ROBOSKİ İLE HELALLEŞMEK: “GELECEĞE DAİR TOPLUMSAL BARIŞ İNŞASI”

ROBOSKİ İLE HELALLEŞMEK: “GELECEĞE DAİR TOPLUMSAL BARIŞ İNŞASI”

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun "helalleşme" açıklamasında yer verdiği Roboski, bu topraklarda devlet etiketi taşıyan en acı olaylardan biri. “Kılıçdaroğlu’nun bu saydığı toplum kesimleri CHP ile helalleşecek miydi?” Bu soruya yanıt ararken “Roboski” başlığını özellikle seçtik. Çünkü Kılıçdaroğlu “resmi söylemden” farklı olarak “Uludere” veya “Ortasu” isimlerini kullanmıyor, doğrudan “Roboski” diyordu. Bu söylemden hareketle Roboski katliamında yakınlarını kaybeden eski HDP Milletvekili Ferhat Encü ve Kürt halkının nabzını iyi tuttuğunu düşündüğümüz eski Şırnak Baro Başkanı Nuşirevan Elçi’yle konuştuk.


PODCASTİ DİNLEMEK İÇİN PLAY'E TIKLAYIN





CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “helalleşme yolculuğuna çıkacağını” söylemesi ve Partisinin Meclis Grubu kürsüsünden “Helalleşme listesi”ni açıklamasından sonra önce bu adımın anlamı anlaşılmaya çalışıldı. Çoğu insan “CHP özeleştiri yapacak, geçmişiyle yüzleşecek” yorumları yapıldı. Listedeki pek çok başlığın aslında CHP ile hiç de ilgisi olan konular olmadığı fark edilince şu soru soruldu:

“Peki o zaman CHP ne yapmaya çalışıyor?”

Herkes gibi bu soruyu biz de kendimize sorduk ve şu sonuca vardık: CHP, özeleştiri ve yüzleşmenin de ötesinde belki bunlarla birlikte asıl “İktidarda neler yapacağını, nasıl bir Türkiye inşa edileceğini, inşa edilecek yeni Türkiye’nin, ülke sorunlarına nasıl bakılacağını” anlatıyordu. Bu anlamıyla “helalleşme listesi” bir “İktidar Manifestosu”ydu.

Sonra şu soru gündeme geldi:

“Peki Kılıçdaroğlu’nun bu saydığı toplum kesimleri CHP ile helalleşecek miydi?” Bu soruya yanıt ararken “Roboski” başlığını özellikle seçtik. Çünkü Kılıçdaroğlu “resmi söylemden” farklı olarak “Uludere” veya “Ortasu” isimlerini kullanmıyor, doğrudan “Roboski” diyordu.

Bu söylemden hareketle Roboski katliamında yakınlarını kaybeden eski HDP Milletvekili Ferhat Encü ve Kürt halkının nabzını iyi tuttuğunu düşündüğümüz eski Şırnak Baro Başkanı Nuşirevan Elçi’yle konuştuk.

Encü ve Elçi’den Kılıçdaroğlu’nun çıkışının Kürt halkında karşılık bulabileceğinin sinyallerini aldık. Encü de Elçi de Kılıçdaroğlu’nun, CHP’nin bu adımının desteklenmesi gerektiğini savunuyor ve hatta Encü, “Bu geleceğe dair toplumsal barış inşası bunu desteklemek hepimizin vazifesi” diyor.

 CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı “helalleşme listesi”ndeki “Roboski”yi konuşacağız. Uzun listeden neden bu konuyu çekip aldığımızı ilerleyer satırlarda sizlerle paylaşacağız.

Konuklarımız; Roboski’de aile bireylerini kaybeden eski HDP Milletvekili, şimdi Partisinin Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Ferhat Encü ve yıllarca ailelerin haklarını arayan eski Şırnak Barosu Başkanı Avukat Nuşirevan Elçi.

İşin “umutlu” tarafı şu:

Encü ve Elçi’nin anlattıkları, CHP’nin bu adımının Kürt halkında karşılık bulacağını gösteriyor. Hatta öyle ki podcastimizin başlığındaki “Geleceğe  Dair Toplumsal Barış İnşası” sözünü Ferhat Encü’den emanet aldık.

