Depremde 43 kişi yaşamını yitirmişti... Selim Köse Apartmanı davasında tutuklu yok
6 Şubat depremlerinde yıkılan ve 43 kişinin hayatını kaybettiği Selim Köse Apartmanı davasında bilirkişi raporları yapı kusurlarını ortaya koydu. Mahkeme, tutuklama taleplerini reddetti.
Kısa Dalga - Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde Hatay'ın Antakya ilçesi Odabaşı Mahallesi Uğur Mumcu Caddesi'ndeki Selim Köse Apartmanı'nın yıkılması sonucu en küçüğü 6 aylık bebek olmak üzere 43 kişi yaşamını yitirmiş, 5 kişi de yaralanmıştı.
Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı; müteahhit Hasan Köse, yapı denetim firma yetkilisi ve statik uygulama denetçisi Eysem Ezer, şantiye şefi Mehmet Ezer, kontrol elemanı Gülseren Altundağ Tatlı hakkında, “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” suçundan dava açtı.
Hatay 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, vareste tutuldukları için sanıklar katılmazken, depremde yakınlarını kaybedenlerin aileleri ile taraf avukatları katıldı. Dosya kapsamında iki bilirkişi raporu alındı. İki raporda da müteahhit, şantiye şefi, yapı denetim sorumluları ve belediye görevlilerini asli kusurlu bulundu.
“Bu binanı yıkılması bir dakika bile sürmedi”
Müştekilerden Ali Şahin, “Bu binada ilk oturanlardanım. 10 yaşında çocuğumu kaybettim. Kendim enkazdan çıktım. Bu binanın yıkılması bir dakika bile sürmedi. Denetimi yapan, binayı yapan, yapım üstünden... Yani bu binanın bütün sorumluları belli. 3 yıl bitti. 1978 yılında yapılmış. Sadece binanın projesini çizmiş. 70 yaşındaki insan tutuklandı. Ama aldığı binanın kredisini hala ödeyenlerin olduğu bu binada hala tutuklu yok. Bilirkişi raporu ortada. Mahkeme artık bir karar vermelidir” dedi.
“Hala binanın kredisini ödüyorum”
Bir başka müşteki ise şunları söyledi:
“Bu binaya en son taşınanlardanım. Kredi çekerek aldım. İki oğlumu ve eşimi kaybettim. Bina 15 saniyede yıkıldı. Enkazda kaldım. Ağır tedaviler gördüm. Çocuklarım ve eşim yanımda vefat etti. Bu binayı alırken sağlam diye aldım. Hala binanın kredisini ödüyorum. Çocuk hastalıkları doktoruyum, uzmanıyım. Herkes kucağında çocuğuyla geldiğinde benim yaşadığım travmayı bir düşünün. Benim güzel ve mutlu bir hayatım vardı ama bitti. Bunun sorumluları cezasını çekmeli. Bugün trafikte bir insana kazayla çarpsam tutuklanırım. Ama 46 kişinin öldüğü bu binada bir tutuklu bile yok. İki günde bir mezarlığa gitmesem o gün yemek yiyemiyorum. Bu insanların hiçbir şey yokmuş gibi ortada dolaşması beni rahatsız ediyor.”
Müşteki Necla Suadi de “Depremde kızımı ve iki torunumu en güvendikleri yerde yataklarında kaybettim. Çocuklarım 3 yıldır toprak altında ama sorumlular hayatlarına devam ediyor. Cezalarını çekmesini istiyorum” diye konuştu.
“Bilirkişi raporu neden ‘olası kast’ olması gerektiğini açıklıyor”
Müşteki avukatlarından Gülsüm Özlüdoğru, bilirkişi raporuna ilişkin şunları söyledi:
“Bilirkişi raporunda kusurlar net şekilde belirtilmiştir. Bu katillerin olası kastla yargılanması için gerekçeler ortada. Olası kast kararı bilimin, hukukun kararı olacaktır. Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden alınan önceki raporu doğrulayan bir rapor. Etriye sorunu, bağlantı sorunu, kaçak kat sorunu var. Binanın en kritik katlarının tüm betonları kötü. 10 katlı bina 7-8 ayda nasıl tamamlandı? 8,5 ayda nasıl 10 kat çıkılıyor. Bir betonun sonucunu beklemek bile 28 gün sürüyor. Depremin ivmesi tartışması bu rapor ile netleşmiştir. Bu bina ivme yüksek olmasa da yıkılacaktı. Rapor bunu ortaya koyuyor. Çatı katında kaçak kat tespit edilmiş. Yapı kullanım izni alınmadan çatı katı kapatılmış. Tabii buna izin veren kamu görevlileri onlar da görmezden gelmiş. Sorumluluğu olan herkes olası kastla cezalandırılmalıdır. Neden olası kast? 10 katlı bir bina 8,5 ayda yapılmış. 2 sene sonra iskan alınmış. Binanın projeye uygun olup olmaması dahi hiç umurlarında olmamış. Her iki raporda da asli kusurlu olduğu bellidir. Tutuklanmalarını istiyoruz. Biz bir daha kimse böyle binalar yapmasın. İnsanlar korkmadan binalarında güven içinde yaşasın diye bu insanların tutuklanmasını istiyoruz.”
Duruşma 14 Ekim'e ertelendi
Avukat Seda Mutaf ise şu ifadeleri kullandı:
“Etriye açıları ile ilgili 11 dilekçe verdim. Bu dilekçeler tutuklanmaya gerekçe olarak görülmedi. Şimdi ben şuna da değinmek istiyorum. Tüm deprem davalarında sanıklar hep bu zamana kadar ivmeye sığındı. Bu raporda görüyoruz ki sanıkların bugüne kadar 3 yıldır yaptığı en temel savunma olan ivme savunması çökmüştür. Yıkım nedeni değildir. Bizim derdimiz intikam alma değildir. Biz maddi gerçeğin araştırılmasını istiyoruz. 14'ü çocuk 47 kişi yataklarında uyuyarak yaşamlarını yitirdi. Bu bina temelden çökmedi. Bu bina kırılarak yana düştü. İlk iki katı duruyordu. Yani zeminde sorun yok. Bilirkişi raporu zaten zeminde bir sorun olmadığını ve yıkımın ivmeden de kaynaklı olmadığını ortaya koyuyor. Geriye diğer nedenler kalıyor. Malzeme ve binanın yapımı. Biz tüm sorumluların olası kasta cezalandırılmasını talep ediyoruz.”
Sanık avukatları müvekkillerinin asli kusurlu sayıldığı bilirkişi raporunda çelişki olduğunu belirterek, itiraz etti ve yeni bilirkişi raporu talep etti.
Mahkeme heyeti müştekilerin tutukluluk taleplerinin reddine, sanıkların yeni bilirkişi raporu taleplerinin bir sonraki celse de değerlendirilmesine, Deprem Suçları Bürosu’na müzekkere yazılarak, kamu görevlilerinin akıbetinin sorulmasına karar verdi. Bir sonraki duruşma 14 Ekim tarihine ertelendi.
Depremde yıkılan Hamidiye Sitesi davasında müteahhide 21 yıl hapis cezası
Depremde yıkılan apartmanın müteahhidi Abdullah Aybaba, Tayland'da gözaltına alındı
Kaynak: ANKA
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.