Ahmet Mümtaz Taylan: “Türkiye’deki gerilimi tırmandıran şey; kutuplaşma”

Ahmet Mümtaz Taylan: “Türkiye’deki gerilimi tırmandıran şey; kutuplaşma”

“Time Code” programında konuşan oyuncu ve yönetmen Ahmet Mümtaz Taylan, “Çok uzun zamandan beri her aşamada, her kademede, her alanda çok körüklenen bir kutuplaşma var. Her çağrıldığım kavgaya gitmiyorum, her kavganın kavga olmadığını düşünüyorum. “Kutuplaşma şu anda hükümetin işine yarıyor gibi görünüyor” diyor.


Time Code’un bu bölümünde konuğum Ahmet Mümtaz Taylan…
Sinema ve tiyatro oyuncusu, yönetmen Ahmet Mümtaz Taylan ile hayata, sanata ve yeni kitabına dair konuştuk.

Yıllardır ekranlardan tanıdığımız; kimi zaman silahları çeken, hesap kesen sert adam, kimi zaman şefkatli bir aile babası ama en çok da “İskender Abi”miz Ahmet Mümtaz Taylan, yoğun çalışma temposunda bizden de bir merhabasını eksik etmedi. Dizi çekimleri, program çekimleri, yeni projelerin hazırlıkları derken bir de o arada “Ara Toplam” kitabını çıkardı. Hızına yetişmek mümkün değil doğrusu…

“ÖĞRENME İSTEĞİM VE MERAKIM HİÇ AZALMADI”



Genel olarak sakin biri olsa da çalışırken çok stresli olduğunu ve işini çok önemsediğini söyleyen Ahmet Mümtaz Taylan, “Bizim işimiz ortalama yapıldığı zaman insanı mutlu etmeyen bir şey, muhakkak ortalamanın üstünde olmak zorundasınız, iddialı bir iştir yani” diyor.
Hepimizin zaman zaman sosyal medyadan denk geldiği set arkalarından çekilen eğlenceli videolarda olduğu gibi; kendisinin sette eğlenemediğini, aksine çok stresli olduğunu “sette çok eğlendik” diyenlere de şaşırmakla birlikte gıpta ettiğini de belirtiyor.

İç dünyasıyla arası nasıldır acaba, ne gibi çekişmeler yaşıyor diye sorduğumda: “ Her zaman; doğru mu yaptım yanlış mı yaptım, iyi mi oldu kötü mü oldu, bu yaptığın çok eski bir kafada mı artık bunu değiştirmek mi lazım diye düşünürüm. Genel olarak öğrenme isteğim ve merakım azalmadı yıllar içerisinde, meraklı birisiyimdir. O ihtiyaçların yarattığı stresler dışında kendisiyle çok öyle kavgalı birisi olduğum söylenemez” diyor.

MOTİVASYON KAYNAĞIM; GENÇLERLE İLETİŞİMDE OLMAK”

Kendisinin mutsuz ve gergin göründüğünü düşünenlerin aksine, ben kendisinin çok dinamik bir yaşam enerjisi olduğunu düşünürüm. Bu yüzden de hep merak etmişimdir çok stresli işi ve yoğun iş temposu olan insanların bu stresle nasıl baş edebildiklerini ve yaşam enerjilerinin nelerden beslendiğini…
İyiliğin ve paylaşmanın hakim olduğu insan ilişkilerinden beslenen sanatçı, asıl motivasyon kaynağının; gençlerle her türlü zihinsel iletişimde olmak ve bir şeyler paylaşmak, olduğunu söylüyor.

Mutluluktan söz etmişken, mutsuzluktan da bahsetmeden olmaz.

Kendi kişisel dertleri nedeniyle mutsuz hissetmediğini ancak toplumsal olarak herkesin dertlerini kendi kişisel derdi olarak gördüğünü söyleyen sanatçı, “Bunlara kaygılanır üzülür, bazen çözümün çok uzakta görüldüğü durumlarda, çözüme yürümenin yollarının kapalı ya da engelli olduğu durumlarda depresyona kadar giden üzüntü duyarım her yurttaş gibi” diyor.

“BENDE OTOSANSÜR YOK, OTOKONTROL VAR”

Sosyal medyayı da aktif bir şekilde kullanan Ahmet Mümtaz Taylan, zaman zaman Türkiye gündemine ilişkin veya güncel siyasete dair eleştiriler yapmaktan da çekinmiyor. Bu paylaşımları yaparken kendisine sansür uygulamadığını ama kimseyi kırmamak, kişilik haklarına saldırı noktasına gelmemek adına azami dikkat gösterdiğini söyleyerek ben de “otosansür yok, otokontrol var” diyor. 

