Betonlaşmış vicdanlar ülkesinde 45 metre kare cinayeti - 2

İlk bölümde Harbiye’deki 45 metrekare boş arsa için çatışanları anlatmıştım. Onlar silahlarını ateşlerken yoldan geçen Okan Karaten ailesiyle birlikte arada kalmıştı.Ülke; çete çatışmasının arasında kalıp kızını korumak isterken ölen babaya birkaç gün üzüldü. Kısa bir vicdan sızısı, “Bu ülke ne hale geldi” serzenişiydi. Sonra mafya dizilerini zevkle seyretmeye devam etti insanlar. Sedat Peker ifşalarıyla ortaya saçılan çürümüş devlete, bataklığa sessiz kaldılar.

·

PODCASTİ DİNLEMEK PLAY'E TIKLAYINIZ





İlk bölümde Harbiye’deki 45 metrekare boş arsa için çatışanları anlatmıştım. Onlar silahlarını ateşlerken yoldan geçen Okan Karaten ailesiyle birlikte arada kalmıştı. Bebek arabasındaki kızını korumak için kendini siper etmiş ve başından tek kurşunla vurularak ölmüştü.

1. BÖLÜMÜ OKUMAK VE DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

11 Haziran 2021’deki bu çatışmanın ardından olay yerine gelen polis ekipleri, sarı plakalarla sokaktaki onlarca boş mermi kovanını, kurşun isabet eden yerleri işaretledi.

Çatışmadan sonra ilk olarak ateş açılan Ap-Ay isimli emlakçının sahibi Ahmet Aydemir, oğlu Gültekin Efe Aydemir ve iki çalışanı gözaltına alındı. Ahmet Aydemir ifadesinde çatışmadan hemen öncesini şöyle anlattı:

“İlmettin Aytekin ve Deniz Sarihan ofisten gittikten iki saat sonra mahalledekiler Nupelda Otel’in önünde kalabalık bir grubun toplandığını söyledi. Bunun üzerine ofisi kapatıp gitmeye karar verdim. Oğlum ve çalışanlarımla dışarı çıktığımız sırada ateş açıldı.”

Polis çok hızlı bir şekilde kırmızı panelvanın yerini öğrenmişti. Olay yerine birkaç kilometre uzakta, Kurtuluş’taki bir otoparktaydı.

Buraya baskın yapan polisler, otoparkın asma katındaki ofiste kırmızı panelvanı kullanan Cem İşişler, bu araçtan inerek ateş açan Osman Turan ve motosikleti kullanan İslam Aytekin’i yakaladı.

Polis üç şüpheliye silahların nerede olduğunu sordu. Otoparkta Berkay Gencer isimli arkadaşlarına silahları siyah bir poşet içinde verdiklerini söylediler. Polisler Berkay Gencer’i üç sokak ötede, Feylosof Sokak’ta buldu. Silahları sakladığı çöp konteynerinin altını gösterdi ve gözaltına alındı. Poşette demir dipçikli bir Uzi ve iki tabanca vardı.

Yakalanan şüpheliler, Gayrettepe’deki Asayiş Şube’de avukatları yanlarındayken verdikleri ifadede olayı ağız birliği etmişçesine anlattı. Kurtuluş’ta çay bahçesinde otururken Nupelda Otel’deki bir çalışanın Osman Turan’ı telefonla aradığını söylediler. Arayan kişinin, otelin çevresinde silahlı kişilerin gezdiğini anlattığını ve bunun üzerine kırmızı panelvan ve motosikletle otele gittiklerini savundular. Otel çevresinde kimseyi göremeyince bir alt sokağa indiklerini anlatan zanlılar, burada Ap-Ay isimli emlakçının önünde silahlı kişileri görünce ateş açtıklarını iddia ettiler.

Yani; rastlantı sonucu; çay bahçesinde bir aradaydılar. Tesadüfen biri Uzi, üç silah üzerlerindeydi. Kırmızı panelvanın ön plakası bir kaza sonucu düşmüştü, arka plaka poşetle kapanmıştı. Yolun kesildiği, yüzlerini gizledikleri saldırının organize olmadığını söylüyorlardı. Elbette hiç inandırıcı değildi bunlar.

Anlık bir çatışma olduğunu öne sürerek ceza miktarını düşürmeyi, tahrik indirimi almayı planlamışlardı. Ayrıca örgüt suçlamasından kurtulmayı ve azmettiricileri gizlemeyi de sağlayacak ifadelerdi bunlar.

