Deniz Göktaş’ın konulduğu ‘kuyu tipi’ cezaevi: Kısa Dalga’nın araştırması tecridi ortaya koyuyor

Komedyen Deniz Göktaş’ın tutuklandıktan sonra Çorlu Karatepe Cezaevi’ne konulması, “kuyu tipi” cezaevlerini yeniden gündeme getirdi. Avukatı Metin Sinan Aslan, Göktaş’ın tek kişilik odada kalmasını güvenlik açısından önemli gördüklerini söylese de Kısa Dalga’dan Canan Coşkun’un daha önce yayımlanan araştırması, Y ve S tipi cezaevlerinin ağır tecrit koşullarını, milyarlarca liralık ihalelerini ve insan hakları örgütlerinin “işkence rejimi” uyarılarını ortaya koymuştu.

·

Kısa Dalga - Stand-up gösterisindeki espriler nedeniyle tutuklanan Deniz Göktaş’ın Çorlu Karatepe Cezaevi’ne konulması, “kuyu tipi” olarak bilinen Y ve S tipi cezaevlerini yeniden kamuoyu gündemine taşıdı. Göktaş’ın avukatı Metin Sinan Aslan, Kısa Dalga’da Banu Güven’e yaptığı açıklamada, Karatepe’nin yüksek güvenlikli bir cezaevi olduğunu, kamuoyundaki olumsuz algısının ise “ışık görmeyen” ve güneş ışığına erişimin çok güç olduğu yapısından kaynaklandığını söyledi. Aslan, Göktaş’ın aldığı ölüm tehditleri nedeniyle koğuş yerine tek kişilik odada ve tek kişilik havalandırmada tutulmasını bu aşamada güvenlik açısından önemsediğini belirtti.

Ancak avukatın bu değerlendirmesi, kuyu tipi cezaevlerinin yapısal koşullarına ilişkin tartışmayı ortadan kaldırmıyor. Kısa Dalga’da Canan Coşkun imzasıyla yayımlanan “Kuyu’daki Türkiye” dosyası, bu cezaevlerinin yalnızca bir “güvenlik” tercihi değil, Türkiye’de infaz rejiminin daha derin, daha görünmez ve daha izole bir tecrit sistemine doğru dönüştüğünü gösteriyor.

Kuyu tipi cezaevleri nedir?

Adalet Bakanlığı’nın “Y tipi” ve “S tipi” olarak adlandırdığı, mahpusların ise “kuyu tipi” dediği bu yeni cezaevleri, resmi tanımıyla yüksek güvenlikli infaz kurumları. Ancak Kısa Dalga’nın araştırmasına göre bu yapılar mimarisi ve uygulamasıyla izolasyonu esas alıyor; mahpusları birbirinden, dış dünyadan ve çoğu zaman güneş ışığından koparıyor.

Adalet Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de 13 Y tipi, 7 S tipi cezaevi bulunuyor. Y tipi cezaevleri arasında Deniz Göktaş’ın konulduğu Çorlu Karatepe de var. Kısa Dalga araştırmasında bu cezaevlerinin mahpuslar tarafından “güneş görmedikleri”, “hiçbir mahpusla temas etmeden yaşadıkları” ve “tek kişilik hücrelerde tutuldukları” yerler olarak anlatıldığı aktarılıyor. İnsan hakları savunucuları ise bu yapıları “yalıtılmış bir mimariyle cezalandırmanın fiziksel bir işkenceye dönüştüğü” kurumlar olarak tanımlıyor.

whatsapp-image-2026-07-05-at-14-39-48
Görsel: ChatGPT

‘Kuyu’daki Türkiye’ dosyası neyi ortaya koydu?

Canan Coşkun’un dosyası, kuyu tipi cezaevlerini yalnızca cezaevi mimarisi açısından değil, ihale süreçleri, kamu harcamaları, infaz rejiminin tarihsel dönüşümü ve insan hakları boyutuyla ele aldı.

Araştırmaya göre Adalet Bakanlığı, son sekiz yılda Y ve S tipi cezaevleri için kamu bütçesinden 1 milyar 617 milyon 331 bin 525 TL harcadı. Bu ihalelerin bugünkü reel değerinin 20 milyar TL’yi geçtiği hesaplandı. 2017-2025 arasında Y ve S tipi cezaevleri için toplam 25 ihale yapıldı; bunların önemli bir bölümü açık rekabet olmaksızın pazarlık usulüyle gerçekleştirildi.

Dosyada en çarpıcı bulgulardan biri de ihalelerin yöneldiği şirketlerdi. Kısa Dalga araştırması, kuyu tipi cezaevleri yatırımlarının Düzcespor başkanının mimarı, Vanspor eski asbaşkanının şirketi, AKP Elazığ il yöneticisi ve Mehmet Ali Ağca’nın eski hücre arkadaşı gibi dikkat çekici isim ve çevrelerle kesiştiğini ortaya koydu.

