Kapalıçarşı dosyası-2: Soruşturma aşamasındaki tartışmalı kripto varlık iadeleri

Kapalıçarşı dosyası-2: Soruşturma aşamasındaki tartışmalı kripto varlık iadeleri
Kapalıçarşı ile bağlantılı kripto varlık dolandırıcılığı dosyasının savcısıyla ilgili şikâyet HSK’nın önünde. Sanıklar savcıya “nitelikli zimmet” gibi ağır suçlamalar yöneltirken savcının yakın çevresine Cumhurbaşkanı’nın eski avukatlarından birinin kendisini sürdürmeye çalıştığını söylediği iddia edildi.

CANAN COŞKUN

Kapalıçarşı Yönetim Kurulu Başkanvekili Fayik Özbey’in “örgüt lideri” olmakla suçlandığı kripto varlık dolandırıcılığı davası İstanbul’da devam ederken, Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) önünde de bu davayla bağlantılı bir şikâyet dilekçesi bulunuyor. Şikâyet edilenlerden bir diğeri soruşturma savcısı.

Şikâyet dilekçesindeki iddialara gelmeden önce dosyanın Azdavay’dan Ankara’ya nasıl geldiğini hatırlayalım. Yabancı uyruklu mağdurların avukatlarından Esat Erbil Tavus, Azdavay’da icra takibini 7 Aralık 2022’de başlattıktan iki ay sonra 11 Şubat 2023’te aynı şikâyetle bu defa da Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulundu. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı Bilişim Suçları Soruşturma Bürosu, 27 Şubat 2023’te aynı adliyedeki tevzi bürosuna, yani dosyaların dağıtım ile paylaşıldığı büroya yazı yazarak dosyanın savcı M.U.Y.’ye verilmesi talimatını verdi. Yazıda, Binance borsasıyla yapılan yazışma cevaplarının ilk işlemi yapan savcının kurumsal e-posta adresine geleceğinden, devamında yapılacak işlemlerin cevabının da ilk talepte bulunan savcıya geleceği aktarıldı. Böylece dosyanın savcısı belirlendi.

Yabancı uyruklu müştekilerin Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunduğu suç duyurusu dilekçesinde adresleri Etimesgut olarak görülüyordu. HSK’ya sunulan dilekçedeki iddiaya göre, Etimesgut Ankara Batı Adliyesi’nin yetki ve sorumluluk alanında olduğu için ABD vatandaşı müştekilerin adresi buraya taşınmıştı. Böylece, ikamet ettikleri bölgeye bakan savcılığa suç duyurusunda bulunmuş gibi görüneceklerdi. HSK’ya sunulan dilekçede, soruşturmaya konu Kapalıçarşı’nın savcının yargı çevresinde olmadığından yetkisizlik kararı vermesi gerekirken bunu yapmadığı savunuldu. ABD vatandaşı müştekiler yönünden de suçun ABD’de işlendiğinin belirtildiği dilekçede, suçun Ankara ile uzaktan yakından bir ilgisi olmadığı ifade edilerek şüpheli ve sanıklar yönünde yakalama durumu yoksa onların yerleşim yerinin esas alınması gerektiği görüşü dile getirildi.

Öte yandan, HSK’ya sunulan suç duyurusu dilekçesine göre, soruşturma savcısının eski hakim Raşit Tavus’un İngiltere ve Panama’da kurulu kripto piyasasında faaliyet gösteren Efectus isimli şirketlerine ait DELA isimli NFT projesinin sosyal medya paylaşımlarını beğendiği, Raşit Tavus’a ait olan sosyal medya hesabını da takip ettiği ekran görüntüleriyle belirtildi. Sanık avukatları, soruşturma aşamasında bunların savcıya da iletildiğini ve ertesi gün bahsi geçen hesabın önce gizlendiği, arkasından da kapatıldığı bilgisi verildi.

Hakkında HSK'ya şikayet dilekçesi verilen savcının, Raşit Tavus ve Ahmet Gök ile üniversiteden tanıştıklarını reddetmediği ve Raşit Tavus’un hazırladığı rapordaki yorumları MASAK’ın da yaptığına dikkat çektiği belirtiliyor. Kripto varlıklarla ilgili bilgi birikiminin bulunması, bu konuda eğitim alması ve uluslararası çalışmalara katılması sebebiyle dosyanın savcıya verildiği belirtiliyor.

