İlham Verisi: Sayılarla korona günlerinde Türkiye

İlham Verisi: Sayılarla korona günlerinde Türkiye

Elimizde neredeyse dumanı üzerinde tüten taptaze bir araştırma var. Verisini Nisan ayının ilk günlerinde topladığımız bu projeyi Türkiye’nin ilk global medya planlama ve satın alma ajansı Universal McCann sponsorluğunda gerçekleştirdik.

Elimizde neredeyse dumanı üzerinde tüten taptaze bir araştırma var. Verisini Nisan ayının ilk günlerinde topladığımız bu projeyi Türkiye’nin ilk global medya planlama ve satın alma ajansı Universal McCann sponsorluğunda gerçekleştirdik.
Projeyi uygulayan araştırma şirket MBI olarak salgının resmi ağızlardan açıklandığı 11 Mart’tan bu yana halkın duygu durumu, ruh hali, davranış ve tercihlerindeki değişikliklere odaklandık. İnsanların hayatında önem kazanan “an” lar ile bu krizde oluşan ihtiyaç alanlarını belirledik.
Üstüne yeni yaşamlarındaki medya ve alışveriş tercihlerini sorguladık.
Çlaışmayı sizlerle Korona Günlerinde Türkiye’nin Ruh Hali ve Ev Hali olmak üzere iki bölümde paylaşacapım. Önce araştırmanın künyesine bakalım.
ARAŞTIRMANIN KÜNYESİ
Araştırma 1223 kişi ile 26 ilde yürütüldü. İzolasyon döneminde görüşmeleri yüürten operatörler evlerinden çalıştı. Araştırmamız kantitatif /niceliksel bir yaklaşımla 60 milyon yetişkini temsil edecek biçimde tasarlandı. Öte yandan açık uçlu sorularla vatandaşların duygularını ve ihtiyaçlarını kendi kelimeleri dinleme imkanı bulduk. Etnografik analiz teknikleriyle bu öykülere içerik ve metin analizi yaptık.
KORONAVİRÜSÜN YARATTIĞI RUH HALİ
Türkiye toplumu Mart 11’de salgına ilişkin işlk resmi açıklamayı andan itibaren en fazla korku, kaygı, tedirginlik ve üzüntü hissetmiş.
Süreçte öne çıkan duygular toplumun sosyo-ekonomik ve kültürel anlamda farklı katmanlarına farklı düzeylerde yansıyor
İnsanların bizimle paylaştukları 1223 öyküden tepki, ihtiyaç ve çözüm üretme kapasitesine katılımcıları gruplara ayırdık.

Şimdi size bu pandemiye verilen tepkilere göre oluşan grupları anlatacağım. Dikkatli dinleyiciler kendilerinin hangi grupta yer aldığını anlayabilir. En büyük iki grubumuz Kontrollü Gerginler ve Endişeliler. Yüzde 21’li ilk grubun baskı duygusu “Korku ve Tedirginlik” iken Endişeli’de “Üzüntü” ön planda.
Üçüncü büyük grup ise kısmen olanaklarının uygunluğu, kısmen alınan önlemlere duyduğu güven ile tedbirini alıp gündelik hayatının ritimini neredeyse bozmadan yaşayan Tedbirli Sakinler (yüzde 16)
“Çaresiz” adını verdiğimiz grup salgı öncesinde de geçim sıkıntısı ve işsizlikle boğuyordu.
Kadınların biraz daha ağırlıkta olduğu Kırılgan Ruhsal Dengeli’ler krize az ya da çok kaygı bozukluğu şeklinde tepki verenlerden oluştu. Toplumun yüzde 12’sini oluşturan bu grupta tıbbi destek alan ve almaya ihtiyacı olanlarla, endişesini ortalamanın üstünde yaşayanlar yer aldı. Aralarında hatırı sayılır kamu çalışanı bulunan yüzde 9’luk “Sonradan Farkeden Tedirgin”ler ise geç farketmiş olmanın, dolayısıyla yeterince tedbir almamanın tedirginliğini yaşayan bir grup. Karadeniz bölgesinde ve İzmir’de ortalamanın üstünde bulunan bu grubun 25-44 genç yetişkin ağırlıklı olduğu gözlendi.
Çok küçük ama bir o kadar krize yaklaşımları diğer gruplardan radikal biçimde ayrışan iki grup ise Dindar/Kaderci ve İlgisiz/Uzak. İlk grup mevzuyu neredeyse tamamen Allah’a havale etmiş bir durumda. yüzde 4’lük büyüklüğü ile yaklaşık 2.5 milyon kişi olduğu tahmin edilen bu grubun yüzde 36’sında Mutluluk/İyimserlik duygusu hakim. İlgisiz/Uzak’lar eğitimli, genç, erkek ağırlıklı. Bu grubun yüzde 21’i virüs sonrası hayatında değişen bir şey olmadığını söyledi. Bu oran araştırmanın toplamında yüzde 9.

