Kapalıçarşı dosyası - 4: Kripto dolandırıcılığı davasında uzmanlardan iddianameyi sarsan tespitler

Kapalıçarşı dosyası - 4: Kripto dolandırıcılığı davasında uzmanlardan iddianameyi sarsan tespitler
Kapalıçarşı’yla bağlantılı kripto varlık dolandırıcılığı iddiasıyla yürütülen dava dosyasına giren uzman mütalaaları, savcılığın kripto varlık transfer analizlerindeki tarih ve miktar uyumsuzluklarına dikkat çekiyor ve kripto alım satım ağındaki herkesin topyekün dosyaya dahil edildiğini vurguluyor.

CANAN COŞKUN

Kapalıçarşı ile bağlantılandırılan kripto varlık dolandırıcılığı davasında savunma tarafının dosyaya sunduğu uzman mütalaaları, soruşturmanın temellerini sarsan tespitler içeriyor. Yargılama aşamasında dosyaya giren mütalaalarda, iddianamenin suç geliri olarak ifade ettiği kripto varlık transferlerinin zamansal olarak yanlış ele alındığı belirtiliyor. Uzmanlara göre, paranın takip edilmesiyle oluşan ağdaki herkes "topyek

ûn" dosyaya dahil edildi ve suçun şahsiliği ilkesinin ihlal edildi. Öte yandan, raporlarda henüz yargılama bitmeden yapılan varlık iadelerinin mülkiyet hakkı açısından tartışmalı olduğu savunuluyor.

Kastamonu’nun 7 bin nüfuslu Azdavay ilçesinde bir ABD vatandaşının başlattığı icra takibi, Ankara’daki soruşturmanın fitilini ateşleyerek Kapalıçarşı Yönetim Kurulu Başkanvekili Fayik Özbey'e uzanan uluslararası bir kripto davasına dönüştü. Özbey'in "örgüt lideri" olarak yargılandığı davanın sanıkları arasında onun şirketleriyle kripto varlık alım-satımı ilişkisi bulunan veya eskiden onunla çalışan kişiler bulunuyor. İddianameye dayanak olan "Analybits" etiketli raporla yabancı uyruklu mağdurların kripto varlıklarının dolaylı olarak bu kişilerin kripto cüzdanlarına geldiği öne sürülmüştü.

İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden davada sanıklar kendilerine yöneltilen suçlamalara karşı uzman mütalaalarına başvurdu. Dosyaya sunulan uzman mütalaaları arasında İstanbul Aydın Üniversitesi Ceza Muhakemesi Hukuku ve Bilişim Hukuku öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Volkan Dülger ve İzmir Emniyet Müdürlüğü Siber Şube eski Müdürü Birkan Uzun’un hazırladığı mütalaalar öne çıkıyor. Sırasıyla mütalaalarda öne çıkan tespitlere bakalım.

Siber Suçlar eski Şube Müdürü Birkan Uzun’un hazırladığı raporda, yabancı uyruklu müştekilerinin dolandırılan kripto varlıklarının izinin nasıl sürüleceğine ilişkin tespitler yer aldı. Uzun, müşteki Rakesh Sharma’nın kripto varlıklarının iddianamenin işaret ettiği şüpheliye ulaşmadığını, diğer müşteki Pierre Besson’un transfer ettiği kripto varlıkların da dosyanın sanıklarıyla bir ilgisinin tespit edilemediğini aktardı. Uzun, müştekiler Sharma ve Nivedita Kaul’un kripto varlık gönderdiği cüzdandan yanlış transfer rotalarının takip edilmesi sonucu sanığa ulaşıldığını aktardı.

Bir diğer müşteki büyükelçi Ayşe Sedef Yavuzalp’in transferlerinin de Ethereum ve Bitcoin cinsi olması sebebiyle soruşturma dosyasında belirtilen USDT cinsinden kripto varlık transferleriyle bir ilgisinin olmadığı belirtildi. Uzun, dosyasını incelediği sanığın cüzdanına illegal kazançlardan elde edilen bir transfer gelmediğinin de altını çizdi.

