MESEM’de çocuk emeğinin görünmeyen yüzü: Küfür, ihmal, ödenmeyen tedavi ücreti, evi geçirdirme, olmayan sosyal hayat
GÜLSEVEN ÖZKAN | Çanakkale’de MESEM öğrencileriyle yapılan doktora araştırması, çocukların işyerlerinde küfür ve aşağılamaya maruz kaldığını, iş kazalarının ardından tedavi desteği alamadığını ortaya koydu. Bir öğrencinin yüzüne araç yağı doldururken tank kapağı patladı. Hastaneye götürülüp kaza tutanağı tutulmasına rağmen çalışmaya devam ettirilen çocuk, “Tedavimi karşılamadılar” dedi. Ailelerinin yarısı kirada yaşarken, ağlayan, sosyal hayatı olmayan, 8 yaşından beri çalışanlar var.
GÜLSEVEN ÖZKAN
Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) kapsamında eğitim gören çocuklar, meslek öğrenmek için gittikleri işyerlerinde iş kazalarıyla ve güvencesiz çalışma koşullarıyla karşı karşıya kalıyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın verilerine göre, 31 Aralık 2025 itibarıyla MESEM programında 2 bin 68 iş kazası yaşandı, bu kazalarda 10 öğrenci yaşamını yitirdi. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin verilerine göre ise 1 Eylül 2025-31 Ağustos 2026 dönemini kapsayan 2025-2026 eğitim öğretim yılında en az 95 çocuk işçi çalışırken hayatını kaybetti. Meclis, çocuk işçi ölümlerinin bir önceki eğitim öğretim yılına göre yüzde 32 arttığına dikkat çekti. Hayatını kaybeden çalışan çocuklar arasında MESEM öğrenciler de bulunuyor.
Tartışmalar devam ederken, MESEM’lerdeki çalışma koşullarını inceleyen yeni bir doktora araştırması da çocukların yaşadıklarını ortaya koydu. Çanakkale’de 14-18 yaşlarındaki 40 öğrenciyle yapılan görüşmelere dayanan araştırmada, çocukların 14’ünün iş kazası geçirdiği, bunlardan 8’inin tedavi desteği alamadığı belirlendi. Çalışma saatlerinden iş güvenliğine, ailelerin ekonomik koşullarından çocukların gelecek beklentilerine kadar pek çok başlığı ele alan araştırma, mesleki eğitim kapsamında çalışan çocukların karşı karşıya kaldığı sorunları gözler önüne serdi.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Sosyoloji Anabilim Dalı’nda Ezgi Akyol Çalışkan tarafından “Çocuklukta ‘Çıraklık’ Deneyimlerine Eleştirel Realist Bir Bakış: Çanakkale Örneği” başlıklı doktora tezi yazıldı. Araştırmada, Çanakkale Mehmet Pehlivan Mesleki Eğitim Merkezi’nde okuyan ve aynı zamanda işyerlerinde çalışan 40 çocukla derinlemesine görüşmeler yapıldı. Aralık 2024-Mart 2025 döneminde yürütülen görüşmelerde çocuklara eğitim geçmişleri, meslek seçimi, ailelerinin ekonomik koşulları, işyerlerindeki deneyimleri, iş güvenliği, sosyal yaşamları ve gelecek planları soruldu. Tezde, “çocukların neden erken yaşta çalışma hayatına girdiğini ve bu deneyimin eğitimlerini, günlük yaşamlarını ve geleceklerini nasıl şekillendirdiği” araştırıldı. Araştırmada, çocukların anlattıkları bireysel hikayelerin ötesine geçilerek bu deneyimlerin arkasındaki ekonomik ve toplumsal koşulları da inceledi.
Okulsuz Çocuklar 2- Okuldan sokağa, işten ölüme: Eğitimden kopan çocuklar anlatıyor
Çalışma, sistemden çıkmanın veya farklı bir gelecek kurmanın yollarını aradığını gösterdi. Uzun çalışma saatleri, iş kazaları, sınırlı sosyal yaşam ve üniversiteye erişimde yaşanan güçlükler, araştırmanın öne çıkan bulguları arasında yer aldı.
Tezde sınıfsal eşitisizliklere değinilerek, "Çıraklığın, Türkiye’deki sürekli eşitsizlik mekanizmalarının gençlere yansıyan somut bir sonucu olduğunu açık biçimde göstermektedir" ifadeleri kullanıldı.
