AYM’den Hacı Lokman Birlik kararı: Cesedin zırhlı araca bağlanarak sürüklenmesi insan haysiyetiyle bağdaşmaz
AYM, 2015’te Şırnak’ta öldürülen Hacı Lokman Birlik’in cenazesinin zırhlı araca bağlanarak sürüklenmesi ve görüntülerin yayılması nedeniyle insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiğine karar verdi. Mahkeme, ölüm olayına ve cenazeye yapılan muameleye ilişkin soruşturmanın 10 yılı aşkın süredir sonuçlandırılmamasını da hak ihlali saydı.
Kısa Dalga - Anayasa Mahkemesi, 3 Ekim 2015’te Şırnak’ta öldürülen ve cenazesinin zırhlı polis aracının arkasına bağlanarak sürüklenmesine ilişkin görüntüler kamuoyunda büyük tepki yaratan Hacı Lokman Birlik dosyasında ihlal kararı verdi.
AYM, Birlik’in ölümüne ilişkin yaşam hakkının maddi boyutunun ihlal edilmediğine hükmetti. Ancak Mahkeme, ölüm olayına dair ceza soruşturmasının etkili yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verdi.
Kararın en kritik kısmı ise Birlik’in cenazesine yapılan muameleye ilişkin oldu. AYM, cenazenin zırhlı araca bağlanarak sürüklenmesi, bu sırada hakaret içeren sözler sarf edilmesi ve görüntülerin kamuoyuna yansımasının, yakınları açısından insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağını ihlal ettiğine hükmetti.
Görüntüler kamuoyunda infial yaratmıştı
Hacı Lokman Birlik, 3 Ekim 2015’te Şırnak’ta hendek çatışmaları döneminde güvenlik güçlerinin ateşi sonucu hayatını kaybetti. Olaydan kısa süre sonra Birlik’in cenazesinin bir zırhlı polis aracının arkasına bağlanarak polis merkezine götürüldüğünü gösteren görüntüler sosyal medyada ve basında yayımlandı.
Başvurucular, Birlik’in yaralı olarak yakalanabilecekken öldürüldüğünü, daha sonra cenazesinin zırhlı araca bağlanarak sürüklendiğini, bu sırada cenazeye hakaret edildiğini ve görüntülerin kamu görevlileri tarafından kayda alınarak paylaşıldığını ileri sürdü.
AYM kararında, sosyal medyada dolaşıma giren 47 saniyelik video kaydına ilişkin resmi tutanakta, bir erkek cesedinin araca bağlı halde sürüklendiğinin ve bu sırada araçta bulunan kişiler tarafından hakaret içeren sözler söylendiğinin belirtildiği aktarıldı.

AYM: Ölüm yönünden ihlal yok, soruşturma yönünden ihlal var
AYM, Birlik’in ölümüne ilişkin değerlendirmesinde, olayın hendek çatışmaları sırasında yaşandığını, kamera kayıtları ve dosyadaki delillere göre Birlik’in güvenlik güçlerine roketatarla saldırı sırasında vurulduğunu belirtti.
Mahkeme, bu nedenle ölümcül güç kullanımının olayın koşulları içinde “mutlak zorunlu ve orantılı” olduğu sonucuna vardı ve yaşam hakkının maddi boyutunun ihlal edilmediğine karar verdi.
Ancak AYM, ölüm olayına ilişkin soruşturmanın etkili yürütülmediğini tespit etti. Kararda, ceza soruşturmasının başvuru incelendiği tarih itibarıyla yaklaşık 10 yıl 3 ay 4 gündür sürdüğü, buna rağmen sonuçlandırılmadığı belirtildi. Mahkeme, tanık araştırmasının da olaydan uzun süre sonra yapıldığına dikkat çekti.
AYM’ye göre, soruşturmanın bu kadar uzun süre sonuçsuz kalması, yaşam hakkı bakımından devletin etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlali anlamına geliyor.
“Tuzaklanmış ceset” savunması yeterli görülmedi
Dosyada kamu görevlileri, cenazenin zırhlı araca bağlanarak götürülmesini, bölgede ateş altında kalmaları ve cenazenin üzerinde bombalı tuzak bulunabileceği ihtimaliyle açıkladı.
AYM ise bu savunmayı dosyadaki kayıtlarla birlikte değerlendirdi ve önemli tespitlerde bulundu. Mahkeme, telsiz görüşmelerinin çözümünde, cenazenin zırhlı araca bağlandığı sırada veya polis merkezine götürülürken güvenlik güçlerinin ateş altında olduğuna dair bir ifade bulunmadığını belirtti. Kamera kayıtlarında da bu yönde bir tespit yer almadı.
