Hafızlık eğitimi araştırmasında veliler anlattı: “Cennette hafızlara taç takılacak dedim, korkuttum, tehdit ettim”
Hafızlık eğitimi alan çocukların aileleriyle yapılan araştırma sürecin hem olumlu hem de olumsuz yönlerini ortaya koydu. Bazı veliler çocuklarını motive etmek için "Cennette hafızlara taç takılacağından bahsediyorum", "Korkuttum, tehdit ettim, ceza verdim" dedi. Veliler, çocukların "parka gitmek istemediğini", "içe kapandığını", "derslerin geri planda kaldığını" anlatırken; bazı aileler ise hafızlıkla birlikte çocuklarının daha merhametli, disiplinli ve sorumluluk sahibi olduğunu söyledi.
GÜLSEVEN ÖZKAN
Türkiye'de hafızlık eğitimi 2012 yılında 4+4+4 eğitim sistemine geçilmesiyle birlikte öğrencilere örgün eğitime bir yıl ara vererek hafızlık yapma hakkının tanınmasının ardından değişti. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) arasında 2014 yılında imzalanan protokolle "Örgün Eğitimle Birlikte Hafızlık Projesi" hayata geçirildi. Proje kapsamında öğrenciler hem örgün eğitimlerine devam ediyor hem de hafızlık eğitimini birlikte sürdürüyor. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 2025 Faaliyet Raporu'na göre 'Örgün Eğitimle Birlikte Hafızlık Projesi'nde 21 bin 551 öğrenci eğitim gördü. Aynı rapora göre, 2025 yılı itibarıyla Türkiye'de hafızlık tespit sınavlarında başarılı olarak hafızlık belgesi alan kişi sayısı 232 bin 331'e ulaştı.
Hafızlık eğitimi alan öğrencin sayısı artarken Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Eğitimi Anabilim Dalı’nda Dr. Öğretim Üyesi Muhammed Emin Şimşek tarafından “Hafızlık Eğitimi Sürecine İlişkin Veli Görüşleri: Nitel Bir İnceleme” başlıklı araştırma yapıldı.
Araştırma, “çocuklarını hafızlık eğitimine gönderen velilerin bu kararı neden aldıklarını, hafızlık sürecinde çocuklarına nasıl destek olduklarını, süreçte karşılaştıkları güçlükleri ve hangi alanlarda desteğe ihtiyaç duyduklarını ortaya koymak” amacıyla gerçekleştirildi.

Her açıdan çocuklar incelendi
Bu kapsamda velilerin çocuklarını hafızlık eğitimine gönderme gerekçeleri, evde ders tekrarı ve motivasyon desteği sağlama biçimleri, okul ile hafızlık eğitimini nasıl dengeledikleri, çocuklarda gözlemledikleri duygusal, sosyal ve bilişsel değişimler, rehberlik ve danışmanlık hizmetlerine yönelik ihtiyaçları incelendi.
Araştırmanın çalışma grubunu Gaziantep ilinde bulunan örgün eğitimle birlikte hafızlık uygulamasına devam eden öğrencilerin velileri oluşturdu. Çalışmaya 45 veli katıldı. Velilerin hafızlık eğitimine ilişkin deneyimleri, çocuklarına verdikleri destek, karşılaştıkları güçlükler ve beklentileri mülakatlarla değerlendirildi.
İlahiyatta 4-6 yaş ve manevi danışmanlık için yeni lisans hazırlığı
Öğrencilerin yüzde 53’ü kız çocuklarından oluştu
Katılımcıların yüzde 75,6'sı anne, yüzde 24,4'ü ise babalardan oluştu. Çocukların yüzde 53,3'ünü kız, yüzde 46,7'sini erkek öğrenciler oluşturdu.
Hafızlık eğitimine devam süresinde öğrencilerin yüzde 55,6'sının bir ile iki yıldır, yüzde 33,3'ünün bir yıldan kısa süredir, yüzde 11,1'inin ise iki yıldan uzun süredir hafızlık eğitimi aldığı belirlendi. Araştırmaya göre öğrencilerin yüzde 62,2'si ezber aşamasında, yüzde 37,8'i ise pekiştirme aşamasında bulunuyor.
Veliler neden çocuklarının din eğitim almasını istiyor?
