Yenidoğan Çetesi davasında Adli Tıp Üst Kurulu vahim tabloyu tek tek açıkladı: Bebeklerin ölüm nedeni ne?

"Yenidoğan Çetesi" davasında merakla beklenen ATK Üst Kurulu raporları tamamlanarak mahkemeye gönderildi. 37 hekimin imzasını taşıyan ve oy birliği ile hazırlanan raporlarda, 10 bebeğin ölümünde doktor, sağlık çalışanları ve hastanelerin ihmali olduğu tespit edildi. Raporda “Serdarova”, “Karakoç ve “Helvacı” bebeğe yönelik uygun tanı ve tedaviyle olması durumunda bebeklerin yaşayabileceği ifade edilirken diğer 7 bebek için bunun kesin olmadığı belirtildi. İşte bebeklerin ölüm nedeni!

·

GÜLSEVEN ÖZKAN

Türkiye'nin en büyük sağlık skandallarından biri olarak gösterilen kamuoyundaki adıyla "Yenidoğan Çetesi" davasında bir yılı aşkın süredir devam eden yargılamada kritik bir aşamaya gelindi. İstanbul'da bebek acil hastalarını önceden anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan yoğun bakım ünitelerine sevk ederek ölümlerine neden oldukları iddiasıyla açılan davanın 9. duruşması yarın Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek.

18 Kasım 2024'te başlayan davada, aralarında doktorlar ve sağlık çalışanlarının da bulunduğu 10'u tutuklu toplam 63 sanığın yargılanması sürüyor.

Bebek ölümlerine ilişkin daha önce Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu ile Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporlar dosyaya girmişti. Ancak mahkeme heyeti, iki rapor arasındaki değerlendirme farklılıklarını dikkate alarak önceki celselerde Adli Tıp Kurumu Üst Kurulu'ndan her bir bebek yönünden ayrı ayrı mütalaa hazırlanmasını istedi.

Adli Tıp Kurumu Üçüncü Üst Kurulu'nun hazırladığı ve Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi'ne sunulan raporlarda, her bir bebeğin ölüm nedeni ile tanı, takip ve tedavi süreçleri ayrı ayrı değerlendirildi. Raporlarda görevli sağlık çalışanlarının uygulamaları, sevk süreçleri, yoğun bakım koşulları ve ölüm ile tıbbi uygulamalar arasındaki illiyet bağına ilişkin ayrıntılı tespitlere yer verildi.

Bebekler neden öldü?

Adli Tıp Kurumu Üçüncü Üst Kurulu üyesi 37 hekim tarafından her bir bebek için hazırladığı raporlarda öne çıkan tespitler özetle şöyle:

Kaya Bebek: Prematürite nedeniyle yaşamını yitirdi. Raporda eksik tedavi, yetersiz yoğun bakım koşulları ve tıbbi ihmallerin ölümde etkili olduğu belirtildi.

Halime Alkari: Tedavi ve canlandırma sürecinin tıp kurallarına aykırı yürütüldüğü, gerçeğe aykırı kayıt tutulduğu ve ihmallerin ölüme katkı sağladığı değerlendirildi.

Melek Süleymanoğlu: Zamanında sevk edilmemesi ve tedavideki eksikliklerin ölüm sürecini etkilediği ifade edildi.

Roua Kadan: Yanlış tanı ve tedavi hatalarının bebeğin ölümünde etkili olduğu sonucuna varıldı.

Kerem Muhammet Tokluoğlu: Resüsitasyon ve solunum tedavisinin tıp kurallarına uygun yürütülmediği kaydedildi.

Ayaz Karaduman: Uygun olmayan hastaneye sevk edildiği, yetersiz tedavi ve canlandırma uygulandığı değerlendirildi.

Bebek Karakoç: Doğru tedavi uygulanması halinde kurtulma ihtimalinin bulunduğu sonucuna ulaşıldı.

Bebek Opara: RSV enfeksiyonunun yanı sıra tanı, takip ve tedavi süreçlerinde ciddi eksiklikler bulunduğu belirtildi.

Bebek Serdarova: Zamanında doğru tedavi uygulanıp uygun merkeze sevk edilmesi halinde yaşama ihtimalinin çok yüksek olduğu tespit edildi.

Öykü Helvacı: Eksik tedavi uygulandığı, zamanında doğru müdahale edilmesi halinde kurtulma şansının bulunduğu değerlendirildi.

Bebekler için raporda hangi detaylar var?

KARADUMAN BEBEK:

Adli Tıp Kurumu Üçüncü Üst Kurulu, 39 hafta 1 günlükken normal doğumla, yüzünde doğumsal farklılıklar bulunan Karaduman bebeğin ölümünün, tanısı konulamamış metabolik hastalık ile gelişen yenidoğanın solunum sıkıntısı ve sepsis nedeniyle meydana geldiğini değerlendirdi.

Raporda, bebeğin doğduğu Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde doğumundan yaklaşık 21 saat sonra solunum sıkıntısının başladığı, kan şekeri takibi yapıldığı, beslenmesinin sağlandığı, damar yolundan sıvı tedavisi verildiği, CPAP (solunumu destekleyen cihaz) uygulandığı ve yoğun bakım planlamasının yapıldığı belirtildi. Hastanenin yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yer bulunmaması nedeniyle bebeğin 112 aracılığıyla Özel Bağcılar Medilife Hastanesi'ne sevk edilmesinin "tıp kurallarına uygun olduğu" tespitine yer verildi.

Ancak Üst Kurul, Medilife Hastanesi'ndeki tedavi sürecinde ciddi ihmaller bulunduğunu belirledi. Rapora göre, bebeğin sevkini uzman. Dr. İlker Gönen kabul etti. Hemşirelerle yapılan telefon görüşmelerinde yenidoğan yoğun bakım ünitesinde mekanik ventilatörün (solunum cihazı) gerekli devresinin bulunmadığı anlaşıldı. Bebeğin hastaneye kabulünden sonra uzun süre solunum cihazına bağlanmadığı, bu süreçte yalnızca oksijen desteği aldığı kaydedildi.

