Bi dünya haber... | Hangimiz ağlamadık çılgınlar gibi?
Dünya yine hareketli, gündem yine karmaşık. Krizler, kurulan masalar, devrilen masalar, arka kapı diplomasisi, savaşlar, barışlar... Ya da barış adımları...
Bu başlıkları Kısa Dalga’da hem günlük bültenlerimizde hem de kisadalga.net’te yakından izliyoruz. Ama hızla akan haber trafiğinde, pek çok önemli gelişme ve kritik detay satır aralarında kaybolup gidiyor. Bu bültende, gözden kaçmaması gereken o başlıkları kısa ama net bir çerçeveyle bir araya getirdik.
Buyrun başlayalım...
BÜLTENİ DİNLEMEK İÇİN PLAY'E TIKLAYINIZ
➡️ SAĞLIK, SIHHAT, YAŞAM...
Dünya gündeminde sadece krizler, gerilimler, skandallar yok... Hepimizi ilgilendiren araştırmalar, keşifler de var...
- Hangimiz ağlamadık çılgınlar gibi...
Evcil hayvan kaybının insanı nasıl derinden sarstığını yaşayan bilir... İngiltere'de yapılan çalışma bu yas sürecine dair çok çarpıcı veriler sunuyor.
Akademik dergi PLOS One’da yayımlanan bir çalışmaya göre evcil hayvanını kaybeden bazı kişiler, aylar hatta yıllar süren uzamış yas bozukluğu yaşıyor.
Bu yasın belirtileri şöyle: Yoğun özlem, derin umutsuzluk, sosyal hayattan kopma, gündelik işleri yapmakta zorlanma.

Araştırmaya katılanların yüzde 7,5’i, klinik olarak tanımlanan uzamış yas kriterlerini karşıladı. Ve bu oran yakın bir arkadaş kaybıyla, kardeş ya da partner kaybıyla neredeyse aynı düzeyde. Özetle, hepimizin yaşadığı o acının, akıtılan göz yaşlarının bir anlamı vardı...
- Sabaha kadar dizi izlemek çok güzel ama...
Yine aynı dergide yayımlanan ve yine hepimizi ilgilendiren bir başka çalışmayı daha aktaralım. Euronews'in haberine göre Çin’de yapılan araştırma, peş peşe dizi izleme alışkanlığıyla yalnızlık arasında güçlü bir bağ olduğunu gösteriyor.
Günde en az 3,5 saat televizyon izleyen katılımcıların yüzde 60’ından fazlası, bağımlılık kriterlerini karşılıyor.
Kendini yalnız hisseden kişiler olumsuz duygulardan kaçınmak için televizyona yöneliyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre yalnızlık, küresel ölçekte ciddi bir halk sağlığı tehdidi ve kalp hastalıklarından depresyona kadar pek çok riskle bağlantılı.
- İçmeden sarhoş olanlar...
Diyelim trafik polisi sizi durdurdu ve alkolmetreye üflediniz ve içkili çıktınız. Oysa bir damla bile içki içmemiştiniz... Bu olabilir mi?
Belki aranızda bilenler de vardır, evet böyle bir sendrom var. Adı da 'Auto-Brewery Syndrome' yani oto-fermantasyon sendromu'. Tıp literatüründe hastalık "çok nadir" olarak tanımlanıyor. Bu kişilerin bağırsakları, etanol üreterek kişiyi alkol almadan sarhoş ediyor. Yeni çalışma bu hastalığın bazı mikroorganizmalardan kaynaklandığını gösteriyor. Şu ana kadar standartlaşmış bir tedavi yöntemi yok.
DW Türkçe'nin aktardığına göre California Üniversitesi'nden bilim insanları bir hastada, iki dışkı naklinin ardından belirtiler belirgin biçimde hafiflediğini gördü. Dışkı nakli, yani fäkale Mikrobiota-Transplantation (FMT), kulağa rahatsız edici gelse de oldukça etkili bir yöntem. Sağlıklı bir donörden alınan bağırsak bakterileri, hastanın bağırsağına aktarılıyor ve bozulan mikrobiyom adeta "sıfırlanıyor".