Hızlı bloke kararları

HSK'ya sunulan suç duyurusu dilekçesine göre, Savcı, dosya henüz kendisine tevdi edilmeden önce de işlemler yaptı. Mağdurlar Rakesh Sharma, Nivedita Kaul ve Pierre Besson’un suç duyurusu dilekçesinden dokuz gün sonra 20 Şubat 2023’te Paribu, Binance ve Tether şirketlerindeki şüphelilere ait kripto cüzdanlarına bloke konulmasını talep etti. Bu aşamada dosyada henüz hiçbir şüpheli ve mağdurun ifadesi alınmamıştı. Şüpheli cüzdanlara ilişkin MASAK ve adli bilirkişi raporları da henüz yer almıyordu. Buna karşın talepler hızlı bir şekilde Ankara Batı Sulh Ceza Hâkimliği tarafından karşılandı. MASAK raporu dosyaya bu karardan sekiz ay sonra girerken, mağdurların ifadeleri altı ay sonra, şüphelilerin ifadeleri de 8 ila 10 ay sonra alındı.

Savcılığın dosyanın şüphelilerinden birinin kripto varlık cüzdanına el konulması talebi sulh ceza hâkimliği tarafından yukarıdaki gerekçeyle reddedildi. Talebi reddeden hâkim, cüzdanın zaten blokeli olduğunu, el koyma kararının uygulanabilmesi için Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, Mali Suçları Araştırma Kurulu, Hazine Müsteşarlığı ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’ndan suçtan elde edilen değere ilişkin rapor alması gerektiğini aktardı. Savcılık, aynı cüzdanla ilgili iki hafta sonra bir kez daha el koyma talebinde bulundu. Talebi yine aynı hâkimlik değerlendirdi, ancak başka bir hâkimle. Hâkim, savcının talebini kabul ederek şüphelinin cüzdanına el konulmasına hükmetti. Soruşturma savcısına yakın kaynaklar, el koyma kararlarından sonra üst düzey bir bürokratın da aralarında bulunduğu kişiler aracılığıyla savcıya baskı uygulandığını iddia ediyor.

Adliye kaynaklarının aktarımına göre, soruşturma başladıktan sonra Adalet Bakanlığı, istihbarat ve MASAK ile koordineli bir şekilde çalışıldı. OFAC’ın yaptırım uyguladığı Rus borsasıyla bağlantı tespit edildiği için Rusya ile de iletişime geçildi. Dosyanın daha da genişleyebileceği, “nitelikli dolandırıcılık” suçlamasında kalınıp kalınmayacağıyla ilgili toplantılar yapıldığı ve sonunda Kapalıçarşı Yönetim Kurulu Başkanvekili Fayik Özbey’in şirketleriyle yatırım ilişkisi içinde bulunan kripto varlık alım satımı yapan kişilere dava açılmasıyla sonuçlandığı da iddialar arasında yer alıyor.

Kripto varlıkların iade edilmesi talimatı

Kripto varlık cüzdanlarına el konulduktan sonra savcılıktan ilgi çeken bir adım daha atıldı. Savcı, 28 Nisan 2023’te Paribu'ya yazdığı talimatla gelinen aşamada mağdurların kayıp kripto varlıklarının değerinin yaklaşık 11 milyon USDT olduğunu ve mahkeme kararıyla el konulan şüpheli cüzdanlarındaki bakiyenin tamamının zararların karşılanması için mağdurların avukatı Bilgehan Burak Türkmen'in kripto cüzdanına gönderilmesini istedi. El konulan kripto varlıkların müştekilerin avukatı Burak Bilgehan Türkmen’e iade edilmesinden beş ay sonra ifade veren müştekiler, zararlarının bir kısmının karşılandığını söylediler.

Adliye kaynakları, şüphelilerden el konulan kripto varlıkların peyderpey mağdurların avukatı Türkmen'e ve sonra da mağdurlara gönderildiğini savunurken, el konulan varlıkların sahibi sanıklar ise iade edilen varlıkların akıbetinin belirsiz olduğunu öne sürüyor.

