Başörtüsü tartışmasından Saral’ın görevden alınmasına: Ankara–Bakü hattında ne yaşandı?
Azerbaycan’daki başörtüsü kısıtlamalarını eleştiren Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, Erdoğan’ın talimatıyla görevinden ayrıldığını açıkladı. Karar, Bakü’nün Saral’ın görevden alınmasını istediğine ilişkin haberlerin ve Erdoğan–Aliyev görüşmesinin ardından geldi. Krizin arka planında başörtüsü tartışmasının yanı sıra İsrail’le ilişkiler, Hakan Fidan’ı hedef alan yayınlar ve Ankara’daki Türk Devletleri Teşkilatı zirvesi bulunuyor.
Kısa Dalga- Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin okullara alınmamasına yönelik eleştirilerinin ardından görevinden ayrıldığını doğruladı. Saral’ın ayrılığı, Bakü yönetiminin Ankara’dan görevden alınmasını talep ettiğinin haberleştirilmesinden beş gün, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in telefon görüşmesinden dört gün sonra gerçekleşti.
Gazeteci Talat Atilla’ya konuşan Saral, “Sayın Cumhurbaşkanımız göreve getirdi, kendisinin talimatıyla ayrıldım” dedi. Kararın Azerbaycan hakkındaki açıklamalarıyla bağlantılı olup olmadığı sorusuna ise “Evet, öyle görünüyor” yanıtını verdi.
Başörtüsü üzerinden başlayan tartışma böylece Cumhurbaşkanlığı’ndaki bir görev değişikliğine uzandı. Ancak gerilimin seyri, iki ülke arasındaki anlaşmazlığın Saral’ın açıklamalarından daha geniş bir alana yayıldığını gösteriyor.
Okullardaki kıyafet düzenlemesi nasıl krize dönüştü?
Tartışmanın başlangıcında Azerbaycan hükümetinin 21 Eylül’de kabul ettiği okul kıyafeti düzenlemesi bulunuyor. Düzenleme, okul üniformasının bütünlüğünü bozan veya eğitimin laik niteliğiyle bağdaşmadığı değerlendirilen ilave giysileri yasaklıyor.
Metinde başörtüsü açıkça anılmıyor. Buna karşılık Bakü ve başka yerleşimlerde aileler, kız öğrencilerden başörtülerini çıkarmalarının istendiğini veya öğrencilerin derslere alınmadığını bildirdi. Bu uygulamalar, eğitim hakkı ve din özgürlüğü tartışmalarına yol açtı.
Bazı okullarda erkek öğrenciler de başörtülü arkadaşlarıyla dayanışma için dersleri boykot etti. Sosyal medyaya yansıyan protestolar, meselenin Türkiye’de de gündeme gelmesini sağladı.
Saral, 13 Ekim’de yaptığı açıklamada başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının engellenmesini eleştirerek Azerbaycan yönetimine uygulamadan dönme çağrısı yaptı. Tartışmaya bazı AK Parti milletvekillerinin de katılmasıyla Bakü’nün tepkisi doğrudan Türkiye’deki iktidar çevrelerine yöneldi.
Aliyev’in partisinden AK Parti’ye: İç işlerimize karışmayın
Aliyev’in liderliğindeki Yeni Azerbaycan Partisi’nin (YAP) açıklaması, yalnız Saral’ı hedef almıyordu. Parti, Türkiye’deki bazı medya kuruluşlarını ve AK Parti’ye yakın çevreleri Azerbaycan aleyhinde sistematik yayın yapmakla suçladı.
YAP, Saral ve AK Parti milletvekillerinin açıklamalarını sorumsuzluk olarak nitelendirirken eğitim politikalarını laiklik ve eşitlik ilkeleriyle savundu. Başörtüsünün Azerbaycan üzerinde siyasi baskı aracına dönüştürüldüğünü ileri sürdü.
Açıklamadaki en belirgin mesaj, iki ülke arasındaki “bir millet, iki devlet” söylemine getirilen sınırdı: Ortaklık ve kardeşlik, bir devletin diğerine kendi siyasi ve ideolojik tercihlerini kabul ettirmesinin gerekçesi olamazdı. Parti, AK Parti yönetimini bu tutumdan vazgeçmeye çağırdı.
Görevden alma talebi nasıl ortaya çıktı?
Bakü’nün Saral’ın görevden alınmasını istediği bilgisi, 20 Ekim’de Ragıp Soylu’nun Middle East Eye’da yayımlanan haberine dayandırılarak kamuoyuna yansıdı. Üç yetkili ve konu hakkında bilgi sahibi bir kaynağa dayanan haberde, Azerbaycan yönetiminin Saral’ın açıklamalarından rahatsız olduğu ve Ankara’ya görevden alma talebini ilettiği belirtildi.
