Özel: Dış politikadaki pazarlıklar AK Parti'nin devamını sağlamak için yürütülüyor

Özgür Özel, NATO Zirvesi'ne ilişkin, "Bugün Erdoğan iktidarı dış politikada kendi kişisel menfaatlerini Türkiye'nin menfaatlerinin üzerinde tutmaktadır. Yapılan pazarlıklar Türkiye'nin geleceği için değil, AK Parti iktidarının devamını sağlatmak için yürütülmektedir" dedi.

·

Kısa Dalga - İstinafın mutlak butlan kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevinden alınan Özgür Özel, partisinin Eskişehir'de Atatürk Kültür, Sanat ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen grup toplantısında konuştu.

Türkiye'nin 7-8 Temmuz'da devlet başkanlarının da katılımıyla gerçekleştirilecek olan NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yaptığını hatırlatan Özel, bu ev sahipliğini önemsediklerini belirtti.

Özel, ülkenin milli menfaatlerinin iktidar ve muhalefetle birlikte savunulmasını, bu tip organizasyonların hep birlikte sahiplenilmesini arzu ettiklerini söyleyerek, şöyle konuştu:

"Demokrasiyi ve adalet sistemini zayıflatan, 86 milyonu kutuplaştıran, kendi gibi düşünmeyenlere hukuksuzlukla müdahale eden iktidarın varlığında bugün Türkiye NATO liderlerini, son seçimlerde o NATO liderlerinin 'Türkiye'de en bildiğiniz şehir neresi?' dediğinde tereddütsüz ismini söyleyeceği İstanbul'un üç seçim üst üste, hem de karşısında Meclis Başkanı varken, bir önceki son başbakan varken, en güvendikleri bakanları Şehircilik Bakanı varken artan farklarla, iptal edilen mazbatasına rağmen yenilenen seçimde artan farkla, son seçimde milyonu geçen farkla kazanan Belediye Başkanı'nın tutuklu olduğu, bir sonraki seçimlerdeki Cumhurbaşkanı adayımızın, ön seçimde 15,5 milyon oy alan, özgürlüğü için 25,5 milyon insanın imza verdiği Cumhurbaşkanı adayımızın tutuklu olduğu, partinin evlatları belediye başkanlarımızın, belediye meclis üyelerimizin, bürokratlarımızın tutuklu olduğu, Türkiye'nin kurucu partisine, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu partinin adaysızlaştırıldığı, kurumsuzlaştırıldığı, lidersizleştirilmeye çalışıldığı bir süreçte bugün Türkiye'de NATO Zirvesi yapılmaktadır.

Bugün bu NATO Zirvesi'nden önce Avrupa'nın en önemli yapılarının raporlarında ana muhalefet partisi olarak okuduğumuzda utandığımız tespitler yer almaktadır. Maalesef ülkede Adalet Bakanlığı'nın başındaki kişi raporlarda ismiyle, Avrupa'daki mal varlığıyla anılmakta, bizim bu ifadelerimize Cumhurbaşkanı'nın 'Sen sus, cevap verme' dediği günler hatırlarda kalmakta ve kendisinin bu konuda tek savunanı kendisi olmakta, raporları yazanlarla bir başına kendi polemiklere girişmekte, ancak Türkiye'ye bu büyük utanç, okumaktan memnuniyet duymadığımız, böyle bir raporun varlığından utanç duyduğumuz bir süreçte NATO Zirvesi Türkiye'de yapılmaktadır. Muhalefete saldıran, kendinden olmayana hukuksuzlukla muamele eden bir iktidarın Türkiye'nin milli menfaatlerini savunamadığını ve savunamayacağını üzüntüyle görüyoruz."