Mahkeme ayrıca, Birlik’in etkisiz hale getirildiği andan itibaren cenazenin görevlilerin gözetimi altında olduğunu, çevresinde üçüncü bir kişinin tespit edilmediğini vurguladı. Kararda, cenazenin güvenli bölge kabul edilen karakola getirildikten sonra üzerinde bombalı tuzak araştırması yapılmadığına da dikkat çekildi.
AYM, bu nedenle kamu görevlilerinin “sürekli ateş altında olunduğu” ve “cenazenin tuzaklanmış olabileceği” yönündeki açıklamalarının somut olayın koşullarıyla uyuşmadığı sonucuna vardı.
“Ölümün acısını aşan elem ve ızdırap”
Anayasa Mahkemesi, insan hakları hukuku açısından kararın en önemli bölümünde, bir kişinin ölümünden sonra bedenine yapılan muamelenin yakınları üzerinde yarattığı etkiyi değerlendirdi.
Mahkeme, yakınını kaybeden aile üyelerinin acı ve üzüntü duymasının kaçınılmaz olduğunu; ancak bazı durumlarda devlet görevlilerinin eylemlerinin bu acıyı ağırlaştırarak kötü muamele yasağı kapsamına girebileceğini belirtti.
AYM’ye göre Hacı Lokman Birlik’in cenazesinin zırhlı araca bağlanarak sürüklenmesi, bu sırada güvenlik güçleri tarafından hakaret içeren sözler söylenmesi, video ve fotoğrafların yine kamu görevlileri tarafından çekilerek basın ve sosyal medyada dolaşıma girmesi, başvurucuların ölüm nedeniyle yaşadıkları kaçınılmaz üzüntünün ötesinde elem duymalarına yol açtı.
Mahkeme, bu nedenle Birlik’in cenazesine yönelik muamelenin yakınları açısından “insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele” niteliğinde olduğuna karar verdi.
Cenazeye yapılan muamele de etkili soruşturulmadı
AYM yalnızca cenazeye yapılan muameleyi değil, bu muameleye ilişkin soruşturmanın yürütülme biçimini de hak ihlali olarak değerlendirdi.
Karara göre, savcılık ölümden hemen sonra soruşturma başlattı ve görüntülerle ilgili bazı işlemler yaptı. Ancak cenazenin çekilmesi talimatını verdiği anlaşılan emniyet müdürünün ifadesi aradan uzun süre geçmesine rağmen alınmadı.
Cenazeyi zırhlı araçla sürükleyen polislerin ifadeleri de olaydan aylar, hatta yıllar sonra alındı. AYM, ifadelerin bu şekilde zamana yayılmasının, ifadelerin uyumlaştırılması riskini azaltacak tedbirlerin alınmaması nedeniyle soruşturmanın özenli yürütülmediğini gösterdiğini belirtti.
Mahkeme ayrıca, Birlik’in ölümünden sonra yaşanan olaylarla ilgili hâlâ bir karar verilmediğine ve ceza soruşturmasının 10 yılı aşkın süredir derdest olduğuna dikkat çekti.
Yeniden soruşturma yapılacak
AYM, ihlallerin sonuçlarının giderilmesi için kararın bir örneğinin Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine hükmetti. Mahkemeye göre savcılığın, AYM kararında ortaya konulan ilkeler doğrultusunda yeniden soruşturma yürütmesi ve hak ihlalinin nedenlerini giderecek yeni bir karar vermesi gerekiyor.
Mahkeme, başvuruculara yaşam hakkının usul boyutunun ihlali nedeniyle müştereken 330 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi. Ayrıca insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlali nedeniyle başvurucuların her birine ayrı ayrı 325 bin TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti.
Karşı oy: İhlal yoktu
Karara üye Ömer Çınar karşı oy yazdı. Çınar, yaşam hakkının usul boyutunun ve insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edilmediği görüşünü savundu.
Ancak AYM çoğunluğu, devletin yalnızca ölüm olayını değil, ölümden sonra kişinin bedenine yapılan muameleyi ve bu muamelenin yakınları üzerindeki ağır etkisini de etkili biçimde soruşturmak zorunda olduğunu vurguladı.
Karar, çatışma koşullarında dahi insan onuruna saygı yükümlülüğünün ortadan kalkmadığını ve kamu görevlilerinin ölü bedenlere yönelik muamelesinin de Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında denetlenebileceğini ortaya koydu.
İBB davası... Ekrem İmamoğlu, duruşmaya getirilmedi
Esra Işık'a hapis cezası: Şirketlere ve onları koruyanlara boyun eğmiyoruz
Kaynak: Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.
