Kapalıçarşı dosyası - 3: Savcılıkta kayıtdışı sorgu iddiası ve mahkemenin değiştirilen yapısı

Yargılama aşamasında tanık kürsüsüne gelen Paribu borsası yöneticisi, savcılık makamında "siyasi baskı" üzerine kayıt dışı sorgulandığını iddia etti. Mahkeme heyetinin kritik atamalarla değiştirilmesi ve "özel yetkili" hâle getirilmesi, dosyanın seyrine dair soru işaretlerini derinleştiriyor.

CANAN COŞKUN

Azdavay’da bir icra takibiyle filizlenen, Ankara’da tartışmalı savcılık işlemleriyle şekillenen Kapalıçarşı dosyası, İstanbul’a taşınmasıyla birlikte yargılama safhasında dikkat çekici gelişmeler yaşandı. Davanın İstanbul ayağında mahkeme heyetinde yapılan değişiklik ve “özel yetki” kararıyla birlikte, yargılama aşamasında ortaya çıkan savcılıktaki kayıtdışı sorgu iddiası, dosyanın hukuk sınırlarını zorlayan kronolojisine yeni ve ağır bir şüphe ekledi.

Kapalıçarşı Yönetim Kurulu Başkanvekili Fayik Özbey ile bağlantılı soruşturmayı yürüten Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı, 13 Ekim 2023’te 11 ilde eş zamanlı operasyon gerçekleştirerek aralarında Özbey’in de olduğu 22 şüpheliyi gözaltına aldı. Gözaltına alınanlardan “beyaz yakalı” olarak tabir edilen Kapalıçarşı aracılığıyla kripto varlık alım satımı yapan altı kişi tutuklandı. “Örgüt lideri” olmakla suçlanan Özbey, tutuklananlar arasında değildi. Şüphelilerden 9’u güvence bedeli ödeme, 7’si karakola imza verme ve yurtdışı çıkış yasağı konularak bırakıldı. MASAK’ın 26 Aralık 2023 tarihli mali analiz raporu dosyaya girdikten sonra tutuklanan kişilerin de tahliyesine karar verildi.

Yetki anlaşmazlığı

MASAK raporunun dosyaya girmesinden çok kısa bir süre sonra 10 Ocak 2024’te iddianame tamamlandı ve Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Mahkeme, incelemeyi yaptıktan sonra dosyayla ilgili 17 Ocak 2024’te yetkisizlik kararı verdi. Yabancı uyruklu mağdurlar, söz konusu karara avukatları aracılığıyla itiraz etti. İtiraz reddedildi ve dosya İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gitti. Yetkisizlik kararından bir gün sonra 18 Ocak 2024’te Hakimler Savcılar Kurulu müstemir yetki kararnamesi yayınlandı, kararnameyle İstanbul’daki mahkemenin başkanı değiştirildi. Yeni başkan, İstanbul Adliyesi’nde sulh ceza hâkimliklerinin kurulduğu dönemde bu mahkemelerde görev yapan biriydi ve buradaki görevi sırasında 17-25 Aralık soruşturmasıyla ilgili takipsizlik kararına soruşturmanın tek müştekisinin yaptığı itirazı reddetmesiyle tanınıyordu.

Yeni başkan da davanın telefon dolandırıcılığı ayağıyla bağlantılı kişileri Tokat’ta bulunduğundan dosyanın orada görülmesi gerektiğini düşünerek yetkisizlik kararı verdi. Yargıtayın son sözüyle dosya İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde kaldı. Yargılama başlamadan önce de mahkeme sadece örgütlü suçlara bakmakla yetkilendirildi.

Davanın İstanbul’a gelmesinden sonra “örgüt lideri” olmakla suçlanan Fayik Özbey’e yönelik başka operasyonlar da gerçekleştirildi. Özbey, 23 Ocak 2024’te bu defa da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Acun Ilıcalı’nın futbol takımına sponsor olan kripto para borsası Tomya’ya yönelik soruşturması kapsamında gözaltına alınıp bırakıldı. Hatta dava devam ederken Şubat 2025’te yine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü Kapalıçarşı bağlantılı “kara para aklama” soruşturması kapsamında gözaltına alındı, yine serbest bırakıldı.

“Savcı transferin gecikmesinden beni sorumlu tutuyordu”

Dava ilerledikçe soruşturma aşamasıyla ilgili ilgi çekici iddialar ortaya atılmaya başlandı. Davanın 30 Nisan 2025 tarihli duruşmasında Paribu’nun Hukuk Direktörü ve yönetim kurulu üyesi Mehmet Türkarslan tanık olarak ifade verdi. Türkarslan’ın ifadesi, soruşturma savcısının el konulan kripto varlıkların yabancı mağdurların avukatının kripto cüzdanına gönderilmesiyle ilgili baskı uyguladığına işaret ediyordu.