Araştırmaya göre, 40 çocuktan 18’inin ortaokul mezunu, 22’sinin ise lise eğitimini tamamlamadan ayrıldığı görüldü.
Öğrencilerin çalışmaya başlama yaşı 8 ile 16 arasında değişti. En yoğun grup 14 yaşında çalışmaya başlayan 13 öğrenciden oluştu. Araştırmada 15 yaşında 7, 13 yaşında 5, 16 ve 10 yaşlarında 4’er, 12 yaşında 3 öğrenci vardı. Çalışmaya 11 ve 9 yaşlarında başlayan birer, 8 yaşında başlayan ise 2 öğrenci olduğu görüldü.
Çalışmada katılımcıların, "hem öğrenci hem işçi" olmanın sıkışmış kuşağın göstergesi olduğu ifade edildi.
Öğrencilerin neredeyse yarısı iş kazası geçirdi, birçoğu tedavi desteği alamadı
Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, çocukların işyerlerinde yaşadığı kazalar ve kaza sonrasındaki koşullar oldu. Görüşülen 40 çocuğun 14’ü daha önce iş kazası geçirdiğini söyledi. Bu çocuklardan yalnızca 6’sının tedavisi işyeri tarafından karşılandı; 8 çocuk ise herhangi bir destek alamadı. 12 öğrencinin işe başlamadan önce herhangi bir sağlık kontrolü yaptırmadığı tespit edildi.

Araştırma, iş güvenliği önlemlerinin kullanımında da ciddi sorunlar bulunduğunu ortaya koydu. 25 çocuk güvenlik ekipmanlarını bazı durumlarda kullandıklarını ifade etmekte ve 7'si hiç kullanmadıklarını söyledi. Çalışmada bu durum, "güvencesiz, denetimsiz işyerlerinde çalışmanın normalleştiği" şeklinde yorumlandı. Çoğunluğun ise bu ekipmanları sürekli değil, duruma göre kullandığı görüldü.
Araştırmaya katılan 40 öğrenciden 35’i, ustalarının verdiği işleri yapmanın yanı sıra getir-götür işlerini yürüttüklerini ve iş yerinin temizliğini de üstlendiklerini belirtti. Öğrencilerden biri ustası olmadan doğrudan araç tamiri yaptığını, bir diğeri ise işi tamamen tek başına yürüttüğünü ifade etti.
Haftanın altı günü çalışıyorlar, bazıları akşam 21.00’a kadar işte kalıyor
Araştırmada çocukların çalışma süreleri de incelendi. Anlatımlara göre, katılımcıların 34’ü haftada 5 gün, 6’sı ise 6 gün çalıştığını belirtti. İşe başlama saatleri çoğunlukla 08:00-09:00 arasında değişirken, işten çıkış saatleri 18:00-19:30 aralığında yoğunlaştı. Bazı çocukların mesaisi saat 21:00’a kadar uzadı. Araştırma, çalışma saatlerinin yalnızca çocukların işyerindeki zamanını belirlemediğini, dinlenme, ders çalışma, aileyle vakit geçirme ve sosyal etkinliklere katılma imkanlarını da sınırladığını ortaya koydu. 6 gün çalışan çocuklar, kalan günlerini de MESEM kapsamında eğitim görerek geçirmeye çalışırken, bazı çocuklar haftanın yedi gününü iş ve okul arasında geçirdiğini anlattı. Bir öğrenci, işyerlerindeki çalışma düzenini, “Ya çalışma saatlerim bazı dükkanlara baktığımızda, yani sanayiye girin çoğu yedi buçukta başlatıp biraz zorlarlar, ustalar ‘onu yap, bunu yap’ diye strese sokarlar” diyerek özetledi. Bir çocuk işte yemek molası olmadığını dile getirdi. 14 çocuk işte ise yemek verilmediğini ifade etti. 5.000 TL altı kazanan 3 öğrenci olduğu tespit edildi. 5.001–10.000 TL aralığında olan 19 çocuk vardı.
11 çocuk çocuk ortamın temiz ama soğuk olduğunu, hijyenik olmadığını, soğuk ve karanlık olduğunu veya havalandırmasının olmadığını söyledi.
