İlahiyatta 4-6 yaş ve manevi danışmanlık için yeni lisans hazırlığı
MEB’in talebiyle ilahiyat fakültelerinde 4-6 yaş eğitimi, öğretmenlik, Diyanet ve manevi danışmanlık alanlarına, din, ahlak ve değerler eğitimine dayalı ayrı lisans programları için hazırlık başlatıldı. YÖK’ün ilahiyat fakültesi dekanlarıyla yaptığı toplantıda yeni model ele alındı, hukuk danışmanları ortak diploma modelinin Danıştay’dan döneceğini savundu, 28 Şubat gündeme geldi. Prof. Dr. Ahmet Yaman, düzenlemenin ilahiyatın ortak kimliğini zayıflatacağını savundu.
GÜLSEVEN ÖZKAN
Türkiye’de sayıları 110’u aşan ilahiyat ve İslami ilimler fakültelerinde eğitim modelini değiştirebilecek önemli bir hazırlık yürütülüyor. Edinilen bilgilere göre, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) talebi doğrultusunda Yükseköğretim Kurulu (YÖK), ilahiyat fakültelerinde tek diploma ile yürütülen mevcut yapının yerine farklı meslek alanlarına yönelik lisans programlarının oluşturulmasını planlıyor.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar başkanlığında 13 Temmuz’da Ankara’da gerçekleştirilen toplantıda, 25 ilahiyat fakültesi dekanı bir araya geldi. Toplantıda özellikle 4-6 yaş erken çocukluk dönemi din eğitimi başta olmak üzere öğretmenlik, Diyanet hizmetleri ve manevi danışmanlık alanlarına yönelik yeni program modelleri ele alındı.
Toplantıya katılan ancak adının açıklanmasını istemeyen bir ilahiyat fakültesi dekanı nihai karar henüz alınmadığını, dekanların görüşlerinin alındığını ve sürecin komisyon aşamasına geçtiğini söyledi.
4-6 yaş grubu için özel program gündemde
Dekan, ilahiyat fakülteleri bugün tek bir lisans diplomasıyla çok farklı alanlara personel yetiştirildiğini anlatarak mevcut yapıyı şöyle anlattı:
“Bugün ilahiyat fakülteleri imam da yetiştiriyor, din kültürü öğretmeni de yetiştiriyor, Diyanet personeli de yetiştiriyor, hastanelerde ve cezaevlerinde görev yapan manevi danışmanları da yetiştiriyor. Aynı diploma ile yaklaşık 10-12 farklı mesleğe insan hazırlanıyor. Uzun yıllardır bunun sağlıklı olmadığı, bazı alanlar için özel programlar oluşturulması gerektiği konuşuluyordu.”
Tarikat şeyhinin kitabı ortaokul öğrencilerine ücretsiz dağıtıldı
Dekan, MEB’in özellikle okul öncesi dönemde görev yapacak öğretmenlerin mevcut ilahiyat eğitiminin ötesinde özel bir formasyonla yetişmesini isteğini ifade etti. Bu kapsamda yalnızca 4-6 yaş grubuna yönelik değerler ve ahlak eğitimi verecek öğretmenlerin yetiştirileceği ayrı bir lisans programı oluşturulması gündeme geldi. Dekan, “4-6 yaş grubu normal ilahiyat eğitiminden farklı bir alan. Drama, müzik, resim, çocuk gelişimi, gelişim psikolojisi gibi derslerin ağırlıklı olduğu özel bir eğitim gerektiriyor. Bakanlık da bu nedenle bu alana özgü yetişmiş öğretmen istiyor” dedi.
Manevi danışmanlık ve Diyanet için de ayrı programlar tartışılıyor
Toplantıda yalnızca okul öncesi eğitimi değil, farklı istihdam alanlarına yönelik uzmanlaşmış lisans programları da tartışıldı. Dekan, üzerinde çalışılan modelde Diyanet İşleri Başkanlığı’na personel yetiştirecek programlar, Milli Eğitim Bakanlığı’na öğretmen yetiştirecek programlar ile Avrupa’da yaygın örnekleri bulunan manevi danışmanlık ve rehberlik alanına yönelik programlar da yer alındığını dile getirdi.