Karatepe için milyonluk dönüşüm ihaleleri

Deniz Göktaş’ın tutulduğu Çorlu Karatepe Cezaevi, Kısa Dalga araştırmasında özellikle öne çıkan kurumlardan biri. Dosyaya göre mevcut yüksek güvenlikli cezaevlerinin Y tipine dönüştürülmesi için de milyonlarca liralık ihaleler açıldı. 2022-2025 yılları arasında Çorlu Karatepe’nin de aralarında bulunduğu cezaevlerinin dönüşümü için toplam 238 milyon 68 bin 25 TL harcandı.

2023’te Çorlu’daki 1 ve 2 No’lu yüksek güvenlikli cezaevlerinin Y tipine dönüştürülmesi ihalesi AKP Elazığ İl yöneticisi Mustafa Tetik’in şirketi M.Y.S. Yol Yapı’ya verildi. Yaklaşık maliyeti 99,7 milyon TL olan ihale 74 milyon 423 bin TL bedelle sonuçlandı.

Çorlu Karatepe cezaevinin yapımı için 2017’de açılan ihalenin ise Kur İnşaat ve SMS İnşaat ortaklığına gittiği, yaklaşık maliyeti 414,9 milyon TL olan işin 358 milyon TL bedelle tamamlandığı ve ihalenin reel değerinin 3,68 milyar TL’yi bulduğu Kısa Dalga araştırmasında yer aldı.

Tanıklıklar: ‘Ne insan yüzü, ne ses, ne gökyüzü’

Kısa Dalga’nın dosyasında kuyu tipi cezaevlerinde kalmış ve tahliye olmuş mahpusların tanıklıkları da yer aldı. ESP-SGDF operasyonunda tutuklanan Cafer Erözsoy, Çorlu Karatepe Cezaevi’ne sevk edildikten sonra zorla çıplak aramaya maruz kaldığını, ardından tek kişilik hücreye konulduğunu anlattı. Erözsoy’un anlatımına göre hücrede “ne insan yüzü, ne bir ses, ne gökyüzü” vardı. Üç kişilik hücrelerin de iki tekli hücrenin ortadan açılmış kapıyla birleştirilmiş hali olduğu, bazı hücrelerde 24 saat kamera bulunduğu aktarıldı.

Araştırmada, Grup Yorum üyesi Vedat Doğan ve Cafer Erözsoy’un farklı kuyu tipi cezaevlerinde kaldıkları, koşullara karşı açlık grevine girdikleri de belirtildi. Dosyada bu cezaevlerinde ortak alanın neredeyse tamamen ortadan kalktığı, mahpusların “kimsenin yüzünü görmeden” günleri devirdiği anlatıldı.

F Tipi’nden Y ve S tipine: Tecridin yeni evresi

Kısa Dalga dosyası, kuyu tipi cezaevlerini Türkiye’deki tecrit politikasının tarihsel devamı olarak ele aldı. 2000’lerin başında F Tipi cezaevlerinin devreye girmesiyle başlayan yüksek güvenlikli hapishane döneminin bugün Y ve S tipi cezaevleriyle yeni bir aşamaya taşındığı vurgulandı.

Dosyada 20 Ekim 1999’da F Tipi cezaevlerindeki hücre sistemine ve Terörle Mücadele Yasası’na karşı 816 tutuklunun açlık grevine başladığı, bu eylemlerin ölüm orucuna dönüştüğü ve 51 kişinin hayatını kaybettiği hatırlatıldı. Açlık grevlerinden iki ay sonra düzenlenen ve kamuoyuna “Hayata Dönüş” adıyla duyurulan, gerçekte “Tufan” adıyla yürütülen operasyonda 2’si asker, 30’u tutuklu olmak üzere 32 kişi öldü, yüzlerce mahpus yaralandı.

Kısa Dalga araştırmasına göre o günlerde karşı çıkılan tecrit politikası bugün daha sessiz, daha kapalı ve daha görünmez biçimde genişliyor.

Hak örgütleri: ‘İşkence rejimi sıradanlaştırılıyor’

Canan Coşkun’un dosyasında insan hakları örgütlerinin kuyu tipi cezaevlerine ilişkin uyarılarına da yer verildi. Hak örgütleri, bu cezaevlerinin yalnızca yeni bir mimari model olmadığını; insanı insandan, sesi dünyadan koparan bir sistem olduğunu belirtiyor. Dosyada bu modelin, mahpuslar açısından sürekli hücre cezasını andıran bir yaşam düzeni yarattığı vurgulandı.

Kuyu tipi cezaevi can aldı

Kuyu tipi olmayan bir hapishaneye sevk talebiyle açlık grevi yapan Gürkan Türkoğlu yaşamını yitirdi. Kaldırıldığı Antalya Şehir Hastanesi'nde yapılan zorla müdahale sonrası Türkoğlu'nun durumu ağırlaşmıştı. Türkoğlu, üç aydır yoğun bakımdaydı.

turkoglu

Kaynak: Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.