Gelin, yavaş yaşvaş 2011’e gidelim.  Önce, dönemin Başbakanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Roboski katliamından sonraki ilk açıklamasından bir bölüm aktaralım:

“Bu görüntülerin olduğu bölgeyi de bu F-16 uçaklarımız vurmuştur… İnsansız hava araçlarının bu tespitleri birebir bunlar şudur şeklinde değerlendirilmesi mümkün değil.”

29 Aralık 2011’di. Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Cuma namazı çıkışında bunları söylüyordu. 28 Aralık akşamı ülkesinin Irak sınırı yakınlarında Uludere’nin güneyinde “keşif yapan” insansız hava araçları, oradaki “bir köyde”n elde ettikleri görüntüleri kumanda üslerine geçiyordu. Araçlar “insansız”dı ama geçtikleri görüntülerde insanlar vardı.

Önce bölgedeki askeri birimler arasında ardından da Diyarbakır – Ankara hattında telefon trafiği başladı. Topçu atışı mı yapılsın, hava harekatı mı? Dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Hulusi Akar dedi ki: Hava harekatı yapılsın.

Ortasu köyü kırsalı 46 dakika boyunca bombalandı. Gün ağarınca ortaya çıktı ki bombalananlar, bombalanmaları meşru sayılan teröristler değil, terörist sanılan köylülerdi. Çoğunluğu Encü ailesinden, yarısı çocuk yaşta 34 kişi hayatını kaybetti. Ha bir de kime ait olduğu belirlenemeyen insan bedeni parçaları: 34,5.

Açıklamalar yapıldı sonra; “Olay tüm yönleriyle tetkik ediliyor”du, “Böyle bir bölgede Silahlı Kuvvetler bu Ahmet midir Mehmet midir bilemezdi ki”, “Hata da olabilirdi”, “yaralar sarılacaktı”, en nihayetinde “Allah aşkına tazminatsa tazminat” verilirdi.

Uludere’nin Ortasu köyünde yaşanan bu olay, söz verildiği üzere “tetkik ediliyordu”, dosyalar savcılıklar arasında gelip gidiyordu. Sonunda Askeri Savcı takipsizlik kararında dedi ki:

“Meclis ve Bakanlar Kurulu kararları kapsamında görev icra eden TSK personelinin görev gereklerini yerine getirirken İHA ile takip edilen ve sonradan kaçakçı olduğu anlaşılan grubu BTÖ (Bölücü Terör Örgütü) mensupları olarak değerlendirme yaparken kaçınılamayacak bir hataya düştükleri sonucuna varılmıştır.”

Olsundu, bunun daha Anayasa Mahkemesi vardı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar gidilirdi. Gidildi. Ama mağdurlar eli boş döndü. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi “iç hukuk yollarını tüketin öyle gelin” demişti. Anayasa Mahkemesi de “iyi de iki mağdurun evrakı eksik” demişti.

Olsundu, daha takipsizliğe itiraz edilirdi. Edildi. Ve beklenilmeye başlandı.

HELALLEŞME “ROBOSKİ” DETAYIYLA BAŞLADI

Dosya “Ankara’nın kaybolmayacağı, kaybolamayacağı karanlık dehlizlerinde” beklerken CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu önce evindeki çalışma odasından “Helalleşme yolculuğuna çıkıyorum” dedi. Sonra da partisinin Meclis kürsüsünden şunları söyledi:

 “Helalleşeceğiz dostlarım helalleşeceğiz. Açık yaralar var, biliyorum zor olacak ama kesinlikle yapacağız ve başaracağız.

28 Şubatçıların açtığı yaraları kapatıp helalleşeceğiz.

İkna odalarına sokulan başı kapalı kızlarımızla helalleşeceğiz.

Roboskiyle helalleşeceğiz. İnsanlara devlet tazminat ödeyecek ama bir taraftan da helalleşeceğiz.

Sivas, Kahramanmaraş mağdurlarıyla helalleşeceğiz.

Diyarbakır mahpushanesi mahkumlarıyla helalleşeceğiz.

