EMEP GENEL BAŞKANI AKDENİZ ANLATIYOR: SOL İTTİFAK, KRİZ VE GÖÇMEN SORUNU

EMEP GENEL BAŞKANI AKDENİZ ANLATIYOR: SOL İTTİFAK, KRİZ VE GÖÇMEN SORUNU

EMEP Genel Başkanı Akdeniz, Kısa Dalga'ya süren ittifak görüşmelerini anlattı: “Sadece sosyalistlerin olduğu bir birlik halk ittifakı seçeneğini oluşturmaz. Tartışmayı sadece HDP üzerinden yapmak sürece katkı sağlamıyor. İttifak sorularına yanıtlar biraz olgun ve diplomatik olmalı. Sol Parti ve TKP ile hiçbir partiye rezerv konulmaması konusunda anlaşmamız var. HDP’ye de manevra alanı bırakmak gerekiyor. Ufak hesaplarla, dar fraksiyoncu tartışmalarla oyalanma lüksümüz yok”


PODCASTİ DİNLEMEK İÇİN PLAY'E TIKLAYIN



Sosyalist partiler, Cumhur ve Millet ittifakları dışında üçüncü bir seçenek yaratmak için bir süredir görüşmeler yapıyor. Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Kemal Göktaş'a bir yıldır devam eden bu görüşmelerin geldiği aşamayı, bir halk ittifakının olasılıklarını, ekonomik krize karşı halkı neden sokağa çağırdıklarını, sokak eylemlerine karşı yapılan provokasyon uyarılarına nasıl karşılık verdiklerini ve giderek büyüyen göçmen sorununa ilişkin görüşlerini anlattı:


“EMEP bir yıldır ittifak görüşmelerinin içinde. Son 4-5 aydır biraz yoğunlaştı. Başlarda sol demokratik kamuoyunda üçüncü bir ittifak fikri yoktu ama şimdi bir olgunlaşma görüyoruz.

Sol Parti ve TKP ile uzunca bir süredir toplantılarımız devam ediyor.

EMEP olarak bizim bakışımız sadece sosyalistlerin yan yana geldiği bir birliğin halk ittifakı seçeneğini oluşturmaz. Bizim halk ittifakı, üçüncü blok olarak ifade ettiğimiz şey Cumhur ve Millet ittifakı dışında kalan bütün güçleri kapsar. Biz dolayısıyla olabilen en geniş ittifakın olmasını düşünüyoruz.

Sadece sosyalistlerin olduğu bir birlik halk ittifakı seçeneğini oluşturmaz. Tartışmayı sadece HDP üzerinden yapmak sürece katkı sağlamıyor”

“Hiçbir partiye rezerv koymama konusunda anlaştık”

Biz 3 parti sosyalist parti olarak şunu söyledik: Türkiye’nin temel sorunları konusunda bir deklarasyon hazırlayalım ve açıklayalım. Bunu ilan ettikten sonra A partisi gelir, B partisi gelmez diye bir rezerv koyamayız. Bütün partilere açık olması gerekir. Hiçbir partiye rezerv konamaz. Sol Parti ve TKP de HDP ve TİP dahil hiçbir partiye rezerv konamayacağını düşünüyor. Türkiye’nin ihtiyacı olan halk ittifakını oluşturmak için rezerv koymamak konusunda anlaşmamız var.

Okuyan’a eleştiri: “Yanıtlar olgun ve diplomatik olmalı”

Basında HDP ile ittifak olur mu, HDP’siz ittifak mı olur mu şeklinde olunca biraz niyetten bağımsız olarak kışkırtıcı oluyor bu sorular. Doğrusu yanıtların da biraz olgun ve diplomatik verilmesi gerekiyor, çünkü ittifaklar biraz sabır ve emek işi. Hızlı ve sabırsız cevaplar süreci yaralayabilir.

