Pınar Gültekin’i bir kez daha öldüren gerekçeli karar:  'Canavarca hisle öldürülmedi'

Pınar Gültekin’i bir kez daha öldüren gerekçeli karar: 'Canavarca hisle öldürülmedi'

Muğla Ağır Ceza Mahkemesi, Pınar Gültekin’i yakarak katleden, yanmış cesedi varille birlikte dereye atan Cemal Metin Avcı’ya verilen 23 yıllık hapis cezasının gerekçesinde, “Sanık zevk almak için öldürmemiş, maktul kendisine şantaj yapıyordu” dedi. Gerekçeli karar, verilen hükmün bilinenin aksine “Canavarca his duygularıyla insan öldürmek”ten değil, “tasarlayarak kasten öldürmek”ten verildiğini de ortaya koydu.

ERSAN ATAR


Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesi, üniversitesi öğrencisi Pınar Gültekin’i varile koyup yakarak katleden, ardından da cesedi balyozla kapattığı varille birlikte dereye atan Cemal Metin Avcı’ya verdiği ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını “haksız tahrik indirimi” ile 23 yıla nasıl düşürdüğünün gerekçesini açıkladı.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nde öğrenci olan Pınar Gültekin’in öldürülmesi kadar, yargılama sonunda verilen karar da tepkilere neden olmuştu. Bu nedenle Mahkeme’nin, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını 23 yıla nasıl düşürdüğünün gerekçesi merakla bekleniyordu. Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesi, kararının gerekçesini 148 sayfalık gerekçeli kararda anlattı.

Kararda, Pınar Gültekin ile katil Cemal Metin Avcı’nın 2018 yılında tanıştığı, sonrasında duygusal birliktelik yaşadıkları, Pınar Gültekin’in başından beri Cemal Metin Avcı’nın evli olduğunu bildiği, bu birlikteliğin birkaç ay sürdükten sonra sona erdiği belirtildi.

CANAVARCA HİSLE ÖLDÜRMEMİŞ(!)

20 Haziran’da açıklanan karardan sonra Mahkeme’nin, sanık Cemal Metin Avcı’yı “Canavarca hisle, eziyet çektirerek” öldürdüğü için önce ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum ettiği, cezayı “haksız tahrik indirimi uygulayarak 23 yıla düşürdüğü” bilgisi paylaşılmıştı ancak gerekçeli kararda suç, “tasarlayarak kasten insan öldürme” olarak kabul edildi.

Gerekçeli karar, Cemal Metin Avcı’nın, Pınar Gültekin’i götürdüğü bağ evinde önce odunla yakmaya çalıştığı, odunlar tutuşmayınca benzin alıp gelerek yaktığı korkunç olay değerlendirilirken, Adli Tıp Kurumu’nun “Pınar Gültekin varilin içine konulduğunda canlıydı” şeklindeki raporuna itibar edilmediğini gösterdi.

Sanığın, Gültekin’in boğazını sıkarak boynunu kırdığı ve bu şekilde ölmüş olduğunu zannettikten sonra varile koyup yakmaya çalıştığı, “yakma” eyleminin öldürmek için değil, delilleri gizlemek için gerçekleştirdiği savunulan gerekçeli kararda şu ifadeler kullanıldı:

“Sanık Cemal Metin’in maktulle birlikte yayla evine girdikten hemen sonra maktulün boğazını sıkarak maktulü öldürmeye kalktığı ve eylemini bir an önce tamamlamak istediği, eziyet çektirme mastının bulunması halinde uzun süre eylemini devam ettirmesinin gerektiği, sanığın profesyonel bir sağlık personeli olmadığı da gözetildiğinde maktulün boğazını ölümü gerçekleştirecek nitelikte kırık oluşmasına neden olacak kadar sıktıktan sonra maktulün henüz ölmemiş olduğunu bilmeyebileceği sanığın maktule yönelik yakma fiilini gerçekleştirmekteki amacının eziyet çektirmeye yönelik olmayıp maktulün cesedini yok ederek yakalanmaktan kurtulma ve suç delillerini yok etmeye yönelik olduğu gözetildiğinde mahkeme sonuç cezaya etkili olmamakla birlikte koşulları oluşmadığından söz konusu unsurun (eziyet) somut olayda gerçekleşmediğini kabul etmiştir.”

Gerekçeli kararda, cinayetin “canavarca hisle” işlenmediği savunulurken de şu kan dondurucu ifadelere yer verildi:

“…Canavarca his kavramı içerisinde yer alan eylemler çeşitli yargısal kararlarda vurgulandığı üzere, sırf öldürmüş olmak için öldürmek, ölenin acı çekmesinden zevk almak için öldürmek insanı kurban etmek gibi duyguların etkisi altında gerçekleştirilen eylemlerdir. Mahkememiz yargılamasına konu somut olayda ise taraflar arasında önceye dayalı tanışıklık ve anlaşmazlıklar bulunduğu gözetildiğinde sanık Cemal Metin’in sırf öldürmüş olmak için öldürme veya ölenin acısından zevk alma veya öleni kurban etme gibi bir düşünce içerisinde hareket ettiğine dair herhangi bir delil bulunmadığından mahkeme somut olayda söz konusu nitelikli halin uygulanma şartlarının gerçekleşmediğini kabul etmiştir.”

