"48 MİLYAR DOLAR İLERİ ARITMAYA AYRILSAYDI MÜSİLAJI KONUŞMAZDIK"

"48 MİLYAR DOLAR İLERİ ARITMAYA AYRILSAYDI MÜSİLAJI KONUŞMAZDIK"

"Müsilaj ve ötesi" haber serimizde bu sorunun yanıtı uzmanlara sorduk. İklim ve enerji uzmanı, gazeteduvar.com yazarı Önder Algedik, "AKP 15 yılda 48 milyar TL’yi İstanbul’un su ve kanalizasyonuna ayırdığını açıkladı.” Ancak bu kadar büyük miktar gerçekten ileri arıtmaya ayrılsaydı, bugün müsilajı konuşmazdık. O büyük yatırımların çoğu yalan." diyor.

Kısa Dalga için hazırladığım “Müsilaj ve Ötesi: Denizlerimizi Nasıl Mahvettik” serisinin ikincisinde, müsilaja dair sorularınızı ve sorulması gerekenlerin cevabını aradım.

1- Cumhurbaşkanı Erdoğan, müsilajla ilgili “Marmara’yı Haliç gibi temizleyeceğiz” demişti. Marmara, Haliç gibi temizlenir mi? Haliç nasıl temizlendi?

Birincisi, Haliç’i temizleyen Bedrettin Dalan’dı. Ancak temizlik dediği şey, Haliç’in pisliğini Marmara’ya boşalttırmaktı. Yani bu temizlik, Marmara’yı mahveden felaketi tetikleyenlerden biri oldu. 

Bu yanlışlar ve vurdumduymazlık, hangi belediye, hangi parti gelirse gelsin, yıllarca devam etti. 

İkincisi, Tayyip Erdoğan, aynı hatayı şimdi de tekrarlamaktan bahsediyor. Oysa zaten Marmara’nın bu hale gelmesinin en önemli nedeni, kanalizasyonun denize basılması. Üstelik hala Marmara’ya evsel, endüstriyel, sanayi atıkları boca ediliyor.  


2. Müsilaj, Ege ve Karadeniz’e yayılıyor mı? 

Karadeniz, Çanakkale boğazı, Gelibolu, en son Bozcaada  ve Gökçeada’da görüldü müsilaj. Çevre mühendisi Prof. Mustafa Öztürk, müsilajın sürüklenmesinden çok söz konusu bölgelerde de kirliliğin, ortamın deniz salyasına uygun zemin olduğunu söylüyor. Müsilajın ne kadarının akıntılarla, Marmara’dan yayıldığı henüz bilinmiyor. İklim bilimciler, Ege’de az da olsa görülen müsilajın deniz suyu sıcaklığının yükselmesiyle açıklıyor. 

3. Bakanlıktan Belediyelere, müsilajı temizleme çalışmaları ne kadar etkili?

Yüzeyi temizlemek, bu kadar büyük bir afetin karşısında plajı süpürgeyle temizlemekten farksız. Dr. Mert Gökalp, bakterilerle temizlik konusunu şöyle değerlendirdi: “Birincisi, ne kadarlık bir alanda bakteriler işe yarayacak? Belki Körfez gibi kapalı ve dar alanlarda. İkincisi, bu bakteriler bir problem olabilir mi diye düşünmek lazım.” 

Sualtı Araştırmaları Derneği Başkanı Yalçın Savaş: “İnsan müdahalesi her zaman yeni ekolojik felaketlere yol açar.  Gördüğümüz şey, felaketin ilk safhaları. Denizdeki organizmalar çürüdükçe pis kokular da yayılabilir.” Kısacası yüzeysel veya noktasal temizlik hamleleri, sorunu çözmeyecek. 


4. Marmara çok kirlendi, atıklar doğrudan boşaltılıyor deniyor. Ne kadar arıtma yapılıyor? Denize kanalizasyon boşaltmak neden zararlı?

İklim ve enerji uzmanı, gazeteduvar.com yazarı Önder Algedik: “Yılda 4 milyon m3 kanalizasyon, ön arıtma denilen sadece fiziksel parçaları ayırdıktan sonra Marmara’ya boşaltılıyor. Bu miktarın karşısında bir denizin yaşama şansı yok.  İkincisi, termik santraller ve sanayi tesislerinin soğutma suyu çekerken sıcak suyu denize boşaltmasıi Üçüncüsü, plastik çöp yükü. 2016 verilerine göre Marmara’nın her 1 km2’sine 500 kilo çöp düşüyor. Bunun üçte biri plastik.” Plastikler, sularla deniz yaşamına karışınca felaket katmerleniyor.

Marmara denizi bir göl gibi. Karadeniz’den gelen tuzu az su, 5-6 ay yüzeyde kalıyor. Asıl besin kaynağıysa, Akdenizden gelen sular. Bunlar  6-7 yıl tabanda kalıyor. 

Fiziksel veya ön arıtma yöntemiyle denize atık su verildiğinde, ki hala bu yapılıyor, sudaki fosfat ve azot çok aşırı yükseliyor. Bu da denizin ölümü demek.

5. Kanalizasyon ve arıtma için iktidar ne kadar bütçe hazırladı ve nasıl kullanıldı?

İller Bankası, SuKap kapsamında arıtma ve içme suyu için 11 milyar TL ayırıp belediyelere dağıttı. “Bu para, boru döşeyip atığı basit bir elekten geçirmek için harcandı” diyen Önder Algedik, ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2018’de açıkladığı yatırım miktarına işaret ediyor: “AKP 15 yılda 48 milyar TL’yi İstanbul’un su ve kanalizasyonuna ayırdığını açıkladı.” Ancak bu kadar büyük miktar gerçekten ileri arıtmaya ayrılsaydı, bugün müsilajı konuşmazdık. Anlayacağınız, o büyük yatırımların çoğu yalan. 

