Kötü yolculuğa güzel son

Kötü yolculuğa güzel son
3 yılda 3. kez yeniden yapılanmaya giden Fenerbahçe’nin geçmişinde elde ettiği kredisinin artık tükenme noktasına nasıl geldiğine birlikte göz atalım.

İyi bir kapanış, kötü giden birçok şeyi unutturabilir. Ne de olsa önemli olan nasıl başladığınız değil, nasıl bitirdiğinizdir. Sporun sonuç odaklılığını hesaba katınca iyi bir son, işinizi elinizde tutmanız veya tutmamanız arasındaki farkı yaratır. Fakat bu daima sizi geçmişin ağırlığından azat etmeye yetmez.


Fenerbahçe Beko’nun geride bıraktığı sezonunu bu çerçevede değerlendirebiliriz. Başından sonuna kadar büyük bir hayal kırıklığı olarak geçen sezon, Türkiye Basketbol Ligi final serisinde üst üste 2 EuroLeague şampiyonu Anadolu Efes’in 3-1 gibi ezici bir üstünlükle mağlup edilmesinin ardından acı tatlı bir son buldu. Görünen o ki bu son, sadece sezonun değil, koç Aleksandar Djordjevic ve takımdan birçok ismin de Fenerbahçe’yle olan birlikteliğinin sonu.


OBRADOVİC SONRASI DÜŞÜŞ


Zeljko Obradovic, sadece Avrupa’nın değil, basketbol oyununun görmüş olduğu en büyük koçlardan bir tanesi. 2020’de Fenerbahçe’den ayrılırken, geçirdiği 7 senede, 5 EuroLeague Final-Four’u, 3 EuroLeague finali, 1 EuroLeague şampiyonluğu, 4 Türkiye Ligi şampiyonluğu, 3 Türkiye kupası ve 3 Cumhurbaşkanlığı kupası kazanarak kulübün çehresini değiştirdi.

Ataşehir’de yapılan yeni stadın da etkisiyle taraftar ve basketbol arasında şimdiye dek kurulmamış güçte bir bağ yarattı. Fenerbahçe’yi bir bütün olarak Avrupa basketbolunun en önde gelen markalarından biri haline getirdi. Elbette böyle ikonik bir adamın ayrılığı sonrasında düşüşe geçmek kaçınılmazdı. Kaldı ki bununla eşzamanlı olarak basketbol şubesi bütçeyi biraz kısınca durum tam olarak böyle oldu.


Obradovic sonrası bir proje gerektiği ortadaydı. Bu neticede de yönetim Obradovic sonrası ilk koç tercihini Igor Kokoskov’dan yana kullandı. Kokoskov Avrupa’lı bir isim olmasıyla beraber 25 yıldır NBA’de çeşitli asistan ve head koç görevlerinde bulunmuş biri olarak Avrupa basketboluna yabancıydı. Slovenya ile 2017’de kazandığı EuroBasket dışında Avrupa özelinde bir başarısı yoktu. Ama önemli bir basketbol aklıydı. Obradovic sonrası Fenerbahçe’ye bir varis olabilirdi.


Kokoskov yönetiminde 2020-2021 sezonu Fenerbahçe için korkunç başlamıştı. 15 maçta 10 mağlubiyet alındı. Kaddro planlama sorumluluğu Obradovic’leyken hiç olmadığı kadar genel menajer Maurizio Gherardini’ye kalmıştı. Başarısız transferler ve uyum sancıları çeken bir koç birleşimi o sezonun ortasına kadar taraftarı oldukça karamsar bir yere sürüklemişti.


Sezon ortasına gelindiğinde Marko Guduric eklemesi, Kokoskov’un rotasyonlarına daha hakim olmasıyla birleşince Fenerbahçe Avrupa’da 7 maçlık bir galibiyet serisi yakaladı. Sezonu ev sahibi avantajı alabilecek kadar iyi bir noktada tamamlayıp kendini play-offlara attı. Play-offlar COVID ve sakatlık etkileriyle birlikte bir hayal kırıklığı oldu. Fakat sezon ortasında yakalanan o büyük momentum taraftara, yönetime ve oyunculara gelecek için önemli bir umut ışığı oldu.


