Sürücüler ve FIA arasındaki kavganın yeni bölümü

Sürücüler ve FIA arasındaki kavganın yeni bölümü

Vettel’e verilen cezanın temellendirilişi bana kalırsa oldukça yanlış. FIA, durumu Formula 1’in en değerli pilotlarından birini karalamadan da idare edebilirdi. Tartışma daima olacaktır, haklı olan taraflar daima el değiştirecektir ama burada çözüm egoları idare edip ürünü geliştirmekte yatıyor.

Bütün müsabakalarda varsınız. Her oyun için vazgeçilmezsiniz ve yaptıklarınız sonucu etkileyebiliyor. Ama asla sempati görmüyorsunuz. Sizce bu sporun içindeki hangi rol olabilir? Umarım çoğunuz hakemlik demiştir. Hakemlik, sporun içindeki en az sempati gören uğraş olabilir. Her seviyede varlıkları şart olan bu meslek grubu çoğu zaman sporun her kesiminden eleştiriyi toplayan bir paratoner işlevi görüyor.

Spor, hangi dalından bakarsanız bakın sonuca ve daha iyi olmaya odaklıdır. Bu yolda hakemlerin çok kutsal bir sorumluluğu var. Çünkü onların ana görevi, herkesi kurallar çerçevesinde aynı standartta tabi tutup sonucun en adil şekilde oluşmasını sağlamak. Fakat bu yazıldığı kadar yapması kolay bir şey değil. Zira sporun içindeki kurallar daima siyah ve beyaz kadar net olmayıp içinde gri bölgeler barındırıyor. Buradan doğan farklı yorumlamalar bir standart oluşturmayı zorlaştırıyor. Bu da bazen haklı, bazen haksız eleştirilerin gelmesine yol açabiliyor. Her karar asla doğru olamaz ama istikrar ve alınan kararlardan sorumlu olabilmek standart yaratmak için bir temel. Formula 1 için ise işleyiş böyle olmaktan uzak.

2020/2021 sezonunun son derece olaylı bitmesinin ardından Formula 1 dünyası finalin kötü yönetildiği konusunda hemfikirdi. İşlerin en sonunda kontrol edilemez hale geldiği sezonun ardından Formula 1’in yönetici kolu FIA kendi içinde önemli bir reforma gitti. Sezonun ardından görev başına gelen yeni FIA başkanı Mohammed Bin Sulayem Abu Dhabi’deki olaylı finalin baş sorumlusu haline dönüşen Formula 1 Yarış Direktörü Michael Masi’yi görevinden aldı. Bütün takımların yarış esnasında Masi’ye direkt olarak ulaşabilmesi ve sürekli şikayetleri, sezon ilerledikçe yıpratıcı ve doğrusu çirkin bir hale gelmişti.

FIA bunun bir daha tekrarlanmaması için Formula 1 tarihinde hiç görülmemiş bir yeniliğe imza attı ve Formula 1 sezonuna iki tane yarış direktörü atadı. Direktörler Niels Wittich ve Eduardo Freitas yarıştan yarışa kendi aralarında rotasyona girecek ve böylelikle uzun sezon boyunca yıpranmadan daha dinç kalabileceklerdi.

BUNUN SEZONA YANSIMALARI

İki yarış direktörü ataması ile birlikte FIA aynı zamanda yarış kuralları içindeki gri bölgeleri azaltmak için de sezon başında kararlı bir görüntü ortaya koymak istedi. Fakat sezon ilerledikçe (geçmiş bir yazımda bahsettiğim gibi) bu tutum FIA’nın mücevher ve yönetmeliğe uygun iç çamaşırı giyilmesi gibi pist dışı konulara yönelmesiyle yarışları standart bir düzleme oturtmaktan çok, güç gösterisi yapan bir yönetim kolu imajı yarattı.

Bu yapıcı değil yıkıcı bir tutum ve FIA ile sürücüler arasındaki ilişkiyi oldukça yıprattı ve yıpratmaya devam ediyor. FIA’nın kendi dediğini yaptırtma konusundaki katı tutumu, Miami GP’sinde Lewis Hamilton ve Sebastian Vettel tarafından haklı şekilde alay konusu olmuştu. Avusturya GP’si öncesi ise gerginlik yeni bir boyuta ulaştı.