"Erdoğan, Trump protestosunun kendisi için son olacağını düşünüyor"

NATO Zirvesi kapsamında Ankara'da alınan tedbirlere de değinen Özel, şöyle konuştu:

"Protesto gösterileri yapılabilir diye 225 insan ev baskınlarıyla gözaltına alındı ve önce 178'i tutuklandı. Daha dün 100 gözaltı işlemi daha yapıldı. Bizim yasalarımızda 'önleyici gözaltı' bile yasak iken 'önleyici tutuklama' adı altında insanlar, 'Bunlar NATO sırasında gelirler, eylem yaparlar' denilerek özgürlüklerinden edilmiştir. Pikniğe giden TEMA gönüllüleri tutuklandı, 75 yaşındaki emekli öğretmen Ayten Yakut tutuklanıp tepkilerden sonra serbest bırakıldı, akademisyen Emel Memiş ise halen tutuklu.

Daha önce NATO zirvelerine ev sahipliği yapan hiçbir ülkede böyle bir özgüvensizlik görülmemiştir. Trump kendi ülkesinde yüz binler, milyonlar tarafından protesto edilebiliyor iken Erdoğan, Trump'ın Türkiye'deki bir protestosunun kendisi için bir son olacağını düşünmekte, bundan yaşamsal bir kaygı duymakta, 'Eğer Trump'a burada birisi bir şey derse Trump benden desteğini çekecek' vehmiyle Ankaralılardan utanmakta, Ankaralıları evine hapsetmekte ve örneğin Filistin davasını savunan birinin Trump'a çıkıp Gazze'deki zulmün hesabını sormasına engel olmak için elinden geleni yapmaktadır."

ozel-21

"Kendi insanından utanan iktidarın ömrünün sonu gelmiş demektir"

Yüzlerce insanın gözaltına alındığını, meydanların kapatıldığını, yolların bariyerlendiğini ve esnafın iş yapmasının önüne geçildiğini ifade eden Özel, başkentin perişan halde olduğunu söyledi. Milletin evinden işine gitmesinin engellendiğini ve kamu görevlilerine bir hafta evden çalışma salık verildiğini belirten Özel, şöyle devam etti:

"Bu kadar özgüvensiz bir yönetim anlayışı olmaz. Ülke adına bir utanç durumuyla karşı karşıyayız. Ülkemize gelen liderler, heyetler ne görecekler? Hayalet bir şehir. Ankara'ya gelip bir tane Ankaralı görmeden, bir dükkana uğramadan, polislerle dolu bomboş sokakları görüp Ankara'dan ayrılacaklar. Ülkenin yoksulluğundan utanmayanlar, bunları liderlerin görmesinden utanıp panolarla bunları gizlemeye çalışmaktadırlar. Bu mudur Türkiye'nin imajı? Kimse kusura bakmasın, bu güç değildir, güçsüzlüktür. Bu acizliktir, bu özgüvensizliktir. Kendi insanından korkan, kendi insanından utanan, onları bariyerlerin arkasına saklayan bir iktidarın ömrünün sonu gelmiş demektir. AK Parti tükenmiştir, bitmiştir.

Oysa gizledikleri şehir, bir gün yabancılar geldiğinde ne görecekler diye o şehre bakan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bizzat tasarladığı, Cumhurbaşkanının yerinin, konutunun, köşkünün belli olduğu, hemen altında seçilmiş Meclis'in bulunduğu, hemen altında Meclis'ten atanan, seçilen bakanların görev yaptığı, aynı hizada adliye saraylarının bulunduğu, yargı, yürütme ve yasamanın hem birbirine denk hem doğru bir sıralamayla yer aldıkları, o geniş caddenin etrafına Türkiye'nin dostu ülkelere en güzel büyükelçilik arsalarının tahsis edildiği; gelen Ankara'yı bir gezsin, demokrasi anlayışımızı görsün, kuvvetler ayrılığını görsün, millete verdiğimiz değeri görsün, bakanlarını görsün, yargısını görsün, kendisini görsün diye yaptıkları, Atatürk'ün tasarladığı ve hayata geçirdiği, o güzel elleriyle tane tane çizdiği Ankara'nın 'Görmesinler, bilmesinler, yolda bile yürümesinler' diye panolandığı bir güne gelmişiz. O günün kurucu liderinin vizyonundan bugünün yıkıcı liderinin vizyonsuzluğuna bu ülke sürüklenmiştir. Ancak bunun sonu er ya da geç gelecektir.

