İBB operasyonu tutmadı, hedefte Özgür Özel ve CHP mi var?

HABER ANALİZ I CHP’ye yönelik soruşturmalar artık yalnızca belediye dosyalarıyla sınırlı değil. “Etkin pişmanlık” ifadeleri, servis edilen özel görüntüler ve “mutlak butlan” tartışmaları aynı hatta birleşirken, parti yönetimi sürecin CHP’nin kurumsal kimliğini hedef alan daha büyük bir siyasi operasyon olduğunu savunuyor.

·

HABER ANALİZ

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile Adalet Bakanı Akın Gürlek arasında başlayan “tapu” polemiği, kısa süre içinde CHP’ye yönelik daha geniş kapsamlı bir siyasi ve hukuki tartışmanın parçasına dönüştü. Süreç yalnızca belediye soruşturmalarıyla sınırlı kalmadı; “etkin pişmanlık” ifadeleri, özel hayat görüntülerinin servis edilmesi, parti kapatma ihtimali ve “mutlak butlan” tartışmaları aynı hatta birleşti.

Ortaya çıkan tablo, CHP açısından artık yalnızca bazı belediye başkanlarına yönelik soruşturmaların değil, doğrudan partinin kurumsal meşruluğunun tartışmaya açıldığı bir döneme işaret ediyor.

Tapu polemiğinden “itirafçı” tartışmasına

Sürecin dikkat çekici yönlerinden biri, siyasi tartışmanın yön değiştirme biçimi oldu. Özgür Özel’in Akın Gürlek’in üzerine 16 tapu bulunduğunu açıklamasıyla başlayan gerilimde, Gürlek yalnızca dört taşınmazı olduğunu söyleyerek belgelerin “sahte” olduğunu öne sürdü.

Ancak tartışma burada kalmadı. Gürlek, bu kez tutuklu Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek hakkında konuşarak, Böcek’in adaylığı için para verildiği iddiasını gündeme taşıdı. Açıklamasında, 15 Ocak 2024’te Manisa’daki bir benzinlikte gerçekleştiğini söylediği bir buluşmaya ve “baz istasyonu kayıtlarına” işaret etti.

Fakat kamuoyuna söz konusu kayıtlar yansımadı. Bunun yerine soruşturmanın seyri içinde bu kez Özkan Yalım’ın Ankara’da bir otel odasında gözaltına alınmasına ilişkin görüntüler servis edildi. Ardından Özkan Yalım’ın tutuklanması, CHP’den ihraç edilmesi ve “etkin pişmanlık”tan yararlanması geldi.

Bu aşamadan sonra soruşturmanın ekseni daha da sertleşti. Muhittin Böcek’in oğlu Gökhan Böcek’in eşi Zuhal Böcek’le ilgili olduğu öne sürülen özel görüntüler sosyal medyada yayıldı; ardından Muhittin Böcek ile Gökhan Böcek’in de “itirafçı” olduğu açıklandı.

CHP’nin temel iddiası: “Baskıyla ifade alınıyor”

CHP yönetimi ise süreci hukuki değil siyasi bir operasyon olarak tanımlıyor. Özgür Özel’in açıklamalarında özellikle iki unsur öne çıkıyor: Özel hayat görüntülerinin dolaşıma sokulması ve bunun ifade alma sürecinde baskı unsuru olarak kullanıldığı iddiası.

Özel’in açıklamalarında, devletin elindeki cep telefonlarından alınan mahrem görüntülerin servis edildiği, Gökhan Böcek’in baskı altında ifade vermeye zorlandığı ve Muhittin Böcek’e “ifadeyi doğrularsa mallarını geri alabileceği” mesajı verildiği iddiaları yer aldı.

Bu açıklamalar, CHP’nin savunma hattının yalnızca “suçlamaları reddetmek” üzerine değil, soruşturma yöntemlerinin meşruiyetini tartışmaya açmak üzerine kurulduğunu gösteriyor.

Tartışmanın merkezinde artık “kurumsal hedef alma” iddiası var

Sürecin en kritik boyutu ise belediye soruşturmalarının CHP’nin tüzel yapısına uzanabileceği yönündeki değerlendirmeler.

İstanbul Başsavcılığı’nın daha önce İBB iddianamesindeki suçlamalar kapsamında CHP’nin “seçim güvenliği ve seçmenin iradesine müdahale ettiği” iddiasıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirimde bulunduğu hatırlatılıyor. Şimdi ise “etkin pişmanlık” ifadelerinin yeni bir hukuki dosyanın zemini olabileceği ileri sürülüyor.