Raporda, yoğun bakım kayıtları ile telefon görüşmeleri arasında çelişkiler bulunduğu, solunum cihazı ayarlarının bebeğin klinik durumuyla uyuşmadığı belirtilerek "bebeğe yoğun bakım ünitesinde uygun solunum desteğinin verilmediğinin anlaşıldığı", "uygun solunum desteği verilmemesinin bebeğin metabolik strese girmesine neden olduğu" ve "bebeğin tıbbi kayıtlarının klinik gidişatına uygun olarak kaydedilmemesinin ve bebeğe uygun solunum desteği verilmemesinin tıp kurallarına uygun olmadığı" değerlendirmeleri yapıldı.

"Zamanında canlandırma yapılmadı"

Üst Kurul, bebeğe zamanında etkin ve yeterli yeniden canlandırma uygulanmadığını da tespit etti. Müdahalenin çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı ya da yenidoğan uzmanı gözetiminde yapılmadığı, hekimin hemşireler tarafından telefonla bilgilendirildiği belirtilerek bunun tıp kurallarına aykırı olduğu ifade edildi.

Raporda, bebeğin adına kayıtlı Dr. Dursun Eryılmaz, yenidoğan yoğun bakım servisi sorumlu hemşiresi Çağla Durmuş ve eksik malzemeye rağmen bebeği kabul eden, tedavi ve tanı sürecini telefonla yöneten Dr. İlker Gönen'in uygulamalarının "tıp kurallarına uygun olmadığı" sonucuna varıldı.

Üst Kurul, "Bebek Karaduman'ın tıp kurallarına uygun tanı, takip ve tedavi yürütülmeyecek hastaneye sevk edilmesi ile mevcut hastalığının ağırlaştığı ve kısa sürede ölümüne sebebiyet verdiği" değerlendirmesinde bulunarak, "uygun yürütülmeyen tanı, takip ve tedavi süreci ile Bebek Karaduman'ın ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu" tespitini yaptı.

Bununla birlikte raporda, tanı, takip ve tedavi süreci tıp kurallarına uygun yürütülse bile tanı konulamamış metabolik hastalığı ve ağır klinik tablosu nedeniyle bebeğin kurtulmasının kesin olmadığının da altı çizildi.

Raporda ayrıca 112 sevk sisteminin baypas edilmesi, tedavi talimatlarının hekimler yerine hemşireler tarafından düzenlenmesi, doktorların günlük vizit yapmaması, laboratuvar kayıtlarıyla oynanması ve yoğun bakım koşullarının gerçeğe aykırı gösterilmesi gibi uygulamaları organize ettiği gerekçesiyle Dr. Fırat Sarı'nın da "tıbben sorumlu olduğu" belirtildi. Yenidoğan yoğun bakım servisinin başka bir şirkete devredilmesi, hekimler yerine yetkisiz personelin görevlendirilmesi ve gerekli denetimin yapılmaması ise Özel Bağcılar Medilife Hastanesi yönetiminin "organizasyon hatası" olarak değerlendirildi.

KARAKOÇ BEBEK:

Adli Tıp Kurumu Üçüncü Üst Kurulu, 31 Ağustos 2023'te İstanbul'daki Özel Bağcılar Medilife Hastanesi'nde 34 haftalıkken sezaryenle dünyaya gelen Sibel Karakoç bebeğin ölümünün, ileri derecede yetersiz beslenme, ağır akciğer hasarına bağlı solunum yetmezliği, beyinde kalıcı hasar ve sepsis (kana yayılan enfeksiyon) nedeniyle meydana geldiğini değerlendirdi.

Rapora göre bebek, doğumundan iki gün sonra bağırsak delinmesi nedeniyle ameliyat edildi. Ancak ameliyatın ardından beklenen iyileşmenin görülmediği aksine klinik durumunun giderek kötüleştiği belirtildi. Üst Kurul, bu tabloda uygun olmayan tedavi ve yetersiz beslenmenin etkili olduğu değerlendirmesinde bulundu.

Raporda, bebeğin bakım ve takibinde ciddi ihmaller tespit edildi. Telefon kayıtlarında bebeğin kusmuğunu akciğerine kaçırdığı, ancak yeterli takip yapılmadığı için bunun geç fark edildiği belirtildi. Ayrıca epikrizde bebeğin solunum cihazına bağlı olduğu yazmasına rağmen Dr. İlker Gönen ile sorumlu hemşire Çağla Durmuş arasındaki telefon görüşmelerinde bebeğin entübe olmadığı yönünde konuşmalar bulunduğu, kayıtlar arasında ciddi çelişkiler olduğu ifade edildi.

"10 gün içinde yaşaması mümkün olmayacak kadar kilo kaybı oldu"

Kurul, bebeğin doğum kilosu ile sonraki günlerde kaydedilen kilosu arasında tıbben açıklanamayacak farklılıklar bulunduğunu, yaklaşık 10 gün içinde yaşaması mümkün olmayacak düzeyde kilo kaybettiğinin kayıtlara geçtiğini belirledi. Ayrıca ameliyat sonrası uzun süre ağızdan beslenmeye başlanmadığı, damar yoluyla verilmesi gereken protein ve yağ desteğinin sağlanmadığı, bunun da ağır yetersiz beslenmeye yol açtığı kaydedildi.

Raporda, yapısal bir akciğer hastalığı bulunmayan bebeğin 18 gün boyunca solunum cihazına bağlı tutulmasının tıbben uygun olmadığı, bu süreçte uygulanan hatalı solunum tedavisinin ağır akciğer hasarı ve beyin hasarına neden olduğu değerlendirmesine yer verildi. Ayrıca olası kistik fibrozis hastalığı yönünden gerekli tetkiklerin de yapılmadığı belirtildi.