HAYATIMIZDA NE DEĞİŞTİ?
Türkiye’de iş gücüne katılım oranı TÜİK’in Ocak ayı raporuna göre yüzde 51 bizim araştırmamızda bu rakam yüzde 44’ü. TÜİK, 15 yaş üstü biz ise 18 yaş üstünü kapsadığımız için olabilir bu fark. Salgın öncesi evden çalışanlar toplam nüfusun yüzde 1’ini oluştururken şu anda yüzde 7’ye çıkmış durumda.
MBI olarak izolasyon döneminde 4.3 milyonun üstünde kişinin evden çalıştığını, 7.5 milyonun kişinin ücretli/ücretsiz izne çıkarıldığı en az 11 milyon kişinin tam veya yarı zamanlı çalışmak üzere çalışmak üzere evinden ayrıldığı tahmin ediyoruz.

Araştırmada salgının hayatımızda aile/ev, temizlik/hijyen ve sosyal mesafe kavramlarını yükselttiğini tespit ettik. Katılımcıların yüzde 7’si daha fazla TV izlediğini, yüzde 6’si daha fazla kitap/gazete/dergi okuduğunu, yüzde 2’si daha fazla sosyal medya tükettiğini, yüzde 3 daha fazla maneviyata yöneldi.
Belli ki toplum olara kendimiz daha fazla sigara ve alkole vermemişiz. Sigara/alkol tüketiminde toplamda anlamlı bir fark gözlenmiyor. Sadece “Sonradan Farkeden Tedirginler” grubunun yüzde 2’si daha fazla alkol/sigara tükettiğini söylüyor. Yalnız laf sigaradan açılmışken, Covid-19’un tiryakiler için daha büyük bir risk teşkil etmesi sigara içme oranını düşürmüş görünmüyor. Sigara içme oranı yüzde 35. 2017’ye (yüzde 31) göre topluma daha fazla tütün tüketiliyor. Covid-19 hastalığı malum erkekleri daha çok tehdit ediyor, ülkemizde erkekler kadınlara nazaran daha fazla, yüzde 45 düzeyinde tütün kullanıyor, aman diyeyim…

KİME GÜVENİYORUZ?
Toplumun yüzde 75’i virüsle ilgili Sağlık Bakanı’ndan gelen bilgilere güveniyor. Sağlık Bakanına güven konusunda gruplar arasında fark olmazken, hüküketten gelen bilgilere dindar/kadercilerin ortlamanın üstünde güvendiği gözlendi. Sağlık Bakanını sağlık çalışanlarının bireysel açıklamaları ile hükümet açıklamalarında takip ediyor.
Bilgi kaynağı olarak Televizyon haberlerine sosyal medyada yer alan haberlerden daha fazla güvenildiği anlaşıldı.

KURALLARA UYUYOR MUYUZ?
Türkiye’de Koronavirüse karşı önlemler arasında yer alan “el yıkama” yı yapmayan yok. Kolonya yüzde 85, dezenfektan ise yüzde 61 oranında kullanılıyor. Sosyal mesafesizliği görüşmecilerin yüzde 82’si uyguladığını söylüyor. İyi beslenmeyi arzu ettiği halde gerçekleştiremediğini söyleyenler toplumun yüzde 17’si, bu grupta ‘Çaresizler’ öne çıktı. Sosyal mesafe en çok Dindar/Kadercilere zor geliyor.

 

NEYİ ÖZLEDİK?
Görüşmecilerin üçte ikisi (yüzde 59) dışarıda vakit geçirmeyi özlerken onu arkadaş/aile/sevdikleriyle sosyalleşmek (yüzde 56) izledi. İşe gitmeyi bu süreçte en fazla işini kaybeden grup olan Çaresizler (yüzde 31), en az Kontrollü Gerginler (yüzde 9) özledi.