Araştırmada, "Çırak öğrencilerin çalışma koşullarının büyük ölçüde işyerinin talep yoğunluğuna bağlı olarak şekillendiğini ve mola hakkının düzenli, güvence altına alınmış bir uygulama olmaktan çok, işin akışına bağlı koşullu bir ayrıcalık niteliği taşıdığını göstermektedir" denildi. Çocukları arasında avukat olmak isteyenler de var, asker de cerrah da.
“8 yaşından beri çalışıyor”
Görüşmelerde, bazı öğrencilerin MESEM’e başlamadan çok önce çalışma hayatına girdiğini gösterdi. Bir öğrenci, sekiz yaşından itibaren çalıştığını anlatarak, “Küçüklüğümden beri, 8 yaşından bu yana çalışıyorum. Dükkanımız vardı, ablamla eniştemin işlettiği çay bahçesi var. Orada çalıştım bu okula gelene kadar” dedi. Çalışmada, ailelerin ekonomik kaynaklarının sınırlı olmasının, çocuklardan aile gelirine katkı beklenmesinin ve çocuk emeğini olağan kabul eden ailevi normların çalışma hayatına erken katılımı etkileyebildiği belirtildi. Araştırmaya göre çocukların çalışma hayatına yönelmesi her zaman uzun vadeli bir meslek planının sonucu değil. Bazı öğrenciler için ekonomik zorunluluklar, sınırlı eğitim seçenekleri ve aile sorumlulukları belirleyici olabiliyor.
Okulsuz çocuklar 3- İdareciler anlatıyor: Eğitim sistemi neden öğrenciyi kaybediyor?
Araştırmacı, çocukların erken yaşta çalışmayı nasıl değerlendirdiğini de inceledi. Katılımcıların büyük bölümünün çalışmayı meslek öğrenmenin ve hayata hazırlanmanın bir yolu olarak gördüğü belirtirken, saç yıkamak, temizlik yapmak, müşteriyi karşılamak ve servis sunmak gibi işlerin erken yaşta öğrenilmesi gerektiğini savunan çocukların da olduğu görüldü.
Bazı öğrencilerin çalışma hayatındaki uzun saatleri ve ustaların otoritesini olağan kabul ettiği, bazılarının ise mevcut koşullardan uzaklaşmak veya farklı bir gelecek kurmak istediği de araştırma kapsamında tespit edildi.
Yalnızca bir öğrenci eğitim materyaline ihtiyaç duyduğunu söyledi. Araştırmacı, "Eğitim materyaline ihtiyaç duymamak, bu bağlamda bireysel bir tercih değil, yapının öğrencileri akademik araçlardan uzaklaştıran yönlendirici etkisinin bir sonucu olmaktadır" ifadelerini kullandı.
Kötü muamele, alınmayan güvenlik önlemleri
Araştırmaya katılan MESEM öğrencileri, işyerlerinde küfür ve aşağılamaya maruz kaldıklarını, koruyucu ekipman taleplerinin karşılanmadığını, iş kazalarının ardından izin ve tedavi desteği alamadıklarını anlattı. Öğrenciler, ustalarının kendilerini herkesin içinde rencide ettiğini, sürekli çalışmaya zorlandıklarını ve işyerlerinden ek ücret alamadıklarını da ifade etti. Onlardan bazıları şöyle:
“Çok küfür ediyorlar”
Bir öğrenci, ustaların davranışlarını, “İyi ama çok iyi değil. Yani baba oğul ilişkisi gibi değil… Çok küfür ediyorlar. Küfürlerine falan pek aldırış etmiyorum ben. Şiddet gürültü falan çok sevmiyorum abla” diyerek anlattı.
“İnsan içinde rencide ediyorlar”
Başka katılımcı, ustalarının kendisine yönelik tutumunu, “Bazen anlaşamıyoruz. Ya olur olmadık yerde insan içinde rencide ediyorlar. Kötü söz söylüyor ustalarım kaldıramıyor insan” diyerek özetledi.
Başka biri güven duygusu için, "Tabii duruma göre güven de kırılabilir. Bazen kavga falan oluyor; sokakta olsun, gittiğim kurslarda olsun… Böyle dayak yiyince insanın güveni kırılıyor. 'Acaba bir daha olur mu, bir daha olmaz mı? Aynı şey tekrarlanır mı?' diye düşünüyorum" dedi.
Diğer bazı görüşler şöyle ifade edildi:
"Kendime hiç güvenmiyorum hocam."