Üst Kurul, bebeğin kalbi durduğunda herhangi bir doktorun yeniden canlandırma işlemine katılmadığını, yardımcı sağlık personeli tarafından da zamanında ve yeterli müdahale yapılmadığını tespit etti. Telefon kayıtlarında, bebekte ölüm belirtileri gelişmesine rağmen sıvı tedavisinin sürdürüldüğü, buna karşın etkili bir yeniden canlandırma uygulanmadığının anlaşıldığı ifade edildi.

Raporda, bebeğin primer bakımından sorumlu Dr. Dursun Eryılmaz, tedavi sürecini hastayı görmeden telefonla yöneten Dr. İlker Gönen ile bebeğin yakın takibini yapmadığı ve kalbin durmasını zamanında fark edemediği belirtilen sorumlu hemşire Çağla Durmuş'un uygulamalarının tıp kurallarına uygun olmadığı sonucuna varıldı. Raporun sonuç bölümünde uygun yürütülmeyen bakım, takip, tedavi ve beslenme süreci ile Karakoç bebeğin ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu tespitine yer verildi. Üst Kurul, “bebeğe zamanında uygun tedavi uygulanması ve yeterli beslenmesinin sağlanması halinde kurtulma ihtimalinin yüksek olduğu” değerlendirmesini yaptı.

ALKARİ BEBEK:

Kurul, 32 haftalıkken sezaryenle ile doğan Alkari bebeğin ölümünün prematürite (erken doğum), perinatal asfiksi (doğum sırasında oksijensiz kalma) ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiğini değerlendirdi.

Raporda, bebeğin sevk edildiği Özel Çorlu Reyap Hastanesi'nde tanı ve tedavi sürecinde çok sayıda tıbbi hata tespit edildi. Üst Kurul, mekanik ventilatör (solunum cihazı) ayarlarının tıbbi standartlara uygun olmadığını, pnömotoraksın (akciğer sönmesi) uygun olmayan ventilasyon nedeniyle geliştiğinin düşünüldüğünü belirterek, "bebeğe uygun solunum desteği verilmediğinin anlaşılmakla bu durumun tıp kurallarına uygun olmadığı" değerlendirmesinde bulundu.

Antibiyotik tedavisine ilişkin incelemede ise kültür tetkiki yapılmadan geniş spektrumlu antibiyotik başlanması, antibiyotik değişikliklerinin gerekçelerinin kaydedilmemesi ve tedavinin laboratuvar bulgularıyla ilişkilendirilmemesi eleştirildi. Raporda, "bebeğin antibiyotik tedavisinin tıp kurallarına uygun şekilde yürütülmediği" tespitine yer verildi.

Üst Kurul ayrıca, beyin kanaması ve ağır asfiksi bulgularına rağmen gerekli kontrollerin yapılmadığını belirterek, MR ile kontrol ultrasonografi ve tomografi incelemelerinin gerçekleştirilmemesinin tıp kurallarına uygun olmadığı sonucuna vardı.

Raporda, bebeğin ölüm belgesi ve tıbbi kayıtlarına ilişkin de ciddi çelişkiler tespit edildi. Ölüm belgesindeki saat ile telefon kayıtlarının uyuşmadığı, ölüm belgesindeki tanıların klinik gidişle örtüşmediği belirtilerek, "tıbbi kayıtların gerçeğe aykırı şekilde kayıt altına alınmasının tıp kurallarına uygun olmadığı" değerlendirmesi yapıldı.

"Düzenli damar yolu beslenmesi verilmedi"

Beslenme ve yoğun bakım takibine ilişkin incelemede de bebeğe düzenli damar yoluyla beslenme desteği verilmediği, kilo takibinin sağlıklı yürütülmediği, gerekli kan tetkiklerinin yapılmadığı ve kalpte üfürüm saptanmasına rağmen kalp ultrasonunun çekilmediği belirtilerek, "bebeğin düzenli izlem ve takibinin yapılmadığı ve sıvı-besin desteğinin tıp kurallarına uygun şekilde verilmediği" ifade edildi.

Rapora göre bebeğe zamanında etkin ve yeterli yeniden canlandırma uygulanmadı. Müdahalenin çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı ya da yenidoğan uzmanı gözetiminde değil, yardımcı sağlık personeli tarafından yapıldığı, hekimin ise telefonla bilgilendirildiği belirtilerek bunun tıp kurallarına aykırı olduğu vurgulandı.

Üst Kurul, yenidoğan yoğun bakım servisi sorumlu hemşiresi Bahar Kanık, tedavi sürecini yürüten Dr. Dursun Eryılmaz ile bebeğin adına kayıtlı hekim Dr. Fırat Sarı'nın uygulamalarının "tıp kurallarına uygun olmadığı" sonucuna ulaştı. Buna karşılık hemşire Ecem Koç, sağlık teknikeri Simge Kaynar ve sağlık bakım teknisyeni Zeynep Sayarın sorumlu hekim ve hemşirelerin talimatları doğrultusunda işlem yaptıkları gerekçesiyle uygulamalarına tıbbi hata atfedilmedi.

Raporun sonuç bölümünde, "tıp kurallarına uygun yürütülmeyen tanı, takip ve tedavi süreci ile yeniden canlandırma uygulaması arasında Bebek Alkari'nin ölümüyle illiyet bağı bulunduğu" tespitine yer verildi. Ancak Üst Kurul, "tanı, takip ve tedavi sürecinin tıp kurallarına uygun olarak yürütülmesi halinde doğum sonrasında yeniden canlandırılan ağır asfiktik bebeğin kurtulmasının kesin olmadığı" değerlendirmesini de yaptı. Üst Kurul, “bebeğin ölümünün doğuştan akciğer enfeksiyonuna bağlı solunum yetmezliği ve müdahale sırasında gelişen pnömotoraks (akciğerde hava kaçağı) sonucu meydana geldiği” tespiti yapıldı.