HSK’ya sunulan dilekçede, savcının “bu para aktarımını gizlemek amacıyla” hâkimliklerce el konulan kripto varlıkların mağdurlara iadesini ağır ceza mahkemesinden talep ettiği ileri sürüldü. Dilekçeye göre, savcıların acele hallerde muhafaza ve devletin kontrolü altına alınması anlamında el koyma yetkisi var, ancak bu hallerde bile 24 saat içinde hâkim onayı almak zorundalar. Suç duyurusu dilekçesinde savcının 2,5 milyon dolar değerindeki kripto varlığın avukat Burak Bilgehan Türkmen’e iade edilmesiyle ilgili Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) ortamında ve dava dosyasında bir karar bulunmadığı ileri sürüldü.

Söz konusu olayla ilgili suçlanan taraflar, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 128/A maddesine göre işlem yapıldığını belirterek kendilerini savunuyor. Söz konusu madde cumhuriyet savcısına el konulan suça konu menfaati, suçtan zarar gören mağdura ait olduğunun anlaşılması halinde soruşturma veya kovuşturma evresinde sahibine iade etme yetkisi veriyor, ancak bu düzenleme yasaya 24 Aralık 2025’te, yani iadeden 2,5 yıl sonra eklendi.

Davanın tek müştekisi yabancı uyruklu kişiler değil, ülkenin dört bir yanından telefon dolandırıcılığı yoluyla mağdur edilen Türkiye vatandaşları da müştekiler arasında yer alıyor. Bu kişilerin dolandırılan para veya altınları henüz iade edilmedi. Adliye kaynaklarına göre, bu kişilerin kaybettiği paraya ulaşılamadığı için iade edilemedi.

Yetki anlaşmazlığı

Soruşturma savcısının Kapalıçarşı’ya yönelik hazırladığı iddianame, Ocak 2024’te tamamlandı. İddianamenin gönderildiği Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesi 17 Ocak 2024’te yetkisizlik kararı vererek dosyayı İstanbul’a gönderdi. Bu karara ABD vatandaşı üç müşteki ile bir büyükelçi müştekinin avukatı Bilgehan Burak Türkmen itiraz etti. Avukat Türkmen’in itirazı reddedildi ve dosya İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gitti. İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi de dosyayla ilgili yetkisizlik kararı verince dosya bu defa Yargıtay’a gitti. Yargıtay da son sözü söyleyerek dosyayı İstanbul’a geri gönderdi.

Özel yetkili mahkeme oldu

Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin yetkisizlik kararından bir gün sonra Hâkimler Savcılar Kurulu 18 Ocak 2024 tarihli müstemir yetki kararnamesiyle bu mahkemenin başkanını değiştirdi. Kısa bir süre sonra da davanın görüldüğü İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi, sadece örgütlü suçlara bakmakla yetkilendirildi.

Gaziantep’e atama kararı

Soruşturma savcısı, olaya ilişkin iddianameyi hazırladıktan sonra Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı'ndaki görevine devam etti. Ancak bu durum HSK’nın 20 Haziran 2025 tarihli kararnamesiyle değişti. Savcı kararnameyle Gaziantep’e atandı. Bu sırada İstanbul'daki yargılama devam ediyordu. Avukatlar, Paribu’nun soruşturma aşamasında iade ettiği kripto varlıklarla mahkeme aracılığıyla Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığından bilgi istenmesini talep etti. Mahkemenin bilgi talebine verilen Ekim 2025 tarihli yanıtta Gaziantep’e atandığı sanılan soruşturma savcısının imzası vardı.

Savcının Gaziantep’e atanma kararını da yakın çevresine “sürgün” olarak ifade ettiği ve listeye son dakikada eklendiğini aktardığı biliniyor. Birinci sınıfa ayrılmış bir savcının düz savcı olarak atanması da bu kararın başka bir nedeni olduğunu akıllara getiriyor. Adliye kaynaklarına göre, savcı HSK’nın kararına itiraz etti. İtirazın değerlendirilmesinden sonra Ankara Batı Adliyesi’nde kalmasına karar verildi.

(*) Dosyanın yarınki bölümünde davanın İstanbul’a gelmesiyle yaşananların perde arkasına odaklanacağız.

Kaynak:Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.