Mahalleleri gasp edilip sürülen ve mahallelerine lüks siteler dikilen Romanlarla helalleşeceğiz.”

Liste uzayıp gidiyordu ve listenin devamındaki konulardan pek çoğuyla ne Kılıçdaroğlu’nun ne de CHP’nin bir ilgisi vardı. Bize göre işin sırrı da burada yatıyordu. Birazdan oraya geleceğiz. Durun önce şu Roboski detayına bakalım. Ve konuklarımızla onu konuşalım.

Bir şeyi dikkat ettiniz mi bilmem ama 34 kişinin öldürüldüğü köyden önce “bir köy” diye bahsettik, sonra da sürekli “Ortasu” dedik. Biz demedik, devletin açıklamalarındakini aktardık.  Bu nedenle de Kılıçdaroğlu’nu dinlerken ilk dikkatimizi çeken “Roboski” ismi oldu. Aslına bakarsanız CHP’nin “helalleşme listesinin” içinden işte bu nedenle bu konuyu seçtik. Bize göre Kılıçdaroğlu daha yola çıkmadan partisinin Meclis Grup Salonu’ndaki kürsüden inerken “helalleşme” başlamıştı. Biz böyle değerlendiriyorduk da acaba ailesinden onca insanı kaybeden eski HDP Milletvekili Ferhat Encü için bu detayın bir önemi var mıydı? Encü daha kendisine bunu sorarken cümlemiz yarıdayken “anladım” dedi ve devam etmek istedi ama yine de sorumuzu tamamladık: Sizce Kılıçdaroğlu’nun Ortasu yerine “Roboski” demesi, helalleşmenin başladığını mı gösteriyor?

“Şüphesiz tabi. Roboski ismi Kürtçe isimdir ve o bölgede yaşayan insanlar o yereli, o köyü haliyle bilir. Hiç kimse ‘Ortasu’ kullanmıyor. ‘Ortasu’, resmi makamlarca kullanılan bir isimdir Ortasu. Dolayısıyla ret ve inkar politikalarının sonucu ortaya çıkarılmış, bölgede Kürtçe isimlere yönelik asimilasyon devreye sokulduğu bir anlayışın sonucu ortaya çıkmıştır. Biz aslında ısrarla ‘Roboski’yi kullandık. Çünkü aynı zamanda orada yaşayan insanların katledilmesi kimliklerinden.  Kimliklerinden dolayı da bu insanlar katledildi. Dolayısıyla buna saygı duyulması, bu gerçeği ifade etmesi yani var olan durumun, yani ismin kamuoyunda bu şekilde anılması aynı zamanda samimiyet açısından önemli bir adımdır. Tabi simgeler üzerinden tartışma yürütmek tabi ki doğru değil ama simgeler bir olayı, bir olayı, bir olguyu gündemleştirir ve onun üzerinden yorumlar gelişir. Çünkü aynı zamanda isimler de o meselenin samimiyetini ortaya koyan bir meseledir. Bakış açısını, anlayışını ortaya koyan bir meseledir. Dolayısıyla ‘Roboski’nin kullanılması, Roboski isminin kullanılması anlayış açısından da bir farklılık olduğunu ifade edebiliriz.”

Roboski soruşturmasıyla başından beri ilgilenen hatta dönem dönem bu uzun yolda eleştirilere de maruz kalan eski Şırnak Barosu Başkanı Avukat Nuşirevan Elçi de Kılıçdaroğlu’nun köyün adını Kürtçe olarak telaffuz etmesini, neredeyse bütün iradesinin  yansıması olarak görüyor ve şunları söylüyor:

“Helalleşmeyi şu anlamda anlamlı buluyorum. Toplumsal barışın sağlanması için. Son dönemde her kesim kendini ötekileştirilmiş olarak gördüğü için. Sayın Kılıçdaroğlu da gelecek seçimden sonra da iktidara en büyük aday olarak kendini gördüğü için anlamlı görüyoruz. Roboski ismini kullanması da orijinal ismiyle söylemesi de anlamlıdır diye düşünüyorum. Çünkü biliyorsunuz milliyetçi çevreler Roboski ismine tepki gösterip, Uludere ismini kullanmaya gayret ediyorlar. Sayın Kılıçdaroğlu’nun bunu kullanması da Kürt halkının varlığının bir yerde zımni olarak kabulü ya da sorunun çözümü için gayret göstereceğini göstermektedir diye düşünüyorum. Yani yarın muhtemel bir iktidar durumunda böyle bir çizgisinin olabileceğini Kürtlere anlatmaya çalışıyor diye düşünüyorum.”