Raporda ayrıca, tedavi talimatlarının hekimler yerine hemşireler tarafından düzenlenmesi, doktorların günlük vizit yapmaması, laboratuvar kayıtlarıyla oynanması ve yoğun bakım koşullarının gerçeğe aykırı gösterilmesi gibi uygulamalar nedeniyle Dr. Fırat Sarı'nın ayrıca "tıbben sorumlu olduğu" belirtildi. Yenidoğan yoğun bakım servisinin işletmesinin başka bir şirkete devredilmesi, yetkisiz personelin görevlendirilmesi ve denetim eksikliği ise Özel Çorlu Reyap Hastanesi yönetiminin "organizasyon hatası" olarak değerlendirildi.

KADAN BEBEK:

Kurul, Roua Kadan bebeğin ölümünün doğuştan akciğer enfeksiyonuna (konjenital pnömoni) bağlı gelişen solunum yetmezliği ve tedavi sırasında ortaya çıkan pnömotoraks (akciğerde hava kaçağı) nedeniyle meydana geldiğini değerlendirdi. Raporda, bebeğe zamanında otopsi yapılmadığı, bu nedenle dokularda ayrıntılı inceleme gerçekleştirilemediği de belirtildi.

Üst Kurul, bebeğin doğum öncesi öyküsünün bilinmediğini, zamanında doğduğunu ve doğum kilosunun gebelik haftasıyla uyumlu olduğunu belirtti. Mevcut tıbbi kayıtların, başlangıçta düşünülen diyafram fıtığından (diyafragma hernisi) çok doğuştan akciğer enfeksiyonu tanısını desteklediği ifade edildi.

Raporda, telefon kayıtlarına göre bebeğin akciğer filminde pnömotoraksın (akciğerde hava kaçağı) Dr. İlker Gönen tarafından fark edildiği belirtildi. Ancak bu durumun ardından uygulanması gereken tüp torakostominin (göğüs boşluğundaki havayı tahliye etmek için göğse tüp yerleştirilmesi) yapılmadığına ilişkin dosyada herhangi bir kayıt bulunmadığı kaydedildi.

"Tıbben hatalı"

Üst Kurul, Dr. Dursun Eryılmaz'ın, pnömotoraksı zamanında tanımaması ve uygun şekilde yönetmemesi, tüp torakostomi uygulamaması veya çocuk cerrahisi konsültasyonu istememesi nedeniyle "tıbben hatalı olduğu" sonucuna vardı. Raporda, "söz konusu hatalı eylem ile bebeğin ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu" tespiti yapılırken, bebeğe zamanında doğru tanı ve tedavi uygulanmış olsaydı bile kurtulmasının kesin olmadığının da altı çizildi.

Raporda ayrıca, tedavi talimatlarının hekimler yerine hemşireler tarafından düzenlenmesi, doktorların günlük vizit yapmaması, epikrizlerin doktor olmayan kişiler tarafından hazırlanması, laboratuvar kayıtlarıyla oynanması, yoğun bakım koşullarının gerçeğe aykırı gösterilmesi gibi uygulamaları organize ettiği gerekçesiyle Dr. Fırat Sarı'nın da "tıbben sorumlu olduğu" belirtildi.

Yenidoğan yoğun bakım servisinin işletmesinin başka bir şirkete devredilmesi, tedavi süreçlerinde hekimler yerine hemşireler ve yetkisiz sağlık personelinin görevlendirilmesi ile gerekli denetimlerin yapılmaması ise Özel TRG Hospitalist Hastanesi yönetiminin "organizasyon hatası" olarak değerlendirildi.

KAYA BEBEK:

Üst Kurul, ileri derecede prematüre (çok erken doğan) Kaya bebeğin ölümünün, prematüreliğe bağlı gelişen akciğer kanaması nedeniyle meydana geldiğini değerlendirdi. Raporda, zamanında otopsi yapılmadığı için dokularda ayrıntılı inceleme gerçekleştirilemediği de belirtildi.

Kurul, yalnızca 500 gram doğan bebeğe doğumdan sonraki ilk 24 saat içinde damar yoluyla beslenmeye başlanması gerekirken buna ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığını belirterek bunun tıp kurallarına uygun olmadığını ifade etti. Ayrıca, bebeğe ait iki ayrı epikriz ile yoğun bakım takip formlarının birbiriyle çeliştiği, akciğer gelişimini desteklemek için kullanılan Curosurf ilacının dozlarının farklı kaydedildiği ve önerilenden yüksek doz uygulanmasının akciğer kanaması riskini artırabileceği kaydedildi.

Raporda, solunum cihazı ayarlarının da bebeğin durumuna uygun olmadığı, hatalı ayarların gelişen akciğer kanamasına neden olabileceğinin tıbben bilindiği belirtildi. Ayrıca ikinci doz Curosurf'un da önerilen dozun üzerinde verildiği, bebeğe verilmesi gereken sıvı ve kalori desteğinin yetersiz kaldığı, 500 gram ağırlığında doğan bir bebeğin mutlaka yenidoğan uzmanı gözetiminde ve 3. düzey yenidoğan yoğun bakım ünitesinde takip edilmesi gerekirken bunun sağlanmadığı ifade edildi.

"Yaşama ihtimali düşüktü"

Kurul, uygunsuz tanı, takip ve tedavi ile bebeğin ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu sonucuna vardı. Ancak raporda, bebeğe zamanında ve uygun tedavi uygulanması halinde bile yaşama şansının çok düşük olduğu ve kurtulmasının kesin olmadığı vurgulandı.

Raporda, bebeğin tedavisini hangi hekimin yürüttüğüne ilişkin kayıtlar arasında çelişkiler bulunduğu belirtildi. İnceleme sonucunda, Dr. Şeyhmus Çelik'in görev yaptığı dönemde bebeğin uygun şekilde takip ve tedavi edilmemesi nedeniyle tıbben hatalı olduğu ve ihmalleri ile ölüm arasında illiyet bağı bulunduğu değerlendirildi.

