Görünmez Yurttaşlar 4 - Agos Yayın Yönetmeni Danzikyan: Ermenileri düşmanlaştırmak milli spor haline geldi
GÜLSEVEN ÖZKAN | Yetvart Danzikyan, Türkiye’de Ermeni toplumunun yüzyıl içinde nasıl sembolik rakamlara indirildiğini, vakıf seçimlerinden devlet memurluğuna uzanan görünmez yasakları, milliyetçi nefret söylemini ve Hrant Dink cinayetinin kapanmayan dosyasını anlattı.
GÜLSEVEN ÖZKAN
Türkiye’de Ermeni toplumunun yaşadığı sorunlar, azınlık politikaları, nefret söylemi, vakıf seçimleri ve Hrant Dink cinayetinin ardından yürüyen yargı sürecini Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yetvart Danzikyan’la konuştuk. Danzikyan, Türkiye’de azınlık olmanın tarihsel yükünden bugünün siyasal atmosferine uzanan tabloyu anlattı.
Danzikyan, Türkiye’de Ermeni toplumunun tarihsel süreç boyunca sistematik biçimde “azınlık haline getirildiğini” söyledi. Türkiye’de bugün yaklaşık 50 bin Ermeni yaşadığını belirten Danzikyan, “Bütün Türkiye’deki Ermeniler bir stadyumu ancak doldurur” ifadelerini kullandı. Rum nüfusunun yaklaşık 2 bine düştüğünü, Yahudi toplumunun ise yaklaşık 10 bin kişi olduğunu belirten Danzikyan, Türkiye’nin çok kültürlü yapısının geçen yüzyılda büyük ölçüde tasfiye edildiğini dile getirdi.
“Müslümanlaştırılmış Ermeniler de var ve kökenlerini bilmiyorlar”
Türkiye’de azınlık kavramının yalnızca sayısal bir mesele olmadığını vurgulayan Danzikyan, Osmanlı’nın son dönemlerinden itibaren yürütülen politikaların Ermeniler, Rumlar, Süryaniler ve Yahudileri toplumsal hayattan büyük ölçüde dışladığını söyledi. “1915 ve sonrasındaki politikalarla bu topluluklar sembolik rakamlara indirildi” diyen Danzikyan göç ettirme politikalarının da bu sonucu doğurduğunu ifade etti.
Danzikyan, devletin elinde yalnızca resmi olarak Ermeni toplumuna kayıtlı kişilerin değil, geçmişte Müslümanlaşmak zorunda kalan Ermenilere ilişkin verilerin de bulunduğunu belirtti. “Ailelerinde Müslümanlaşmış Ermeniler olan çok insan var. Bunların bir kısmı kendilerinin bile Ermeni kökenli olduğunu bilmiyor” dedi.
“Cumhuriyet tarihi boyunca Ermeniler devlet memuru olamadı”
Türkiye’de Ermeni toplumunun günlük hayatı ve siyasal atmosferden nasıl etkilendiğine yönelik soruları yanıtlayan Danzikyan, Ermenilerin Cumhuriyet tarihi boyunca baskıcı yönetimlerle yaşadığını söyledi. “Ermeniler için rejim hep otoriterdir” diyen Danzikyan, Varlık Vergisi, 6-7 Eylül olayları ve vakıf mallarına el konulması gibi uygulamaları hatırlattı. Cumhuriyet tarihi boyunca Ermenilerin devlet memuru olamadığını vurgulayan Danzikyan, bunun yazılı olmayan ancak fiilen uygulanan bir politika olduğunu söyledi.
AKP döneminde bazı vakıf mallarının iade edilmesini olumlu bir gelişme olarak değerlendiren Danzikyan, buna rağmen Ermeni toplumunun temel sorunlarının sürdüğünü ifade etti. Özellikle vakıf seçimleri ve patrik seçimlerinde ciddi sorunlar yaşandığını belirten Danzikyan, 2010 ile 2022 yılları arasında vakıf seçimlerinin yapılamadığını hatırlattı. Hastane vakıflarındaki seçimlerin ise hala gerçekleştirilemediğini söyleyen Danzikyan, “Bu seçme ve seçilme hakkı hala elimizden alınmış durumda” dedi.
Ermeni toplumunun kendi içinde yaşadığı sorunlara da değinen Danzikyan, vakıfların merkezi bir yapıya sahip olmadığını anlattı. Her kilise ve okulun kendi vakfı bulunduğunu belirten Danzikyan, devletin seçim süreçlerine müdahaleleri nedeniyle toplum içinde de tartışmalar yaşandığını söyledi. Özellikle seçim bölgelerine getirilen sınırlamaların Ermeni toplumunda rahatsızlık yarattığını ifade eden Danzikyan, “Kendi okulunuzun vakfında bile oy kullanamıyorsunuz” diye konuştu.
“Ermenileri düşmanlaştırmak milliyetçi çevrelerde adeta milli spor haline geldi”
Türkiye’de milliyetçi söylemlerin Ermeni toplumunu doğrudan etkilediğini söyleyen Danzikyan, siyasetçilerin ve medyanın Ermenileri hedef göstermesinin toplumda ciddi bir huzursuzluk yarattığını belirtti. Son dönemde İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun açıklamalarına ve Sözcü Gazetesi'nin manşetine tepki gösteren Danzikyan, “Ermenileri düşmanlaştırmak milliyetçi çevrelerde adeta milli spor haline geldi” ifadelerini kullandı.