YENİ YAŞANTIMIZDAN NOTLAR
İHTİYACIMIZ OLAN NE?

Ekonomik baskıyı üzerinde çok fazla hissetmeyen Tebirli Sakin, Endişeli ve Kontrollü Gergin sokağa çıkma yasağını talep ediyorlar. Kırılgan Ruhsal Dengeli grubu ise psilokojik sıkıntıları için destek arayışında.

Krizler her zaman toplumun en dezavantajlı kesimlerini daha fazla vuruyor. Ekonomik ve sosyal anlamda dezavantajlı grupların başında zaten işsiz olan veya bu krizle işini, gelirini kaybetmiş yoksullar geliyor. Güvencesiz günlük işlerde çalışanların hali gerçekten harap, izolasyon ve sosyal mesafe en çok onları vuruyor. Araştırmadaki segmentlerden bir olan Çaresizlerin yüzde 16’sı zaten işsiz olduğunu, çalışanlarının da yüzde 42’si salgınla birlikte ücretsiz izne çıkarıldığını bizimle paylaştı. Araştırmada maddi açıdan en fazla zarar gören Çaresizler’in 9 milyon civarında olduğu tahmin ediyoruz.
Bugünden yarına sosyal devlet inşaa edemeyececeğimizden bu felaket döneminde de yanımıza yöremize bu gözle bakmalı, htiyacı olana el uzatmalıyız. Sınıfsal farkları görünür kılan bu salgının yarattığı acıyı dindirecek hafifletecek dayanışma mekanizmaları çok önemli.
Malumunuz devlet cenahında Mart ayının son günlerinde öne çıkan 3 kampanya Kızılay’ın “sensiz olmaz” ve Diyanet Maaşını Paylaş Kardeşinle Yakınlaş kampanyaları duyuruldu , son olarak Cumhurbaşkanlığı’nın Bizbize yeteriz bağış kampanyasının duyurusu yapıldı. Araştırmamızda bunların en birine bağış yapabileceğini söyleyenler yüzde 58’di. Katılımcıların yüzde 40’ı ‘Bizbize yeteriz’e bağış yaparım dedi.

Biz araştırmamızda bu devlet destekli kampanyalar dışında kalan kamu kuruluşlarının ve yardım dernekleri ile işbirliğini de sorguladık.
Belediyelerin açtığı bağış kampanyalarına destek toplamda yüzde 35 bu rakam İstanbul’da yüzde 40. Belediyeleri LÖSEV ve Haluk Levent’in Ahbap Derneği Takip etti.

Bu arada koronovirüs toplumuzmdaki kutuplaşmayı da yumuşatmış gibi görünüyor ilk Sağlık Bakanı’ndan gelen verilere yüzde 75’ler düzeyinde güven duyulduğunu paylaşmıştım. Katılımcılara Hükümetin belediyelere yapılan bağışı durdurmasını doğru buluyor musunuz? Diye sorduğumuzda sadece yüzde 27’si bu kararı doğru bulduğunu söyledi. Toplum olarak üzerinde mutabık kaldıpımız bir başka konu da sokağa çıkma yasağı oldu. Katılımcıların yüzde 81’i sokağa çıkma yasağı ilan edilmesini istediklerini söylediler. Bizim bu programı kayda aldığımız gün ülkenin 31 ilinde ilk kez 2 günlüğüne de olsa sokağa çıkma yasağı ilan edildi.
Sevgili İlham Verisi dinleyenleri Türkiye’nin Korona Günleri araştırmamızı bu ilk bölümünü toparlayacak olursak. Evet korkuyoruz, evek kaygılıyız. Ama kaygılarımızın bizi tüketmesine izin vermeyelim. Kendimizin ve ailemizin izolasyon döneminde yaşam kalitesini arttırmaya çaışalım. Bunu mümkün olduğunca tüketmeden ama üretekerek yapmaya gayret edelim. Uzmanlar dayanışmanın insan ruhunda sağaltıcı bir etkisi olduğunu söylüyor bundan faydalanalım.
Bu bölümde araştrmanın ruh halimize etkilerine odaklandık bir sonraki programımız ev hali üzerine olacak. Çalışmayı, üretmeyi ve mümkünse ev içi egzersizlerinizi ihmal etmeyin lütfen.

Etiketler :