6. Pek çok belediye ve tesis atıkları arıttığını iddia ediyor, doğru mu?

Söylemle eylem, maalesef çok farklı. İleri arıtma denilen şey, hem kimyasal hem biyolojik arıtmanın yapılması. Deniz biyoloğu Dr. Mert Gökalp, pek çok tesisin masraf yapmamak için arıtmasını çalıştırmadığını vurguluyor: “Keşke hangi tesislerin 24 saat fire vermeden ileri biyolojik arıtma yaptığını bilsek. Her tesisten giriş ve çıkış numunesi alınsa... Fakat durum böyle değil. Düzgün numune alınmıyor, bazen görevliler işini eksik yapıyor. Çökertme havuzlarında atığı biriktirip hurra denize yolluyorlar.” Gökalp, ileri biyolokik arıtma yapılsa dahi bunun neden denize boşaltmak yerine tarımda, şehirlerde kullanılmadığını soruyor. Malum, Türkiye su problemi yaşayan bir ülke. 

Algedik, İstanbul kanalizasyonun yüzde 70’inin olduğu gibi denize boca edildiğini söylüyor. Üstelik diğer şehirlerde de durum farklı değil. Gelibolu’dan Bursa’ya ve Anadolu’nun her yerinde pek çok yerde lağım ve ucuz kimyasallar derelere, toprağa atılarak denize ulaşıyor.

7. Peki denizi, toprağı kirleten tesisler nasıl çalışmaya devam ediyor? Nasıl Marmara’da bazı yerlerde mavi bayrak alındı?

Arıtma sektöründe iyi bilinen sırlar var. Dr. Gökalp, dönen tezgahları sıralıyor: “ÇED raporu daha arıtma olmadan alınıyor. İçeriğini bilmediğimiz maddeler doğaya bırakılıyor. Bazı şirketler, numunelere kendi laboratuvarlarında olur alıyor. Bazıları da numuneyi temiz bir sudan alıp yetkililere gönderdiğini duydum.” İşte bu numaralarla bazı noktalara mavi bayrak alındı, ama hepsi müsilajdsan sonra iptal edildi.

Tüm bunlar, Marmara’da azot ve fosfatın çok yükselmesne neden oluyor. Prof. Mustafa Öztürk, ileri biyolojik arıtmaya derhal geçilmesi, etkin denetlenmesinin önemini vurguluyor: “3 yıl bunun için çok uzun bir süre. Acilen Marmara ve havzası hassas alan ilan edilmeli. Acilen projeler, yatırımlar hızlandırılmalı. Ergene, Nilüfer Çayı, susurluk’ta denetim, ceza, olmadı kapama derhal uygulanmalı. İleri arıtmayla 10 kat azaltılabilir kirlilik.” 

8 - Marmara’da küçük ve büyükbaş hayvancılık, tarımsal faaliyetlerin atığı ne oluyor?

Hepsi denize atılıyor bu da fosfat yükünü çok artırıyor. Uzmanlar, iyi tarım uygulamalarına destek verilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Tarımda suni gübre kullanmak yerine kompostun, yani bildiğiniz doğal gübrenin teşvik edilmesi gerektiğini vurguluyor Prof. Mustafa Öztürk.  

Önder Algedik’in kulağa daha radikal gelen ekonomik bir çözüm önerisi var: Belediyelerin “çişhane” kurması. Üre ithalatı yapmak yerine idrarı toplayıp arıtmadan geçirerek sulamada kullanmak mümkün.

9 - Cumhurbaşkanı, Kanal İstanbul’un tüm bilimsel gerçeklere rağmen açılacağını söylüyor. Peki Ulaştırma Bakanı’nın iddia ettiği gibi yeni bir kanal açmak, Marmara’daki müsilaj yükünü hafifletebilir mi?

O talihsiz açıklamadan sonra neyse ki devamı gelmedi. Uzmanlar, “zaten Marmara öldü, Kanal İstanbul bin beter yapar” diyor. Hatta bunun ulusal bir sorun olacağını söylüyorlar. Çünkü Karadeniz’in kirli sularının daha büyük hızla Marmara’ya akması, felaketi katmerleyecek.

Sualtı Araştırmaları Derneği (SAD) Başkanı Yalçın Savaş, “Ekosisteme yapılan her büyük müdahalenin ağır bir faturası var” diyor. Süveyş Kanalı da “çılgın proje”ydi. Faturası yavaş yavaş çıkıyor: Akdeniz’den Marmara, hatta Karadeniz’e gelen “istilacı türler” zaten hassas olan dengeleri alt üst ediyor. Zehirli balıklar, denizanası türlerinin sayısı artıyor. 

Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Çevre Bakanlığı’nın elinde Kanal İstanbul’un etkilerine dair çok kapsamlı bir rapor olduğunu ve kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini söyledi. Anlayacağınız alınan ÇED raporları hikaye. 

Kanal İstanbul’un en korkunç yan etkilerinden biri, çıkacak 3 milyar ton hafriyat olacak. Marmara’ya her yıl 400-500 milyon ton hafriyat boca edilmesi, canlı yaşamını bitiren faktörlerden.

ARAŞTIRMA DOSYAMIZIN PODCASTİNİ DİNLEMEK İÇİN PLAY'E TIKLAYIN