Uzi silahla sokakta ateş açan kişi hakkında hiçbir bilgi vermediler. Kendilerini azmettiren olmadığını söylediler. Bazı zanlılar, otelin gayri resmi ortağı Deniz Sarihan’ın saldırı öncesinde Kurtuluş’taki çay bahçesinde ve olay yerinde olduğunu da gizlemişti.

İlmettin Aytekin ve Deniz Sarihan yakalanmadı, polis onları arıyordu. Bu sırada otelin bir çalışanı saldırıda Uzi silahı kullanan, kirli sakallı kişinin Yunus Aksak olduğunu söyledi. Onun hakkında da yakalama kararı çıkarıldı.

Adli Tıp Kurumu incelemesinde Okan Karaten’in Uzi silahtan çıkan kurşunla öldüğü kesinleşti.

Saldırıdan 2 ay 10 gün sonra aranan kişilerden, otelin gayri resmi ortağı, 35 yaşındaki Deniz Sarihan teslim oldu ve ‘Kasten öldürme’ suçundan tutuklandı. O da olayın anlık bir çatışma olduğunu savunuyordu.

Kurtuluş’taki çay bahçesinde otururken otelin etrafında silahlı kişilerin gezdiğine dair haber aldıklarını iddia eden Deniz Sarihan şöyle devam etti:

“Hep birlikte buradan panelvan araç ve motosikletle ayrıldık. Otelin önünde kimseyi görmedik, çevresinde birkaç tur attık. Alt sokakta gündüz görüşme yaptığımız, bize silah doğrultan şahısları gördük. Bir tanesinin elinde silah vardı, otele saldıracaklarını anladık. Hemen ben ve Osman araçtan indik. Silah sesleri gelmeye başladı, ben de havaya ateş açtım.”

Polis, “Kimseden talimat aldınız mı” diye sordu ve Deniz Sarihan şöyle yanıtladı:

“Olay anlattığım şekilde bir anda meydana geldi. Herhangi birinden talimat almadım.”

Deniz Sarihan’dan 10 gün sonra, 1 Eylül 2021 günü Okan Karaten’i Uzi silahla öldürdüğü tespit edilen Yunus Aksak emniyete giderek teslim oldu. Diğer 2 zanlı gibi Nupelda Otel’de vale olarak çalıştığını savundu. Otoparkı olmayan otelin vale kadrosu çetenin istihdam merkezi gibiydi.

Olay öncesinde kullandığı cep telefon numarasını ‘Hatırlamıyorum’ diyerek söylemedi Yunus Aksak.

‘Silahı nereden aldın’ sorusuna Yunus Aksak şöyle yanıt verdi:

“Ben bu silahı olaydan 15 gün önce Alibeyköy’de tanımadığım Suriyeli bir şahıstan 1500 TL karşılığında satın aldım. Silahlara merakım olduğundan bunu aldım.”

Bu noktada silahlar konusunda sanıkların ağız birliği dikkat çekiyor.

Deniz Sarihan aynı soruya “Ben bu tabancayı olaydan 4 ay önce Aksaray’da ismini bilmediğim Suriyeli bir şahıstan 1500 TL’ye satın aldım” diye yanıt vermişti.

Onunla birlikte emlakçıya ateş açan Osman Turan ise şöyle demişti:

“Kullandığım silahı yaklaşık 2 yıl önce Fatih Aksaray’da tanımadığım bir kişiden 2 bin TL’ye almıştım.”

Yunus Aksak da diğer şüphelilerle aynı ifadeyi veriyor, çatışmanın planlanmamış anlık bir olay olduğunu anlatıyordu. Uzi silahı kullandığını ifadesinde kabul etmişti ve “Silah sesleri gelince korku ve panikle seslerin geldiği tarafa doğru koştum, havaya ve yere ateş ettim. Haberlerde ölen bir kişi olduğunu gördüm, olaydan sonra kimseyle görüşmedim” dedi.

Polis “Olaydan sonra bu kadar zaman geçmesine rağmen niye teslim olmadın” diye sordu. Yunus Aksak “Evimde saklanıyordum. Pişman olduğum için gelip teslim oldum” diye yanıt verdi.

Polis “Kimseden talimat aldın mı” diye sordu. Cevap hazırdı:

“Ben herhangi birinin emir ve talimatıyla yapmadım. Olay anlattığım gibi olmuştur.”

Böylece cinayet silahını kullanan kişi de suç örgütü olmadığı yönünde ifade verdi.

Bütün süreç halen aranan, otelin işletmecisi İlmettin Aytekin’in lehine işliyordu ama bitmemişti. Ateş açılan işyerinin sahibi Ahmet Aydemir ve oğlu Gültekin Efe Aydemir, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na iki dilekçe verdi.