BİR ÖZELEŞTİRİ DEĞİL, İKTİDAR MANİFESTOSU

Kılıçdaroğlu’nu dinleyen çok sayıda insana sorduk: Ne anladınız?

Hemen belirtelim ki yanıtların çoğu, “CHP geçmişinden farklı bir politika izleyecek” şeklindeydi. Hatta olayı “Atatürk’ün sağlığının son yallarından alıp, İnönü dönemindeki uygulamalara oradan CHP’nin ulusalcıların etkisindeki katı politikasına” kadar götürenler bile oldu.

Bize göre böyle değildi. CHP ne geçmişiyle ilgiliydi ne parti olarak bundan sonra güdeceği siyasetle ilgiliydi. CHP ve Kılıçdaroğlu Meclis Grup Toplantısında bir “iktidar manifestosu” yazıyordu. Bize göre Kılıçdaroğlu iktidar değiştikten sonra devletin takınacağı tavrı özetliyordu. Bir bakıma Erdoğan ve AKP sonrası Türkiye’nin olması gereken tavrını. En azından umudu buydu.

Nuşirevan Elçi bizim gibi “manifesto” demese bile Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarını bizim düşündüğümüze yakın okumuştu. Elçi de Kılıçdaroğlu’nun “helalleşme listesi”ndeki pek çok konunun CHP’nin geçmişi ile zaten ilgisinin olmadığını altını çiziyor ve “CHP’nin Roboski’de ne günahı vardı ki helalleşsin” dedikten ve biraz da CHP eleştirisi yaparak sonra şunları söylüyor:

“Tabi ki şöyle bir gerçeklik var. Helalleşeceğim dediği konular tabi ki sayın Kılıçdaroğlu’nun iktidarda  olduğu dönemlerde gerçekleşmemiştir. Ama bunlar genel bir devlet politikası olduğu için kendisini de muhtemel devlet yönetimine aday olduğu ve en büyük aday kabul edildiği için bunları söylemesi, toplumda bu ayrışmaların, toplumda travma yaratan bu olayların faillerinin cezalandırılabileceği, bu faillerin ortaya çıkarılabileceği ya da ileride yaşanabilecek benzer olayların önünün kesilebileceği anlamında da anlamlıdır diye düşünüyorum. Çünkü CHP bu ana kadar en büyük yaptığı yanlışı Kürt sorununun çözümü konusunda cesur adımı atmamasıydı. Biz hep şunu söyledik; Bu barış süreci döneminde de CHP rolünü üstlenebilseydi, rolünü oynayabilseydi, sorunun çözümü konusunda büyük katkı sunardı diye düşünüyorum.

Bir de şöyle bir gerçeklik var: Ben 1977 seçimlerini dün gibi hatırlıyorum, CHP bugünkü HDP konumundaydı. Kürtlerin büyük beklentileri vardı ve Kürtlerden de çok büyük destek görüyorlardı. Ve maalesef 1990’dan sonra politikalarıyla milliyetçiliği ön planda tutması, ulusalcılığın daha önde olması sebebiyle maalesef Kürtlerde büyük kırılmalara sebep oldu hatta bilindiği gibi 90-91’i kadar da şu an HDP’yi oluşturan Kürtler, SHP’de siyaset yapıyorlardı. Paris Konferansı sürecinden sonra Kürtler kendilerini CHP’de dışlanmış gördüler. Ve CHP olmaması gereken bir noktaya çevrildi. Bu saatten sonra bu adımların atılması, Kürtlerin, Kürt sorununun çözümü konusunda CHP’yi samimi gördükten sonra bence Türkiye siyasi yaşamında daha kolay olur diye düşünüyorum.”

