"Herkese terörist demek stratejik bir dönüşümün habercisi"

"Herkese terörist demek stratejik bir dönüşümün habercisi"

Akademisyen Dinçer Demirkent’e göre terör söyleminin iktidar tarafından bu kadar yaygın kullanılması stratejik bir dönüşümün habercisi. Demirkent, "Bu söylem etrafında bir iktidar stratejisi örülüyor" diyor.

Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri atanan rektör Melih Bulu'yu protesto ederken iktidar tarafından “terörist” ilan edildi. Bu yeni bir söylem değil. İş öyle bir boyuta vardı ki hatırlarsanız “Susamam” şarkısını yapan rapçiler bile hükümete yakın medya tarafında “teröre hizmet etmek”le suçlanmıştı.

Türkiye’de 50 binden fazla insan, terör ve terör bağlantılı suçlar nedeniyle hapiste. Ancak 1 milyondan fazla insan da bu suçlamalarla yargılanıyor.

DEVA Partisi kurucu üyesi Mustafa Yeneroğlu’nun geçen sene yaptığı açıklamaya göre ; “2016 ile 2018 arasında 1 milyon 56 bin insan, terör örgütü üyeliği bağlamında soruşturma ve kovuşturmaya tabi tutulmuş.”

Yunus Kara, tiyatrocu. Melis Alphan ve Sedat Yılmaz gazeteci. Dinçer Demirkent akademisyen. Adalet Kaya kadın hakları savunucusu. Günal Kurşun Ceza Hukuku hocası. Hepsinin ortak noktası, terör bağlantılı suçlar nedeniyle yargılanmaları.  

Tıpkı sadece iki yılda terör suçlamaları ile soruşturma geçiren 1 milyonun üzerindeki insan gibi.

Tiyatro biletleri bile mercek altında
14 Ocak’ta İzmir’de “Ezilenlerin Sosyalist partisine operasyon”unda 47 kişi gözaltına alındı.

İzmir ESP dosyasında gizlilik kararı var. Ancak basında yer alan haberlere göre “itirafçı” ve “gizli tanık” beyanlarına dayanarak “örgüt üyeliği” suçlaması yapıldı.

Aralarında Yenikapı tiyatrosu oyuncuları da vardı.

Tiyatronun ne alakası var diyeceksiniz... Yaptığım araştırmaya göre tiyatro oyunlarına alınan biletler dahi mercek

"Sindirme politikası"

Gazeteciler  de sık sık terör suçlamalarına ve davalarına maruz kalıyor...

Press in Arrest verilerine göre son 2.5 yılda en az 256 gazeteci, terörle bağlantılı bir veya biden fazla suçla yargılandı.

Son dönemdeki en çarpıcı örneklerden biri, gazeteci Melis Alphan’a açılan “terör örgütü propagandası” davası...

Kadın, çocuk ve çevre hakları yazılarıyla tanınan ödüllü gazeteci, beş yıl önce 2015 Diyarbakır Nevroz’unda çekilen bir fotoğrafı Instagram’dan paylaştığı için hakkında dava açıldı.

Şimdi 6 yıla kadar hapisle yargılanacak!

Alphan, şunları anlatıyor: “2015’ te yazıyordum. Diyarbakır’a gitmedim. Yüzlerce gazetecinin gittiği, “Tarihi Nevruz günü” diye verilen sosyal medyadaki fotoğraflardan birini paylaştım. Bunun üzerinden beni terörle ilişkilendirmek daha da saçma hale geliyor. Bomboş bir suçlama. Benimle ilgili bir suç yaratılmak istendi. Ben asla yalnız değilim. Gazeteciler adliyelerde. Susarsam yaşamanın ne anlamı var ki? Kadın hareketi sürekli ivme kazanan bir hareket. Bunlar daha da sesleri kısalım çabası. Eleştirileri minimize etmek.” 

"Ben devletin memuru değilim ki?"

Mezopotamya Ajansı’nın ofisleri, evleri sık sık basılıyor, çalışanları tutuklanıyor. Ve çoğunda gazetecilik faaliyetleri üzerinden terör örgütüyle bağlantılı olmakla suçlanıyorlar. 

Ekim 2020’de Van’da iki köylünün işkence görmesi, birinin ölümüyle sonuçlanan haberler nedeniyle ikisi MA’nın çalışanı, toplam 4 gazeteci tutuklandı.

Mezopotamya Ajansı haber müdürü Sedat Yılmaz anlatıyor:

“Mesela bize diyor ki devlet aleyhine toplumsal olayları haber yapmak. Ben devletin memuru değilim ki?

