Kapalıçarşı dosyası - 5: Dava sürerken Fayik Özbey’in altın rafinerisi izni iptal edildi

"Örgüt lideri" olmakla suçlanan Fayik Özbey’in avukatı, dava sürerken altın rafinerisi izninin iptal edildiğini ve yatırımlarının "çöp olduğunu" açıkladı. Mahkemenin uzun aralıklarla yaptığı duruşmalara karşın Temmuz ayından bu yana bilirkişi raporunun hazırlanmaması, yargılamayı kitledi.

CANAN COŞKUN

Beş günlük yazı dizisinin finalinde, davanın İstanbul’daki son duruşmasına mercek tutuyoruz. Kastamonu’nun Azdavay ilçesinde bir icra takibiyle temeli atılan, Ankara koridorlarında şekillendirilen ve İstanbul’da "özel yetkili" bir mahkemeye emanet edilen Kapalıçarşı davasında artık gözler mahkeme heyetinde.

İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde geçtiğimiz 5 Mart’ta Kapalıçarşı davasının dokuzuncu duruşması yapıldı. Duruşmaya fiziksel olarak katılanlar davanın beyaz yakalı sanıklarıydı. “Örgüt lideri” olmakla suçlanan Fayik Özbey salonda yoktu. Davanın telefon dolandırıcılığı ayağıyla ilgili Tokat grubu sanıkları da Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya bağlanmıştı.

Duruşma salonunda göze çarpan ise oturma düzeninin sağlanmamamış olmasıydı. Kimi sanıklar, kendileri için ayrılan sanık sıraları boş olmasına rağmen seyircilere ayrılan alanda oturmayı tercih etmişti. Mahkeme başkanının sanıklara söz hakkı verdiği sırada sanık sıralarında oturan bir kişinin sanık yakını olduğu, yine bu alanda oturan bir başka kişinin de davanın telefon yoluyla dolandırılan ayağının mağduru olduğu anlaşıldı. En temel oturma düzeninin dahi gözetilmediği bir “rahatlık” atmosferi hâkimdi yargılamaya.

Mahkeme başkanı, huzurda bulunan taraflara söz hakkı vermeden önce SEGBİS aracılığıyla bağlanan sanıklara tek tek söz hakkı verdi ve duruşmaya katılım zorunluluğunun kaldırılmasını isteyip istemediklerini sordu. Bu sanıkların beyanlarının alınmasından sonra duruşmadan ayrılmalarına izin verildi ve salondaki taraflara geçildi.

Duruşmada söz alan sanıklar, bilirkişilerin Temmuz ayında başlayan rapor çalışmasını hızlandırmasını, kripto varlık cüzdanlarındaki blokenin ve yurtdışı çıkış yasaklarının kaldırılmasını istedi.

Sanıklardan biri davanın uzman mütalaasını hazırlayan akademisyenlerden Mete Tevetoğlu’nun başka bir para aklama soruşturması kapsamında gözaltına alınarak serbest bırakıldığını hatırlattı. Kapalıçarşı’da uzun zamandır çalıştığını söyleyen sanık, “Yıllarca çay kaşığıyla toplanmış güven birkaç saniyede yerle bir oldu” dedi. Cüzdanlarından el konulan kripto varlıkların telafisinin mümkün olmadığını söyleyen sanık, ya kendisinin ya da davada yargılanan kardeşinin yurtdışı çıkış yasağının kaldırılmasını, bunu zararlarını kapatmak için istediğini aktardı. Kardeşi de hakkında dört yıldır uygulanan yurtdışı çıkış yasağının kaldırılmasını istedi.

“Merkez Bankası’ndan belgeler istensin”

Daha sonra mağdur avukatlarından Bilgehan Burak Türkmen söz aldı ve dosyaya kendilerinin de bir uzman mütalaası sunduğunu söyledi. Heyet için fiziksel hale getirdiği yaklaşık 500 sayfalık mütalaayı mahkeme başkanına verdi. Avukat Türkmen, raporda dünyadan dolandırıcılık ve kripto varlık iadelerine ilişkin örneklere yer verildiğini ve sanıkların başvurusuyla alınan uzman mütalaalarındaki tespitlere yanıt verildiğini söyledi. Avukat Türkmen, bu mütalaa doğrultusunda OFAC’a bildirim yapılmasını talep ettiklerini aktardı.