"İş hayatımda geleceğimden dolayı kaygılıyım, ondan dolayı kendime güvenmiyorum. Bir de ailevi olarak da var. Ya bizim aile çok katı bir aile; öyle dışarıya çıkılmasına izin verilmeyen, işten eve, evden işe olmasını istiyorlar. Zaten benim 7/24’üm çalışmakla geçiyor. Bu benim güvenimi kırıyor, ailem kötü hissettiriyor."
"Ailem olumsuz. Ya güvenmiyorlar hocam bana bir şey yapınca. İlla tekrarlıyorlar. Mesela bir iş yaptıracaklar, arıyorlar “Yaptın mı?” diye. Sonra 15 dakika sonra tekrar arıyorlar “Yaptın mı?” diye. Hep arıyorlar yapana kadar.

“Sürekli çalışmamızı istiyorlar”
Bir diğer öğrenci işyerindeki baskıcı çalışma düzenini şöyle anlattı:
“Yönetim tarzı biraz bizi disipline çekmeye çalışıyorlar, sıkı çalışmaya çalışıyorlar… Hani sürekli çalışmamızı istiyorlar, oturup bir sigara içmemizi bile istemiyorlar.”
“Patron ceza verince oluyor”
Başka biri işyerini geç açması durumunda çalışma saatinin uzatıldığını belirterek şunları söyledi:
“Fazla, benim için çok uygun değil. Akşam altı buçuk falan olsa normal ama akşam sekiz buçukta çıkınca çok oluyor. Patron ceza verince oluyor. Mesela dükkânı sabah geç açarsam hemen ‘akşam sekiz buçukta kapat’ der.”
Başka çocuk, ""Saf iyi biriyim. Bazen yerine göre kötüleşiyorum. Hocam, ben sinir hastasıyım;birazcık deliyim. Çok aniden gözüm dönüyor, yani ustaya bile çok fena kuruluyorum. Öyle bir dalga geçiyorlar ki, öldüresim geliyor" dedi.
“Eldiven alın dedik, almayacağız dediler”
Bir katılımcı, işyerinde koruyucu ekipman talebinin başlangıçta karşılanmadığını ““Hiç kullanmayız eldiven bile yok. Söylüyoruz almıyorlar. En son dedik madem eldiven alın dedik almayacağız dediler. Almayacaksanız biz de iş yapmayacağız dedik. O zaman aldılar…” diyerek özetledi.

“Tedavimi karşılamadılar”
İş kazası geçiren bir öğrenci, hastaneye gitmesine ve kaza raporu tutulmasına rağmen işyerinde çalışmaya devam ettiğini şu sözlerle dile getirdi:
“Araca yağ dolumu yaparken tankın kapağı plastik olduğu için basınca dayanamıyor yüzüme patlıyor. Burası açılıyor böyle, hastaneye gittim. İşte gerekli iş kazası raporunu falan tuttular. Akşamına geldim ne izin verdiler ne bir şey verdiler yine çalışmaya devam ettim. Tedavimi karşılamadılar.”
“İş yeri vermiyor”
Bir diğeri çıraklık sürecindeki ödemelere ilişkin sorunu şöyle anlattı:
“Sadece 5.100 TL okul veriyor. İş yeri vermiyor. Çoğu kişinin sorunu bu aslında.”
Araştırmaya katılan bir öğrenci ise işyerinden ek ödeme alamadığını ve ücret konuşulduğunda patronunun kendisine “Sen para almak için mi geliyorsun?” dediğini aktardı.
Olmayan sosyal yaşam: “Dinlenmek istiyorum”
Araştırmaya göre, çalışma temposu çocukların arkadaşlarıyla görüşmesini, aileleriyle vakit geçirmesini ve kültürel etkinliklere katılmasını da etkiledi. Bir öğrenci, arkadaşlarıyla buluşmak istememesinin nedenini şöyle açıkladı:
“Yok yani ben vakit bulamıyorum dediğim gibi. Çıkalım diyorlar ben gelmek istemediğimi söylüyorum. Çünkü dinlenmek istiyorum. Pek dinlenemediğimi düşünüyorum.”
Öz saygı konusunda çok sayıda çocuk olumsuz görüş dile getirdi. biri, "Kendi kendime çok saygılı birisi değilim, kendime saygılı olamıyorum.Öfkelendiğimde veya başka bir şey olduğunda kendime değer vermiyorum. Gözüm döndüğü zaman kendime değer vermiyorum, sağa sola yumruk atabiliyorum" dedi.