Araştırmaya göre ailelerin çocuklarını hafızlık eğitimine yönlendirmesinde dini motivasyonlar belirleyici rol oynuyor. Bunun yanı sıra çocukların ahlaki gelişimine katkı sağlama isteği, çocuğun kendi talebi, Kur'an-ı Kerim'e duyulan sevgi ve çocukları olumsuz çevresel etkilerden koruma düşüncesi de karar sürecinde etkili oluyor.
Görüşülen birçok veli, hafızlığı manevi bir görev ve ahiret inancıyla ilişkilendiriyor. Bir veli, "Allah'ın kelamını öğrenecek olması en büyük motivasyonumuzdu" derken, bir başka veli ise "Hem dünyasının hem de ahiretinin kurtulması için" ifadelerini kullandı. Bir başka katılımcı da çocuklarının "cennetlik bir çocuk" olması hayaliyle hafızlık eğitimini tercih ettiklerini belirtti. Bu konuda bir veli, “Babasının en büyük hayaliydi, ahiretini kurtarmak ve cennetlik bir çocuk yetiştirmek istemiştik” ifadelerini kullandı.
Danıştay'dan zorunlu din dersine onay: 'Toplumsal gereklilik'
Velilerden biri "Bu kötü zamanda iyi bir dinin doğru öğrenip evimde Kur'an sesini duyma isteği temel motivasyonumdur" derken, başka bir veli "En makbul yolun Kur'an-ı Kerim'le zaman geçirmek olduğu kanaatindeyim" sözleriyle tercih nedenini anlattı. Bir katılımcı "Hafızlık yapması için ve ahlaklı davranması için" dedi.
Bazı veliler çocuklarının kendi istekleriyle bu eğitime yöneldiğini belirtti. Bir veli "Kızım tamamen kendisi istedi, 'hafız olmak istiyorum' diye geldi... Kendisi istediği için biz de arkasında durduk" diye konuştu. Bir katılımcı "Şimdiki ortamda çocuklarımızı koruyacak bir zırh gibi düşünüyorum hafızlığı" diyerek çevre koşullarına değindi.
Veli itirafları: "Korkuttum, tehdit ettim", "Cennette hafızlara taç takılacak dedim"
Hafızlık eğitimi alan çocukların aileleriyle yapılan görüşmeler hafızlığın hem olumlu hem de olumsuz etkiler oluşturabildiğini ortaya koydu. Veliler, yoğun ezber temposunun dikkat dağınıklığı, zihinsel yorgunluk ve duygusal dalgalanmalara yol açabildiğini anlatırken, bazı aileler çocuklarını motive etmek için ödülün yanı sıra tehdit ve baskıya da başvurduklarını ifade etti. Araştırmada, hafızlık sürecinin bazı çocuklarda ise manevi bilinç, ibadet alışkanlıkları ve duygusal olgunluğu güçlendirdiği görüldü.

Dikkat ve odaklanma sorunu öne çıktı
Araştırmaya göre, özellikle ezber tekrarlarının yoğunlaştığı dönemlerde çocuklar dikkatlerini toplamakta zorlanıyor, çabuk yoruluyor ve eski ezberleri sürdürmekte güçlük çekiyor. Velilerden biri, "Bize göre çok zorlanıyor, sınıfta yüzüne okumada zorlanıyor" derken, bir başka veli "Uzun süreli ezber yapamıyor, çabuk yoruluyor" ifadelerini kullandı. Bir başka veli, "Çocuklar baskı yapıyor, korkum pes etmesidir" dedi.
"Yapamayınca çok sinirli olabiliyor"
Araştırma, yoğun hafızlık eğitiminin çocukların ruh halini de etkileyebildiğini gösterdi. Veliler, özellikle ezber yetişmediğinde sinirlilik, kaygı ve moral bozukluğunun arttığını anlattı. Katılımcılardan biri, "Arada yapamayınca zorlanınca çok sinirli olabiliyor" derken, bir diğeri "Ezberini tamamlayamadığı zaman panik yapabiliyor" dedi. En çarpıcı ifadelerden biri ise, “Mutsuzluk ve umutsuzluk… Hiç bitmeyecekmiş sanrıları… Pişmanlık, vicdan azabı, birçok duygu değişimini bazen aynı anda yaşıyordu” ifadelerini kullandı.
"Cennette hafızlara taç takılacağından bahsediyorum"
Çalışmada ailelerin çocuklarını hafızlığa devam etmeleri için kullandıkları motivasyon yöntemleri de anlatıldı. Bazı veliler manevi teşvikleri ön plana çıkardı. Bir veli, "Cennette hafızlara taç takılacağından... Bahsediyorum" derken, bir başkası "Allah'ın memnun olacağı işler yaparsan… Allah da dünyayı kolaylaştırır diyorum" ifadelerini kullandı.