Eski tarihli transfer

Uzun, dosyasını incelediği sanığın mağdurların dolandırılması eyleminde bağlantılı olarak gösterildiği ara cüzdanlarla ilişkisinin ters doğrultuda ve eski tarihli olduğunu aktardı. Yani, sanığın bu ara cüzdanlardan transfer alan değil, bu cüzdanlara transfer gönden cüzdanlardan transfer alan konumunda olduğunu belirtti. Sanığın cüzdanına ulaşan varlıklarından en fazla yüzde 0,36’sının illegal aktivitelerle irtibata işaret eden dolaylı transferler içeriğini aktaran Uzun, bunun da doğrudan cüzdan sahibiyle değil aradaki tüm kullanıcıların ilişkilerini temsil ettiğini belirtti.

“İllegal ilişki ağını bilmesi mümkün değil”

Uzun, savcılığın müştekilerin dolandırılan kripto varlıklarının dolaylı yollarla sanıkların cüzdanlarına ulaştığı iddiasıyla ilgili de görüş belirtti. Uzun’un yorumu şöyle:

“Dolaylı bağlantı baştaki ve sondaki transfer arasında aynı kişi olması amaç ortaklığını işaret etmeyebilir. Arada başka şahıs/şahısların girmiş olması mümkün olabilir. Örneğin, bir cüzdandan diğer bir cüzdana gönderilen kripto varlıklar, beş kez transfer edildiğinde, aradaki transferlerden biri bir başka cüzdan sahibi tarafından yapılmış olabilir. Bu durumda son transferi alan kişinin ilk gönderen kişiyi tanıması beklenmemelidir.”

Uzun, bireysel kripto kullanıcısının diğer bir kullanıcıya ait illegal ilişki ağını bilmesinin ve tespit etmesinin çoğu zaman mümkün olmadığını da söyledi. Uzun’un aktarımına göre, Chainanalysis gibi analiz araçlarının abonelik ücreti çok yüksek olduğundan bireysel kullanıcıların erişmesi mümkün değil. Öte yandan, analiz yapan bir şirketin verileri de diğer bir şirketin verileri ile yüzde 100 uyuşmuyor.

“Zaman ve bakiye uyumu takip edilmedi”

Uzun, iddianameye dayanak olan raporlarda genel olarak kripto varlık transferleri arasında zaman ve bakiye uyumunun takip edilmediğini vurguladı. Uzun, bu durumun sebep olabileceği hatalı sonucu şöyle örnekledi:

“Örnek vermek gerekirse 1 Şubat 2022 tarihinde çalınan 10 adet bilezik aynı gün bir kuyumcuya satılmış, kuyumcu tarafından eritilmiş ve farklı bir şekil verilmiş olsun. Bu kuyumcu, eritilmiş 10 bilezik ile birlikte elindeki tüm altınları 5 Şubat 2022 tarihinde satmış olsun. 15 Ocak 2022 tarihinde ya da 15 Şubat 2022 tarihinde aynı kuyumcudan altın alan kişilerin belirtilen hırsızlık olayı ile ilgisinden bahsetmek mümkün olmayacaktır. Aynı şekilde tarih ve bakiye bakımından uyumsuz bir transferin seçilmesi durumunda müştekinin çalınan kripto varlıkları ile ilişkisinden söz etmek hatalı olacaktır.”

“Ağdaki herkes topyekûn dosyaya dahil edildi”

Dosyaya dava sanığının talebiyle sunulan bir diğer kapsamlı mütalaa da Ceza Muhakemesi Hukuku ve Bilişim Hukuku öğretim üyesi Prof. Dr. Volkan Dülger’in hazırladığı 23 Ekim 2024 tarihli uzman mütalaası. Birkan Uzun’un yukarıda yaptığı tespiti bir benzerini Prof. Dr. Murat Volkan Dülger de yapıyor. Dülger mütalaasında, paranın takip edilmesiyle oluşan ağdaki herkesin "topyekün" dosyaya dahil edildiğini ve suçun şahsiliği ilkesinin ihlal edildiğini belirtiyor ve durumu şöyle örnekliyor:

“Bir pizzacı düşünelim. Bu pizzacı, hukuka uygun ticari faaliyetleri dışında arka planda uyuşturucu dağıtımı yapıyor olabilir. Ancak pizzacı, bu faaliyetini yürütebilmek için pizza yapımında kullanılan malları tedarik etmekte ve müşterilerine pizza satışı yapmaktadır. Bu durumda pizzacının yasal olarak ticari faaliyette bulunduğu tüm bu kişiler de uyuşturucu satışı suçundan ve kara para aklama suçundan sorumlu tutulabilir mi? Zira bu durumda da yasal yoldan, yani pizza satışından elde edilen gelirle uyuşturucu satıcılığından elde edilen kara paranın birbirine karışması muhtemeldir. Nitekim ABD’de faaliyet gösteren İtalyan mafyası uzun yıllar bu yöntemi kullanmıştır. Ancak örgüt organizasyonu içinde bulunduğu ispat edilemeyen hiç kimse bu eylemlerden dolayı sorumlu tutulmamıştır.”

“Örgüt oluşmadı”

Prof. Dr. Dülger, iddianamenin kripto varlık dolandırıcılığı iddiasından yola çıkarak yönelttiği örgüt suçlamasıyla ilgili de değerlendirmelerde bulundu. Kapalıçarşı’da iş yapmak isteyenlerin mutlak suretle Yönetim Kurulu Başkanvekili Fayik Özbey ile uyumlu çalışmak zorunda olması ve Özbey’in Kapalıçarşı’daki idari görevi hiyerarşiye hukuki zemin kazandırmak için kabul ettiği iddiasını değerlendiren Dülger, bununla ilgili somut bir delil sunulmadığını aktardı. Sanığın Özbey ile bir sohbet uygulamasında kurtarılamadığı belirtilen yazışmalarının örgütün veya başka bir suçun varlığına delil oluşturmadığını kaydetti. Prof. Dr. Dülger, kişilerin şahsi, sosyal veya iş ilişkisi nedeniyle görüşmelerinin hayatın olağan akışına uygun olduğunu belirtti. Dülger, “Olayda suç örgütünün oluşabilmesi için gereken unsurların tek tek incelendiği ancak unsurların bir arada bulunmaması sebebiyle örgütün oluşmadığı kanaatine varılmıştır” dedi.

SPK düzenlemesi ve tezgâh üstü alım-satım

Prof. Dr. Volkan Dülger, kripto varlık piyasasının regülasyonuyla ilgili de bilgiler verdi. Buna göre, kripto varlık işlemlerinin gerçekleştirilmesi yakın bir tarihe kadar herhangi bir şekilde yetkilendirmeye bağlı değildi ve isteyen herkes bu işlemleri yürütebilirdi. Ancak 2 Temmuz 2024 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sermaye Piyasası Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile söz konusu işlemlerle ilgili Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) yetkili kılındı. Ayrıca kurulun 5 Ağustos 2024 tarihli duyurusu uyarınca kuruluşların ikincil mevzuatın yürürlüğe girmesini takiben SPK’ya yetkilendirme için başvuru yapılması gerekiyor. Dülger, sanığın söz konusu firmalarla tezgâh üstü kripto varlık alım-satımı yaptığı tarihlerde henüz yetkilendirme olmadığından firmaların ve sanıkların yetkisiz işlem yapmış olduğundan söz edilemeyeceğini kaydetti.

Prof. Dr. Dülger, tezgâh üstü alım-satım kavramının yasadışı bir işlem yapıldığı şeklinde bir his uyandırsa da aslında kripto para işlemlerinde sıklıkla başvurulan bir işlem türü olduğuna dikkat çekti ve şunu aktardı:

“Geleneksel borsanın aksine satıcı ve alıcı arasında doğrudan bağlantının kurulduğu özel bir işlem türü olması sebebiyle diğer işlem türlerinden ayrılmaktadır. Bunun ötesinde herhangi bir yasadışı işlemi ifade etmemektedir.”