Her yarış hafta sonunda gerçekleştirilen sürücüler ve FIA arasındaki toplantıda Sebastian Vettel sürücülerin netlik kazandırılmasını istediği belli konular gündeme getirilmeyince toplantıdan izinsiz şekilde ayrıldı. Vettel’in bu hararetli tepkisi FIA tarafından doğruca 25 bin Euro’luk bir para cezası ile karşılandı. Vettel hafta sonunun devamında yarış direktörü Niels Wittich’den özür dileyince cezası askıya alındı.

SÜRÜCÜLERİN TEPKİLİ OLMASININ TEMELİ

Vettel’in toplantıyı terk etmesi hikayenin yeni bir bölümü. FIA kendi yıktığı köprüleri onarmazsa son bölümü de olmayacak. Sürücülerden gelen tepkilerin temeli aslında basit. Adamlar yarıştan yarışa farklı pist koşullarına uyum sağlar gibi bir de farklı hakemlere uyum sağlamak istemiyorlar. Günün sonunda karar mercisinin belli bir sabitinin olmasını talep ediyorlar. Ki bu izleyici için de istenen bir durum. Eğer yarış haftasından, yarış haftasına istisnai değişiklikler olmazsa ise Formula 1 takip edilmesi daha kolay hale gelir. Ne de olsa ne kadar bilirseniz o kadar seversiniz.

Yazının başında dediğim gibi. Kurallar içinde belli gri noktalar mevcut, bunun üzerine bir de iki yarış direktörü olunca bir standart tutturmak, Nicholas Latifi’yi duvarlardan uzak tutmaktan zor hale geliyor. Bu durum sadece kendi içinde bir çelişki, istikrarsızlık yaratmakla kalmıyor, bunun yanında bir sorumsuzlukta getiriyor. Çünkü pilotlar geçen yarış haftasında verilen bir karardan ötürü yeni yarış haftası sırasında bundan şikayet edecekleri zaman karşılarında o kararı veren sorumluları değil rotasyonla gelen yeni kişileri buluyor. O kişiler de kararı veren kendileri olmadığı için suçu orada olmayanlara atıp kolayca sıyrılabiliyor. Vetel’in problemi de bundan kaynaklanıyor.

VERİLEN CEZA DOĞRU MUYDU?

FIA resmi açıklamasında Vettel’i, tepkisinin genç sürücülere ve motor sporları dünyasına rol model olması gereken birine yakışmayan bir davranış sergilediğinden ötürü cezalandırdığını söyledi. Burada egoların kötü bir dışa vurumunu görüyoruz. Bu spor sadece FIA’dan ibaret değil. Bir sürücünün FIA ile tersleşmesi istenmeyen bir durum olsa da sürücüyü sporu lekelemeye benzer bir şekilde suçlamak akıl alır gibi değil. Özellikle bu sürücü 4 kez dünya şampiyonu olmuş, güncel Formula 1’in en önemli sosyal elçilerinden birisi olan Sebastian Vettel olunca bir rol modele yakışmayan davranıştı yakıştırması yapmak en kibar haliyle absürt kalıyor.

Hakemlik sporun içinde merkezi bir role sahip. Fakat sporun ana değeri değil. Ana değer daima sporculardır. Tarafların birbirini karalayarak bir şey kazanabilmesi mümkün değil. Zira günün sonunda ortak bir ürünün parçaları ve bu ürün en yüksek değerine ancak bütün parçaları iyi ve birlikte işliyorsa ulaşabilir. Burada Vettel’e verilen cezanın temellendirilişi bana kalırsa oldukça yanlış. FIA, durumu Formula 1’in en değerli pilotlarından birini karalamadan da idare edebilirdi. Tartışma daima olacaktır, haklı olan taraflar daima el değiştirecektir ama burada çözüm egoları idare edip ürünü geliştirmekte yatıyor.