Roboski katliamının Kürtler üzerinde ciddi bir travma yarattığını, bu travmanın izlerinin silinmesinin kolay olmadığını söyleyen Nuşirevan Elçi’ye “Kürt halkı CHP’nin umduğu iktidardan sonrasındaki devletten ne bekler, CHP’nin işi zor mu?” diye soruyoruz.

Bu soruyu sorarken “Evet” yanıtını bekliyorduk ama Elçi beklemediğimiz bir yanıt veriyor. Hatta “Samimi olunursa, hamasetten uzak durulursa kolay olacağını” söylüyor ve şöyle konuşuyor:

“Kürtlerin beklentileri, her demokratik toplumda olması gereken hususlardır. Kimliğinin tanınması, kültürünü tamamıyla yaşayabileceği ortamların yaratılması, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, Kürtlerin özelinde, yerelde kendini yönetebilmesi, onun dışında da Kürtler, Kürt bölgesindeki geri bırakılmışlığın Cumhuriyetten günümüze kadar bir politika olduğuna inanıyor. Zaten Kürt illeri ile batı illerini mukayese ettiğimizde arada korkunç bir farkın olduğunu biliyoruz. Ekonomik, sosyal, kültürel, siyasi yönetim anlamında Kürt sorununun demokratik yöntemlerle çözümünü her Kürt bekler. Çünkü durum da onu gösteriyor.

Hepimiz bunun kalkıp da bunun çatışma yöntemi ile çözülemeyeceğini dile getiriyorsak, herkesin samimi olarak, hangi düşüncede olursa olsun. Ve bu ülkenin, bu toplumun gerçek bekasını, gerçek anlamda, hamaseten değil, düşünen insanları ciddi bir şekilde Kürt sorununun demokratik yöntemlerle çözümü için katkı sunması gerekiyor. Hangi düşüncede olursa olsun. Eğer gerçekten bu ülkenin bekasını ciddi bir şekilde, hamasetsiz, ‘ama’sız düşünen insanların bu konuda cesur adım atmaları gerekiyor. Bu sorunun çözümüne katkı sunması gerekiyor. Yani Kürt olması gerekmiyor. Bu ülkede yaşıyor olması o sorumluluğu yüklüyordur diye düşünüyorum.”

“ÜLKÜCÜLER BİLE ÇÖZÜM İSTER”

Elçi, siyasetin çözüm önerisi sunması halinde toplumun buna destek vereceğinin altını da çizip şöyle devam ediyor:

“Ben şöyle düşünüyorum; Türkiye’de hamaset olmasa, en ülkücüsünden en ulusalcısından herkes Kürt sorununun demokratik yöntemle çözülmesi gerektiğine inanıyor. Barış sürecini hatırlayalım; siyasi iktidar öyle bir tavır takındığı için emin olun o zihniyetteki milyonlarca, on milyonlarca insan o yönde tavır belirledi. Biraz da maalesef ülkemizde siyasi kişilik tam oturmadığı için, iktidarın tavrına bakar, yöneticinin tavrına bakar. Eğer yöneticiler çağdaş bir şekilde bu sorunu çözmek istese, gerçekten istese… Ben şuna inanırım ben Muğlalı, Manisalı, Trabzonlu bir vatandaş olsam bu çatışma ortamı devam ediyorsa çocuğum 10 yaşına geldiği zaman kaygılanmaya başlarım. Yarın çocuğum büyüyecek, askere gidecek, dağda çatışacak… İnsanlar da artık günümüz dünyasında, bu gelişmiş dünyada hiçbir sorunun çatışmayla çözülemeyeceğini, çatışmanın toplumda ilerisi için derin yaralar yaratabileceğini düşünebilmektedir. Onun için hamasetten uzaklaştığı zaman, siyasi yöneticiler tavır koydukları zaman ülkedeki en milliyetçi çevrelerin de sorunun demokratik yönden çözümü konusunda destek vereceğine inanıyorum. Ama gerçek anlamda. Yani bir seçim dönemi ile geçiştirip üstünü örtmemek gerekiyor. Bu CHP için de söz konusu, AK Parti için de diğer tüm siyasi partiler için de. Yani Kürt sorununun çözümü sadece seçim dönemindeki birkaç oyun devşirilmesi anlamında kullanılmamalı. Böyle ciddi, ülkenin sağlıklı bekası için herkesin hedef koyması gerekir diye düşünüyorum. Ben vatandaşın da yöneticinin çok ilerisinde düşündüğüne de inanıyorum. Ama maalesef ülkemizde de hamasi zihniyet, hamasi politika ön planda olduğu için kimse o hamasi psikoloji ve toplumsal baskının karşısında dikilemiyor. Böyle bir yanlışlık var. Yoksa şimdi otursa CHP’si de DEVA’sı da AK Partisi de, diğer tüm partiler için de ‘kardeşim böyle bir sorum var, bu sorunu da ilk kez biz çözmeyeceğiz, Fransa’sı, İngiltere’si, İspanya’sı yakın zamanda çözmüşler. Çözdüğün zaman da ülke küçük düşmüyor tam tersi hem ülke ekonomik olarak güçleniyor, siyasi olarak. Bir de düşünsenize, şimdi bu sorun çözülürse Kürtler bu ülkeye daha bağlı hissetmeyecek midir? O da bir gerçeklik. Ama dediğim gibi herkesin hamasi söylemlerden, psikolojiden uzaklaşması gerekir diye düşünüyorum. Yoksa bu ülkenin ülkücülerinin de birebir düşündüğünde bu sorunun çözümünü istediğine inanıyorum. Ama ortamlarda dile getirmiyorlar maalesef.”