Biz her türlü gayrı demokratik, gayrı insani duruma karşı yayıncılık yapacağımzı söylüyoruz. Taraf mıyız? Evet. Kafasına silah dayatılanın, erkek şiddeti görenin, aç kalan insanın, ötekinin tarafıyız. Bizi mesleki olarak eleştirebilirler. Eksik, hatalı haberlerimiz olabilir. Tüm bunlara eyvallah. Ama bizi bir gücün maşası değiliz. Gazeteciliği bir gücün süzgecinden geçirmeyeceğiz. Haklarda, ifade özgürlüğünde, hukukta esneme olmaz.”

 Adalet Kaya:  Çocuk istismarı affına karşı eylem yaptık

Türkiye’de gazeteci olmak kadar hak savunucusu olmak da tehlikeli bir iş.

Diyarbakır’da Rosa Kadın Derneği’nin başkanı Adalet Kaya, Meclis’te ve bakanlılarda çalışmış, 2016’da bir KHK ile ihraç edilmiş ve Mardin Büyükşehir Belediyesi’nde çalışmaya başlamış.

Mardin’e kayyım atanınca tekrar işsiz kalan Kaya, kadın hakları ve kadına şiddet alanında çalışmalara katıldı.

Ancak geçen yıl, başkanı olduğu Rosa Kadın Derneği  ve evine baskın düzenleniyor:

“Çocuk istismarcılarının affı gündeme gelmişti. Türkiye’de zincir yaptık. Amed’de çok etkili bir eylem oldu. Bir hafta sonra bize operasyon yapıldı.  İki pankart vardı. ‘Kadın cinayetleri politiktir’, ‘Direnişi örgütleyen kadındır’ gibi bir pankarttı. Bu iki pankarta el konuldu. Evde not defterimdeki yürüyüş güzergahı “bombalı eylem” diye iddianameye konmuş. Absürt ve komik iddianame.”

Hak savunucularına yönelik davalardan biri de Büyükada davası. 2017’de yerli ve uluslararası insan hakları savunucularının Büyükada’da yaptığı bir eğitim toplantısı basılmış, 10 kişi gözaltına alınmış, sekizi tutuklanmıştı.

Avukat Günal Kurşun, toplam 113 gün hapiste kaldıktan sonra tahliye edildi:

“Hakkımızda 40 gün 50 gün karalama kampanlası yürütülmüş medyada. Casuslar, vatan hainleri diye. Bunlar yargılamada gündeme gelmedi. Avukatlık ruhsatımı iptal ettiler. Dört yıllık hukuk mücadelesi sonunda avukatlık mesleğimi elde edebildim. Ancak bu tür bir hukuk mücadelesini yürütemeyen binlerce meslektaşım avukatlık yapamıyor.”

 "İç düşman yaratma stratejisi"

Mülkiyeliler Birliği Başkanı, yazar, yayıncı, akademisyen Dinçer Demirkent, “düşman yaratma” stratejsinin başka otoriter rejimlerde de uygulandığına dikkat çekiyor:

“Bir tür iç düşman yaratma stratejisi olarak otoriter rejimlerin birbirinden ithal ettiğini söyleyebiliriz . Trump, Orban da yaptı. AKP özellikle gezi sonrası yagın bir şekilde uyguluyor.”

Demirkent “terör” çemberinin nasıl genişletildiğini belirterek şunları söylüyor: “İkili bir çember kuruluyor. Birinci çemberde bunu örgütleyenler var. İkinci çemberde de ki - bu çember sürekli genişliyor - terör sınırları çizen, belirsiz sınırlar çizen ve bunu dolduran kişiler var. Bu stratejik olarak yapıldığını düşünüyorum. Bu söylem etrafında bir iktidar stratejisi örülüyor. Yeni stratejide yine fişleniyorsunuz, hukuk yoluna başvuramıyorsunuz, sonuçları daha ağır oluyor.

İktidarın kendini var etmesinin söylemsel yolu olarak terörist yaftasını kullanması. Benim yeni olarak gördüğüm bu.

Benim dediğim eşik, korkunun ötesinde. Başka tür bir rejim değişikliğine geldiğimizi, bu eşik de aşılırsa hakkımızda ii kötü karar verecek bir yargı, devlet kurumundan başka bir şeyle karşılaşabiliriz.”

HABER DOSYASININ PODCASTİNİ DİNLEMEK İÇİN PLAY TUŞUNA BASINIZ