KADIN CİNAYETLERİ İTİRAFI GİBİ GEREKÇE

Muğla Ağır Ceza Mahkemesi, sanık Cemal Metin Avcı’nın eylemini neden “kadın cinayeti” değil de “kasten insan öldürme” olarak kabul ettiğinin gerekçesini de şöyle savundu:

“12. 5.2022 tarihinde 7406 sayılı yasayla yapılan değişiklik öncesi TCK’nın 82/1-f maddesinde tüm kadınlara değil de sadece gebe kadınlara yönelik fiillerin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği ve suç tarihi olan 16.7.2020 tarihinde maktulün gebe olduğuna dair herhangi bir bilgi, belge bulunmadığı, 7406 sayılı yasa ile yapılan değişikliğin ise suç tarihinde yürürlükte bulunmaması ve yapılan değişikliğin de TCK’nın iki (2.) maddesi uyarınca sanık aleyhine uygulanmasının mümkün olmaması nedeniyle sonuca etkili olmamakla birlikte koşulları oluşmadığından TCK’nın 82/1f maddesinin tatbikine yer olmadığına karar verilmiştir.”

TAHRİK İNDİRİMİNİN GEREKÇESİ: BANKA KAYITLARI VE ÇELİŞKİLİ İFADE

Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin gerekçeli kararının en çok merak edilen yönünü, “Mahkeme haksız tahrik indirimini nasıl uyguladı?” sorusu oluşturuyordu.

Gerekçeli kararda Pınar Gültekin’in, Cemal Metin Avcı’dan ilişkilerini eşine ve çevresine söylememek için sürekli para aldığı iddiasına yer verildi. Pınar Gültekin’in banka hesap kayıtlarının dökümünü içeren kararda, Cemal Metin Avcı’nın ATM’den para yatırdığı anlara ilişkin fotoğraflara da yer verildi.

Gültekin’in bu paraları Avcı’dan “şantaj yoluyla” aldığı iddia edilen kararda, bu iddianın en önemli dayanağı olarak Pınar Gültekin’in arkadaşı Ceren Tunç’un ifadeleri gösterildi. Olaydan sonra jandarmada alınan ifadeye göre Ceren Tunç, Pınar Gültekin’in telefonda Cemal Metin Avcı’ya “sen bana para göndermek zorundasın yoksa karın öğrenir” demişti. Tunç yargılama aşamasında ise böyle bir ifadesinin bulunmadığını, jandarmadaki ifade tutanağının okumadan imzalatıldığını savunmuştu.

Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesi, jandarmanın böyle bir kurgusal ifade tutanağı hazırlamayacağını kabul ettiği kararında, tahrik indiriminin gerekçesini şöyle savundu:

“…Maktulün sanık Cemal Metin’i aralarındaki evlilik dışı ilişkiyi eşine ve çevresine söyleyeceğinden bahisle tehdit ederek sanık Cemal Metin’den menfaat temin ettiği, maktulün söz konusu eylemlerinin öğretide ve yargısal içtihatlarda açıklama tehdidi ile menfaat temini olarak tanımlanan TCK’nın 107. Maddesinde düzenlenen şantaj suçunu oluşturduğu TCK’nın 107. Maddesinde düzenlenen ve konusunu suç oluşturan fiillerin ise haksız bir davranış olduğunun izahtan vareste olduğu, sanık Cemal Metin’inde maktulün söz konusu haksız fiil içeren davranışlarından duyduğu öfke ile maktule yönelik söz konusu suçu işlediği dikkate alındığında mahkememiz yargılamasına konu somut olayda TCK’nın 29. Maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanma şartlarının tamamının gerçekleştiğinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde sabit olduğu gözetilerek mahkemece sanık hakkında verilen cezada TCK’nın 29. Maddesi uyarınca indirim yapılmıştır.”

Gerekçeli kararın ilgili bölümünde, “Tasarlayarak kasten insan öldürme” suçunda haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması gerektiği tezinin kabul edilmediği belirtildi.

İNDİRİM İÇİN SAVUNMASINA BİLE GEREK YOKMUŞ

Sanık Cemal Metin Avcı yargılama sırasında haksız tahrik indiriminden faydalanabilmek için çok farklı ifadeler vermişti. Bunlardan ilki, olay günü Pınar Gültekin’in kendisine bıçakla saldırdığı, kolundan bıçakla yaralandığı iddiasıydı. Ağır Ceza Mahkemesi, Adli Tıp Raporuna göre de sanığın kolundaki izin “abrazyon” (çizik) olduğunu, bu izin bıçak yaralanmasından kaynaklandığını belirtti.