Middle East Eye’ın 25 Ekim tarihli haberinin erişilebilen aktarımında da Saral’ın görevden alınması, iki ülke arasındaki krizi gidermek amacıyla Bakü’nün talebinin karşılanması olarak değerlendirildi. Haberde Azerbaycan’ın, Aliyev’e hakaret ettiği belirtilen sosyal medya kullanıcıları hakkında işlem yapılmasını da istediği aktarıldı.
Kamuya açık sert tepkiyi veren kurum YAP’tı; Saral’ın görevden alınmasına ilişkin diplomatik talep ise kaynaklara dayanan haberlerle ortaya çıktı. Bu nedenle gelişmeyi “Aliyev uluslararası kamuoyuna açıkça Saral’ın görevden alınmasını istedi” biçiminde aktarmak, mevcut kaynakların söylediğinin ötesine geçiyor.
Erdoğan–Aliyev görüşmesinde açıklanan ve açıklanmayanlar
Erdoğan ile Aliyev, 21 Ekim’de telefonda görüştü. İletişim Başkanlığı, görüşmede ikili ilişkiler ile bölgesel ve küresel gelişmelerin ele alındığını açıkladı. Erdoğan’ın iş birliğini ilerletme mesajı verdiği ve Aliyev’i Ankara’daki Türk Devletleri Teşkilatı zirvesine davet ettiği bildirildi.
Azerbaycan Cumhurbaşkanlığının açıklamasında da aynı gündem yer aldı. Aliyev’in telefon görüşmesi ve bağımsızlık yıl dönümü kutlaması için Erdoğan’a teşekkür ettiği, ilişkilerin gelişeceğine güvenini dile getirdiği belirtildi.
Zirveye katılım, gerilimin diplomatik göstergesi oldu
Saral’ın ayrılığı, Türkiye’nin Türk Devletleri Teşkilatı’nın 13. Zirvesi’ne ev sahipliği yapmaya hazırlandığı sırada gerçekleşti.
İletişim Başkanlığının duyurusu etkinlikleri 29–30 Ekimolarak verirken teşkilatın takviminde liderler zirvesi 30 Ekimtarihinde yer alıyor.
Middle East Eye’ın haberinde, Ankara’nın Aliyev’in katılımını sağlamaya çalıştığı ve Saral’ın görevden alınmasının bunu kolaylaştıracağı yönünde kaynak değerlendirmeleri bulunuyor. Ancak görevden alma kararından hareketle Aliyev’in katılımının “garanti altına alındığını” söylemek mümkün değil. Haber, diplomatik beklentiyi aktarıyor; kesinleşmiş katılım açıklamasını değil.
Gerilim Saral’la sınırlı kalmadı: 31 kişiye giriş yasağı
Bakü yönetimi, 21 Ekim’de 31 Türk vatandaşını “istenmeyen kişi” ilan ederek ülkeye girişlerini yasakladı. Listede Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, DEM Parti Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Yusuf Kaplan, İsmail Kılıçarslan ve Adem Özköse gibi isimler bulunuyordu.
Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, kararın gerekçeleri arasında ülkenin egemenliğini ve anayasal düzenini hedef aldığını ileri sürdüğü açıklamaları, şiddet ve dinî düşmanlık çağrılarını saydı. Ancak listedeki kişilerin hangi ifadeleri nedeniyle yasak kapsamına alındığı ayrı ayrı açıklanmadı.
Bir gün önce de Azerbaycan Başsavcılığı, aralarında Fatih Tezcan’ın bulunduğu yedi kişi hakkında uluslararası arama kararı çıkarıldığını duyurmuştu.
Bu adımlar, anlaşmazlığın bir cumhurbaşkanı danışmanına verilen tepkinin ötesine geçerek Türkiye’deki siyasetçilere, gazetecilere ve sosyal medya kullanıcılarına uzandığını gösterdi.
İsrail başlığı neden önemli?
İsrail’le ilişkiler, krize sonradan eklenen bir yorum değildi. YAP’ın Saral ve AK Parti milletvekillerine yönelik açıklamasında bu başlık açıkça yer aldı.
Parti, Azerbaycan–İsrail ilişkilerinin Türkiye’de çarpıtıldığını savundu; İsrail’le ilişkilerini karşılıklı çıkarlara dayanan normal devletlerarası ilişkiler olarak tanımladı. Aynı açıklamada Filistin’e yardım yapıldığı ve iki devletli çözümün desteklendiği belirtildi.
Gerilim sürerken Bakü’de düzenlenen Asya’da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı zirvesinde de ayrışma görünür oldu. Erdoğan’ı temsilen toplantıya katılan Hakan Fidan ve beraberindeki heyet, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog konuşmaya başladığında salonu terk etti. Başka ülkelerin temsilcileri de protestoya katıldı.
Bu gelişmeler, Ankara’nın İsrail’e yönelik tutumuyla Bakü’nün İsrail ilişkilerini koruma tercihinin gerilimin başlıklarından biri olduğunu ortaya koyuyor. Azerbaycan’ın Saral kararı karşılığında İsrail’le ilişkilerini artırmama sözü verdiğine veya bu ilişkiyi somut bir pazarlık koşuluna dönüştürdüğüne ilişkin ise kamuya açık bir bilgi bulunmuyor.