Komisyon kurulacak, müfredat hazırlanacak
Dekan, bundan sonraki aşamada sınırlı sayıda akademisyenden oluşacak bir komisyon kurulacağını belirterek, “Komisyonun görevi yeni programların gerekli olup olmadığını, mevcut ilahiyat eğitimine katkısını veya oluşturabileceği sorunları değerlendirilecek. Ayrıca hangi derslerin yer alacağına ilişkin müfredat önerisi hazırlanacak. Bu çalışma daha sonra yeniden dekanların önüne gelecek” diye konuştu.
Hukuk danışmaları “Danıştay’dan döner” dedi
İlahiyat fakültelerinde planlanan yeni programa ilişkin toplantıda en fazla tartışılan başlıklardan biri de hukuki süreç ve mevcut ilahiyat programının geleceği oldu. Dekanın aktardığına göre, görüşmelerde öğrencilerin ilk iki yıl ortak ilahiyat eğitimi aldıktan sonra farklı uzmanlık programlarına yönlendirilmesini öngören model de masaya yatırıldı.
Ancak Milli Eğitim Bakanlığı’nın hukuk birimi personelinin Danıştay’ın ortak diploma modeliyle farklı uzmanlık alanlarına mezun verilmesini hukuken uygun bulmayabileceği yönünde değerlendirme yaptığı ifade edildi. Dekan şöyle dedi:
“Hukuk danışmanları, Danıştay’ın ayrı bir uzmanlık alanı için ortak diploma modelini uygun görmeyebileceğini değerlendirdi. Bu nedenle okul öncesi gibi alanların müstakil program olarak açılmasının daha doğru olacağı ifade edildi.”
“28 Şubat travması da etkili”
Toplantıda dile getirilen konulardan biri de geçmişte ilahiyat fakültelerinde yaşanan yapısal değişikliklerin akademisyenler üzerindeki etkisi oldu. Dekana göre bazı öğretim üyeleri özellikle 28 Şubat sürecinde ilahiyat fakültelerinde yapılan düzenlemelerin oluşturduğu olumsuz tecrübeler nedeniyle yeni değişikliklere temkinli yaklaşıyor. Dekan bu konuda şunları söyledi:
“Cumhuriyet tarihi boyunca ilahiyat programları zaman zaman siyasi müdahalelere maruz kaldı. Özellikle 28 Şubat döneminin oluşturduğu travma nedeniyle bazı hocalar ‘Bırakın programlarımızı biz hazırlayalım’ yaklaşımını benimsiyor.”
Milli Eğitim Akademisi’nden öğretmen manzaraları: Tükendik, şafak sayıyoruz
Prof. Dr. Ahmet Yaman’dan uyarı: Programlar aynı içeriğe sahip olmayacak
İlahiyat fakültelerinde yeni lisans programlarına ilişkin hazırlıklar sürerken, Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölümü İslam Hukuku Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Yaman da sosyal medya hesabından önemli uyarılar yaptı:
Prof. Dr. Yaman, ilk toplantıda özellikle erken çocukluk (4-6 yaş) dönemine yönelik din eğitimi programının müzakere edildiğini belirterek, farklı yaş grupları ve hizmet alanlarının kendine özgü eğitim gerektirdiğini kabul etmekle birlikte bunun her alan için ayrı bir lisans programı açılmasını gerektirmediğini savundu. Prof. Dr. Yaman şöyle konuştu:
“Belli yaş aralıklarının, hasta veya tutuklu-hükümlü olmak gibi farklı özellikleri olan insan gruplarının, engelli olmak gibi özel durumları olan bireylerin, cami-Kur’an kursu-yurt dışı din hizmeti gibi farklı hizmet alanlarının aynı şekil ve içerikte bir din eğitim-öğretimine tabi tutulamayacağı elbette bilinen bir husustur.”
Milli Eğitim Akademileri gerçeği: Kaynak israfı, ideolojik yönelim, işlevsizleşen sistem
Ancak çözümün program çeşitliliğini artırmak olmadığını belirten Prof. Dr. Yaman, “Fakat farklı her bir gruba yönelik özel bir program ihdasının ilahiyat eğitimini rayından ve rotasından çıkaracağı tehlikesi de aynı derecede mutasavver bir husustur” dedi.
