Selçuk Mızraklı neden hapis yattı? Tanık ifadesiyle cezaevinde 7 yıl
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı seçildikten beş ay sonra görevden alınan Selçuk Mızraklı, yaklaşık iki ay sonra tutuklandı ve “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 9 yıl 4 ay 15 gün hapse mahkûm edildi. Dosyanın temel iddiası yaralı bir PKK mensubunun gizlice ameliyat edildiğiydi. Daha sonra bu tanığın hastanede çalışmadığı ortaya çıktı ama bu defa yeni bir tanık bulundu. Mızraklı, yaklaşık yedi yıl sonra bugün cezasının infaz süresini tamamlayarak cezaevinden çıkıyor.
Kısa Dalga - Genel cerrah Adnan Selçuk Mızraklı, 2018 genel seçimlerinde HDP’den Diyarbakır milletvekili seçildi. 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde ise Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı için aday oldu ve 490 bin 507 oyla, yüzde 62,93 oranında destek alarak seçildi.
Ancak belediye başkanlığı yalnızca birkaç ay sürdü. İçişleri Bakanlığı 19 Ağustos 2019’da Mızraklı ile Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk ve Van Büyükşehir Belediye Başkanı Bedia Özgökçe Ertan’ı görevden uzaklaştırdı; belediyelere valiler kayyım olarak atandı.
Bakanlık, Mızraklı hakkında o tarihte biri devam eden dava olmak üzere toplam dokuz adli soruşturma ve kovuşturma bulunduğunu açıkladı. Bunlar arasında “silahlı terör örgütü kurma veya yönetme”, “silahlı terör örgütüne üye olma”, “örgüt propagandası” ve “suçu ve suçluyu övme” suçlamaları vardı.
Mızraklı'nın daha sonra 9 yıl 4 ay 15 gün hapse mahkûm edildiği dava, belediye başkanlığı döneminde gerçekleştirdiği belirli bir belediye ihalesi, para transferi veya belediye kaynağını PKK'ya aktardığına ilişkin somut bir işlem üzerine kurulmadı. Mahkûmiyet dosyasının esasını daha eski dönemlerdeki DTK faaliyetleri ile bir itirafçı tanığın hekimlik dönemine ilişkin anlatımları oluşturdu.
Nitekim İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün incelediği Kasım 2019 tarihli iddianamede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kayyım atamasının ardından dile getirdiği “belediye paralarının Kandil'e gönderildiği” iddiasının Mızraklı hakkındaki suçlamalar arasında bulunmadığı özellikle kaydedildi.
Dosyanın geçmişi 2017'ye uzanıyordu
Mızraklı'nın yargılandığı dosyanın ilk ayağı, belediye başkanlığından da milletvekilliğinden de önceye dayanıyordu.
Mızraklı, Demokratik Toplum Kongresi'ne (DTK) yönelik bir soruşturma kapsamında Temmuz 2017'de aralarında doktorların ve hak savunucularının da bulunduğu bir grupla birlikte “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçlamasıyla tutuklandı. Yaklaşık bir buçuk ay sonra, Eylül 2017'de tahliye edildi.
Bu soruşturma Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/129 esasına kaydedildi. Savcılık, DTK'nın PKK/KCK yapılanmasının bir parçası olduğunu, Mızraklı'nın da DTK içindeki faaliyetleri nedeniyle örgütsel hiyerarşide yer aldığını ileri sürdü.
Mızraklı ise DTK'daki faaliyetlerinin açık, siyasi ve sivil toplum faaliyeti olduğunu savundu.

Tutuklanmasına yol açan kritik tanık
Dosyanın seyrini asıl değiştiren gelişme, Hicran Berna Ayverdi'nin ifadesi oldu.
Ayverdi, PKK mensubu olduğu suçlamasıyla daha önce tutuklanmış ve etkin pişmanlık kapsamında çeşitli kişiler hakkında ifade vermişti. Mızraklı hakkındaki kritik ifadesini 20 Mart 2019'da, yerel seçimlerden 11 gün önce verdi.
Ayverdi'nin iddiasına göre kendisi Diyarbakır'daki özel bir hastanede çalışırken, gece saatlerinde “Hogır” kod adlı yaralı bir PKK mensubu hastaneye getirilmişti. Ayverdi, genel cerrah olan Mızraklı'nın bu kişiyi ameliyat ettiğini, ardından güvenlik birimlerine bildirmeden taburcu edilmesini sağladığını ileri sürdü.
Ayverdi ayrıca hastaneye başka PKK mensuplarının da gizlice getirilip tedavi edildiğini, Mızraklı'nın örgüt açısından “güvenilen doktorlardan” biri olduğunu, DTK toplantılarına katıldığını ve bazı yurtdışı seyahatlerinde örgüt yöneticileriyle görüştüğünü iddia etti.
Mızraklı bu anlatımların tamamını reddetti.
Tanığın hastanede olmadığına ilişkin SGK kayıtları
Mızraklı'nın avukatları Ayverdi'nin anlattığı olayın maddi olarak mümkün olmadığını savundu.
