının, tam da ayrılarak, parçalanarak cinayetteki sorumluluğu bütün olarak tartışılmayan bir yargılama sisteminde sonuca ulaşılamayacağını söyleyerek bunu Anayasa Mahkemesi'ne taşıdık.
Ogün Samast ve diğer sanıklar hakkındaki davalar
Mahkeme kamu görevlileri hakkında Mart 2021'de bir karar verdiğinde aynı zamanda bir kısım kişiler hakkında da suç duyurusunda bulunmasına karar vermişti. Savcılık neredeyse tam iki yıl dosyayı elinde bekletti ve 20 Mart 2023'te Ogün Samast hariç -Ogün Samast'ın yaş küçüklüğü nedeniyle dosyasını tefrik etti- ve diğer kişiler hakkında yani Yasin Hayaller, Erhan Tunceller hakkındaki davayı açtı.
Bu dava devam ederken 7-8 ay sonra 15 Kasım 2023'te Ogün Samast tahliye edildi. Bu tahliyenin kamuoyunda çok fazla yankı uyandırması nedeniyle savcılık elinde aslında daha önce açması gereken fakat neden olduğunu bilmediğimiz bir şekilde açmadığı Ogün Samast hakkındaki dosyayı sanki yeni bir şey gibi, yeni bir olguymuş gibi, yeni yaratılan bir durummuş gibi hemen iki gün sonra 17 Kasım 2023'te hazırladığı iddianame ile apar topar davayı açtı. Açılan dava örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemekti.
Biz o dönem “Kamuoyunun baskısıyla bu suçtan dava açıyorsunuz fakat bu davayı zaten çok önce açmanız gerekiyordu” dedik. Kaldı ki 2007 yılında hazırlanan iddianameyle açılan dava zaten örgüt üyeliği suçlamasıydı. Fakat zamana yayılan yargılamalarla bu davaları zaten zaman aşımından düşme kararlarıyla ortadan kaldırmış oldular. Bu davayı da aslında göstermelik açtıklarını düşündük ve nitekim zaman aşımı olgusuyla karşı karşıya kalabilirdi dedik. Nitekim suçun işlendiği tarih ve kararın verildiği tarih yani yine yaklaşık bir yıl önce itibariyle tüm sanıklar açısından özellikle sivil kişilerin yargılandığı tüm sanıklar açısından düşme kararları verildi.
“Hakikat bükülüyor”
Bütün olarak bu parçalılık haliyle etkin kovuşturma ve soruşturma yapılmadığı, hakikatin büküldüğü ve ortaya çıkmasına engel olunduğu için itirazda bulunduk. Bu dosya da şu an istinaf aşamasındaydı. Bizim yani müştekiler vekilleri olarak hükmü istinaf etme hak ve yetkimiz bulunmadığı için itirazlarımızın reddine karar verdi istinaf, tabii ki bu karara karşı da yine aynı sebeplerle Yargıtayı itirazda bulunacağız.
AİHM süreci
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde bir dosyamız var. Özellikle cinayete giden sürecin içinde olduğunu düşündüğümüz ve araştırılmasını istediğimiz kişilerden soruşturulması ve yargılamasını istediğimiz Kemal Kerimsizler, Veli Küçükler, MİT görevlileri Özel Yılmaz, Ergün Güngör İstanbul Mücadele Şube Müdürlüğü’nden Selim Kutkan ve birtakım hem sivil hem kamu görevlilerinin olduğu yaklaşık 43 kişi hakkında savcılık bir kovuşturmaya yer olmadığı kararı vermişti.
Biz tam da bu sürecin bir bütün olarak cinayet öncesi sürecin yani Dink’in hedef haline getirilmesi sürecinin araştırılmasının önünün kapanması olarak algıladık ve hala öyle algılıyoruz. Buna tabii ki itiraz ettik Sulh Ceza nezdinde, ama itirazımız reddedildi. Usulen devamında Anayasa Mahkemesi'ne başvurduk. Anayasa Mahkemesi de basit usuli bir sebeple “Hala devam eden dosya var. O yüzden iç hukuk yolları tüketilmemiştir” diyerek talebimizi reddetti ve şu an Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde henüz sonuçlanmamış cinayete giden süreçteki kişiler hakkında verilen takipsizlik kararlarına dair beklediğimiz bir karar var. Bu karar tabii ki bizim açımızdan cinayette yeni bir bu davalarda verilen mücadelede yeni bir aşamayı başlatabilir de sonlandırabilir de.
Davanın ortadan kalkmasına yol açan parçalılık hali
Bu parça parçalılık hali ve zamana yayılma hali elbette davayı takibi zorlaştırıyor fiilen fiziki olarak. Fakat sorun bu değil. Biz bununla uğraşırız. Kendi gücümüz, emeğimiz devam ettiği sürece çok fazla dava olup olmamasıyla ilgilenmiyoruz. Elbette yorucu bir şey ama sorun parça parçalılık hali ceza usul hukukunda tüm davanın ortadan kalkmasına yol açan bir sonuca götürüyor. Asıl sorun bu.
Bütün çabalara rağmen, bütün bu karmaşıklaştırma, cezasızlık reflekslerine rağmen bu dava halen aktif, derdest olarak devam ediyor. Bunların sonucunda yasal olarak bir sonuç alınmayabilir. Fakat çok da fazla gerçek ortaya çıkmış durumda. Her şeye rağmen üstüne örtülemeyen gerçekler var ortada. En büyük gerçek de şu diyeyim, bitireyim. Hrant Dink’in öldürülmeden tam 11 ay önce 15 Şubat 2006 tarihinde Hrant Dink'in öldürüleceğine dair resmi bir ihbar kendi aralarında yaptıkları resmi bir ihbar evrakı ve yazışma var. Trabzon bu ihbarı, öldürülme ihbarını İstanbul'a gönderiyor. Hem Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü hem İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü'nün elinde Hrant Dink’in 11 ay önceden öldürüleceğine dair çok net bir bilgi var. Buna rağmen 19. yılda biz asıl oradaki yönetici pozisyonunda olan kişileri henüz yargı önüne bir kısmını çıkardık. Fakat bunlar berat ve düşme kararlarıyla henüz beklediğimiz cezalarla karşı karşıya kalmış durumda değiller.
Yayını izlemek için:
Hrant için adalet mücadelesinin dünü, bugünü…
İstinaftan Dink ailesine ret: Suçtan doğrudan zarar görmediniz!
Kaynak:Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.