Bazı aileler ise ödül yöntemini tercih etti. Velilerden biri, "Nasihat, hediye vb. ile teşvik", bir diğeri ise "Hafızlığın güzelliklerini anlatarak, taç, gezmelere götürerek ve hediyelerle" çocuklarını motive etmeye çalıştıklarını söyledi.
"Korkuttum, tehdit ettim, ceza verdim"
Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri ise bazı ailelerin baskıcı yöntemlere başvurduklarını açıkça dile getirmesi oldu. Bir veli şu ifadeleri kullandı:
"Korkuttum, vaat ettim, tehdit ettim, ödül verdim ceza verdim… hâlâ ödülle motive etmeye çalışıyorum."

Bazı çocuklarda ibadet alışkanlığı güçlendi
Çalışmaya katılan çok sayıda veli ise hafızlık eğitiminin çocuklarının manevi gelişimine olumlu katkı sağladığını anlattı. Velilerden biri "Namazlarını kılıyor ezan okununca…", bir diğeri "Namazını kılmaya başladı, iyi yönde etkiledi" dedi. Bir başka veli ise "Orucunu hiç kaçırmadı, namazını düzenli kıldı" sözleriyle sürecin ibadet alışkanlıklarını güçlendirdiğini ifade etti.
"İbadet isteği yoktur"
Ancak araştırma her öğrencide aynı sonucun ortaya çıkmadığını da gösterdi. Bazı veliler hafızlık sürecinin yoğunluğu nedeniyle çocuklarının ibadetlerden uzaklaştığını söyledi. Velilerden biri "Hafızlık yeterince yorduğu için diğer ibadetlere pek özen göstermedi, biz de baskı yapmadık" derken, bir başka veli "İbadet isteği yoktur" ifadesini kullandı. Başka bir veli, “Sonlara doğru… Biraz daha sessiz ve alıngan… Çabuk inciniyor, kızıyor” diye konuştu.
"Daha merhametli ve sakin oldu"
Araştırmada olumlu kişilik değişimleri de öne çıktı. Veliler, hafızlık sürecinin bazı çocuklarda olgunlaşmayı desteklediğini belirtti. Katılımcılardan biri "Bu süreçle birlikte büyüyor da olgunlaşıyor", diğer, "Saygılı ve sakin bir kişiliğe sahip oldu" dedi. Başka bir veli ise şöyle dedi:
"İnsanlara karşı daha merhametli, daha iyi davranan sakin bir insan olmasına vesile oldu."

Aileler ikiye bölündü: “hoca çok sert", “çocuk içine kapandı" diyen de var, “daha merhametli oldu" diyen de
Çalışma bazı veliler çocuklarının daha disiplinli, sorumluluk sahibi ve ahlaklı bireylere dönüştüğünü anlatırken; bazıları ise özgüven kaybı, sosyal hayattan uzaklaşma ve akademik gerileme yaşandığını söyledi.
"Önce iyi bir insan olsun"
Araştırmaya katılan çok sayıda veli, hafızlık eğitiminden en büyük beklentilerinin ezberden çok karakter gelişimi olduğunu vurguladı. Velilerden biri, "Hafız olması ve buna layık kalması" derken, başka bir veli "Önce iyi bir insan olsun; dürüstlük ve saygı her şeyden önce gelir" ifadelerini kullandı. Bir veli, "Sadece ezber değil, ahlak da gelişsin istiyoruz" dedi.
Veliler, çocuklarının süreç içinde daha düzenli ve sorumluluk sahibi hale geldiğini de belirtti. Bir veli, "Çantasını, kitabını kendi hazırlıyor, daha düzenli ve sorumlu oldu" dedi.
İbadet alışkanlıklarının arttığını söyleyen aileler
Araştırmada birçok aile hafızlık eğitiminin çocuklarının dini yaşantısına olumlu katkı sunduğunu ifade etti. Velilerden biri, "Kur'an-ı Kerim'i güzel okumaya başladı, ibadetini daha bilinçli yapmaya başladı" dedi. "Oruç tutmayı, dua etmeyi seviyor artık. Bunlar bizim için büyük kazanım" ve "Artık oruç tutmaya özen gösteriyor" ifadeleri de yer aldı.