(“Burada Kemal Okuyan eleştirisi okuyorum ben, dinleyenler de bunu böyle algılayacaklardır” denilmesi üzerine) TKP’nin genel yaklaşımı, HDP ile olan ilişkileri genel olarak biliniyor. Röportajı okudum, spotlar, başlıklar, haberin veriliş tarzı biraz farklı kurgulansa daha faydalı bir tartışma olabilir. Orada biraz gazeteciliğin mahareti de önemli.  Bütün konularda yüzde yüz anlaşıyoruz diyemeyiz. Nüans, anlayış farklılıklarımız var. Halkın istediği birlik zemini oluşturursak ne mutlu bize.

“HDP’yi de TKP’yi de kışkırtmak doğru değil”

HDP’yi de TKP kırmızı çizgisi üzerinden kışkırtmayı HDP fobisi üzerinden TKP’lileri de kışkırtmayı doğru bulmuyorum. HDP tutum belgesini açıkladı ve bütün partilere gitti. Bizim yaptığımız görüşmede TKP heyeti ile yapılan görüşmenin çok olumlu geçtiğini söyledi bize HDP heyeti. HDP’ye de manevra alanı bırakmak gerekiyor. Son kertede parti yönetimlerinin iradesini beklemek gerekiyor.

“Fraksiyoncu tartışmalarla oyalanacak lüksümüz yok”

Son bir buçuk ayda 25 halk toplantısı yaptım. AKP’ye, MHP’ye oy verenler CHP’li, TKP’li dostlarımız geldi. Herkes bize birleşin diyor. Bunun altından kalkmak zorundayız. Kimsenin bundan kaçmaması gerekir. Bizim arzumuz bütün güçlerin kimseyi dışarda bırakmadan bir ittifak ortaya çıkarmak. 

Cumhur ittifakı da Milet ittifakı da adaylarını belirlemedi. Millet ittifakında da ciddi sorunlar var. Biz niye bu kadar kasıyoruz. Uçlardaki bir araya getirme becerisidir bu. İttifak meselesi çok zor bir iştir. İttifak içinde yer alanların en uçlarını seçerek bunların arasındaki ayrılığı kaşırsanız buradan ittifak çıkmaz.

Bizim bu konuda tecrübemiz var. Biz daha önce HDP ve diğer partilerle defalarca seçim bloku kurduk. Bu süreç sabır istiyor, ufak hesaplarla dar fraksiyoncu tartışmalarla oyalanacak bir lüksümüz yok.

 “Bu ülkenin yüzde 20’si Bangladeş koşullarında yaşıyor”

İnsanlar kaos çıkacak, ekonomi daha da kötüye gidecek diye beklentiye girdiler. Millet ittifakının da bunda katkısı var. Sokağa çıkmayın provokasyon olur iktidar bunları kullanır, sandığı bekleyin diyorlar. Halk çok hızlı yoksullaşıyor. Arnavutluk’tan sonra en kötü asgari ücret alıyoruz. Bu ülkenin yüzde 20’si Bangladeş koşullarında yaşıyor.  İşçileri köleleştirerek yoksullaştırarak uluslararası pazara sunmak isteyen bir iktidar var. Seçime kadar niye bekleyelim? Böyle bir yaklaşım olamaz. Evinizi de ekmeğinizi de ülkenizi de savunacaksınız. Aralık aylında çok güçlü mitingler olacak. Biz bunu örgütlüyoruz, DİSK'in, KESK'in, bizim partinin öncülük ettiği mitingler olacak.

Eylemlerde provokasyon iddiaları

Provokasyonun kaynağı halk olmaz. Suç örgütü liderleri açıktan tehdit ediyorlar, hiçbir soruşturma yok. CHP bu kaygıdan hareketle, mitinglerine başladı. Madem mitinglerle başlıyor, içinde HDP’nin de bizim de olduğumuz milyonların yer aldığı mitingleri neden yapmıyoruz.

Ayrıca provokasyon olacaksa seçimde de olabilir. Bunlar ancak halkın örgütlü gücü ile püskürtülebilir.