Savcılığın istediği SGK hizmet dökümlerine göre Ayverdi'nin, söz konusu ameliyatın yapıldığını söylediği dönemde Mızraklı ile aynı hastanede çalışmadığı ortaya çıktı. Savunma ayrıca hastanede çalışan doktor ve sağlık personelini tanık olarak dinletti; bu kişiler de anlatıldığı biçimde bir ameliyat yapılmadığını söyledi.
SGK kayıtları Ayverdi'nin olayı hastane çalışanı olarak gördüğü yönündeki anlatımının güvenilirliği konusunda ciddi bir çelişki yaratıyordu.
Ayrıca bir doktorun yaralı bir kişiyi tedavi etmesinin, hastanın kimliğinden bağımsız olarak mesleki yükümlülüğü olduğu savunuldu. Human Rights Watch da bir hekimin hastasına tıbbi yardım sunmasının tek başına suç sayılamayacağı görüşünü açıkladı.
Sadece ameliyat iddiası yoktu
Savcılık örgüt üyeliği suçlamasını yalnızca Ayverdi'nin anlatımına dayandırmadı.
Mızraklı'nın DTK ile ilişkisi; DTK Sağlık Komisyonu'ndaki faaliyetleri; yoksul ailelere gıda yardımı yapan ve 2016'da KHK ile kapatılan Sarmaşık Derneği'ndeki çalışmaları; bazı cenaze ve taziyelere katılması; siyasi toplantılar, basın açıklamaları ve gösterilere katılımı; yurtdışı seyahatleri ile sosyal medya mesajları da dosyaya konuldu.
İddianamenin sosyal medya paylaşımlarına ilişkin kendi değerlendirmesinde bile, bunların tek başlarına “örgüt propagandası suçunun unsurlarını” oluşturmadığı belirtiliyordu.
Human Rights Watch, iddianameyi inceledikten sonra Mızraklı'nın şiddet eylemine katıldığını, şiddeti teşvik ettiğini veya örgüte lojistik destek verdiğini gösteren ikna edici bir delil bulunmadığı sonucuna vardı.

22 Ekim 2019: Tutuklama
Kayyım atanmasından yaklaşık iki ay sonra Mızraklı 21 Ekim 2019'da gözaltına alındı.
22 Ekim'de çıkarıldığı hakimlikçe “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan tutuklandı. Tutuklama dosyasında Ayverdi'nin anlatımı yanında Sarmaşık Derneği üyeliği, siyasi faaliyetler ve sosyal medya paylaşımlarının da bulunduğunu avukatları açıkladı.
Savcılık çok kısa süre sonra iddianame hazırladı ve Mızraklı'nın TCK 314/2 kapsamında 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi.
Yeni dava, 2017'den beri devam eden DTK dosyasıyla birleştirildi.
Mahkeme: Örgütle organik bağ kurdu
Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi 9 Mart 2020'de kararını açıkladı.
Mızraklı'yı “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 9 yıl 4 ay 15 gün hapse mahkûm etti.
Mahkemenin gerekçesine göre Mızraklı, PKK/KCK'nın hiyerarşik yapılanması içinde “organik bağ” kurmuş, DTK ve sağlık alanındaki faaliyetleri süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk göstermişti. Mahkeme; örgüt mensuplarına yardım edildiği, bazı para transferlerinde “kuryelik” yapıldığı, örgüt propagandasına dönüştüğü değerlendirilen etkinliklere katıldığı ve sosyal medya faaliyetlerini de bu bütünün parçaları olarak kabul etti.
Mızraklı'nın avukatları hükme itiraz etti.
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi 15 Temmuz 2020'de istinaf başvurusunu reddederek 9 yıl 4 ay 15 günlük mahkûmiyet hükmünü hukuka uygun buldu. Dosya bunun üzerine Yargıtay'a gitti.
Yargıtay: Böyle mahkûmiyet kurulamaz
Yargıtay 3. Ceza Dairesi Aralık 2022'de mahkûmiyet kararını bozdu.
Yargıtay, yargılamada birden fazla önemli eksiklik bulunduğunu saptadı. Mızraklı'nın duruşma salonuna getirilmeden SEGBİS üzerinden savunmasının alınması savunma hakkının kısıtlanması olarak değerlendirildi. Mezopotamya Üniversitesi kurulması amacıyla faaliyet gösteren Mezopotamya Vakfı'nın örgütle ilişkili olup olmadığının yeterince araştırılmadığı belirtildi. Dosyadaki telefon tape'leri ve dijital materyaller üzerinde gerekli incelemelerin yapılmadığı, rapor hazırlanmadığı ve Mızraklı ile avukatlarına bu deliller konusunda savunma imkânı verilmediği saptandı.
Yargıtay bu nedenlerle hükmü bozdu. Ancat mahkûmiyet hükmü ortadan kalkmasına rağmen Mızraklı'yı tahliye etmedi. Tutukluluk devam etti.
