"OLAN VE OLMASI GEREKEN: TÜRKİYE'DE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ"

"OLAN VE OLMASI GEREKEN: TÜRKİYE'DE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ"

Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, Hakikat, Adalet ve Hafıza Merkezi tarafından Hollanda Helsinki Komitesi desteğiyle hazırlanan, Kısa Dalga Medya işbirliğiyle hayata geçirilen serinin "Olan ve Olması Gereken: Türkiye'de İfade Özgürlüğü" adlı ikinci bölümünde konuk insan hakları avukatı ve İfade Özgürlüğü Derneği kurucusu ve Kerem Altıparmak. Beril Eski moderatörlüğünde yürütülen bu bölümde Altıparmak, Türkiye'de ifade özgürlüğünün durumunu konuşuyor.



Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, Hakikat, Adalet ve Hafıza Merkezi tarafından Hollanda Helsinki Komitesi desteğiyle hazırlanan, Kısa Dalga Medya işbirliğiyle hayata geçirilen serinin "Olan ve Olması Gereken: Türkiye'de İfade Özgürlüğü" adlı ikinci bölümünde konuk insan hakları avukatı ve İfade Özgürlüğü Derneği kurucusu Kerem Altıparmak. Beril Eski moderatörlüğünde yürütülen bu bölümde Altıparmak, Türkiye'de ifade özgürlüğünün durumunu konuşuyor.

Altıparmak, ifade özgürlüğünün aynı zamanda birçok hak ve özgürlüğün de kullanılmasına aracı olduğunu hatırlatarak, "Mesela toplantı ve gösteri yürüyüşü ayrı bir hak ama bir yönüyle ifade özgürlüğünün kolektif olarak dile getirildiği bir durum söz konusu. Aynısı örgütlenme özgürlüğü için ya da sendika özgürlüğü için söylenilebilir" dedi.

 Türkiye'de yılda yaklaşık 25 bin kişinin propaganda suçundan soruşturulduğunu hatırlatan Altıparmak, Cumhurbaşkanı Erdoğan seçildikten sonra bu suçtan soruşturulan insan sayısının 100 bini geçtiğini, kovuşturulan sayısınınsa 35 bini aştığını belirtti.

 Yargının ifade özgürlüğü davalarındaki tutumunu eleştiren Altıparmak, "AİHM'in açık açık tahliye edilmesi gerektiğini belirttiği Selahattin Demirtaş, Osman Kavala gibi örneklerde bile bunun gerçekleşemediğini görüyoruz. Onun için farklı kurumlar var gibi gözükse bile, aslında tek elden çıkan bir şey var" değerlendirmesinde bulundu. 

Altıparmak, ifade özgürlüğüyle insan hakları savunucuları arasındaki zorunlu ilişkiye de dikkat çekti ve şunları söyledi:

 "İnsan hakları savunucuları kendi eleştirilerini, incelemelerini, görüşlerini yazılı ve sözlü olarak sunuyorlar. Onlara yönelik açılan bu düzmece soruşturma ve davalarda bu açıklamalar, konuşmalar delil olarak önlerine koyuluyor. yani insan hakları savunuculuğu faaliyeti bizzatihi bir suç olarak tanımlanıyor."