Dilekçelerde hemen hemen aynı metin vardı ve şöyle deniliyordu:

“Kimliğini bilmediğimiz şahıslar tarafından işyerimize silahlı saldırı düzenlenmiştir. Daha sonra Nupelda Otel’in işletmecisinin İlmettin Aytekin olduğu öğrendik. Bu şahsın bizim uğradığımız saldırıyla ilgisi olmadığı kanaatindeyiz. İlmettin Aytekin’den şikayetçi değiliz… Olayın aydınlatılmasına yönelik işbu bilgilerin değerlendirilmesini saygılarımızla talep ederiz.”

Okan Karaten, babasız kalan minik Ada, sevdiğini kaybeden Elanur Karaten kimin umurunda. Silahları ateşleyen taraflar böylece anlaşmaya varmıştı. Belki de 45 metrekarelik arsadaki paylaşılamayan rant, Okan Karaten’in ölüsü üzerine inşa edilecekti.

Bu sırada İlmettin Aytekin hakkındaki yakalama kararına savcı ‘ifadesinin alınıp serbest bırakılması’ notunu düşmüştü.

Deniz Sarihan ve cinayet silahını ateşleyen Yunus Aksak teslim olduktan ve çatışmanın karşı tarafı ‘şikayetçi değiliz’ dilekçeleri verdikten sonra İlmettin Aytekin ortaya çıktı.

İstanbul Çağlayan’daki Adalet Sarayı’nın kapısından 13 Eylül 2021 günü sabah saat 08.00 sıralarında giren İlmettin Aytekin, polislere GBT kontrolü yaptırmak istediğini söyledi. Oysa ‘kasten öldürme’ suçundan üç aydır arandığını biliyordu ve yanında avukatı da vardı. Aynı gün soruşturmayı yürüten savcı Onur Ekinci’nin odasında ifadesi alındı.

Bir sayfalık ifadesinde İlmettin Aytekin şöyle konuştu:

“Emlakçıda tehdit edilince ben suç duyurusunda bulunmak için avukatımın ofisine gittim. Olay sırasında avukatımın yanındaydım. Kimseyi azmettirmedim. Ben de olayları otelin yanındaki marketçiden öğrendim. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum.”

İlmettin Aytekin de Deniz Sarihan gibi otelin işletmesini olay günü notere giderek aldıklarını söylüyordu.

İlmettin Aytekin ifadesinden sonra serbest bırakıldı, bir gün gözaltında bile kalmamıştı.

Geçmişte yargıdaki rüşvet ağını yönettiği iddia edilen Haldun Erdavran ise sadece tanık olarak ifade vermişti.

Okan Karaten’in öldüğü ve iki kişinin yaralandığı soruşturma hakkında ise gizlilik kararı verilmişti. Karaten Ailesi’nin avukatı Saygın Bedri Gider soruşturma hakkında bilgi alamıyordu. Soruşturmanın sadece tetik çekenlerle sınırlı kalmasından, suç örgütü iddialarının araştırılmamasından endişeliydi.

Ülke; çete çatışmasının arasında kalıp kızını korumak isterken ölen babaya birkaç gün üzüldü. Kısa bir vicdan sızısı, “Bu ülke ne hale geldi” serzenişiydi. Sonra mafya dizilerini zevkle seyretmeye devam etti insanlar. Sedat Peker ifşalarıyla ortaya saçılan çürümüş devlete, bataklığa sessiz kaldılar.

Okan Karaten de unutuldu.

Bu ülke, bebeğini korumak için bedenini siper ederken katledilen bir baba ve ailesini adaletten mahrum bırakacak kadar vicdanını yitirmiş miydi?

Avukat Saygın Bedri Gider, soruşturma gizli sürerken suç örgütü faaliyeti olarak olayın incelenmesi talebiyle dilekçe verdi. Avukat, mahallede yaşayan bazı kişilerin 45 metrekarelik arsa için geçmişte yaşananları gizli tanık olarak anlatmak istediklerini savcıya bildirdi. Ancak savcı bunu reddetti.

Avukat Saygın Bedri Gider, cinayetten 5 ay sonra, 15 Kasım 2021 günü iddianamenin tamamlandığını internetteki haberlerden öğrendi. İddianameyi okuduğunda büyük şaşkınlık yaşadı. Sadece saldırıya katılanlar suçlanıyordu. Çok organize olan saldırıya karşın suç örgütü suçlaması yapılmamıştı. Azmettiricilikten suçlanan kimse yoktu.