Devletin geleneklerini yıkan ve bu ülkenin gücünden korkup kendi kaba kuvvetini acizlik değil de kudret gibi göstermeye çalışanlara karşı şunu ifade edelim: Biz bu ülkenin kurucu partisiyiz, kurucu iradesiyiz. Bu ülkeyi cumhuriyetle güçlendiren, kalkındıran, dış politikada sözünü dinleten, tehditlere karşı caydırıcı bir güç haline getiren kadroların bugünkü temsilcileriyiz. Cumhuriyetimizin değerleriyle, yurttaşlarımıza sunduğumuz özgürlüklerle, mazlum milletlere ilham olmuş cesaretimizle birlikte bu ülkenin kurucu kadrolarının bugünkü temsilcileriyiz. Dış politikadaki ilkelerimiz de bize kurucu kadrolarımızdan mirastır. Dış politikaya siyaset üstü bir pencereden bakarız. Planların günlük değil, bir döneme ait değil, 10 yıllık, 20 yıllık, 30 yıllık hazırlanması fikrinin sahipleriyiz. Hiçbir iktidarın da bu ilkeleri kişiselleştirmesine, kendi menfaati için aşındırmasına, 86 milyonun değil, kendi siyasi çıkarları için zayıflatmasına müsaade edemeyiz.

Bugün Erdoğan iktidarı dış politikada kendi kişisel menfaatlerini Türkiye'nin menfaatlerinin üzerinde tutmaktadır. Yabancı liderlerle kurulan ilişkiler kurumsal değil, kişisel zeminde ilerlemektedir. Yapılan pazarlıklar Türkiye'nin geleceği için değil, AK Parti iktidarının devamını sağlatmak için yürütülmektedir. O yüzden NATO Zirvesi'ni bu şahsi dış politikadan uzaklaşılması, milli menfaatlerin savunulması kaydı şerhiyle dikkatle takip ediyoruz. Rusya-Ukrayna Savaşı, Suriye'deki belirsizlikler, İsrail'in Filistin ve bölge bölgelerine yönelik saldırıları, Amerika ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları ve tüm bölgeyi ve dünyayı krize sürükleyen hukuksuz politikaları, NATO içindeki tartışmalar ve Türkiye'nin ittifaktaki rolü, bu başlıkların hepsi önümüzde durmaktadır. Bu konularda Türkiye'nin barıştan yana, uluslararası hukuktan yana, diplomasiden yana, mazlum milletlerden yana ilkeli bir tutum alması beklenir."

"Trump yönetimine bağımlı bir dış politikanın ülkemize fayda getirmez"

"Avrupa ile bozulan ilişkilerin düzeltilmesi noktasında adımlar atılmasını, demokrasi ve hukuk zemininde yeniden hukukun üstünlüğü, demokratikleşme adımlarıyla ülkemizin çıkarlarını önceleyecek kurumsal ilişkilerin başlatılmasını bekleriz ama maalesef bu beklentilerin çok uzağındayız" diyen özel, şu ifadeleri kullandı:

"Elbette NATO üyesiyiz. NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahibiz. Ama NATO'ya körü körüne bağlı olamayız. Her yanlışın arkasında sessiz duramayız. Rusya ve Çin ile doğru, kurumsal, istikrarlı, güçlü temeller üzerinde yükselen ilişkiler kurmak durumundayız. Unutmayın ki, NATO'nun doğu kanadındaki Soğuk Savaş döneminde Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ile sınır komşusu olmuş, Batı İttifakı'nın bir bileşeni olmuş ve bu denge politikasını yıllarca dış politikadaki becerikli, iyi eğitimli, geleceği öngören, Türkiye'nin tüm menfaatlerini birlikte gözeten diplomatlarımız ve dışişleri politikalarımız sayesinde çok doğru bir şekilde yürütmüş, böyle bir mirasa sahip bir ülkeyiz.