Fidan hakkındaki iddialar
Mustafa Peköz’ün paylaşımında yakında gündeme gelebileceği belirtilen Fidan hakkındaki iddialar bakımından önemli bir gelişme 17 Ekim’de yaşandı.
Türkiye’nin Bakü Büyükelçiliği, Qafqazinfo başta olmak üzere bazı yayınlarda Fidan’ın Bakü’de gizli görüşmeler yaptığı ve talimat verdiği yönündeki iddiaları yalanladı. Büyükelçilik, Fidan’ın ziyareti sırasında çok sayıda kişiyle nezaket amaçlı fotoğraf çektirdiğini, bunlar arasında Azerbaycan’da yasal statüsü bulunan bir kuruluşun mensuplarının da olduğunu bildirdi.
Açıklamada, gizli görüşme ve talimat iddiaları reddedildi; Türkiye’ye yöneltilen iç işlerine müdahale, istihbarat operasyonu ve darbe planı suçlamaları kasıtlı yalanlar olarak nitelendirildi. Anadolu Ajansının aktarımına göre Qafqazinfo’daki haber daha sonra yayından kaldırıldı.
Enerji ilişkileri: Krizin büyümesinin maliyeti
Peköz, Erdoğan’ın kararını Türkiye’nin Azerbaycan’la ekonomik ilişkileri ve enerji ihtiyacıyla açıklıyor. İki ülke arasındaki yatırımların ve enerji altyapısının büyüklüğü, açık bir çatışmanın maliyetini ortaya koyuyor.
SOCAR Türkiye’nin Haziran 2026 açıklamasına göre şirketin Türkiye’deki yatırımları yaklaşık 19,5 milyar dolara ulaştı. Petkim, STAR Rafineri, TANAP, terminal ve depolama tesisleri bu yapının parçaları arasında bulunuyor.
TANAP’ın ortaklık yapısında Azerbaycan’ın Güney Gaz Koridoru şirketi yüzde 51, BOTAŞ yüzde 30, BP yüzde 12 ve SOCAR Caspian Holding yüzde 7 pay taşıyor. Bu yapı, enerji ilişkisinin hem tedarik hem ortak yatırım boyutunu gösteriyor.
EPDK verilerini aktaran Anadolu Ajansına göre Türkiye, Mayıs 2026’da Azerbaycan’dan yaklaşık 1 milyar 34 milyon metreküp doğal gaz aldı. Azerbaycan o ay boru hattıyla gaz tedarikinde Rusya’nın ardından geldi.
Bu ekonomik bağlar, iki yönetimin gerilimi sınırlamak için güçlü nedenleri olduğunu gösteriyor. Ancak enerji ilişkilerinin Saral’ın görevden alınmasındaki belirleyici unsur olduğu değerlendirmesi, açıklanmış bir karar gerekçesine değil siyasi analize dayanıyor.
“İç işlerine müdahale” tartışması Ankara’ya taşındı
Peköz, Saral’ın görevden alınmasını Erdoğan’ın Aliyev karşısında geri adım atması olarak değerlendiriyor. Ona göre Bakü, Türkiye’den gelen eleştirileri iç işlerine müdahale sayarken Ankara’daki bir görev değişikliğini de etkiledi.
Olayların sıralaması bu tartışmayı besliyor: Saral başörtüsü uygulamalarını eleştirdi; YAP Türkiye’deki iktidar çevrelerine sert tepki verdi; Bakü’nün görevden alma talebi haberleştirildi; liderler görüştü ve Saral, Erdoğan’ın talimatıyla ayrıldığını açıkladı.
Siyasi gerilimin merkezinde artık iki soru bulunuyor: Ankara, Azerbaycan’la ilişkileri korumak için kendi içindeki eleştirilere nasıl bir sınır çizecek? Bakü’nün egemenlik vurgusuyla verdiği tepki, Türkiye’deki bir kamu görevlisinin görevden alınmasını istemesiyle birlikte nasıl değerlendirilecek?
Saral’ın ayrılığı, başörtüsü tartışmasının Ankara’daki ilk somut personel sonucu oldu. İki ülke arasındaki diplomatik havanın nasıl değişeceği ise Aliyev’in Ankara zirvesine katılımı ve tarafların bundan sonraki açıklamalarıyla görülecek.
Bakan Memişoğlu'nun "Sigara satışı kimlikle olacak" açıklamasına Oktay Saral'dan itiraz
Oktay Saral'ın hedef gösterdiği Hasan Can Kaya özür diledi
Eski Kültür Bakanı Zeybek'ten Oktay Saral'a dava: 'Kendisi ne işe yarar'
Ermenistan-Azerbaycan “barışı”nın ilk yılı: Güney Kafkasya’da yeni düzen
Kaynak: Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.