“Bilme” unsuru

Prof. Dr Volkan Dülger, sanıklara yöneltilen “suçtan kaynaklanan malvarlığının aklanması” suçlaması yönünden de değerlendirme yaptı. Dülger’e göre, aklanmış gelirlerin satın alınması ve kabul edilmesi suçunda fail açısından bilinmesi gereken en önemli hususun suçun konusu olduğu aktardı. Failin satın aldığı, kabul ettiği, bulundurduğu veya kullandığı malvarlığı değerlerinin bir suçtan elde edildiğini ve aklama işlemine tabi tutulduğunu bilmesi gerekli. Dülger, bu noktada “bilme” unsurunun kimin tarafından ispatlanacağının en önemli sorun olduğunu belirtti ve şöyle devam etti:

“Fail, söz konusu gelirin bir suçtan elde edildiğini bilmediğini mi ispatlayacaktır, yoksa mahkeme failin bu hususu bildiğini mi ispatlayacaktır? Sanığa bir olgunun ispatının yüklenmesi ve bunu ispat edemediği takdirde sonuçlarının kendisine yüklenmesi mümkün değildir. Sanık suçlu olmadığını ispatla yükümlü değildir.”

“Cüzdanların boşaltılması”

Prof. Dr. Volkan Dülger, soruşturmanın başlatıldığı ilk günlerde sanıkların kripto cüzdanlarındaki varlıkların yabancı uyruklu müştekilerin avukatına transfer edilmesini de yorumladı. Bu durumun “açıklanabilir bir tarafı olmadığını ve usulsüz bir işlem olduğunu” aktaran Dülger, henüz yargılama yapılmadığını ve sanıklar hakkında bir karara hükmedildiğini hatırlattı. Dülger, yargılama sonunda sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi durumunda bu paranın ne şekilde geri döneceğinin büyük bir problem olduğuna işaret etti. Dosyada ne karar verilirse verilsin “boşaltılan” cüzdanlardaki varlığın mağdurlara ait varlıkla hiçbir ilgisi olmadığının dosyadaki teknik raporlarla sabit olduğunu kaydeden Dülger, söz konusu paranın sanıklara geri dönmesi gerektiğini söyledi. “Bir hukuk devletinde bu şekilde bir el koyma işleminin mümkün olamayacağı not edilmelidir” diyen Dülger, boşaltılan cüzdanlardaki varlığın mağdurlara aktarılmasının telafisi mümkün olmayan zararlara yol açma tehlikesi barındırdığını ve hukuka aykırı olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Dülger’e göre, incelenen iddianame Ceza Muhakemeleri Kanunu’ndaki koşullara uygun olarak düzenlenmedi ve bu sebeple sanıklar bakımından çeşitli hak ihlalleri oluşabilir.

“Defterler ve faturalar savcılıkça incelenmedi”

Dosyanın bir diğer sanığı ile ilgili hazırlanan raporlar da iddiaları yalanlar nitelikte. Yeminli Mali Müşavir Yusuf Karataş’ın raporunda, sanık ile yaptırıma tabi cüzdanlar arasında doğrudan bir transfer ilişkisinin bulunmadığı, Hotto Yazılım şirketinin Fayik Özbey’in paravanı değil ticari faaliyetine devam eden organizasyonel bir yapıda olduğu belirtildi. Şirketin kanuni defterlerinin ve faturalarının savcılık tarafından incelenmediği belirtildi. Yapılan incelemeler, sanığın cüzdan rotalarındaki zaman tutarsızlıklarının teknik ve hukuki bağlantıyı kestiğini, suç etiketli adreslerden doğrudan hiçbir transfer alınmadığını ortaya koydu.

Uzman mütalaaları, iddianameye esas alınan kripto varlık takip raporlarının tarih, miktar ve yön bakımından somut verilerle çeliştiğini ortaya koyuyor. Sanık cüzdanlarındaki hareketlerin müşteki transferlerinden yıllar önce gerçekleşmiş olduğu veya transfer yönünün iddia edilenin aksine seyrettiği tespitleri savcılığın iddiasını boşa çıkarıyor. Henüz yargılama bitmeden ve bir hükme varılmadan el konulmuş kripto varlıkların iade edilmesi de mülkiyet hakkına yönelik telafisi güç bir müdahale olarak ifade ediliyor. Tüm bu saptamalar dosyadaki teknik verilerin güvenilirliğini sorgulamaya açıyor.

(*) Yazı dizisinin yarınki bölümünde davanın İstanbul’daki son duruşmasında yaşananları ele alacağız.

Kaynak:Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.