Otelin işletmecisi olduğunu söyleyen İlmettin Aytekin ve oteli eşine devreden ama gerçek sahibi olduğu iddia edilen Haldun Erdavran sanıklar arasında yoktu.

Avukat Saygın Bedri Gider, iddianamenin reddedilmesi için hemen bir dilekçe yazdı ve İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sundu.

Avukat dilekçesinde Uzi, Baretta gibi silahların kullanıldığı saldırının çok planlı ve organize olduğuna dair çok sayıda delil olduğunu belirterek “Otele komşu olan arsayı baskı, tehdit ve silahlı eylemle ele geçirmek isteyen otel sahibi ve işletmecisi ile saldırganların ilişkisi ortaya konulmadı. Geçmiş bağlantıları incelenmedi. Azmettiriciler araştırılmadı, karanlıkta bırakıldı. Nupelda Otel’in sahiplerinin, hisse devir geçmişlerinin bile araştırılmadığı bir soruşturma ile karşı karşıyayız” diyordu.

Ancak avukat, dilekçesine yanıt alamadı. 25 Kasım 2021 tarihinde İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi kabul etti, hukuki zorunluluk olmasına karşın avukatın dilekçesine yanıt bile verilmemişti. Üstelik 15 Kasım 2021’de verilen dilekçe, 44 gün sonra yani iddianamenin kabul edilmesinden bir ay sonra UYAP’a yüklendi, yani işleme koyuldu.

Bu sırada gizlilik kararı kalkan dosyayı inceleyen Avukat Saygın Bedri Gider, savcı Onur Ekinci’nin sadece 2 ay geriye dönük telefon görüşme kayıtlarını istediğini gördü. Oysa 1 yıllık bir süreçteki telefon kayıtlarının incelenmesi gerekiyordu. Ayrıca Uzi silahla Okan Karaten’i öldüren Yunus Aksak’ın olaydan önce kullandığı cep telefonu tespit edilmemiş, onun geçmişe yönelik telefon görüşme kayıtları ortaya çıkarılmamıştı.

İlmettin Aytekin ve Deniz Sarihan, otelin işletmesini olay günü notere giderek aldıklarını söylemişti ifadelerinde. Ama soruşturma dosyasında ne sözleşme ne de bir makbuz vardı. Hangi noterde sözleşme imzalandığı bile belli değildi.

Yeni Nalbant Sokak’ta ateş açanlar, otelin çalışanı olduklarını söylemişti. Hatta çoğu valeydi. Ama soruşturmada gerçekten otelin çalışanı olup olmadıkları Sosyal Güvenlik Kurumu’na sorulmamıştı.

Davanın ilk duruşması 16 Şubat 2022 günü Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda görüldü. Çetelerin çatışmasının arasında kalıp küçük kızını korumak isterken ölen babamın dramı artık gündemden düşmüştü. Yunus Aksak’ın ‘olası kastla öldürme’, ‘olası kastla öldürmeye teşebbüs’, ‘olası kastla yaralama’ suçlarından 64 yıldan 108 yıla kadar hapsi istendi. İşyerine ateş açan diğer 4 sanık ise ‘öldürmeye ve yaralamaya teşebbüs’ ile ‘olası kastla yaralama’ suçlarından hakim karşısına çıktı. Tutuksuz yargılanan Ap-Ay isimli emlakçının sahibi Ahmet Aydemir ile oğlu Gültekin Efe Aydemir’in de 6 kişiyi kasten yaralamaya teşebbüsten 4.5 yıldan 13.5 yıla kadar hapsi isteniyordu.

5 tutuklu sanık cezaevinden SEGBİS ile duruşmaya bağlandı. Elanur Karaten, duruşma salonundaki beyaz perdede gördüğü katil ile ilk kez yüzleşti ve teşhis etti.

“Net bir şekilde Yunus Aksak’ın kocama doğru geldiğini, ateş ettiğini gördüm. Bu yüzü asla unutmam” dedi.

Cezaevindeki SEGBİS odasından görüntüsü beyaz perdeye yansıtılan Yunus Aksak rastgele ateş açtığını, öldürme kastı olmadığını anlatıp “Ölen kişinin eşine de buradan başsağlığı diliyorum. Olay nasıl oldu çok şaşkınım” diye konuştu. Diğer sanıklar da pişman olduklarını söyleyip Elanur Karaten’e başsağlığı dilediler.