"Şimdilik akademik başarıyı arka plana attık"
Velilerin önemli bir kısmı hafızlık eğitiminin okul başarısını olumsuz etkileyebildiğini dile getirdi. Bir veli, "Şimdilik akademik başarıyı arka plana attık" derken, başka bir veli "Dersler geri planda kaldı, ezber dışında çok ilgilenmiyor" ifadelerini kullandı. Araştırmada, "Hafızlık ve okul bir zaman sonra zor oluyor", "Daha az ders çalışıyor, ancak uzun vadede ne olur bilemem" , "Hafızlık süreci akademik gelişimini engellemiyor" ifadeleri kullanan velilerin olduğu görüldü.

Özgüven kazanan da var, kaybeden de
Araştırma, özgüven konusunda da farklı deneyimlerin yaşandığını gösterdi. Velilerden biri "Çok ciddi bir özgüven artışı meydana geldi" dedi. Buna karşılık başka bir veli, "Çocuğumuzun özgüveninde azalma oldu gibi" ifadelerini kullandı. Bir başka veli ise, "Kendini ifade edemez oldu, daha çekingen oldu sanki" sözleriyle değişimi anlattı.
Telefonu bıraktı, düzenli çalışmaya başladı
Bazı veliler ise hafızlık eğitiminin çocuklarına çalışma disiplini kazandırdığını belirtti. "Ben hiç ödev dememişimdir, kendi hazır olur hep”, Düzenli çalışma alışkanlığı kazandı, telefon ve tabletle ilişkisini de sınırladı” diyen veliler de oldu.
Veliler psikolojik destek istiyor
Araştırmada bazı aileler hafızlık sürecinin psikolojik olarak desteklenmesi gerektiğini savundu. Velilerden biri, "Bu kadar yoğun tempo içinde biraz destek iyi olur" derken, bir başkası "Bir pedagogla görüşmek faydalı olabilir" dedi.
"Parka gitmek istemiyor artık, içine kapandı”
Çalışmada sosyal yaşam da ele alındı. Veliler, yoğun ezber temposu nedeniyle çocuklarının sosyal etkinliklerden uzaklaştığını anlattı. Bir veli, "Maalesef sosyal etkinlik için çok zaman bulamıyoruz" dedi. Başka veli ise, "Yorgun olduğu için parka gitmek istemiyor artık" ifadelerini kullandı. "Ezberlerden dolayı okul dışı faaliyetlere vakit kalmıyor,” “Eskiden daha sosyaldi. Şimdi pek arkadaş görüşmesi yapmıyor” ifadeleri dikkat çekti.

"Çocuk hafızlığa başladığından beri daha içine kapandı"
Bazı aileler çocuklarının arkadaş çevresinden uzaklaştığını ve içe kapandığını söyledi. Velilerden biri, "Çocuk hafızlığa başladığından beri daha içine kapandı gibi" dedi. Başka veli, "Bazı arkadaşlarından soğudu, artık sohbet edemiyor" ifadelerini kullandı.
Öte yandan, araştırmaya göre "Kur'an kursundaki arkadaş çevresi onu olumlu yönde çok etkiledi”, “Kötü arkadaş çevresinden uzaklaştı, daha huzurlu oldu” diyenler de oldu.
"Hocasının sözünü bizden daha çok dinliyor"
Ayrıca "Hocasını seviyor, onun sözünü bizden daha çok dinliyor”, "Hoca çok sert. Bu da çocuğu ürkütüyor”, “Çocukların çok sessizleştiğini düşünüyorum” diyen velilerin de araştırmada yer aldığı görüldü.
Araştırmacı ne düşünüyor?
Araştırmacı, velilerin çocuklarını hafızlık eğitimine yönlendirme kararında en güçlü motivasyonun "Allah rızası", "cennet ümidi" ve "Peygamber sevgisi" gibi dini ve manevi gerekçeler olduğunu belirtti. Ancak bu tercihlerin çoğu zaman pedagojik planlama, psikolojik hazırlık ve çocuğun bireysel özellikleri dikkate alınmadan şekillendiğine dikkat çekti. Araştırmada, bazı öğrencilerde dikkat, motivasyon ve duygu durumuyla ilgili güçlüklerin görülmesinin yönlendirme sürecinde gelişimsel hazır bulunuşluk ile psiko-sosyal destek boyutlarının daha fazla gözetilmesi gerektiğine yönelik görüş yer aldı.
Kaynak: Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.