Hazinenin dibi delik. Para tutmuyor hazine. Hazineyi çökerttiler. Dünyada enflasyonist politikalara dönüş var. Dünyanın geneline baktığımızda orada da faizleri biraz  yükselterek dengede tutmaya çalışıyorlar. Bizde ise tersi yapılarak ihracat canlandırılmaya çalışılıyor. Böylece uluslararası sermayeye ve Türkiye  burjuvazisinin büyük patronlarına büyük kolaylık sağlanıyor. Burada ara katmanlar gider, işçiler ve emekçiler büyük yara alır. Bu zor bir süreç, iktidar bloku içinde de çatlamalara neden olacak bir süreç bu… Bunlar bilinçli tercihlerdir. İktidarın bu çıkmazdan çıkmasının tek yolu büyük patronlar kulübüne güvence vermek, başka şansları yok.

“Göçmen meselesi de Kürt sorunu gibi demokratlığın turnosol kağıdı”

Avrupa’da aşırı sağ popülist faşist partilerin argümanlarını oy yükseltmek adına Türkiye’de kullanırsanız size sosyalist demeyi solcu demeyi bırakın, size demokrat bile demeyiz.

Bolu’daki karar insanlık dışı, utanç verici bir karar. En büyük saygısızlık kadınlara. Mülteci düşmanlığı yapılıyor. Üstelik bunu CHP’li bir belediye başkanı yapıyor. Millet ittifakı partileri bunu onaylıyorlar cumhur ittifakı partileri karşı çıkıyorlar. BU sosyal demokratlar için utanç verici bir olay. MHP’nin de daha sağına düşülebilir mi?

MHP hayır diyor buna, CHP evet diyor... Ülkeye yazıktır, CHP’ye yazıktır. Hala CHP’nin disiplin kurulları buna ilişkin disiplin işlemlerini başlatmadı.

“Belediyelere bütçe verilirken göçmenler de hesaba katılmalı” 

Prof. Dr. Murat Erdoğan’ın önerileri var. Merkezi bütçeden yerel belediyelere dağıtılan pal vatandaşların sayısına göre yapılıyor ama bazı şehirler, Kilis. Antep, İstanbul fatih Bağcılar Bahçeşehir'de yüksek oranda göçmen var. Belediyeler zorlanıyor. Sizin yamanız gereken şey AKP’nin karşısına dikilip, T.C. vatandaşlarına değil, burada yaşayan bütün insanlara göre bütçe verin demesi gerekiyor. Halkı da bu fikre ikna etmesi gerekiyor. Sorun çıkararak sorunu ajite ederek oy toplamaya çalışıyorlar. Çünkü halkın gündeminde göçmenler meselesi önemli bir sorun. 

“Mülteci sevicilikle bu işler çözülmez, çünkü mağduriyet çift taraflı”

Sosyalistlerin solcuların bu işlerde net olması gerekiyor. Mesele mülteci sevicilikle bu iş çözülmez. T.C. vatandaşlarının da endişelerini anlamak gerek.

Ülkemde mülteci istemiyorum deme, bu yanlış, ülkemde AKP’nin mülteci politikasını istemiyorum de. Bu doğru.

“Göçmenlere kapılar açılmalı, istedikleri ülkeye gidebilmeliler”

Kapılar açılmalı ve Türkiye’deki 5 milyon mülteci istediği ülkelere geçebilmeli. Açılsın kapılar bu insanlar Avrupa’yla gidebilmeli. Ne onlar mağdur olsun ne T.C. vatandaşları.

Doğu kapısında da BM göç ve iltica ofisleri yeniden kurulmalı. BM sahayı bıraktı kaçtı bu da AKP’nin işine geldi. Çünkü AKP bir tebaa toplumu istiyor, ellerinde kullanabilecekleri bir kitle olarak değerlendiriyor göçmenleri.

En büyük sorunlarından biri de çalışma izinleri. İnsanlar işlerini elinden aldığını söylüyor. Herkesin çalışma izni olsa göçmenler ve vatandaşlar eşitlenecek. Çalışma izni olan 38 bin yabancı var, oysa 2 milyon göçmen işçi var. Çünkü çalışma izni patronların insafına bırakılmış durumda. Bu modern köleliktir zincirli köleliktir. Böyle olunca hangi patron çalışma izni alır işçiler için.

Sendikacıların ve sol partilerin bütün işçiler için eşit çalışma koşullarını ve çalışma iznini savunmaları gerekiyor.”