➡️ AVRUPA... Traktörlerin savaşı: Mercosur Anlaşması
Avrupa kentlerinden zaman zaman traktörlerin kent merkezini kuşattığı, çiftçilerin polisle çatıştığı görüntüler gelir. Buradaki 'çatışmanın' temelinde 20 yıldır müzakere edilen bir 'anlaşma' var. Mercosur Ticaret Anlaşması...

Bu anlaşma, Avrupa Birliği ile Güney Amerika ülkeleri arasında 20 yılı aşkın süredir müzakere ediliyor. Krizlerin gölgesinde süren bu müzakereler yine tıkanmış durumda. Avrupa Parlamentosu, bu hafta yaptığı oylamayla anlaşmayı AB Adalet Divanı’na taşıma kararı aldı. Peki bu ne demek? Anlaşmanın en az bir yıl daha ertlenmesi demek.
- Anlaşma hayata geçerse ne olacak? Avrupa Birliği ile Brezilya, Arjantin, Uruguay ve Paraguay arasında 700 milyondan fazla insanı kapsayan dev bir serbest ticaret alanı oluşacak.
- Çiftçiler neden karşı? Güney Amerika’dan gelecek ucuz ürünlerin çevre, hayvan refahı ve gıda güvenliği standartları açısından düşük olduğunu ve bunların Avrupa pazarını dolduracağını söylüyorlar.
- İsteyenler ne diyor? Avrupa sanayisi için yeni pazarlar oluşacağını ve küresel ticarette Avrupa’nın elini güçlendireceğini savunuyorlar.
Şimdi gözler AB Adalet Divanı’nda. Mahkemenin kararının bir yıl gecikebileceği söyleniyor. Çiftçiler de protestolarına devam edecek.
➡️ ORTA DOĞU: 9 bin IŞİD'liye ne olacak?
Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında ilan edilen ateşkesin en önemli nedenlerinden biri tutuklu binlerce IŞİD'nin hükümete devriydi.
DW Türkçe'nin haberine göre hapishane ve kamplarda yaklaşık 9 bin IŞİD'li var. Ayrıca IŞİD'lilerin eş ve çocukları, çeşitli kamplarda tutuluyor. Sadece El Hol'de çoğu kadın ve çocuk 24 bin kişi bulunuyor.
Suriye'deki IŞİD'liler şimdi Irak'a naklediliyor. ABD'nin nakil sırasında önceliği en tehlikeli IŞİD'lilere verdiği ve bunların arasında , Avrupa dahil 50'den fazla ülkenin vatandaşlarının da bulunduğu belirtiliyor.
Irak, kendi güvenliği için tehlikeli IŞİD savaşçılarının gözünün önünde bulunmasını Suriye'de kalmalarına tercih ediyor. Suriye'deki devir sürecinde doğabilecek güç boşluğunda IŞİD'lilerin kaçma olasılığı endişe yaratıyor.
Peki yargılama nasıl olacak? Irak, Suriye'den nakledilen IŞİD'lileri tamamen Irak yasalarına göre kendisinin yargılayacağını duyurdu. IŞİD'in Irak'ta işlediği suçları, 2017'de oluşturulan Irak Araştırma Ekibi incelemiş ve 6 yılda 18 milyon sayfalık belge dijitalleştirilmişti.
Başta Ezidiler olmak üzere azınlıklara karşı işlenen suçlar belgelenebilmiş, ayrıca 67 kitlesel mezar ortaya çıkarılmıştı.
➡️ DİPLOMASİ: Avrupa, Trump, Grönland
ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı almak istemesiyle başlayan gerilim yine Trump'ın geri adım atmasıyla yatışmış görünse de gerginlik de diplomasi de sürüyor. Trump, sekiz Avrupa ülkesine ek vergi uygulayacağını açıklayıp sonra geri çekmişti.
ABD ve Avrupa ilişkileri bu kısa süre içinde epey yıprandı. Avrupalı bazı liderler Trump'a karşı sert çıkışlar yapsa da Avrupalılar, bir “çıkış yolu” aramaya başladı. Euronews'ün haberine göre Avrupa'nın amacı tam bir çatışmayı önlemek, Grönland’ı korumaktı.
Başlangıçta diplomatik girişimler sonuç vermedi. AB Komisyonu Başkanı Von der Leyen ve Almanya Şansölyesi Merz, Davos’ta Trump ile görüşme girişiminde bulundu, ancak çift taraflı görüşmeler gerçekleşmedi.