Özellikle Muhittin Böcek’in adaylık için “Genel Merkez’e 1 milyon euro verdiği” iddiası, bu tartışmanın merkezine oturmuş durumda. Bu parayı aldığı öne sürülen CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba suçlamayı reddederek dava açacağını duyurdu.

Ancak tartışmanın siyasi etkisi, iddianın doğrulanıp doğrulanmamasından bağımsız olarak büyüyor. Çünkü mesele artık bireysel yolsuzluk suçlaması olmaktan çıkarılıp, siyasi partilerin finansmanı ve parti tüzel kişiliği düzlemine taşınıyor.

Sözcü’nün haberine göre, mutlak butlan davası devam ederken CHP, şimdi de etkin pişmanlık ifadeleri nedeniyle kapatma davası riskiyle karşı karşıya. Haberdeki iddiaya göre, Muhittin Böcek’in, adaylık için “Genel Merkez’e 1 milyon euro verdiği” iddiası kapatma davasının gerekçesini oluşturabilecek. İddiaların çürütülememesi halinde CHP’nin Hazine yardımının kesilmesi ya da kapatma davası riskiyle karşılaşabileceği öne sürülüyor.

“Mutlak butlan” ile kapatma davası birbirinden ayrılıyor

CHP yönetiminin açıklamaları, parti içinde iki ayrı tehdidin birbirinden ayrıştırıldığını gösteriyor.

Özgür Özel’in “yedek parti var” açıklaması dikkat çekici çünkü Özel, bu hazırlığın “mutlak butlan” ihtimaline karşı değil, olası bir kapatma davasına karşı yapıldığını açık biçimde söylüyor.

Bu yaklaşım, CHP yönetiminin mevcut süreçte kapatma ihtimalini teorik bir tartışma olarak görmediğini ortaya koyuyor. Aynı zamanda parti yönetimi, “mutlak butlan” tartışmasında mücadele alanının doğrudan CHP’nin mevcut kurumsal yapısı olduğunu vurguluyor.

Özel’in “delegenin vermediği yetkiyi almayız” sözleri de, parti yönetiminin olası iç tartışmalar karşısında meşruiyet zeminini korumaya çalıştığını gösteriyor.

ozgur-ozel

Özgür Özel’e de dava açılabilir mi?

Süreçte dikkat çeken bir başka başlık da Özgür Özel hakkında doğrudan yargı sürecinin işletilmesi ihtimalinin tartışılmaya başlanması oldu. Tutuklandıktan sonra “etkin pişmanlık” kapsamında ifade veren Özkan Yalım’ın Özel’e para verdiği iddialarının ardından, CHP liderinin dokunulmazlığının kaldırılması ve hakkında dava açılması olasılığı siyaset kulislerinde konuşulmaya başladı. Bu ihtimal, soruşturmanın yalnızca belediye başkanlarıyla sınırlı kalmayıp doğrudan CHP yönetimini hedef alan yeni bir aşamaya taşınabileceği yorumlarına yol açtı. CHP cephesi ise bu tartışmaları, partinin üst yönetimini hukuki baskı altına alma ve siyasi hareket alanını daraltma girişiminin parçası olarak değerlendiriyor.

CHP’nin değerlendirmesi: Amaç yalnızca hukuk değil, siyasal denge

Gazeteci Nergis Demirkaya’nın aktardığı CHP değerlendirmelerinde ise operasyonların arkasındaki temel motivasyonun siyasi olduğu savunuluyor.

Parti yöneticilerinin iddiasına göre, Silivri’de süren İBB ve “Casusluk” davalarının kamuoyunda beklenen sonucu üretmemesi nedeniyle yeni yöntemler devreye sokuldu. Bu değerlendirmelerde özellikle özel hayat görüntülerinin servis edilmesi ve “şantajla ifade alma” iddiaları öne çıkarılıyor.

CHP’nin yaklaşımında dikkat çeken nokta, operasyonların yalnızca hukuki süreçler olarak değil, partinin toplumsal desteğini aşındırmaya dönük bir “itibarsızlaştırma stratejisi” olarak okunması.

Aynı değerlendirmelerde, anketlerde CHP oylarının yüzde 30’un altına düşmemesinin iktidar açısından kritik görüldüğü, bu nedenle “böl-parçala-yönet” siyaseti uygulandığı iddia ediliyor.

Kaynak: Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.