Türkiye 'tarihi anlaşma'nın neresinde?

Türkiye 'tarihi anlaşma'nın neresinde?

Yağmur yok, tarım bitiyor, havalar değişiyor, salgınlar başgösteriyor diyoruz da bu gidişatı durdurmanın yolu yok mu? O böceği, bu balığı, şu ağacı yok etmenin bunlarla ilgisi ne? Türkiye’nin de katıldığı Biyoçeşitlilik Zirvesi, Yeşil Dalga’da...

Aralık ayında Birleşmiş Milletler (BM) Biyoçeşitlilik Konferansı'na (COP15) katılan ülkeler, 2030 yılına kadar gezegenin üçte birini koruma altına alma konusunda anlaştı. “Tarihi” olarak nitelenen bu anlaşmaya Türkiye de taraf oldu. Ancak konu, her zaman olduğu gibi seçim siyaseti ve ekonomisinin gölgesinde kaldı. Oysa iklim değişikliği, temiz su ve gıdaya adil erişim, hepimizin yaşamsal gündemi: Kuruyan dere ve gölleri, yağmalanan orman ve sahilleri, susuz barajları dert ediyorsak doğayı talana açmayı acilen durdurmaktan başka çare yok.

Sürdürülebilirlik uzmanı ve ornitolog Ferdi Akarsu ve gazeteci Mehveş Evin, COP15 konferansında öne çıkanları, biyoçeşitliliğin neyi kapsadığı ve iklim kriziyle mücadelede neden bu kadar önemli olduğunu masaya yatırıyor.

PODCASTİ DİNLEMEK İÇİN PLAY’E TIKLAYINIZ

Yeşil Dalga podcasti’nin bu haftaki önemli başlıkları şöyle:

  1. Biyoçeşitliliğin korunmasıyla iklim krizini hızlandıran karbon kirliliğinin üçte biri bertaraf edilebiliyor.
  2. Türkiye’nin COP15’te onayladığı maddeler ne anlama geliyor ve neden önemli:
  • Türlerin yok oluşunun durdurulması ve genetik çeşitliliğin sürdürülmesi de dahil olmak üzere ekosistemlerin korunması, iyileştirilmesi ve canlandırılması,
  • Biyoçeşitliliğin "sürdürülebilir kullanımı" - esasen türlerin ve habitatların gıda ve temiz su gibi insanlığa sundukları hizmetleri sağlayabilmelerinin sağlanması,
  • Doğadan elde edilen kaynakların - bitkisel ilaçlar gibi - faydalarının adil ve eşit bir şekilde paylaşılmasını ve yerli halkların haklarının korunmasını sağlamak,
  • Biyoçeşitlilik için ödeme yapmak ve kaynak ayırmak: Paranın ve koruma çabalarının ihtiyaç duyulan yere ulaşmasını sağlamak.