Adliyede hakimi vuran savcı kurşunu ve yargıda artan suç: Hakim ve savcılar ne diyor?
GÜLSEVEN ÖZKAN
İstanbul Kartal Bölge Adliye Mahkemesi'nde Cumhuriyet Savcısı Muhammet Çağatay Kılıçaslan, hakim Aslı Kahraman'ı silahla ateş ederek yaraladı. Maltepe Açık Ceza İnfaz Kurumu'nda hükümlü olup adliyede görevlendirilen çaycı Yakup Karadağ'ın Kılıçaslan'ı ikinci kez ateş etmek üzereyken engelledi.
Bir savcının bir hakimi adliyede vurmasını traji-komik hale getiren bilgiyi ise gazeteci Halil Sadri Yılmaz aktardı. Buna göre, Savcı Kılıçaslan, 2022-2024 yılları arasında Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nda Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Bürosu'nda görev yapıyordu.

Bir erkek hakimin bir kadın savcıyı adliyede vurması, hakim ve savcıların son yıllarda işledikleri suçlara bakıldığında "münferit" durmuyor.
İstanbul’da bugün yaşanan saldırı ardından geçmişte yaşanan benzer olaylar da gündeme geldi.
UYUŞTURUCU SUÇU: Yeni yılın ilk haftasında Adana'da uyuşturucu davasında eski bir narkotik polisi ile birlikte yargılanan eski terör savcısı Osman Y. 6 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı.
POLİSE SİLAH ÇEKTİ: Geçtiğimiz yıl Ankara Adliyesi’nde görevli Cumhuriyet Savcı L. A. ve karakol polisi M.Ö. arasında kapı önünde uzun süre bekleme nedeniyle tartışma yaşandı. Tartışma sırasında Cumhuriyet Savcısı L.A., polis M.Ö.’ye silah doğrulttuğu soruşturma konusu oldu.
HAKİM GÜL AILTINOK OLAYI: Benzer biçimde geçen yıl Adana ve Edirne Adliyesi'nde görev yaptığı sırada rüşvet, şantaj, tehdit ve uyuşturucu partileri gibi bir dizi skandala karışan Hakime Gül Altınok ile suç ortağı Savcı Fatih Aslan ihraç edildi.

Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesi’nin geçen yıl kabul ettiği iddianameye göre, Edirne’de görev yapan ceza hâkimi Gül Altınok ve savcı Fatih Aslan birden fazla ağır suçtan sanık konumunda yer aldı. İddianamede, aralarında bir başsavcıvekili, savcı ve yüksek mahkeme üyesinin de yer aldığı 7 kişi "suçtan zarar gören" olarak gösterildi. Şüphelilere yöneltilen suçlamalar arasında "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme, imzasız mektupla tehdit, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve resmî belgede sahtecilik" yer aldı. İddianamede, yargı mensuplarının yetkilerini kötüye kullanarak yasa dışı ilişkiler ağı içinde hareket ettikleri ve bu ilişkilerin uzun süre devam etmesine rağmen engellenemediği ifade edildi.
KADINA ŞİDDET: İstanbul Anadolu Hakimi Ferhat A. hakkında Özlem K.’yı darp ettiği iddiasıyla şikayette bulunuldu. Polise başvuran genç kadın, evine gittiği Hakim Ferhat A. ile başka bir kadınla ilişki yaşadığı gerekçesiyle tartıştığını, tartışma sırasında Ferhat A.’nın kafasını klozete soktuğunu ve hırsını alamayarak kafasını defalarca lavaboya vurduğunu iddia etti.
SAVCIYA YARALAMA DAVASI: Cumhuriyet Savcısı O.A. hakkında suç duyurusunda bulunan avukat sevgilisi B.S., savcı O.A.’nın kendisini yaraladığını ileri sürmüştü. Yürütülen soruşturma sonucunda savcı hakkında ‘Basit yaralama’ suçundan dava açılmıştı.
EŞİNİ ÖLDÜRÜP İNTİHAR EDEN SAVCI: Yakın geçmişte yer alan olaylar arasında Alperen Ocakları Genel Başkanı'yken Adalet Bakanlığı Daire Başkanı olarak atanan Serkan Tüzün'ün eşini öldürdükten sonra intihar etmesi de yer aldı.