Bir başka öğrenci, çalıştığı için ailesi tatile gittiğinde onlara her zaman eşlik edemediğini söyledi. Bazı çocukların aileleriyle ortak etkinlikleri tatil dönemleriyle sınırlı kaldığı görüldü. Bazı öğrenciler aileleriyle tatile gidemediklerini veya boş zamanlarının yetersiz olduğunu da anlattı. Araştırmada 12 öğrenci sporla ilgilendiğini belirtirken bazıları iş ve ev sorumlulukları nedeniyle spor yapamadığını ifade etti. Tiyatroya gittiğini söyleyen öğrenci sayısı 16 oldu; sekiz öğrenci ise daha önce hiç tiyatroya gitmediğini dile getirdi. 4 öğrencinin evinde internet bağlantısı yoktu.
5 çocuk, “ekonomik yetersizlikler”, 4 öğrenci “ailenin geçimine maddi katkı sağlama zorunluluğu” gibi yapısal nedenlere çalıştığını anlattı. “Mesleği sevdiği için kendi isteğiyle okulu bırakma” gerekçesi olan 6 çocuk vardı. Araştırma göre bunun arkasında ailelerin düşük kültürel ve ekonomik durumu geldi. 10 çocuk okulu bırakma konusunda kararsız kalarak “bazen pişmanlık duyuyorum, bazen duymuyorum” dedi. 16 katılımcı hiçbir dersin işlevsel olmadığını ifade etti. Çalışmaya göre, veriler okulun bu öğrencileri yükseköğrenime hazırlamaktan fiilen çekilmiş olmasıyla ilişkili daha geniş bir sistemsel sorunu yansıtıyor.
Okulsuz Çocuklar 4- 1,5 milyon çocuk örgün eğitim dışında, en az 604 bin çocuk okul yüzü görmüyor
Ailelerin ekonomik koşulları çocukların geleceğini belirliyor
Araştırmaya göre, çocukların MESEM’e yönelmesi yalnızca meslek seçimi veya okul başarısıyla ilgili değil. Ailelerin ekonomik koşulları, eğitim olanaklarına erişim ve sosyal çevre de çocukların kararlarında etkili oluyor. Araştırmaya katılan 40 öğrencinin 20’sinin ailesi kirada otururken 20’sinin ailesi kendi evinde yaşadığı ifade edildi. 8 öğrenci ailesinin maddi durumunun yetersiz olduğunu anlattı.
Çalışmada, özellikle kira yükü altındaki ailelerde ekonomik baskının çocukların erken yaşta çalışmaya yönelmesinde etkili olabildiği ihtimali de sorgulandı. Çocukların gelirleriyle ilgili bulgular da dikkat çekti. Araştırmada bazı öğrencilerin çok düşük ücretlerle çalıştığı, bazılarının ise uzun çalışma saatlerine rağmen hiç ücret alamadığı aktarıldı. Elde ettikleri gelirle temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan çocukların olduğu görülürken, Bazı ailelerin çocukların kazançları üzerinde söz sahibi olması da çocukların kendi gelirlerini kullanma olanaklarını kısıtladığı duruma değinildi.
Üniversite hayali kuran çocuklar da var
Araştırma, MESEM’deki çocukların tamamının üniversiteye gitmek istemediği ya da akademik eğitime sırtını döndüğü yönündeki genellemelerin de doğru olmadığını gösterdi.

Bazı öğrenciler üniversiteye gitmek istediklerini, ancak mevcut koşullarında bunu düşünemediklerini anlattı. Bir öğrenci, “Düşünüyordum üniversite hayatını merak ediyorum gitmek isterdim. Sağlık meslek lisesinde okusaydım oradan üniversiteye gitmek daha güzel olurdu. Şu anki şartlarımda düşünmüyorum ama imkânım olsa giderdim” dedi. Başka bir katılımcı gastronomi eğitimi almak istediğini, bir diğeri ise daha önce üniversite sınavına hazırlandığını anlattı.