İkinci yargılama, ikinci tanık
Dosya Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi'ne döndüğünde bu kez yargılamaya yeni bir isim dahil oldu: Ümit Akbıyık.
Akbıyık, 2023'te çok sayıda kişi hakkında verdiği ifadelerle kamuoyunun gündemine gelmişti. Bianet'in haberine göre yaklaşık 32 saatlik ifade sürecinde 600'den fazla kişi hakkında beyanda bulunmuştu.
Akbıyık'ın Mızraklı hakkındaki başlıca iddiası belediye başkanlığı dönemine ilişkindi.
Akbıyık, 2019'da düzenlenen bir film festivalinin giderlerinin Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından karşılandığını ve etkinlikte PKK'nin Suriye'deki yapılanmasını konu alan bir belgeselin gösterildiğini ileri sürdü. Başka anlatımlarında Mızraklı'nın gençlik yapılanmasının pikniğine araç tahsis ettiği ve bazı faaliyetlere destek verdiğini iddia etti.
Bu iddialarla hazırlanan yeni iddianame de Mızraklı'nın yeniden görülen ana davasıyla birleştirildi.
Mahkeme yine aynı cezayı verdi
Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi 29 Kasım 2023'te kararını açıkladı.
Sonuç değişmedi: 9 yıl 4 ay 15 gün hapis.
Mahkeme 72 sayfalık gerekçesinde hem Hicran Berna Ayverdi'nin hem de Ümit Akbıyık'ın anlatımlarını güvenilir kabul etti.
Ayverdi hakkında, Mızraklı'ya “iftira atmasını gerektirecek bir neden” bulunmadığı ve pişmanlık gösterdiği değerlendirmesi yapıldı. Mahkeme ayrıca DTK Sağlık Komisyonu üyeliğini ve Mezopotamya Vakfı'ndaki faaliyetleri de örgüt üyeliğine ilişkin değerlendirmesinde kullandı. Savunma ise SGK kayıtlarını, hastane çalışanlarının anlatımlarını ve tanık ifadelerindeki çelişkileri hatırlatarak beraat istedi.

Yargıtay önce bozdu, sonra aynı cezayı onadı
Dosya ikinci kez Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin önüne geldi. Daire 9 Ekim 2024'te bu kez Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin hükmünü onadı.
Yargıtay, delillerin mahkûmiyet için yeterli olduğu yönündeki yerel mahkeme değerlendirmesinde hukuka aykırılık bulunmadığına karar verdi. Böylece 9 yıl 4 ay 15 günlük örgüt üyeliği cezası kesinleşti.
Mızraklı'nın avukatları bunun üzerine Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yapacaklarını açıkladı.
Peki Mızraklı tam olarak ne yapmaktan mahkûm edildi?
Mızraklı bir saldırıya katılmak, silah kullanmak, bomba taşımak ya da doğrudan bir şiddet eylemini planlamaktan mahkûm edilmedi.
Yaralı bir PKK mensubunun ameliyat edilmesi iddiası; DTK'da görev yapmak; Sarmaşık Derneği ve Mezopotamya Vakfı'yla ilişkiler; toplantı, cenaze ve siyasi etkinliklere katılmak; sosyal medya paylaşımları; örgüt mensuplarına yardım ve para taşındığına ilişkin iddialar bulunuyordu. Yeniden yargılamada buna belediye tarafından bazı etkinliklere destek verildiğine ilişkin Ümit Akbıyık'ın anlatımları da eklendi.
Mahkeme bunları “süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk” gösteren örgütsel faaliyetler sayarak TCK 314/2 kapsamındaki silahlı örgüt üyeliğinin oluştuğuna hükmetti.
Savunmanın temel itirazı ise bunun tersiydi: Bu fiillerin önemli bölümü yasal siyasi ve sivil toplum faaliyetleriydi; dosyanın en ağır iddiasını taşıyan Ayverdi'nin anlatımı SGK kayıtlarıyla çelişiyordu ve örgüt üyeliğinin gerektirdiği organik/hiyerarşik bağı gösteren somut delil bulunmuyordu.
Yedi yıl sonra çıkıyor
2025'te cezasının infazında denetimli serbestlik aşamasına geldiğinde yaptığı başvuru Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu tarafından reddedildi. Ret gerekçelerinden biri Mızraklı'nın “örgütten ayrıldığına ilişkin beyanının bulunmaması” oldu. Mızraklı ise zaten örgüt üyesi olmadığını söylediği için böyle bir beyanda bulunmadı.
Avukatı Mehmet Emin Aktar'ın açıklamasına göre denetimli serbestlik talebinin reddine karşı yapılan itiraz önce infaz hâkimliğince kabul edildi; savcılığın itirazı üzerine bu karar kaldırıldı.
Sonunda Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı'nın düzenlediği müddetnamede 8 Eylül 2026 salıverilme tarihi olarak belirlendi.
Mızraklı bugün Edirne F Tipi Cezaevi'nden çıkıyor.
Kürt siyasetinde yeni dönem tartışması: Seçimler, Anayasa değişikliği ve Demirtaş’ın konumu
Kaynak: Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.