“OLUMLU, POZİTİF BİR YOL HARİTASI”

Başta. Ferhat Encü’ye sadece “Kılıçdaroğlu’nun Uludere veya Ortasu yerine ‘Roboski’ demesini nasıl değerlendiriyorsunuz” diye sorduktan sonra Nuşirevan Elçi’ye dönmüştük şimdi yeniden Encü’ye bırakacağız sözü.

Ferhat Encü de Kılıçdaroğlu’nun sözlerini, “CHP Lideri”nin sözleri olarak okumaktan çok “CHP’nin umduğu iktidara gelmesi halinde devletin yapacakları”nın yol haritası olarak görüyor. Encü “helalleşme” sözünün önemli ama “yüzleşme”nin daha yerinde olduğunu belirtip şunları söylüyor:

“Kılıçdaroğlu’nun Grup’ta yaptığı konuşmayı olumlu olarak değerlendiriyorum. Pozitif bir açıklamadır. Geleceğe dair toplumsal barışın inşası açısından yaptığı açıklamayı pozitif, olumlu olarak değerlendiriyoruz. Roboski ile değerlendirmesinde tabi ‘helalleşme’ kavramını kullanıyor. Bizce ‘yüzleşme’ kavramını kullanması gerekiyordu. Nihayetinde bu tabi hukukla alakalı bir durum. Helalleşme dinsel bir kavram olduğu için evrensel hukukta çok bir yeri yoktur maalesef.

Tabi, Roboski katliamının faillerinin bulunup cezalandırılması ve yargı önüne çıkarılması, aynı zamanda bu katliamlara vesile olan anlayışların ortadan kaldırılması, bir bütün olarak toplumu tahakküm altına alan, toplumu sindirmeye çalışan ve bu şekilde farklı görüşlere, etnik (kökenlere) sahip olan insanları ‘şiddet’le bastırmaya çalışan insanların aslında tümden değişmesi gerekiyor. Yerine, toplumsal barışa vesile olabilecek, inşa edebilecek bir anlayışın olması gerekiyor.

Tabi Türkiye’de kurumlarda çok büyük tahribatlar oluştu, en önemlisi yargı mekanizmasında bu tahribatlar oluşturuldu.

Dolayısıyla, Kılıçdaroğlu’nun yaptığı bu açıklama, aslında ileriye dönük herhangi bir iktidar değişimi kendilerinin nasıl bir yol haritası içerisine gireceği, nasıl bir anlayış içerisinde olacaklarını, Türkiye’deki kangrenleşmiş meselelere nasıl bakacağının ön sinyalini veriyor. Dolayısıyla bizim aslında bu açıklamaları desteklemek ve pratiğe geçirilmesini sağlamak gerektiğini düşünüyorum. Bu hepimizin vazifesi.