Avukat Türkmen, kripto varlık iadelerinin Ceza Muhakemesi Kanunu’na eklenen 128-A maddesine dayandırıldığını söyleyince sanık avukatlarından biri bu eklemenin 24 Aralık 2025’te yapıldığını söyleyerek tepki gösterdi. Sözlerine devam eden avukat Türkmen, dosyanın bilirkişilerden alınıp MASAK’a verilmesini ve Merkez Bankası’na yazı yazılarak ilgili soruşturmanın belgelerinin istenmesini talep etti. Sanık avukatlarından biri MASAK’ın bilirkişi olmadığını belirterek bu talebe yanıt verdi.

“Altın rafinerisi iznimiz iptal edildi”

Daha sonra “örgüt lideri” olmakla suçlanan Fayik Özbey’in avukatına söz hakkı verildi. Avukat Sadiye Çelik Karamelek, müvekkilinin 70 binin üzerinde bir müşteri portföyü olduğuna dikkat çekerek, altın ticaretiyle ilgili 300 ton olan ülke ortalamasının 180 tonunun Ağabey Holding’in elinde olduğunu söyledi. Müvekkilinin “Kapalıçarşı’nın en büyüklerinden biri” olduğuna vurgu yapan Karamelek, MASAK veya OFAC incelemesi olmadan müvekkilinin müşterisi olunamayacağını söyledi. MASAK’a daha önce yaptıkları şüpheli işlem bildirimlerine hiç dönüş yapılmadığını söyleyen avukat Sadiye Çelik Karamelek, bu sebeple o kişiyle ticaret yapmaya devam ettiklerini kaydetti. Avukat Karamelek, kurdukları altın rafinerisinde ön izinle üretime başladıklarını ancak dava sürecinde altın rafinerisi başvuru izinlerinin iptal edildiğini aktardı ve “Rafineri çöp oldu, çalışanlar işten çıkarıldı” dedi. Müvekkili hakkında Kapalıçarşı’yla alakalı bir dosyada takipsizlik kararı verildiğini söyleyen avukat “Bu dosyalardan dolayı battık, itibarımız 10 sene sonra yerine gelmiş ne fayda!” dedi. O da müvekkiline uygulanan yurtdışı çıkış yasağının kaldırılmasını ve beraat kararı verilmesini istedi.

“İade edilen varlıklar geri alınsın, yeddieminde tutulsun”

Sanık avukatlarından Ömer Özer de MASAK’ın bağımsız rapor yazabileceğini inanmadığını söyledi. Avukat Özer, mağdurlara iade edilen kripto varlığın mahkeme aracılığıyla geri alınarak yeddieminde tutulmasını talep etti.

Görüşü sorulan duruşma savcısı, talep edilen belgelerin dosyaya bir şey katmayacağını savunarak reddine karar verilmesini istedi. Savcı, bilirkişi raporunun dönüşünün beklenmesini talep etti. Mahkeme de sanıklar hakkındaki yurtdışı çıkış yasaklarının devam etmesine karar verdi. Bilirkişi raporunun beklenmesine hükmeden heyet, bir sonraki duruşmanın 24 Eylül’de yapılmasına karar verdi.

Kapalıçarşı davasının anlattıkları

Azdavay’dan İstanbul’a uzanan beş günlük bu kronoloji, bir dolandırıcılık soruşturmasının bir "yargısal dizayndan” geçerek davaya dönüştüğünün somut bir örneğini sunuyor. Dosyanın her aşamasında, bilirkişi listesinde olmayan isimlerin raporlarından, mahkeme heyetlerinin stratejik değişimlerine kadar pek çok dikkat çekici hamle göze çarpıyor. Devlet gücünün, belirli isimlerin nüfuz ağları ve kayıtdışı süreçlerle soruşturmaya en başından bir istikamet verdiği anlaşılıyor. Nihayetinde bu dava, sadece kripto varlıkların transferini konu almıyor, yargı, siyaset ve ticaret üçgeninde dosyaların nasıl şekillendiğini de anlatıyor.

Araştırma Haberleri