Raporda ayrıca, WhatsApp yazışmaları ve tanık beyanlarına göre tedavi sürecine katıldığı belirtilen Dr. Rıza Keykubad'ın, bebeğin durumu ağırlaşmasına rağmen hastaneye gelmediği, sorumlu yenidoğan uzmanını bilgilendirmediği ve telefonla talimat verdiği belirtilerek bu iddiaların mahkemece kabul edilmesi halinde tıbben hatalı olacağı ve ihmalleri ile ölüm arasında illiyet bağı bulunduğu ifade edildi. Buna karşılık nöbetçi sağlık çalışanı Batuhan Çetin ile hemşire Damla Atak hakkında tıbbi hata tespit edilmedi.

Raporda, Dr. Oktay Torun ve Dr. Hilda Keykubad adına düzenlenen epikrizler arasındaki çelişkilere de dikkat çekildi. Bebeğin tedavisini fiilen hangi hekimin yürüttüğünün dosyadaki kayıtlar ve ifadeler nedeniyle net olarak belirlenemediği belirtildi. Üst Kurul ayrıca, sözleşmesinin devam ettiğinin tespit edilmesi halinde, tedavi süreçlerini organize ettiği değerlendirilen Dr. Fırat Sarı'nın da "tıbben sorumlu olacağı" görüşünü bildirdi. Raporda, 112 sevk sisteminin baypas edilerek bebeğin uygun olmayan koşullardaki hastaneye yönlendirilmesini organize eden kişi veya kişilerin de sorumluluğunun mahkeme tarafından araştırılması gerektiği ifade edildi.

Yenidoğan yoğun bakım servisinin işletmesinin başka bir şirkete devredilmesi, hekimler yerine hemşireler ve yetkisiz sağlık personelinin görevlendirilmesi, yeterli denetimin yapılmaması ve 3. düzey yoğun bakım şartlarının sağlanmaması nedeniyle Özel Esenler Güney Hastanesi yönetiminin "organizasyon hatası" bulunduğu değerlendirmesine yer verildi.

ÖYKÜ HELVACI BEBEK:

Kurul, 28 haftalıkken sezaryenle dünyaya gelen Öykü Helvacı bebeğin ölümünün, ileri derecede prematüre doğum (çok erken doğum) ve solunum yetmezliği nedeniyle meydana geldiğini değerlendirdi.

Raporda, bebeğin tedavisine ilişkin kayıtlarda ciddi çelişkiler bulunduğu belirtildi. Bir epikrizde akciğer gelişimini destekleyen İnfasurf ilacının uygulandığı yazılırken, doktor tedavi formlarında hem İnfasurf hem de Curosurf uygulandığı kaydedildi. Üst Kurul, dosyadaki belgeler birlikte değerlendirildiğinde bu ilaçların bebeğe gerçekten uygulanıp uygulanmadığının belirlenemediğini, uygulanmış olsa bile kayıtlardaki dozların tedavi edici seviyenin çok altında olduğunu belirterek bunun tıp kurallarına uygun olmadığını ifade etti.

Raporda ayrıca 28 haftalık bir bebeğe doğumdan hemen sonra başlanması gereken TPN (damar yoluyla beslenme) tedavisinde bulunması gereken lipid desteğinin verilmediği, bunun da tıp kurallarına aykırı olduğu belirtildi. Üst Kurul, bebeğin yeniden canlandırma işleminin çocuk sağlığı veya yenidoğan uzmanı gözetiminde yapılması gerekirken, tape kayıtlarına göre müdahale sırasında herhangi bir doktorun bulunmadığını tespit ederek bunun da tıp kurallarına uygun olmadığı değerlendirmesinde bulundu.

Raporda, uygunsuz tanı, takip ve tedavi ile bebeğin ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu sonucuna varıldı.

Bebeğin kurtulma ihtimali vardı

Üst Kurul, bebeğin primer bakımından sorumlu Dr. Dursun Eryılmaz'ın yeniden canlandırma işlemine katılmadığını, Dr. İlker Gönen'in bebeği görmeden ve klinik durumunu değerlendirmeden hemşirelere telefonla tedavi talimatı verdiğini, sorumlu hemşire Çağla Durmuş'un ise doktorları yeniden canlandırma işlemine çağırmadığını belirterek, bu uygulamaların tıp kurallarına uygun olmadığı değerlendirmesinde bulundu. Raporda, “bu ihmaller ile bebeğin ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu ve zamanında uygun tanı ve tedavi uygulanması halinde bebeğin kurtulma ihtimalinin bulunduğu” vurgulandı.

Raporda ayrıca, 112 sevk sisteminin baypas edilmesi, tedavi talimatlarının hekimler yerine hemşireler tarafından düzenlenmesi, doktorların günlük vizit yapmaması, epikrizlerin doktor olmayan kişiler tarafından hazırlanması, laboratuvar kayıtlarıyla oynanması ve yoğun bakım koşullarının gerçeğe aykırı gösterilmesi gibi uygulamaları organize ettiği gerekçesiyle Uzm. Dr. Fırat Sarı'nın da "tıbben sorumlu olduğu" belirtildi. Yenidoğan yoğun bakım servisinin başka bir şirkete devredilmesi, tedavi süreçlerinde hekimler yerine hemşireler ve yetkisiz sağlık personelinin görevlendirilmesi ile gerekli denetimlerin yapılmaması ise Özel Bağcılar Medilife Hastanesi yönetiminin "organizasyon hatası" olarak değerlendirildi.

OPARA BEBEK:

Kurul, 5 ay 6 günlük Opara bebeğin ölümünün, solunum yollarını etkileyen viral akciğer enfeksiyonu (zatürre) ve buna bağlı gelişen komplikasyonlar nedeniyle meydana geldiğini değerlendirdi.