Elanur Karaten ise konuşurken gözyaşlarını zor tutuyordu:

“Hiçbirinin başsağlığı dileğini kabul etmiyorum. Kocamın katilleriyle ilk defa karşı karşıyayım. (Ap-Ay isimli emlakçıyı kast ederek) Mahallede çok sevilmeyen mafyatik tiplerdi. Nupelda Otel ile onların husumetli olduğunu herkes biliyordu. Biz defalarca onların tartıştığına şahit olduk. Kocam ateş edilince hemen çocuğunun önüne atladı ve tek kurşunla öldürüldü. Ne yere ne de havaya ateş ettiler. Birini öldürmeme şansları hiç yoktu. Hepsi 45 metrekarelik bir alan için… Ben çocuğumu halen dışarı çıkaramıyorum. Kızım büyüdüğünde internetten babasının onu korurken nasıl öldüğünü okuyacak.”

Avukat Saygın Bedri Gider, daha önce dilekçeler vererek anlattıklarını duruşmada tekrarladı. Otel işletmesini almak için sözleşmenin hangi noterde imzalandığını Deniz Sarihan’a sordu ama sanık yanıt veremedi. Bunun üzerine mahkemenin çevredeki noterlerden böyle bir sözleşme olup olmadığını sormasını talep etti. Sanıkların otel personeli olduğuna dair dosyada belge olmadığını belirten avukat, sanıkların gerçekten otel çalışanı olup olmadığının SGK’ya sorulmasını da istedi.

Avukat aslında şu ihtimali dile getiriyordu:

İlmettin Aytekin otelin işletmesini hiç almamış olabilir miydi? Sadece bu 45 metrekarelik arsayı baskı yoluyla ele geçirmek için Haldun Erdavran’ın talebiyle otel işletmecisi rolüne bürünen biri olabilir miydi?

Belki de otelde vale olarak çalıştığı söylenen sanıklar aslında bu suç örgütünün adamlarıydı ve otelin çalışanı değildi.

Buluştuklarını söyledikleri çay bahçesi de aslında sanıkların yakalandığı otoparktan başka bir yer olmayabilirdi.

Avukat suç örgütünün tespit edilmesi için soruşturmanın genişletilmesini talep ediyordu.

Ancak mahkeme heyeti, sonuca etkili olmayacağı, yargılamayı uzatacağı gerekçeleriyle avukatın tüm taleplerini reddetti. Yani diğer olasılık hiç araştırılmayacak, karanlıkta kalacaktı.

Avukat Saygın Bedri Gider, savcı Onur Ekinci’yi soruşturmada suç örgütünü gizlediği iddiasıyla Hakimler Savcılar Kurulu’na şikayet etmişti. Çıkar amaçlı suç örgütünün tespit edilmesi talebini kabul etmeyen mahkeme heyeti için de reddi hakim talebinde bulundu.

Cinayetin üzerinden 8 ay geçti. Bugün Yeni Nalbant Sokak’ta cinayetin silinmiş izleriyle hayat normal akışında devam ediyor.

Ap-Ay isimli emlakçı aynı binanın üst katına taşınmış. Nupelda Otel’in odaları Arap turistlerle dolu. Giriş kapısının yanındaki 45 metrekarelik arsanın etrafında artık demir çit yok, araçlar park ediyor. Belli ki Okan Karaten’in ölümünden sonra anlaşmaya varmışlar.

Elanur Karaten ise küçük kızıyla zorluklarla mücadele ederek ayakta duruyor.

Eşinin ölümünden sonra kuyumcudaki ortakları acılı kadına “Okan’ın borcu vardı” dedi ve para istediler. Elanur Karaten, “Eşimin borcu yoktu, aksine alacağı vardı ve bana anlatıyordu” dedi. Eşinin kuyumcudaki hissesini ortaklara cüzi bir miktara satmak zorunda kaldı. Ama davalık oldular. Elanur Karaten, hisse satışından aldığı parayla Ada’yı ameliyat ettirdi. Ada’nın ameliyatı iyi geçti ve hızla iyileşti. Ama halen her gün babasını soruyor.

Ada’yı babasız bırakanların yargılandığı davanın ikinci duruşması ise 30 Mart 2022 tarihinde İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

Adaletsiz ülkede Okan Karaten her duruşma biraz daha unutulacak, 45 metrekarenin rantını birbirine silah çekip masum bir insanın ölümüne neden olanlar paylaşacak.

Bu karanlık devam ettiği sürece betondan kentin altın değerindeki metrekareleri için mafyalar, çeteler savaşmaya, yoldan geçenler ölmeye devam edecek.


İLK BÖLÜMÜ DİNLEMEK İÇİN PLAY'E TIKLAYIN


Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.