Trump, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan gelen “Grönland’da ne yaptığını anlamıyorum” mesajını sızdırdı. Almanya'da ise ekonomi ve siyaset çevrelerinde New York’ta tutulan altın rezervlerini ülkeye geri getirme düşüncesi dile getirildi.
Tansiyon yükselirken Trump, “Dünya koruması için bir buz parçası istiyoruz ve onlar (Avrupalılar) vermiyor. Seçim sizin: ‘evet’ derseniz minnettar oluruz, ‘hayır’ derseniz bunu unutmayacağız” dedi.
Gerilim Davos'ta da sürdü ancak sonunda detayları kamuoyuna açıklanmayan bir anlaşma gündeme geldi. Ancak Avrupalı liderler tamamen rahatlamış değil. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron bunu şu sözlerle dile getirdi: “Son derece dikkatliyiz ve yeni tehditler çıkarsa araçlarımızı kullanmaya hazırız."
➡️ DAVOS'ta bir gözaltı hikayesi
Girişimci Sebastian Heyneman, Dünya Ekonomik Forumu'nda 13 saat gözaltında tutuldu. Semafor'daki habere göre, Verdico adlı girişimin kurucusu Heyneman'ın amacı para transferlerinde sahtekarlığı önleyen doğrulama cihazını satabilmekti.
Heyneman, Digital Life Design'ın düzenlediği partiye katıldı. Sandviç aramaya giderken cihazın prototipini bir sütunun üzerine yerleştirdi. Geri döndüğünde cihaz yoktu. Otel güvenliği onu bekliyordu ve polisin bazı soruları vardı.
Sütuna bıraktığı cihaz, üzerinde sıcak tutkal lekeleri ve yanlardan teller çıkan siyah bir küptü. Resmi belgelerde Heyneman için "Güvenlik bölgesinde şüpheli görünen ve yasa dışı amaçlarla kullanılmış olabileceği ihtimali göz ardı edilemeyen bir teknolojik cihazla görüldüğü..." yazıyordu.
Semafor 13 saatlik gözaltı sürecini şöyle anlattı: "Parmak izi tarayıcısını getirdiler ve adam bana, "Uluslararası bir casus olup olmadığınızı görmek istiyorum" dedi. Uykusuzluk çektiğim için haplarımı istedim, o da, "Siyanür olup olmadığını bilmediğim için size veremem" dedi. (Hücrede) Betona oyulmuş metal bir yatak ve tuvalet-lavabo birleşimi vardı. Suyun kaynak suyu olduğunu söylediler, yani içilebilir durumdaydı. Yemekler muhteşemdi. Anlaşılan hastaneden getirmişlerdi; tavuklu lazanya, harika. Tek şikayetim kokuydu.
Ertesi sabah teknik uzman getirdiler. "Buraya gel, teknolojini açıkla" dedi. Ben de sunumumu yaptım. Bilgisayarımı açtık. Kodu satır satır inceledik. Geri döndüler ve "Gidebilirsiniz. Ancak cuma günü saat 18:00'e kadar Davos'a girişiniz yasak." dediler. Gelecek yıl başka bir otel rozeti için başvuracağım."
➡️ ABD: Minneapolis'te neler oluyor?
ABD'nin Minnesota eyaletinin Minneapolis kentinde yeni yılın ilk günlerinde başlayan gerginlik sürüyor. Göç ve Gümrük Muhafaza Kurumu (ICE) görevlileri 7 Ocak'ta Renee Nicole Good isimli 37 yaşındaki bir kadını arabasında vurdu. ABD genelinde göçmenlik uygulamalarına karşı protestolar düzenlendi. ABD İç Güvenlik Bakanlığı, Good'un arabasıyla polis memurlarını ezmeye çalıştığını savundu ancak yerel yetkililer bu iddiayı şiddetle reddetti.
Protestolar sürerken bu kez de Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu ekiplerinin, 5 yaşındaki bir çocuğu babasıyla gözaltına aldığı öne sürüldü. İç Güvenlik Bakanlığı ise çocuğun gözaltına almadığını, anne ve babanın çocuğu terk ettiğini savundu.