Eleştiriyi bedende sigara söndürür gibi değil faydalanacak bir şey olarak yapmaya çalışan birisi olarak, okuyan ve yazan birisi olarak, zaten ben azami dikkat gösteriyorum. Ona rağmen linç ve benzeri şey olursa politik nedenlerle de olabiliyor, bunlar beni çok tedirgin eden şeyler değil. Benim hayatımın bir parçası. Linç edilmeyi gerektirecek bir şey genelde yazmam. Bence kimse yazmaz. Bir üslup sorunu vardır bir de linç merakı var. Yani onu bir spor gibi manalı manasız, kişiyi tanıyıp tanımadan, yazdığını- söylediğini anlayıp anlamadan yazan, henüz olgunlaşmamış kafalar da Twitter'da gezme hakkına sahip. Onlar da sağa sola öyle bişeyler söylüyorlar. Gerçekten yararlanılacak bir eleştiri olduğu zaman, onu kaçırmayacak yaştayım zaten. Bunu bir hediye olarak, eleştiriyi bir hediye olarak görüyorum. Şöyle bir şey var hiçbir yerde sözünü söyleyemeyen, sözünü dinletemeyen, attığı taş ürküttüğü kurbağaya değmeyen, çok geniş insan toplulukları var. Onlar kendi personaları da ortaya koymadan, yumurtaların arkasına saklanarak, yumurta kafaların arkasına saklanarak veya bazı müstear isimlerin arkasına saklanarak çok gürültü yapabilirler. Ama bunu dikkate alacak vaktimiz yok.”


“SEMTLERE-GÖRÜNMEZ SINIRLARA BÖLÜNMEYELİM”

Gain’de yayımlanan “İstanbul Hesabı” programı İstanbul’un pahalılığından şikayet edenlere, 50 TL ile bile İstanbul’un semtlerinin gezilebileceğini gösteriyor gibi gözükse de program bundan çok daha fazlası… Ahmet Mümtaz Taylan, İstanbul Hesabı’nı şöyle anlatıyor:

“Bu programın derdi aslında İstanbul'u tanıtmak değil, İstanbul'un tarihinden bahsetmek de değil yalnızca, semtler meselesi de değil. Bu programın meselesi bu şehirde birlikte yaşayalım, şehrin nimetlerinden birlikte faydalanalım, semtlere-görünmez sınırlara bölünmeyelim ki birlikte yaşama kültürü; sosyalleştiğimiz alanlarda iç içe yaşayarak gelişsin. Aslında insanları birbirine çağırmak için düşünülmüş bir program…
Bir yere gidip gezip tozmak, biraz orada vakit geçirmenin bir bedeli oluyor ya. Çoğu zaman insanları durduran, o bedeli ödeyemeyecek durumda olmak ya da ödeyemeyeceğini düşünüyor olmak olabilir. Orada meydan okuma yok. Yani 50 liraya bak neler yapıyoruz falan öyle bir şey değil. 50 lira küçümsenecek bişey değil. Eğer niyetin varsa bu şehre karışmaya, sosyalleşmeye birlik olmaya, beraber olmaya ihtiyaç duyuyorsan, bunu önemsiyorsan, bu 50 lira ile bile yapılabilecek bir şeydir.”

LEYLA İLE MECNUN SEVENLERE MÜJDE!

İstanbul Hesabı’nın bir bölümü de Kireçburnu’nda çekildi. Birçok kişi için Kireçburnu ve Kireçburnu sahili Leyla ile Mecnun’la bütünleşmiştir. Ahmet Mümtaz Taylan’ın tabiriyle de orası Leyla ile Mecnun'un kartviziti gibidir. Neredeyse üç yıla yakın bir süre Kireçburnu’nda çekimleri devam eden Leyla ile Mecnun dizisi, sezon arasına girdiği dönemde, tekrar sezona başlayamadan aniden yayından kaldırıldı. Bu kararın nedenine ilişkin çok şey yazıldı çizildi. Dizide İskender Abi (Mecnun’un babası) karakterini canlandıran Ahmet Mümtaz Taylan, dizinin Gezi nedeniyle bittiğini düşünüyor.
Bitişinin ardından neredeyse sekiz-dokuz yıl geçmiş olmasına rağmen hala Kireçburnu’nu görmek, Erdal Bakkal’ın terk edilmiş küçük bakkalını görmek içimizi sızlatıyor…

Ancak Ahmet Mümtaz Taylan muhteşem bir haberle yeniden herkesi sevindirdi. Aslında bu yönde haberler vardı ama doğruluğu henüz kesinleşmemişti. Taylan, bu duyumları şöyle netleştirmiş oldu:     

“Şu anda planlama yapmaya çalışıyoruz. Bu yaz bir platform için, dijital bir platform için (Exxen)
On b
ölüm, daha doğrusu her sene on bölüm çekme gibi bir şey konuşuluyor. Gerçekleşip gerçekleşmeyeceği çok kısa bir süre sonra netleşir. Görüşmeler, planlamalar devam ediyor. İnşallah gerçekleşirse; bu çaba var yani, çaba hakkında en azından onu doğrulayabilirim.”