Okulsuz Çocuklar 5 - Milli Eğitim yap boz tahtası: Bakan değişince sistem de değişiyor
Öte yandan birçok öğrenci için öncelikli hedef, mesleğinde ustalaşmak ve kendi işyerini açmak olduğu görüldü. Bir katılımcı kuaförlük alanındaki hedefleri, “Ay çok güzel bir kuaför olmak istiyorum, ilerde eğitimler vermek istiyorum. Çanakkale’de kalmak istemiyorum, yurtdışına açılmak istiyorum. Dil öğrenmek istiyorum bir sürü, öyle” diyerek anlattı.
Eğitim sistemindeki eşitsizliklere dikkat çekiyor
Çalışmanın temel sonuçlarından biri, MESEM’deki çocukların deneyimlerinin yalnızca bireysel başarı veya başarısızlık üzerinden açıklanamayacağı şeklinde oldu. Araştırmacı, çocukların eğitim hayatlarını, çalışma koşullarını ve gelecek beklentilerini etkileyen toplumsal ve ekonomik koşulları birlikte değerlendirirken, çocukların eğitim geçmişleri, okula yönelik tutumları, meslek seçimi, öğretmenleriyle ve işverenleriyle ilişkileri, ailelerinin desteği ve kültürel etkinliklere erişimleri incelendi. Araştırmanın ortaya koyduğu ortak nokta , “erken yaşta çalışmaya katılan çocukların önemli bir bölümünün ekonomik zorunluluklar ve sınırlı eğitim olanakları içinde hareket etmesi” oldu.
Araştırmada, bazı çocuklarda farklı bir gelecek kurma isteği de devam ettiği, eğitim sisteminin çocukları farklı seçeneklere yönlendirme biçiminin de sorgulanması gerektiğini ortaya çıkardı.
Güven konusunda çocuklar arasında olumsuz duygulara sahip olanlar da var. Bir çocuk, "Ya ben ağlayarak çözüyorum. Ya mesela duygularım geçen sene vardı. Bu sene hiç kimseye duygumu, düşüncemi söylemiyorum. Geçen sene çünkü çok hayal kırıklığına uğradım. En güvendiğim gidip aileme her şeyimi anlattı" dedi.
Neler yapılabilir?
Akademik çalışmanın sonuç ve öneriler bölümünde çocukların korunması için hem eğitim sisteminde hem de işyerlerinde değişiklik yapılması gerektiği vurgulandı. Araştırmada öne çıkan önerilerden bazıları şöyle:
Rehberlik ve psikososyal destek sağlanmalı
Öğrencilerin özgüvenlerini, kendilerini ifade etme ve öz düzenleme becerilerini geliştirmek için bireysel danışmanlık, psikososyal destek ve rehberlik hizmetleri yaygınlaştırılmalı.
Mesleki eğitime karar verme aşamasında ve eğitim süresince çocuklara uzmanlar tarafından bilgi ve yönlendirme sağlanmalı.
Öğrencilerin akademik motivasyonlarını, ilgi alanlarını ve mesleki yönelimlerini izlemek amacıyla düzenli bireysel gelişim takip formları kullanılmalı.
MESEM’lerde rehber öğretmen sayısı artırılmalı, rehberlik hizmetlerine ayrılan kaynaklar genişletilmeli ve bu hizmetler düzenli olarak denetlenmeli.

Öğrencilere öğrenme stratejileri, zaman yönetimi ve hedef belirleme becerileri kazandırılmalı; düzenli ruh sağlığı taramaları ve gerektiğinde profesyonel destek sağlanmalı.
Akran zorbalığı, disiplin sorunları ve sosyal çatışmalar için önleyici programlar, dayanışma grupları, öğrenci kulüpleri ve birlikte üretim atölyeleri oluşturulmalı.
Sağlık, beslenme ve sosyal yaşam desteği artmalı
MESEM’lerde sağlıklı besinlere erişimi artıracak düzenlemeler yapılmalı
Periyodik sağlık muayeneleri, ruh sağlığı desteği ve hijyen eğitimi içeren okul temelli sağlık hizmetleri kurumsallaştırılmalı.
Öğrencilere temel sağlık bilgisi, hijyen, toplumsal cinsiyet sağlığı ve beslenme eğitimi verilmeli.
MESEM’lerin temizlik ve hijyen koşulları düzenli olarak denetlenmeli.
Öğrencilerin okula ulaşımını kolaylaştırmak için ücretsiz veya destekli ulaşım imkânları sağlanmalı.
Okul gezileri ve sosyal faaliyetler düzenli hâle getirilmeli; öğrencilerin ilgi ve isteklerine göre spor, müzik ve görsel sanatlar dersleri seçmeli olarak sunulmalı.