Rapora göre Opara bebek, 14 Ocak 2024'te öksürük ve ateş şikayetiyle Özel Beylikdüzü Medilife Hastanesi çocuk polikliniğine götürüldü. Akciğer enfeksiyonu ve bronşiolit (küçük hava yollarının iltihabı) tanısıyla tedavi altına alınan bebeğin durumu ağırlaşınca çocuk yoğun bakım ihtiyacı nedeniyle 112 üzerinden hastane arayışı başlatıldı. Ancak iki gün boyunca uygun çocuk yoğun bakım yatağı bulunamadı. Bunun üzerine bebek, çocuk yoğun bakım yerine aynı hastanenin yenidoğan yoğun bakım ünitesine alındı. Daha sonra 17 Ocak'ta Özel Beylikdüzü Birinci Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Servisi'ne sevk edilen bebek, 18 Ocak'ta hayatını kaybetti. Raporda bebeğe otopsi yapılmadığı da belirtildi.

Üst Kurul, bebeğin tedavi sürecine ilişkin kayıtlarda ciddi çelişkiler bulunduğunu tespit etti. Ölüm belgesinde yer alan bazı tanıların 5 aylık bir bebekte görülmesinin beklenmediği, buna karşın bebeğin gerçek hastalığının ağır akciğer enfeksiyonu olduğu belirtildi. Ayrıca 5 aylık bebek için yenidoğanlara ait hazır tedavi şablonlarının kullanılması ve ölüm belgesinin bebeğin gerçek klinik durumunu yansıtmamasının tıp kurallarına uygun olmadığı ifade edildi.

"Yardımcı sağlık personeli tedaviyi yürüttü"

Raporda, bebeğin tedavi ve takibinin büyük ölçüde yardımcı sağlık personeli tarafından yürütüldüğü, çocuk sağlığı uzmanlarının günlük vizit yapmadığı, doktorun yazılı talimatında yer almayan ilaçların hemşireler tarafından uygulandığı ve tedavi planının doktorla görüşülmeden değiştirildiği belirtildi. Acil müdahale gerektiren durumlarda hekime haber verilmediği, bebeğin takibinin hemşireler arasındaki telefon görüşmeleriyle sürdürüldüğü ve nöbetçi hekimin de bebeğin durumu hakkında bilgilendirilmediği kaydedildi.

Üst Kurul, ayrıca kalbi duran bebeğe zamanında etkin ve yeterli yeniden canlandırma uygulanmadığını, buna rağmen ölüm saatinin gerçeğe aykırı şekilde ölüm belgesine işlendiğini belirterek bunun tıp kurallarına uygun olmadığı değerlendirmesinde bulundu. Raporda, çocuk yoğun bakımda yer bulunamaması üzerine 112'nin sevk süreci tamamlanmadan Dr. Fırat Sarı ile iletişime geçilerek bebeğin çocuk yoğun bakım yerine yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatırılmasının ve burada tedavi edilmesinin tıp kurallarına uygun olmadığı belirtildi. Ayrıca yoğun bakım sorumlu hemşiresi Hakan Doğukan Taşçı'nın bebek yakınlarına kendisini doktor olarak tanıtmasının da tıp kurallarına aykırı olduğu ifade edildi.

Raporda, Dr. Şeyhmus Çelik ve Dr. Fırat Sarı ve yoğun bakım sorumlu hemşiresi Hakan Doğukan Taşçı'nın uygulamalarının tıp kurallarına uygun olmadığı sonucuna vardı. Buna karşılık hemşireler Ayşe Gizem Büyükköleş, Tuğçe Toptemel ve Şenay Çalıkoğlu'nun sorumlu hemşirenin talimatları doğrultusunda hareket ettikleri gerekçesiyle uygulamalarına tıbbi hata atfedilmedi.

Raporun sonuç bölümünde, uygun yürütülmeyen tanı, takip ve tedavi süreci ile Opara bebeğin ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu tespitine yer verildi. Ancak Üst Kurul, sevk edilmeden önce kalbi duran bebeğin, tıp kurallarına uygun tanı ve tedavi uygulanması halinde dahi kurtulmasının kesin olmadığını da vurguladı.

SERDAROVA BEBEK:

Üst Kurul, 30 Ağustos 2023'te Özel Yeni Hayat Tıp Merkezi'nde, 40 haftalıkken normal doğumla dünyaya gelen Serdarova bebeğin ölümünün doğuştan kalp hastalığı ve buna bağlı gelişen komplikasyonlar nedeniyle meydana geldiğini değerlendirdi.

Rapora göre bebek, doğumdan kısa süre sonra gelişen solunum sıkıntısı nedeniyle aynı gün Özel Birinci Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Servisi'ne sevk edildi. Burada yapılan incelemelerde ciddi doğuştan kalp anomalileri tespit edildi. Çocuk kardiyoloji uzmanı, bebeğin kalp ameliyatı yapılabilen tam donanımlı bir merkeze sevk edilmesini önerdi. Ancak bu öneri 1 Eylül'de yapılmasına rağmen, 112'ye sevk talebi ancak 15 Eylül'de iletildi. Raporda, bu gecikmenin tıp kurallarına uygun olmadığı belirtildi.

Üst Kurul, bebeğin yoğun bakım sürecinde günlük doktor muayenelerinin kaydedilmediğini, düzenli kan tahlillerinin yapılmadığını, yeterli sıvı ve beslenme desteği verilmediğini, böbrek yetmezliği gelişmesine rağmen uygun tedavinin uygulanmadığını tespit etti. Ayrıca bebeğin kalp hastalığı nedeniyle solunum cihazına bağlı tutulmasının nedeninin açıklanamadığı, oksijen desteğinin ve genel takibin de uygun yürütülmediği ifade edildi.