Kentte göçmenlere yönelik uygulamalara sesler yükselirken hafta sonu yeni bir haber daha geldi. Göçmen polisi bu kez de ABD vatandaşı Alex Pretti'yi vurarak öldürdü. İç Güvenlik Bakanlığı, Pretti'nin silah taşıdığını ve silahı alma girişimlerine direnmesi üzerine, üzerine görevlilerin nefsi müdafaa amacıyla ateş açtığını savundu.
Görgü tanıkları, yerel yetkililer ve kurbanın ailesi, elinde silah değil telefon olduğunu belirterek bu açıklamayı reddetti.
Demokrat Senatörler, İç Güvenlik Bakanlığı'nı da kapsayan fon paketine karşı çıkacaklarını açıkladı.
➡️ MEDYA: Minnesota'da gazetecilik yapmak
Göçmenlere yönelik uygulamaların protesto edildiği, göçmen polisinin iki kişiyi vurduğu Minnesota'taki meslektaşlarımız Türkiye'de de olduğu gibi bu kriz zamanında manipülasyonlar arasında doğru habere ulaşma çabası veriyor.
Minnesota'nın en büyük haber kuruluşu 157 yıllık Minnesota Star Tribune editörü ve kıdemli başkan yardımcısı Kathleen Hennessey, gazetesinin 200 muhabirinden 50'sinin bu olayları takip ettiğini söylüyor. Semafor'a konuşan Hennessey, her gün "hayaletlerin" peşinden koşarak ve sosyal medyada dolaşan söylentileri ayıklayarak haber ürettiklerini söylerken, "Amacımız, Instagram'da hızla yayılan videoların ötesine geçerek, bir olayda gerçekten ne olduğunu anlamak. Kendimizi gerekli ve gerçek bir amaç duygusu içinde hissediyoruz ve bu da bize enerji veriyor" diyor.
➡️ MODA... 'Made In Italy' bitti mi? Biter mi?
Valentino Garavani'nin ölümü, 'Made in Italy' modelinin değişen küresel pazarda başarılı olup olamayacağı sorusunu gündeme getirdi.
“Son İmparator” olarak anılan efsanevi modacı Valentino Garavani'ye veda, birçok kişi tarafından bir moda kuşağının doğal sonu olarak görülüyor. Sadece birkaç ay önce bir diğer İtalyan dehası Giorgio Armani de hayatını kaybetmişti.
Paola Fendi, İtalyan stilini tüm dünyaya tanıtan yaratıcılar grubunun geriye kalan son üyesi. Peki, bu kuşağın sona ermesi ne anlama geliyor?
Profesör Carlo Fei'ye göre paniğe kapılmak için bir neden yok. Euronews'e konuşan Fei, "Bu ikonik figürlerin vefatının, özellikle moda alanında 'Made in Italy' markasının sonunu belirleyeceğini düşünmüyorum. Mesele bir markanın İtalyan olup olmaması değil, piyasaların nasıl işlediğini anlama becerisi" diyor.
GÖZDEN KAÇMASIN
➡️ Dünyanın en ünlü çiftlerinden David ve Victoria Beckham'ın büyük oğlu Brooklyn, ebeveynleriyle bağlarını kestiğini açıkladı. Brooklyn Beckham, anne ve babasını evliliğini bozmaya çalışmakla itham etti. Brooklyn’in sert çıkışı, Beckham ailesinin medya ve kamuoyu nezdinde yıllardır özenle koruduğu kusursuz imaja darbe vurdu.
➡️ Finlandiya’nın kuzeyindeki Oulu, geçen hafta sonu düzenlenen açılış festivaliyle birlikte 2026 Avrupa Kültür Başkenti ünvanını resmen devraldı. Oulu, yıl boyunca sürecek zengin bir kültür ve sanat programına ev sahipliği yapacak.
➡️ 12-22 Şubat tarihleri arasında düzenlenecek 76'ncı Uluslararası Berlin Film Festivali'nde Altın ve Gümüş Ayı ödülleri için yarışacak filmler açıklandı. Berlinale olarak bilinen festivalin yarışma bölümdeki toplam 22 film arasında yönetmen İlker Çatak ile Emin Alper'in filmleri de bulunuyor.
➡️ Dubai altı ay önce başlattığı projeyle ilk kez ev sahibi olacaklara destek veriyor. Altı ayda 2 bir kişi bu program aracılığıyla ev sahibi oldu.
Haftaya görüşmek üzere, hoşça kalın...
Kaynak:Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.