Cemal Metin Avcı yine yargılama aşamasında, Pınar Gültekin’in kendisinin görüntülerini çektiğini, bu görüntülerin kendisine (sanık Avcı’ya) tecavüz edildiğini gösterdiğini ileri sürmüştü. Mahkeme, yapılan telefon incelemesi sonrasında bu iddianın gerçek olmadığının anlaşıldığını belirledi.

Sanığın bu tür savunma değişikliklerini, haksız tahrik indiriminden en fazla yararlanma gayreti olarak değerlendiren Mahkeme sanık kendisini savunmasaydı da haksız tahrik indirimi uygulanacağını kaydetti. Mahkeme’nin bu görüşü gerekçeli karara özetle şöyle yansıdı:

“…Sanığın savunmaları olmaksızın da dosyada bulunan maktul ve sanık arasındaki iletişim kayıtları, maktul Pınar’a ait banka hesap hareketleri, ATM kamera görüntüleri, tanıklar Ceren ve Sibel’in mahkememizce hükme esas alınan beyanları her birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eylemini maktulün kendisine yönelik gerçekleştirdiği açıklama tehdidi ile menfaat temini şeklindeki haksız hareketlerine tepki olarak gerçekleştirdiği kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edilmiştir.”

Gerekçeli kararda Cemal Metin Avcı’nın kardeşi Mertcan Avcı ve diğer aile bireyleri ile eski eşinin nasıl beraat ettiği de anlatıldı.

DAVA SÜRECİNDE NELER OLDU?

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü öğrencisi Pınar Gültekin, 16 Temmuz 2020'de kayboldu. Soruşturma kapsamında 5 gün sonra gözaltına alınan eski sevgilisi Cemal Metin Avcı, çıkan kavgada Gültekin'i boğarak öldürdüğünü, cesedini bağ evindeki varile koyup yaktığını, üzerine de beton döktüğünü itiraf etti. Avcı'nın gösterdiği yerde bulunan varilde, Gültekin'in kısmen yanmış cesedine ulaşıldı. Adliyeye sevk edilen Cemal Metin Avcı, 'canavarca hisle ve eziyet çektirerek öldürme' suçundan tutuklandı. Avcı'nın kardeşi Mertcan Avcı'nın telefon sinyallerinden ağabeyiyle aynı zamanda bağ evinde olduğu tespit edildi. Gözaltına alınan Mertcan Avcı da tutuklandı.

Mertcan Avcı, 15 Şubat 2021'deki duruşmada, imza atma yükümlülüğü ve yurt dışı çıkış yasağı konularak tahliye edildi. Pınar Gültekin'in ailesinin avukatı, sanık Cemal Metin Avcı'nın annesi Ayten Avcı, babası Selim Avcı, boşandığı eski eşi Eda Karagün ile ortağı Şükrü Gökhan Orhan'ın da 'delilleri yok etme, gizleme ve değiştirme' suçunu işlediğini iddia ederek şikayetçi oldu. Muğla Cumhuriyet Savcılığı, 2 Ekim 2020'de şüpheliler hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Karara yapılan itirazın Muğla Sulh Ceza Hakimliği de kesin olarak reddine hükmetti.

Ailenin avukatı Rezan Epözdemir, Muğla Sulh Ceza Hakimliği'nin verdiği kesin kararın Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulması istemiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Başsavcılık, kararı bozup 4 şüpheli hakkında iddianame hazırlanmasına karar verdi. Savcılık tarafından hazırlanan yeni iddianamede, şüpheliler Selim Avcı, Ayten Avcı, Eda Karagün ile Şükrü Gökhan Orhan'ın 'kasten öldürme' sonrasındaki zaman diliminde olay mahalline birlikte gidip, suç delillerini yok ederek gizlediklerine dair haklarında yeterli şüphe bulunduğuna kanaat getirilip ayrı ayrı cezalandırılmaları talep edildi.

MAHKEME 2 DOSYANIN BİRLEŞTİRİLMESİNE KARAR VERDİ

Davanın 24 Ocak 2022'de görülen 9'uncu duruşmasında savcı, mütalaasını açıkladı. Savcı, Pınar Gültekin'in hayattayken yangına maruz kaldığının oy birliğiyle kabul edildiğini belirterek, Cemal Metin Avcı'nın 'canavarca hisle öldürme' suçundan cezalandırılmasını talep etti. Mertcan Avcı'nın da 'suç delillerini gizleme ve değiştirme eyleminde bulunması', Cemal Metin Avcı'nın eski eşi Eda Karagün, iş ortağı Şükrü Gökhan Orhan, annesi Ayten ve babası Selim Avcı'nın da 'suç delillerini yok etmek ve gizlemek' suçlarından cezalandırılmasını istedi.