2021 yazına Kokoskov önderliğinde giren Fenerbahçe, koçunun felsefesine uygun oyuncuları kadroya katmak için kolları sıvadı. Koçun elle seçtiği oyuncuları takıma getiren Fenerbahçe’de yazın sonuna gidilirken olmayan bir şey vardı: O da koçun kendisi. Yazın bu kadroyu kendi kuran Igor Kokoskov transferleri bitirip kadroyu kurduktan sonra sürpriz bir şekilde takımdan ayrıldı. NBA ekiplerinden Dallas Mavericks’in asistan koçu oldu. Bu durum sürpriz sayılmakla beraber önceki sezon bittiğinden beri gündemde olan bir olasılıktı.

Fenerbahçe yönetiminin bu dedikoduları yazın temizlemeyip bir bakıma kulak tıkaması camiada ayrılık gerçekleşince şok etkisi yarattı. Fenerbahçe’nin sezonun o noktasında seçenekleri de sınırlıydı. Ayrılığın geldiği nokta da belki de taraftarlar için büyük üzüntü kaynaklarından biri, yaz döneminin başında Zeljko Obradovic’in Partizan’la beraber koçluğa geri dönmesiydi. Büyük bir belki olmakla beraber, belki Kokoskov yazın sonunda değil başında ayrılsaydı Obradovic yeniden Fenerbahçe için bir seçenek olabilirdi. Kokoskov ile yeni bir proje vaat eden Fenerbahçe yönetimin bu planı suya düştü ve Obradovic sonrası 2. Koç tercihini Aleksandar Djordjevic’den yana kullandı.


DJORDEVİC İÇİN PİYANGO FENERBAHÇE İÇİN PANİK HAMLESİ


Aleksandar Djordevic Avrupa basketbolunun görmüş olduğu en büyük guardlarından biri. Görkemli bir oyunculuk kariyerine sahip olmasına karşın koçluk kariyeri adına aynısı söylemek şu an için güç. En iyi oyuncuların, en iyi koçlar olmadığı klişesinin burada geçerliliğini biraz görüyoruz. Bu dogma futbolda Zinedine Zidane ve Steven Gerrard gibi isimlerle biraz kırıldıysa da basketbol da hala geçerliliği korumakta. Kokoskov’un aksine Djordjevic çok daha geleneksel bir basketbol oynatan, kontrolcü bir koç. Kokoskov işin hücum tarafında yaratıcı sanatçılar isterken, Djordjevic onun emrinden çıkmayacak askerler arıyordu.


Sezona çok yakın bir zamanda alternatifi fazla olmayan Fenerbahçe için Djordjevic’e gitmek kısa vadede en güvenli hamle gibi görünüyordu. Djordjevic son sezonu Virtus Bologna ile İtalya ligi şampiyonu olarak tamamlamıştı ama Avrupa’da başarısız olduğundan görevine son verilmişti. Oyuncuları tarafından çok sevilen bir koç olmasına karşın Djordjevic, şu ana dek yaptığı koçlukla A sınıfı bir takımın ilk tercihi olacak türden bir koç değildi. Kendi oyun anlayışına çok farklı bir koçun kurduğu takımı devralması da bütün süreci daha da zorlaştıran bir etmendi. Kısaca, Djordjevic hamlesi iyi bir organizasyona yakışandan çok Türkiye’de ne yazık ki fazlasıyla alıştığımız kısa vadeli günü kurtarma çabasına daha yakındı.


Günün sonunda bu potansiyel endişelerin çoğu haklı çıktı. Fenerbahçe’nin Avrupa sahnesinde en başarılı olduğu periyot, takımın en iyi iki oyuncusunun sakat olduğu, Djordjevic’in elinde starlardan çok verilen rolü yapacak olan askerlerin kaldığı periyot oldu. Fenerbahçe EuroLeague’de normal sezonun ardından play-offlara kalamadı ve Avrupa macerası hayal kırıklığıyla son buldu.