"İlaç tedavisi uygun kurala göre yapılmadı"

Raporda antibiyotik tedavisinin de tıbbi kurallara uygun yürütülmediği belirtildi. İlk gün alınan kültür sonucunda bakteri ürememesine rağmen antibiyotiklerin neden değiştirildiğinin kaydedilmediği, bu değişikliğin bebeğin klinik durumuna göre gerekçelendirilmediği ifade edildi.

Üst Kurul, bebeğin doğuştan kalp hastalığına yönelik tedavisinin yeterli şekilde uygulanmadığını, önerilen ilaçların tedavi sürecinde kesintiye uğradığını, hastalığın düzenli takip edilmediğini ve ameliyat yapılabilecek merkeze sevkin geciktirildiğini belirterek bunun tıp kurallarına uygun olmadığı sonucuna vardı.

Raporda ayrıca bebeğin tedavi ve takibinin büyük ölçüde yardımcı sağlık personeli tarafından yürütüldüğü, doktorların günlük vizit yapmadığı, tedavi planında doktor bilgisi dışında değişiklikler yapıldığı ve acil durumlarda hekime haber verilmediği kaydedildi. Ölümünden önce yapılan yeniden canlandırma işlemine ilişkin kayıtların eksik olduğu, kullanılan ilaçların dosyaya işlenmediği ve müdahalenin yeterli şekilde yürütülmediği değerlendirildi.

Üst Kurul, Dr. Şeyhmus Çelik ile yenidoğan yoğun bakım hemşireleri Hasan Basri Gök ve Hakan Doğukan Taşçı'nın uygulamalarının “tıp kurallarına uygun olmadığı” sonucuna vardı. Raporun sonuç bölümünde, “uygun yürütülmeyen tanı, takip, tedavi ve yeniden canlandırma süreci ile Serdarova bebeğin ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu” tespitine yer verildi. Üst Kurul, “doğuştan kalp hastalığı doğumdan sonra tespit edilen bebeğin, tanı ve tedavi süreci tıp kurallarına uygun yürütülmüş olsaydı kurtulma ihtimalinin çok yüksek olduğu” değerlendirmesini yaptı.

SÜLEYMANOĞLU BEBEK:

Üst Kurul, doğuştan kol ve bacaklarında gelişim bozukluğu ile ağır doğuştan kalp hastalığı bulunan Süleymanoğlu bebeğin ölümünün doğuştan kalp hastalığı ve buna bağlı gelişen komplikasyonlar nedeniyle meydana geldiğini değerlendirdi.

Raporda, bebeğin kalp hastalığı nedeniyle doğumdan itibaren kalp damar cerrahisi yapılabilen tam donanımlı bir merkeze sevk edilmesi gerektiği, çocuk kardiyoloji uzmanının da bu yönde görüş bildirdiği belirtildi. Ancak sevkin gerçekleştirilmediği, 3 Temmuz 2023'te oluşturulan nakil talebinin ise bebeğin nakle uygun olmadığı gerekçesiyle iptal edildiği ifade edildi. Üst Kurul, bebeğin durumu stabil hale getirildiğinde uygun koşullarda sevkinin yapılmasının tıbben mümkün olduğunu belirterek, sevk talebinin iptal edilmesini tıp kurallarına aykırı buldu.

Raporda ayrıca, bebeğin yoğun bakım sürecinde ciddi tedavi eksiklikleri bulunduğu tespit edildi. Böbrek yetmezliği gelişmesine rağmen gerekli laboratuvar kontrollerinin düzenli yapılmadığı, böbrek hastalıkları uzmanına geç danışıldığı, diyaliz tedavisinde gecikildiği, böbrek yetmezliği olmasına rağmen potasyum içeren sıvıların verilmeye devam edildiği belirtildi.

Üst Kurul, ateşi yükselen bebeğin enfeksiyon açısından yeterince araştırılmadığını, gerekli kültürlerin alınmadığını ve antibiyotik tedavisinin zamanında gözden geçirilmediğini kaydetti. Ayrıca bebeğin damar yoluyla verilen sıvı tedavisinin uygun yönetilmediği, buna bağlı olarak kısa sürede yaşamla bağdaşmayacak düzeyde kilo artışı geliştiği ifade edildi.

"Uzman yok"

Raporda, ağır kalp hastalığı bulunan bebeğin çocuk kardiyolojisi ve çocuk nefrolojisi uzmanları tarafından yakından takip edilmesi veya bu uzmanlık dallarının bulunduğu bir merkeze sevk edilmesi gerekirken bunun yapılmadığı belirtilerek uygun bakım, takip ve tedavinin sağlanmadığı sonucuna varıldı.

Üst Kurul, bebeğin primer bakımından sorumlu Dr. Dursun Eryılmaz ile yenidoğan yoğun bakım sorumluluğunu üstlenen ve kalp cerrahisi bulunan hastaneye sevk sürecini iptal eden Dr. İlker Gönen'in uygulamalarını tıp kurallarına uygun bulmadı.

Raporun sonuç bölümünde, uygun olmayan bakım, takip ve tedavi ile bebeğin ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu tespitine yer verildi. Ancak Üst Kurul, doğum öncesinde ve doğumdan sonra ağır doğuştan kalp hastalığı tespit edilen bebeğin tıp kurallarına uygun tanı ve tedavi uygulanması halinde dahi kurtulmasının kesin olmadığını da vurguladı.

TOKLUOĞLU BEBEK:

Üst Kurul, Özel Avcılar Hospital Hastanesi'nde, 37 haftalıkken ikiz gebeliğin ikinci bebeği olarak sezaryenle, düşük doğum ağırlığı ve gelişme geriliğiyle dünyaya gelen Tokluoğlu bebeğin ölümünün doğum sırasında yeterli oksijen alamamasına (perinatal hipoksi) bağlı gelişen komplikasyonlar nedeniyle meydana geldiğini değerlendirdi.