Gültekin ailesinin avukatı Rezan Epözdemir, adli kontrol şartıyla daha önce serbest bırakılan Mertcan Avcı'nın tutuklanması amacıyla bir kez daha savcılığa başvurdu. Mertcan Avcı, 21 Şubat'ta 'canavarca hisle ve eziyet çektirerek öldürme suçuna iştirakten tutuklandı.

MÜEBBET HAPSİ İSTENDİ

Muğla Cumhuriyet Başsavcı Vekili Ali Cenk Düzgün tarafından hazırlanan iddianamede, Mertcan Avcı'nın, Pınar Gültekin'in bulunduğu varildeki yangını önleyecek, sonlandıracak ve ağabeyini engelleyecek hiçbir eylemde bulunmadığına yer verilerek, 'canavarca hisle ve eziyet çektirerek öldürme suçuna iştirak'ten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.

MAHKEME İDDİANAMEYİ İADE ETTİ

İddianame, Muğla 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. Mahkeme heyeti, suça doğrudan etki edebilecek nitelikteki delillerin toplanmadan hazırlandığı gerekçesiyle iddianamenin iadesine karar verdi. Muğla Cumhuriyet Başsavcısı Vekili Ali Cenk Düzgün, iade kararına itiraz etti. Düzgün, itirazında Mertcan Avcı hakkında yürütülen soruşturmada, mevcut verilerle toplanabilecek tüm delillerin toplandığını, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturacak delil elde edildiğini anlattı.

SAVCILIĞIN İTİRAZI KABUL EDİLDİ

Savcılığın itirazını değerlendiren Muğla 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi, iddianameyi kabul etti. Kararda, itirazın kabulünün gerekçesi için "Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı'nda Pınar'ın kesin ölüm sebebi ile zamanının belirlenmesi için mevcut veriler bağlamında mümkün olan tüm tespitler yapılarak iddianamenin düzenlendiği kanaati oluştuğundan, yeniden rapor alınmasının artık mahkemenin takdirinde olduğu, iddianamenin iade kararının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır" denildi.

MERTCAN AVCI'YA AVUKATIN İTİRAZIYLA 2'NCİ TAHLİYE

Mertcan Avcı'nın tutukluluğuna avukatı itiraz etti. İtirazı değerlendiren Muğla 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi, Avcı'nın mevcut delil durumu, aynı delil durumuyla sanığın tutuklanma taleplerinin reddedilmesi, kaçma şüphesinin olmaması, adli kontrol tedbirlerine uyması nedeniyle itiraz yolu açık olmak üzere tahliyesine karar verdi.

ANNE HAKKINDA DAVA

Cemal Metin Avcı'ya, 14 Şubat'ta görülen davanın 10'uncu duruşmasında, "Seni öldüreceğim, öldüreceğim köpek. Sen niye orada konuşuyorsun köpek" diye hakarette bulunduğu gerekçesiyle anne Şefika Gültekin hakkında, savcılık tarafından hazırlanan iddianamede, 4 yıl 4 ay hapis istendi. İddianame, mahkeme tarafından kabul edilerek, anne Gültekin hakkında kamu davası açıldı.

Davanın 16 Mayıs'ta görülen 12'nci duruşmasında savcı, esasa ilişkin mütalaasını verdi. Savcı, mütalaasında Cemal Metin Avcı'nın 'canavarca hisle eziyet çektirerek ve tasarlayarak öldürmek'ten, kardeşi Mertcan Avcı'nın da 'canavarca hisle ve eziyet çektirerek ve tasarlayarak öldürme suçuna iştirak'ten ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Mütalaada Eda Karagün, Şükrü Gökhan Orhan, anne Ayten ve baba Selim Avcı'nın da 'suç delillerini gizlemek ve yok etmek' suçundan 2 yıldan 5 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istendi.

MÜEBBET İSTENEN KARDEŞİNE DE BERAAT

Sanıklar, bugün 13'üncü kez hakim karşısına çıktı.

EPÖZDEMİR: KİMSENİN İNANMADIĞI SAVUNMAYA İTİBAR EDİLDİ

Gültekin ailesinin avukatı Rezan Epözdemir, "Bugün burada hukuk ölmüştür, adalet ölmüştür. Bugün Muğla'da adalet ölmüştür" diyerek tepki gösterdi. Epözdemir, diri diri yakıyor, gömüyor, bütün delilleri değiştiriyor, kimsenin inanmadığı bir kurgu savunmaya mahkeme itibar edip haksız tahrik indirimi uyguluyor" diyerek tepki gösterdi.