Türkarslan, 2023 yılında Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan önce bilgi talebi geldiğini, ardından şüpheli cüzdanlarla ilgili bloke talebi geldiğini sonra da el koyma kararının geldiğini söyledi.

Türkarslan, tarihini hatırlayamadığı bir Cuma günü el konulan kripto varlıklarla ilgili savcılıktan bir transfer yazısı geldiğini aktardı. Transfer talebiyle ilgili Binance ağındaki stabil kripto varlıktan bahseden Türkarslan, kendi platformlarının bunu desteklemediğini, bunun desteklenmesi için yeni bir ağ oluşturmaları gerektiğini söyledi. Bu işlemin zaman alan bir şey olduğunu ve yönetim kurulu başkanı onayı gerektirdiğini kaydeden Türkarslan, araya hafta sonu girdiği için bir şey yapamadıklarını aktardı. Hafta başında Ankara Batı başsavcısı veya başsavcı vekilinden söz konusu işlemin durdurulması talimatını içeren bir yazı geldiğini söyleyen Türkarslan “Oradaki gecikmeden de soruşturmanın savcısı beni sorumlu tutuyordu” dedi.

Ankara Batı Başsavcılığı’nın yazılı talimatla kendilerine bir cüzdan açılması yönünde yazı gönderdiğini söyleyen Türkarslan, cüzdanı açtıklarını ve numarasını savcılığa ilettiklerini söyledi. Daha sonra Binance ağında el konulduğu söylenen cüzdandan savcılığın cüzdanına transfer yapılması için talimat geldiğini aktardı.

Türkarslan, daha sonra soruşturma savcısının bir avukatın Paribu’daki hesabına transfer yapılmasını istediğini aktardı ve bu transferleri gerçekleştirdiklerini söyledi. Türkarslan, transfer edilen kripto varlığın değerinin 5 milyon dolar civarında olduğunu belirtti. Sanık avukatlarının soruşturma savcısının kaldırdığı el koyma kararıyla ilgili sorusu üzerine, daha önce savcı tarafından kaldırılan bir hâkimlik kararına denk gelmediğini söyledi.

Türkarslan, sanık avukatlarının sorusu üzerine, transfer işlemlerinin kasten geciktirilmesi suçlamasıyla ilgili soruşturma savcısının makamına çağrıldığını aktardı. Türkarslan, savcının siyasi irade tarafından kendisine baskı yapılıp yapılmadığına ilişkin sorular sorduğunu belirterek görüşmeye ilişkin şunları söyledi:

“Bana baskı yapılıp yapılmadığı yönünde önce benimle konuştu, sonradan da bir ifademi almak istedi. Hatta verdim ben de ifadeyi kendisine. Kimsenin baskı yapmadığını, yani bana bir baskı yapılmadığını, kimseden baskı görmediğimi söyledim.”

Türkarslan, bilgi veren sıfatıyla verdiği ifadenin altını imzalayıp oradan ayrıldığını, tutanağın bir örneğinin kendisinde olmadığını öne sürdü. Sonrasında hakkında bir soruşturma açılmadığını, ifade tutanağının nerede olduğunu bilmediğini söyledi. Siyasi iradeden baskı uygulandığı iddiasıyla ilgili isim de zikredildiğini söyleyen Türkarslan, bu isimleri hatırlamadığını iddia etti.

Türkarslan’ın önüne savcının makamında hazır bir ifade tutanağı konulduğu, siyasi iradeden baskı uygulandığı iddiasıyla ilgili tutanakta iki bakanın isminin geçtiği de edinilen bilgiler arasında yer alıyor ancak Türkarslan, bu ifadesinde bunlardan bahsetmedi.

Adliye kaynaklarının bu durumla ilgili iddiası ise, Türkarslan’ın savcının makamında söylediği şeylerin diğer borsalarla rekabeti kötü etkileyeceği düşünüldüğünden dosyaya konulmadığı.

Paribu’ya müzekkere yağmuru

Soruşturma savcısının 14 Mart ile 27 Aralık 2023 tarihleri arasında Paribu’ya gönderdiği müzekkerelerin sıklığı ve içeriği, şirket üzerindeki yoğun denetim trafiğini işaret ediyor. Savcı, bu süreçte cüzdanlara bloke konulması, kimlik bilgilerinin tespiti ve hesap hareketlerinin dökümü gibi taleplerini sürekli olarak "ivedi iş" veya "ivedi evrak" başlıklarıyla şirkete iletti. Bazı günlerde birden fazla müzekkere yazan savcı, sadece şüpheli şahısların değil, bunlara ait şirketlerin ve üçüncü kişilerle olan transfer trafiğinin de en ince ayrıntısına kadar bildirilmesi konusunda şirketi adeta müzekkere yağmuruna tuttu.

(*) Dosyanın yarınki bölümünde yargılama aşamasında dosyaya giren uzman mütalaalarını ele alacağız.

Araştırma Haberleri