Geçmişte PKK ile Ermeniler arasında bağ kurulmaya çalışıldığını, Abdullah Öcalan’ın Ermeni olduğu yönünde propagandalar yapıldığını hatırlatan Danzikyan, “Kimse çıkıp buna ‘Ne söylüyorsunuz?’ demedi” dedi. Çatışmalı süreç dönemlerinde polis araçlarından “Hepiniz Ermenisiniz” anonsları yapıldığını söyleyen Danzikyan, Ermenilerin Türkiye’de kolay hedef haline getirilebildiğini ifade etti.
Ermeni toplumunun sosyal yaşamda hala tedirgin olduğunu belirten Danzikyan, kimliklerini her ortamda rahatça ifade edemediklerini söyledi. “Ermeniler her yerde kendilerini güvenli biçimde ifade edemeyebiliyor” diyen Danzikyan, toplumun 100 yılı aşkın süredir taşıdığı güvensizlik duygusunun hala sürdüğünü kaydetti. Buna rağmen bireysel ilişkilerde çoğu zaman olumlu deneyimler yaşadığını da belirten Danzikyan, “Ben daha çok ‘Benim de Ermeni dostlarım vardı’ cümlesiyle karşılaştım” dedi.
“Biz bu topraklarda binlerce yıldır yaşıyoruz”
Türkiye toplumunun azınlıklar konusunda giderek bilgisizleştiğini söyleyen Danzikyan, bunun temel nedenlerinden birinin azınlıkların Anadolu’dan büyük ölçüde silinmesi olduğunu belirtti. “Eskiden insanların Ermeni, Rum komşuları vardı. Şimdi artık Anadolu’da Ermeni komşusu olan insan kalmadı” diyen Danzikyan, bugün bazı kamu görevlilerinin kendisine “Ermenistan’dan mı geldiniz?” diye sorduğunu anlattı. “Biz bu topraklarda binlerce yıldır yaşıyoruz” sözleriyle tepki gösterdi.
Genç kuşakların azınlık tarihi konusunda daha fazla bilgiye ulaşabildiğini ancak bunun toplumun tamamına yayılmadığını belirten Danzikyan, Türkiye’de eğitim ve okuma kültüründeki genel sorunların da bu tabloyu etkilediğini söyledi. “Bu sadece Ermenilerle ilgili değil, Türkiye’de pek çok genç birçok konuda bilgisiz büyüyor” dedi.
“Hrant Dink Ermeni olduğu için öldürüldü”
Hrant Dink cinayetinin Türkiye’nin yüzleşemediği en önemli davalardan biri olduğunu vurgulayan Danzikyan, devletin cinayete ilişkin önceden bilgi sahibi olduğunu söyledi. “Hrant Dink Ermeni olduğu için öldürüldü” diyen Danzikyan, Trabzon ve İstanbul emniyetinin saldırı hazırlığından haberdar olduğuna ilişkin belgelerin dava dosyasında bulunduğunu hatırlattı.
Dink cinayetinin ardından yalnızca tetikçilerin yargılandığını, kamu görevlilerinin ise ancak 2015 sonrasında davaya dahil edildiğini belirten Danzikyan, davanın siyasi gelişmelere göre yön değiştirdiğini savundu. Bir dönem cinayetin Ergenekon’a, daha sonra ise Gülen cemaatine bağlandığını söyleyen Danzikyan, “Biz devletin bütün kanatlarının bu işin içinde olduğunu düşünüyoruz” sözlerini kullandı.
Dink ailesi avukatlarının hala etkin bir soruşturma talep ettiğini ifade eden Danzikyan, davanın şu anda Anayasa Mahkemesi sürecinde olduğunu belirtti. “Türkiye devleti bu cinayetle yüzleşmek zorunda. Gerektiği gibi soruşturulmadığı sürece bu mesele kapanmayacak” diye konuştu. Ermeni toplumunun geleceğine ilişkin soruya da yanıt veren Danzikyan, nüfusun giderek azaldığını ve toplumun İstanbul’un belirli semtlerine sıkıştığını söyledi. Ekonomik kriz nedeniyle birçok Ermeni ailenin geleneksel olarak yaşadıkları semtlerden taşınmak zorunda kaldığını belirten Danzikyan, “Topluluk dağılma sürecine girmiş durumda” dedi.
“Bağımsız gazeteciliğin desteklenmesi gerekiyor”
Yurtdışına göçün yalnızca Ermenilere özgü olmadığını vurgulayan Danzikyan, Türkiye’de eğitimli gençlerin genel olarak ülkeyi terk etmeye yöneldiğini söyledi. “Bilime ve akla hoyratça davranılması nedeniyle insanlar gidiyor” diyen Danzikyan, Ermeni toplumunda nüfusun küçük olması nedeniyle her göçün daha sarsıcı hissedildiğini ifade etti.
Agos’un yalnızca Ermeni toplumunun değil, Türkiye’de demokrasi, çoğulculuk ve insan hakları mücadelesinin de sesi olduğunu belirten Danzikyan, bağımsız gazeteciliğin desteklenmesi gerektiğini söyledi. Gazetenin yeni dijital abonelik modelleri geliştirdiğini anlatan Danzikyan, “Haber üretmek kolay bir iş değil. Bağımsız gazeteciliğin desteklenmesi gerekiyor” dedi.
Kaynak: Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.