“Program enflasyonu yaşanacak”
Prof. Dr. Yaman, önerilen modelin hayata geçirilmesi halinde ilahiyat fakültelerinde çok sayıda yeni lisans programının açılmasının gündeme gelebileceğini savundu.
“Böyle olursa ilahiyatlar ‘hastanelerde manevi danışmanlık ve rehberlik hizmetleri programı’, ‘ceza infaz kurumlarında manevi danışmanlık ve rehberlik hizmetleri programı’, ‘engelli bireylere yönelik manevi danışmanlık ve rehberlik hizmetleri programı’, ‘ilköğretim din kültürü ve ahlak bilgisi öğretimi programı’, ‘ortaöğretim din kültürü öğretimi programı’, ‘cami ve din hizmetleri programı’, ‘din bilimleri programı’ gibi bir program enflasyonu ile yüzleşecek demektir.”

Toplantı davet yazısını da paylaştı
Prof Dr. Yaman, endişelerinin yalnızca kişisel değerlendirmelerden ibaret olmadığını belirterek, dekanlara gönderilen toplantı davet yazısındaki gerekçeleri de kamuoyuyla paylaştı.
Yaman’ın paylaştığı davet yazısına göre Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğü; Anadolu imam hatip liselerinde uygulanan program çeşitliliği, din eğitiminin erken yaşlardan itibaren başlatılmasına yönelik artan talepler ve farklı yaş gruplarının pedagojik ihtiyaçlarını gerekçe göstererek ilahiyat ve İslami ilimler fakültelerinin yeniden yapılandırılmasını önerdi.
Yazıda ayrıca erken çocukluk, ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim düzeylerine yönelik alan temelli uzmanlaşmayı sağlayacak lisans programları ile din, ahlak ve değerler eğitimi alanında disiplinlerarası yeni programların oluşturulmasının da önerildiği aktarıldı. Prof. Dr. Yaman davet yazısına yönelik şöyle dedi:
“Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğünün ilgili yazısı ile Anadolu imam hatip liselerinde uygulanan program çeşitliliği, din eğitiminin erken yaşlardan itibaren başlatılmasına yönelik artan talepler ve farklı yaş gruplarına özgü pedagojik ihtiyaçlar nedeniyle ilahiyat/İslamî ilimler fakültelerinin programlarının erken çocukluk, ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim düzeylerine yönelik alan temelli uzmanlaşmayı sağlayacak şekilde yeniden yapılandırılması, lisans programlarında din, ahlak ve değer eğitimi alanında disiplinlerarası yaklaşıma dayalı yeni program ve alt alanların oluşturulması, imam hatip liselerindeki farklı program uygulamaları ile meslek derslerindeki çeşitlilik dikkate alınarak alan temelli uzmanlaşmanın teşvik edilmesi amacıyla program yapılarının mevcut gereksinimleri karşılayacak şekilde yeniden ele alınması önerileri iletilmiştir.”
Milli Eğitim Akademisi'nde "kültür sanat" uygulamaları: Engin Altan Düzyatan filmi
“Dört önemli sorun doğurabilir”
Prof. Dr. Ahmet Yaman önerilen program çeşitliliğinin uygulanması halinde dört temel risk ortaya çıkacağını savundu.
Prof. Dr. Yaman’a göre ilk risk, öğrencilerin istihdam imkânı yüksek görülen programlara yönelmesi ve klasik ilahiyat programlarının başarılı öğrencileri kaybetmesi.
İkinci risk ise ortak “ilahiyatçı” kimliğinin zamanla parçalanması ve toplumdaki ilahiyat algısının değişmesi.
Üçüncü olarak aynı fakülte çatısı altında farklı önceliklere sahip programlarda eğitim gören öğrenciler arasında ortak aidiyet duygusunun zayıflayabileceğini belirten Prof. Dr. Yaman, dördüncü riskin ise öğretim üyesi ihtiyacının artması olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Yaman şöyle dedi:
“Köklü fakültelerimizin bir kısmında bile yaşanmakta olan öğretim üyesi ihtiyacı daha da artacak; boşluklar, alanın gerçek uzmanı olan akademisyenlerle değil, halk diliyle ‘aspirin’ öğretim elemanlarıyla doldurulmaya çalışılacaktır.”