HER ÇAĞRILDIĞIM KAVGAYA GİTMİYORUM”

Türkiye gündemini yakından takip eden ve gündemle ilgili de sık sık paylaşımlarda bulunan sanatçı, toplumda körüklenen bir kutuplaşmanın olduğuna dikkat çekiyor:

Çok uzun zamandan beri her aşamada, her kademede, her alanda çok körüklenen bir kutuplaşma var. Ben yurttaş olarak kendimi o dayatmanın dışında tutmayı biliyorum, başarıyorum. Her çağrıldığım kavgaya gitmiyorum, her kavganın kavga olmadığını düşünüyorum.
Oralarda kendi iradelerini kullanıyorum. Yönlendirilmeye çok müsait birisi değilim. Dolayısıyla geniş insan topluluklarına da çok lazımsa öyle davranmaları salık verebilirim, tavsiye etmem tavsiye etmek benim işim değil, yönlendirmek benim işim değil. Ben toplum mühendisi değilim.
Kutuplaşmanın tamamen karşısındayım. Bana benzemeyenlerle, benim düşüncemi paylaşmayan hatta muhalif olanlarla da iletişim kurmaya çalışmaktan asla vazgeçmiyorum. Çünkü esasen önce onlarla, yani anlaşamayanlar, aynı konuda düşünmeyenlerin en çok iletişim kurması gerekir ki birlikte yaşama kültürü ayakta kalsın ya da gelişsin. Zaten birlikte yaşama kültürü yerlerde de ayağa kaldırmaya çalışıyoruz.”


“MUHALEFETTEN DE ŞİKAYETÇİYİM”


“Kutuplaşma şu anda hükümetin işine yarıyor gibi görünüyor. Çünkü çok kolay bir şekilde ayrılmaya noktalarını, kırılma noktalarını çok fazlaca ateşliyor gibi görünüyor. Koşarak buna katkıda bulunup bulunmamak bireyin iradesindedir. Biz de sivil bir tutumla, anayasanın bize verdiği hakları, demokrasinin bütün kurum ve kurallarını kullanarak, bu konuda belirgin bir muhalefet geliştirmek; çünkü o muhalefeti geliştirebilen bir ana muhalefetiniz yoksa memlekette, yani bu ülkede sadece yürütmeden değil muhalefetten de şikayetçiyim. Yani ben öyleyim. onlardan da şikayetçiyim, ötekilerden de. Onların da iyi yaptığı şeyler var bunların da iyi yaptığı . Onların da hiç yapmadığı şeyler bu verme hiç yapamadığı şeyler var. Dünyanın başka yerlerinde de böyle değil mi, böyle. Bizde sadece bu çatışkı-çelişki çok keskinleşti. Bu kadar keskinleşmesi hayatın akışına uygun ve yararlı değil. Daha yumuşak, daha sabırlı, daha dinleyerek, sadece kendi derdimizi anlatmak değil, başkalarının derdini de dinleyerek, onların şikayetleri hakkında da gerçekten objektif olmaya çalışarak, bir empati ile yani ‘bu durumda ben olsaydım ne yapardım?’ demeyi de elden bırakmadan hep birlikte oturmak, konuşmak zorundayız.”


ARA TOPLAM” KİTABI ÇIKTI!

Tüm bu yoğunluğu arasında sanatçının bir de nehir-söyleşi formatında “Ara Toplam” kitabı çıktı.
Kitabın; şimdiye kadar yaptıkları veya yapmadıkları, söyledikleri veya söylemediklerinin hesabı, bir ara toplamı olduğunu söylen Taylan; “Bu bir tavsiye kitabı, öneri kitabı değil, bir kişisel gelişim kitabı da değildir. Buradaki benim yaptıklarıma bakarak kendi hayatınızda bazı uygulamalara girişebilirsiniz falan gibi bir iddiam yok. Sadece meslek hayatının; başında ve sonunda olmayan,  kendi hayatının başında ve sonunda olmayan, ortalarında ortaya geçkin bir yerinde olan birisi olarak, bu ülkenin bir yurttaşı olarak, Türkiye'nin pratiği işte geçirdiğimiz 50 senesi içerisinde sokakta ve iş hayatında yoğun olarak bulunmuş, bir yerde korunaklı yaşamamış, her şeyin içinde bulunmuş bir insan olarak,, darbeler görmüş işte iki tane üniversiteye gitmiş, emekli olacak kadar bir resmi kurumda çalışmış, hala çalışmakta olan, çalışırken ölmek isteyen birisi olarak, ben nasıl yaptım ben nasıl ettim, nasıl yapmadım nasıl etmedim, neyi söyledim neyi söylemedim, bütün bunların bir hesaba çekilmesi… O yüzden Ara Toplam ismi son toplam değil.”

SÖYLEŞİMİZİN PODCASTİNİ DİNLEMEK İÇİN PLAY TUŞUNA TIKLAYIN