Tabi helalleşme meselesi, öyle basit, böyle bir anda kabullenilebilecek ya da hiç olmamış gibi davranmak biraz zor açıkçası. Çünkü çok büyük tahribatlar ve mağduriyetler oluştu. Bu mağduriyetleri yaşayan insanlar, toplumlar, taraflar hukuk açısından, adalet açısından bir beklentileri vardır ve bu beklentiler gerçekleştikten sonra ancak helalleşme meselesi gündeme gelebilir. Bu açıdan bakıyoruz ama niyetini beyanatlarıyla ortaya koymuştur. Bizce olumludur ve pozitif olarak değerlendiriyoruz.

TEK DURAKSAMA: DOKUNULMAZLIKLAR

Ferhat Encü’yü bulmuşken, “Siz aile bireylerinizin öldürüldüğü olayın en çok tartışıldığı dönemde Meclis’te milletvekiliydiniz. Size göre CHP, bugün sıraladığı helalleşme listesinin ne kadarını yapabileceğine inanıyorsunuz? CHP’nin Roboski karşısındaki tavrı neydi?” diye soruyoruz ve şu cevabı alıyoruz:

“Kısacası inanmak istiyoruz. Böyle iktidar vadeden, iktidara geleceğini söyleyen bir siyasi partinin, toplumsal barışın sağlanması açısından topluma umut vermesi gerekiyor ve bu gibi açıklamalarla bunu pekiştirmesi gerekiyor.

Şüphesiz Roboski katliamı CHP döneminde gerçekleşmedi. Katliamdan sonra zaten Sayın Kılıçdaroğlu Roboski’ye gelerek taziye dileklerini iletti. Daha sonra da biz Roboskilili aileler gelip kendisiyle Ankara’da makamında görüştük ve taleplerimizi ifade ettik.

Tabi CHP’nin Meclis’teki tutumu anamuhalefet partisi olarak açıkçası, toplumsal barışın oluşması, inşası açısından gerekli adımları attığını ya da o anlayış içerisinde olduğunu göremedik. Buna en önemli sebeplerden bir tanesi dokunulmazlık meselesinde ‘Anayasa’ya aykırı ama evet diyen bir CHP’ gerçeği de var. Dolayısıyla şimdiden CHP’nin iktidarı hayal etmesi ve bir sonraki iktidar değişiminde kendisinin yönetime geleceğini ve bütün bu sorunların muhatabı olacağı konusunda… Olmak istediğini ve bu sorunları çözeceğini ifade etmesi olumlu bir adımdı. Zaten şuanda CHP’nin kendisiyle alakalı tabi helalleşme meselesi, o kendi özeleştirisini verir, geçmişte ve günümüzde yaptığı meselelerden dolayı onlarla yüzleşir ama nihayetinde bu toplumda kangrenleşmiş meseleler vardır. Hem hukuksal olarak hem toplumsal olarak kangrenleşmiş meseleler vardır. Bu ancak iktidarların yüzleşmesi yani devletin bu sorunlarla yüzleşmesi ve çözüm oluşturması gerekmektedir. Dolayısıyla sonraki iktidarın böyle bir düşünce ya da yol haritası içine gireceği meselesi aslında önemlidir. Çünkü bugün yaşadığımız kutuplaşma, ötekileştirme ve büyük ekonomik sorunların temel sebeplerinden bir tanesi de toplumsal barışın sağlanmamasından kaynaklıdır. Dolayısıyla bu toplumsal barışın sağlanması ve  geçmişte yapılan yanlışlarla, hatalarla yüzleşilmesi, devlet adına iktidarın yüzleşmesi, toplumsal barış ve huzur açısından önemli adımlardır.”

Öyle anlaşılıyor ki Kılıçdaroğlu’nun “Helalleşme yolculuğu”nun Doğu – Güneydoğu etabında çok sorun olmayacak. Sadece şu “dokunulmazlıklar” meselesi biraz zorlayacak gibi. Ama helalleşme zaten karşılıklı bir eylem değil midir? Belki de HDP ve Kürt halkı, “hakkınız bizden yana da helal olsun” der bu konuda. Bakalım neler olacak.