Öğrencilerin kitaplara erişimini artırmak için kütüphane alanları, düzenli okuma saatleri ve okuma toplulukları oluşturulmalı.
Eğitim olanakları ve üniversiteye geçiş
Uzun veya düzensiz çalışma saatleri olan öğrencilerin derslere katılımını kolaylaştırmak için derslerin zamanlaması ve yürütülme biçimleri yeniden düzenlenmeli; yüz yüze, esnek ve erişilebilir öğrenme modelleri geliştirilmeli.
Üniversite sınavına hazırlanan MESEM öğrencilerine diğer ortaöğretim kurumlarındaki öğrencilerle eşit akademik destek olanakları sağlanmalı.
Mesleki eğitim alanlarıyla üniversite programları arasındaki geçiş imkânları genişletilmeli.
MESEM’lerde donanımlı atölyeler kurulmalı ve alanında yetkin öğretmenler tarafından uygulamalı eğitim verilmesi sağlanmalı.
Okulda sunulan teorik eğitim ile işyerinde edinilen pratik deneyim bütünleştirilmeli.
MESEM öğrencilerine diğer okullarda sunulan yabancı dil eğitimi olanakları eşit biçimde sağlanmalı.
Okul güvenliğini desteklemek için güvenlik personeli istihdam edilmeli.
Ailelere ve öğretmenlere yönelik destek
Çırak öğrencilerin ailelerine yönelik aile danışmanlığı ve psikososyal destek hizmetleri güçlendirilmeli
Aileler çocukların gelişimsel ihtiyaçları, eğitim hakları ve çalışma yaşamındaki riskler konusunda bilgilendirilmeli.
Ekonomik kırılganlığı azaltmak için burs, ulaşım ve eğitim materyali desteği gibi sosyal destek programları uygulanmalı
Öğretmenlerin eğitimlerine sınıf içi iletişim, çatışma çözümü ve öğrenci merkezli öğretim teknikleri eklenmeli.

Usta-çırak ilişkilerinde güvenli ve destekleyici bir öğrenme ortamı sağlamak amacıyla ustalara yönelik kısa süreli “Koruyucu Pedagojik Farkındalık ve Güvenli İletişim” modülü zorunlu hâle getirilmeli.
İşyerlerinde çocukların psikososyal ihtiyaçlarına duyarlılık artırılmalı; ayrımcılık, baskı ve aşağılama ile mücadele mekanizmaları kurulmalı.
MESEM’lerde ve çıraklık politikalarında sosyologların izleme, değerlendirme ve danışmanlık görevleri kurumsal olarak tanımlanmalı.
Çalışma süreleri, ücret ve iş güvenliği
Çırak öğrencilerin çalışma saatleri ve ücretlendirilmesine ilişkin standartlar açık biçimde belirlenmeli ve ilgili kurumlar tarafından denetlenmeli.
Öğrencilerin hak ettikleri ücretleri eksiksiz ve düzenli almaları güvence altına alınmalı; eksik, gecikmeli veya yapılmayan ödemelere karşı caydırıcı yaptırımlar uygulanmalı.
Çocukların yaşlarına ve gelişim düzeylerine uygun olmayan riskli işlerde çalıştırılması önlenmeli.
İş sağlığı ve güvenliği koşulları düzenli olarak denetlenmeli; iş güvenliği eğitimleri zorunlu hâle getirilmeli ve koruyucu ekipmanlara erişim sağlanmalı.
Okul, çırak ve işletme arasındaki koordinasyon güçlendirilmeli; öğrencinin gelişimini izleyen ve güvenli çalışma koşullarını önceleyen mekanizmalar kurulmalı.
Çıraklık eğitiminde haftalık eğitim ve çalışma düzeni yeniden yapılandırılmalı. Tezde, eğitim ve iş günlerinin beş gün üzerinden planlanması; iki gün okul-üç gün iş veya üç gün iş-iki gün okul biçiminde düzenlenmesi ve öğrencilerin hafta sonu tatiline sahip olması öneriliyor.
Toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadele politikaları mesleki eğitim sisteminin tüm kademelerine entegre edilmeli.
Göz göre göre MESEM cinayeti: Hayatını kaybeden 15 yaşındaki çocuğa daha önce de elektrik çarpmış
Kaynak: Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.