“Çözüm program çeşitliliği değil”
Özel uzmanlık gerektiren hizmet alanlarının bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Yaman, bunun yeni lisans programları açılarak değil, mevcut ilahiyat eğitimi üzerine verilecek ilave uzmanlıklarla sağlanabileceğini ifade etti. Prof. Dr. Yaman, “Günümüz şartları itibariyle temel İlahiyat eğitim-öğretimine ilave olarak özel donanım gerektiren hizmet ve meslek alanlarının olduğu bir gerçektir. İşbu özel donanım, program çeşitliliğine gidilmeden de kazandırılabilir” dedi.
“Yürütme veya YÖK yönetimleri ilahiyatı yeniden düzenlemek ister”
İlahiyat fakültelerinde yıllardır program ve sistem değişiklikleri yapıldığına dikkat çeken Prof. Dr. Yaman şunları söyledi:
“Bizde programı, sistemi ve müfredatı bir türlü istikrar kazanamayan yükseköğretim alanı sanırım ilahiyattır. İster ara rejim dönemlerinde olsun ister normal demokrasi dönemlerinde yürütme sorumluluğunu üstlenenler ya da doğrudan YÖK yönetimleri ‘nedense’ ilahiyat alanını yeniden düzenlemek isterler. Ama aynı irade sahipleri mesela hukuk ve tıp alanı için bunu yine ‘nedense’ gündemlerine alamazlar.”
“Klasik ilahiyat programı zayıflayabilir”
Toplantıda bazı dekanlar ise yeni programların istihdam avantajı nedeniyle klasik ilahiyat programını olumsuz etkileyebileceği, başarılı öğrencilerin daha kolay atanma imkânı bulunan programlara yönelmesi halinde fakültelerin zarar göreceğini ifade etti. Dekan, “İlahiyat aslında daha güçlü akademik altyapı gerektiren program. Eğer yeni program mezunları daha kolay atanırsa başarılı öğrenciler oraya kayabilir. Bu da klasik ilahiyat programının niteliğini olumsuz etkileyebilir. Bugün Milli Eğitim Bakanlığı bu modeli istiyor olabilir. Ancak ileride farklı bir yönetim gelir ve yeniden klasik ilahiyat mezunlarını tercih ederse yeni programlar bir anda avantajını kaybedebilir" dedi.
Değişimi destekleyen dekanlar da var
Toplantıda tüm dekanların aynı görüşte olmadığı da belirtildi. Buna göre bazı dekanlar yeni modeli, “Devlet artık sürekli aynı sayıda din kültürü öğretmeni veya Diyanet personeli alamıyor. Yeni istihdam alanları oluşuyor. Manevi danışmanlık gibi alanlar Avrupa’da yaygın. Bu nedenle yeni programlar ilahiyat mezunları için yeni iş imkânları da oluşturabilir” diyerek destekledi.
200 bini aşkın öğrenci
Dekan, yeni programların hayata geçirilmesi halinde ilahiyat fakültelerinin toplam kontenjanlarının artırılmasının planlanmadığı, mevcut kontenjanların yeni programlar arasında dağıtılmasının öngörüldüğü dile getirdi.
YÖK Başkanı Erol Özvar’ın 2024'te paylaştığı bilgiler şöyle:
Türkiye’de 100 ilahiyat ve İslami ilimler fakültesi bulunuyor.
Bunların 96’sı devlet, 4’ü vakıf üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteriyor.
İlahiyat lisans programlarında 109 bin 450, ön lisans programlarında ise 116 bin 656 öğrenci öğrenim görüyor.
Fakültelerde yaklaşık 5 bin 215 öğretim elemanı görev yapıyor. Bunların yaklaşık 1000’i profesör, 905’i doçent, 1617’si doktor öğretim üyesi, 499’u öğretim görevlisi ve 1226’sı araştırma görevlisi.
Okulsuz Çocuklar 5 - Milli Eğitim yap boz tahtası: Bakan değişince sistem de değişiyor
Kaynak: Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.