Trump yönetimine tamamen bağımlı bir dış politikanın ülkemize fayda getirmediği ve getirmeyeceği açıktır. Bu nedenle stratejik adımları ortak akılla atmak gerekir. Bu konuda her zaman olduğu gibi yapıcı öneriler sunmaya devam edeceğiz. İktidar Türkiye için stratejik bir aklı, stratejik bir planı takip etmelidir. Ancak bu stratejik akıl, Rusya'dan S-400'leri bir inatla alıp sonra hiç kullanmadan hangarda çürütmekle sağlanamaz. Bu stratejik akıl, bu yüzden F-35 programına girilmiş, 1,5-40 milyar dolar ödeyip de tek uçak bile alınmadan Amerika'da üzerine Türk bayrağı işlenmiş 6 tane F-35'i bile oradan alıp getiremeyen bir öngörüsüzlükle, ondan vazgeçip 'F-16 modernizasyonu' deyip onu bile başaramayan bir öngörüsüzlükle sürdürülemez. O zaman 'Şanghay Beşlisi'ne girelim' diye ucuz tehditler savurup sonra Trump'tan azarı yiyince Çin mallarına vergi bindirmekle, Amerikan mallarının vergilerini Amerika'ya doğru uçakta giderken sıfırlamakla bir stratejik plan sürdürülemez. Trump'ın oğluyla görüşüp babasından randevu istemekle, 250 Boeing uçağından, fahiş fiyata LNG sipariş etmekle ve şu güzelim Eskişehir'in nadir toprak elementlerini Trump'a vadetmekle stratejik bir akıl sürdürülemez."

ozel-00

"Partimizi geri almak için sonuna kadar mücadele vermeye devam edeceğiz"

Özel, "Demokrasinin, adaletin, ekonominin bu kadar kötüye gittiği bir süreçte onların istediği bizi daha kötüye götürmek, susturmak, sindirmek, teslim almakken bütün hesapların terse döndüğünü, masa başı planların geri teptiğini ve Adalet ve Kalkınma Partisi'nin eleştirilmeye, yalnızlaşmaya ve kendi içinde bile bir hesaplaşmaya girdiğini; Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçilmiş kadrolarının ise milletle birlikte yürüdüğünü büyük bir memnuniyetle görüyorum" dedi.

Butlan kararından beri sabırla, sağduyuyla beklediklerini söyleyen Özel, şunları ekledi:

"Aklıselimin hakim olmasını bekliyoruz. Milletin safında durmaya devam ediyoruz. Çarşıda, pazarda, sokakta, meydanda milletle birlikteyiz. Partimizi geri almak için sonuna kadar hukuki, siyasi ve fiziki bir mücadeleyi veriyoruz, vermeye devam edeceğiz. Ama işgal bitmezse kimse enseyi karartmasın. Ne bu parti ne bu millet çaresiz değildir, seçeneksiz değildir.

Bu yürüyüş benden, benim adımdan, arkadaşlarımızın adından çok daha büyük bir yürüyüştür. Bu yürüyüş Ekrem Başkanı unutmayan, Mansur Başkandan ayrılmayan, Yılmaz Hocanın elini bırakmayan bir yürüyüştür. Bu yürüyüş, kimse endişe etmesin ki millete güvenenlerin, milletle birlikte başaracakları, milletle birlikte hedefe ulaşacakları bir yürüyüştür. Oy oy, zarf zarf, sokak sokak kazanacağız. Belde belde, şehir şehir kazanacağız. Sokak sokak, meydan meydan büyüyoruz, büyümeye devam edeceğiz. Bu yürüyüşte pusulamız millettir, rotamız iktidardır, hedefimiz iktidardır. Hepinize inanıyorum, hepinize güveniyorum. Yolumuz açık olsun, yolunuz açık olsun."

Kaynak: ANKA

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.