Raporda, bebeğin daha anne karnındayken idrar yolları ve böbreklerinde ciddi doğumsal sorunlar tespit edildiği, doğumun hemen ardından ağlamadığı, nabzının alınamadığı, yeniden canlandırma uygulandığı ve solunum cihazına bağlanarak yenidoğan yoğun bakım ünitesine alındığı belirtildi.

Üst Kurul, bebeğin tedavi sürecinde ciddi eksiklikler bulunduğunu tespit etti. Dosyadaki kayıtlarda bebeğin hem doğum odasında hem de yoğun bakımda ayrı ayrı entübe edildiğinin yazıldığı, ancak ikinci işlemin neden yapıldığının açıklanmadığı ifade edildi.

Raporda ayrıca, bebeğin akciğerlerinde hava kaçağı (pnömotoraks) oluştuğuna ilişkin SGK inceleme raporunda değerlendirme bulunduğu, bu durumda göğse tüp takılarak müdahale edilmesi gerekirken bunun yapıldığına dair herhangi bir kayıt bulunmadığı belirtildi. Solunum sıkıntısı yaşayan bebeklere uygulanması gereken akciğer ilacının (surfaktan) verildiğine ilişkin de dosyada kayıt olmadığı ifade edilerek bu eksikliklerin tıp kurallarına uygun olmadığı kaydedildi.

Üst Kurul, bebeğin solunum cihazı ayarlarına ilişkin kayıtların birbiriyle çeliştiğini, bu nedenle uygun solunum desteği verilmediğinin anlaşıldığını belirterek bunun da tıp kurallarına aykırı olduğu değerlendirmesinde bulundu. Raporda, bebeğin ölümünden yaklaşık dört ay sonra düzenlenen epikriz ile hemşire gözlem kayıtları arasında çok sayıda çelişki bulunduğu, tarih, vücut ısısı ve muayene bulgularının birbirini tutmadığı, tıbbi kayıtların gerçeğe uygun şekilde tutulmadığı ifade edildi. Üst Kurul ayrıca, bebeğe zamanında etkin ve yeterli yeniden canlandırma uygulanmadığını, müdahalenin çocuk sağlığı veya yenidoğan uzmanı gözetiminde yapılmadığını, hekimin yalnızca telefonla bilgilendirildiğini belirledi.

"İlliyet bağı var"

Raporda, bebeğin adına kayıtlı Dr. Zeki Ötünç, yenidoğan yoğun bakım hemşiresi Serenay Şenkalaycı ile tedavi sürecini yöneten Dr. İlker Gönen'in uygulamalarının tıp kurallarına uygun olmadığı sonucuna varıldı. Raporun sonuç bölümünde, uygun yürütülmeyen yeniden canlandırma ve tedavi süreci ile Tokluoğlu bebeğin ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu tespitine yer verildi. Ancak Üst Kurul, doğumda ağır oksijensiz kalan bebeğin mevcut klinik durumu dikkate alındığında müdahaleler tıp kurallarına uygun yapılsa bile kurtulmasının kesin olmadığını da vurguladı. Üst Kurul, bebeğin ölümünün “doğum sırasında gelişen oksijensiz kalma ve buna bağlı gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiğini” değerlendirdi.

Üst Kurul'dan mahkemeye ortak uyarılar

Adli Tıp Kurumu Üçüncü Üst Kurulu, hazırladığı hemen hemen tüm raporlarda yalnızca bebeklerin ölüm nedenleri ve tıbbi ihmallere ilişkin değerlendirmelerde bulunmakla kalmadı, bazı konuların ise mahkeme tarafından ayrıca araştırılması gerektiğine dikkat çekti.

Üst Kurul, raporlarda yenidoğan yoğun bakım servislerinin hangi kişi ya da kişiler tarafından fiilen işletildiğinin servislerin devrine ilişkin sözleşmelerin kimler tarafından imzalandığının, bu süreçlerde kimlerin aracı veya yetkili olduğunun ve 112 sevk sisteminin devre dışı bırakılarak bebeklerin uygun olmayan hastanelere yönlendirilmesini organize eden kişi veya kişilerin kimliklerinin adli soruşturmayla ortaya çıkarılması gerektiğini belirtti.

Raporlarda ayrıca birçok dosyada ortak şekilde, yenidoğan yoğun bakım servislerinin başka şirketlere devredilmesi, tedavi süreçlerinde doktorlar yerine hemşireler ve yetkisiz sağlık personelinin görev alması, doktor bilgisi olmadan tedavi talimatlarının düzenlenmesi, doktorların günlük vizit yapmaması, epikrizlerin doktor olmayan kişiler tarafından hazırlanması, laboratuvar kayıtlarının değiştirildiği iddiaları ve yoğun bakım ünitelerinin gerçekte taşımadığı şartlara sahipmiş gibi gösterilmesi eleştirildi.

Üst Kurul, bu organizasyonu yürüttüğü iddiasıyla birçok bebek yönünden Dr. Fırat Sarı'nın da tıbben sorumlu olduğu değerlendirmesinde bulundu. Aynı raporlarda, ilgili özel hastanelerin yenidoğan yoğun bakım servislerini başka şirketlere devretmesi, yeterli denetimi sağlamaması ve tedavi süreçlerinde organizasyon eksiklikleri bulunması nedeniyle hastane yönetimlerinin de "organizasyon hatası" yaptığı tespiti yer aldı.

Öte yandan bazı raporlarda ortak değerlendirmelerden farklı tespitlere de yer verildi. Kaya bebek dosyasında, tedaviyi fiilen hangi hekimin yürüttüğünün dosyadaki çelişkili kayıtlar nedeniyle net olarak belirlenemediği belirtilirken, WhatsApp yazışmaları ve tanık beyanlarında adı geçen Dr. Rıza Keykubad hakkındaki iddiaların mahkeme tarafından sabit görülmesi halinde tıbben sorumluluğunun da değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

Kaynak: Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.