Yine erken bir EuroLeague vedası, o noktaya gelene kadar olanları da düşününce camia da büyük bir tahribat yarattı. Kadronun genel kalitesinin ve koçun sınırlılığı aşinaydı. Bu noktada bir değişim gerektiği ortadaydı. Böyle durumlarda da değiştirilmesi en kolay parça genelde koçtur. Faturanın Djordjevic’e kesileceği daha sezon bitmeden kesinleşmişti. Sadece sezonun bitmesi bekleniyordu.


KARANLIK TABLOYA RAĞMEN


Sezon sonunda gönderileceğini bilen bir koç ve oyuncuların olduğu bir takımın sezonun geri kalanında hedefsiz kalması şaşırtıcı olmazdı. Ama lig finalinde, karşısında Avrupa’nın en iyisi Anadolu Efes’i görünce takım, bir kefaret şansı gördü. Djordjevic bu noktada takımının boşluğa savrulmasının önüne geçip onları yeniden bir hedef altında birleştirerek takdire şayan bir iş yaptı. Fenerbahçe, Efes karşısında her sahaya çıktığında isteğini gösteren yoğun bir oyun ortaya koydu ve Türkiye Liginin şampiyonu oldu.
Avrupa’da haya kırıklığı olan sezonun ardından güzel bir son, kulüpten gitme yolunda olanlar için ise bu şampiyonluk güzel bir veda oldu. Aleksandar Djordevic için ise Avrupa’da başarısızlık üstüne yerel ligi kazanması sanırsam tatsız bir dejavu oldu. Resmi açıklama beklense de Djordevic yerine gelecek isim CSKA antrenörü Dimitris İtoudis.


DÜŞÜŞTEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ


Fenerbahçe’nin bu sefer önündeki büyük değişimi iyi geçirmesi artık bir zorunluluk. Zira geçmişinde elde ettiği kredinin tamamını tüketti. Gelecek sezonun vasat geçmesi halinde Fenerbahçe’nin Avrupa’nın elitleri sınıfından düşmesi kaçınılmaz. Obradovic’in bir eski durağı Panathinaikos ile aynı kaderi paylaşmamak için Itoudis buradan çıkıştaki son şans.
Kadronun en önemli iki ismi Jan Vesely ve Nando De Colo takımdan ayrılma yolundayken, takım içi planlamanın belirsiz olması gelecek sezon için erken öngörüleri karamsar kılıyor. Özellikle Avrupa’nın 1 numarası Anadolu Efes’in daha sezon bitmeden Will Clybrune ve Ante Zizic hamlelerini yapıp kadrosuna şimdiden şekil verirken Fenerbahçe’nin genel menajerin kalıp kalmayacağı gibi çok temel bir soruyla mücadele ediyor olması iki organizasyon arasındaki farkı açıklar nitelikte.


Eminim Jan Vesely ve ayrılık haberi bütün Fenerbahçe taraftarları için soğuk bir duş etkisi yaratmıştır. Futbolda Alex De Souza ne anlam ifade ediyorsa basketbolda aynısı Jan Vesely için demek yanlış olmaz. Ama görünen o ki Vesely Barcelona yolunda. Vesely’nin Fenerbahçe’den eşit bir teklif varken, Barcelona’yı tercih etmeye yakın olması, kulübün bu 2 yılda yaşadığı düşüşün ve kötü yönetimin en büyük göstergesi olabilir. Ne olursa olsun, Fenerbahçe formasını terlettiği bu 9 yılda Jan Vesely ülke basketboluna imzasını attı.

Basketbol severlerde yarattığı etki ile adını Peter Naumoski, David Rivers, Willie Solomon gibi isimler arasına yazdırdı. 90ların çocukları nasıl Naumoski’yi Efes Pilsen forması altında izleyip aldıkları ilhamla dışarıya çıkıp basketbol topunu yere vurduysa, 2010ların çocuklarına da bu ilhamı Vesely verdi.


Itoudis ve Fenerbahçe’yi zor bir mücadele bekliyor. Bu kadroyu kim kuracak? Nando De Colo ve Jan Vesely’nin yerleri nasıl doldurulacak? Takım katkı veremeyen ama hala kontratı olan oyunculardan çıkabilecek mi? Bütçe ne olacak ve nasıl kullanılacak? Bunların hepsini bu yaz birlikte yaşayıp göreceğiz.