"Saplantılı biriydi"
Avukat Peren Sanrı, sosyal medya hesabı üzerinden vurulan hakim Aslı Kahraman'ın yakın arkadaşı olduğunu anlatarak, "Bahsedilen Savcı Aslı'nın eşi değil. Aslı'yı uzun zamandır tehdit eden, saplantılı biri. Zaten böyle bir şey olacağından korkuyorduk. Hayati tehlikesinin olmamasına şükrediyoruz" ifadelerini kullandı.
Türkiye gündeminin ilk sırasına yerleşen bu saldırı, daha önce yargı organları içinde yaşanan benzer şiddet vakalarını yeniden hatırlattı. Hakim ve savcılar yaşanan olay ardından yargıya yönelik görüşlerini Kısa Dalga ile paylaştı.
Hakim ve savcılar neden adliye içine silahla girebiliyor?
Silah taşıma hakkına sahip olduğunu belirten İstanbul’da görevli bir hâkim, “Silahım var, yalnızca bir tane alınacağına dair düzenleme yok. Devlet verdi, ben de 2 silah aldım. Depremde sağ kalırsak başımıza bir şey gelmesin diye taşıyorum. Ancak ben de bu duruma karşıyım. Neden hâkim ve savcılar adliye içine, odasına kadar silahla girebiliyor? Neden hakim, savcıların silah edinme sayısına müdehale edilmiyor? Silah neden araçta ya da güvenlik alanında bırakılmıyor?” diye sordu.
Siyasetin birçok meslek grubuyla iç içe geçtiği bir sistemin oluştuğuna dikkat çeken hâkim şunları söyledi:
“Toplumda korku kalmadı. Ne polisten ne hâkimden ne de savcıdan çekiniyorlar. Toplumdaki yozlaşma, doktorundan hâkimine, öğretmeninden savcısına kadar her alana yansıyor. Toplumda neye saygı kaldı ki hâkim savcıya kalsın? Kimsenin kimseye tahammülü kalmadı.”
Yargı itibarsızlaşınca...
30 yıllık hâkimlik mesleğinin ardından emekli olan eski Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Selçuk Kaya, Türkiye’de yargı sisteminde yaşanan dönüşümün suç oranlarındaki artışla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi. Kaya, özellikle liyakat ilkesinin terk edilmesinin yargının saygınlığını ve toplumsal güveni ciddi biçimde zedelediğini ifade etti. Yaşanan olayı değerlendiren Kaya, “Bu tablo Türkiye’nin Ortadoğu haline gelmesinin resmidir” diye konuştu.

“Türkiye’de bugün neredeyse bütün suç türlerinde artış var” diyen Kaya, bunun temel nedeninin liyakatsizlik olduğunu savundu. “Her şey liyakate bağlıdır. Liyakat yoksa adalet olmaz, adalet olmazsa toplum çözülür” ifadelerini kullandı.
Yargıya duyulan güvenin hızla azaldığını belirten Kaya, bunun hâkim ve savcıların saygınlığını da doğrudan etkilediğini dile getirdi. “Toplumun adalete güveni kalmamışsa, hâkime duyulan saygı da kalmaz. Yargı itibarsızlaşınca suçla mücadele de mümkün olmaz” dedi.
“Haksız tutuklama tazminat dosya sayısı yılda 70’e kadar çıktı”
Haksız tutuklama tazminat dosyalarındaki artışa da dikkat çeken Kaya, görev yaptığı dönemde bir ağır ceza mahkemesine yılda 3–4 dosya gelirken, bugün bu sayının her mahkeme için 60–70’e çıktığını söyledi. Bu artış nedeniyle Adalet Bakanlığı bünyesinde özel komisyonlar kurulduğunu belirtti.
HSK’nin atama ve terfi politikalarını da eleştiren Kaya, “Bugün ölçüt liyakat değil, biat ve mensubiyet. Sınavda 100 üzerinden 67 alan tercih edilirken, daha yüksek puan alanlar dışlanıyorsa sonuç kaçınılmazdır” diye konuştu.
Kaya, 30 yıllık deneyime sahip hâkim ve savcıların sürgün edilip ötekileştirildiğini, buna karşılık 10 yıllık meslek mensuplarının ağır ceza mahkemesi başkanı yapıldığını belirterek, “Böyle bir sistemden adalet çıkmaz” dedi. Emeklilik kararının da bu nedenle geldiğini vurgulayan Selçuk Kaya, “Liyakatsizlik artık katlanılmaz bir hâl aldı. Bu sistemin değişmeyeceğini gördüğüm için emekli oldum” ifadelerini kullandı. Kaya, yargıdaki bu dönüşümün sadece hukuk sistemini değil, tüm ülkeyi etkilediğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Yargı çökerse devlet çöker. Bugün yaşadığımız tablo, bunun açık göstergesidir.”
“Hakim, savcılara güven azaldı, nedeni siyasi baskı ve talimatlar”
Adını vermek istemeyen eski bir savcı ise, “Adalet sisteminde güven sorunu var. Hakim, savcılara güven azaldı. Bunun nedenleri arasında siyasi baskı, üst birimlerden gelen talimat, liyakat, rüşvet iddiaları da var” diye konuştu. Geçmişte de benzer olaylar yaşandı" dedi.
"2013'ten sonra yargıda bir lümpenleşme ve paramiliterleşme başladı"
Emekli hakim Orhan Gazi Ertekin ise yakın zamanda yargıya yönelik önemli değerlendirmelerde bulunmuştu:

“2013-14’den sonra durum farklılaştı. Bundan sonra yargıda bir lümpenleşme ve paramiliterleşme başladı. Yargıda 60’lardan sonra bir lümpenleşme süreci vardı aslında. Bu tarihlerde Osmanlı bürokratları yok olmaya başladılar ve yerlerini taşradan gelen, köy kökenli hakim savcılara bırakmaya başladılar ve böylece yargının lümpenleşmesi süreci başladı. Fakat 2013’e kadar yargı içindeki hem Gülenciler hem de diğer kadrolar, yargının iç araçları içinde haraket edebilecek kapasiteye sahiptiler. Biçimsel hukuku biliyorlardı. Ergenekon, Balyoz davalarını düşünün, bunların hepsi hukuk bilinerek yapılabilecek şeylerdi. Fakat 2013’den sonra yasal bağlayıcılık, kurumsal bağlayıcılık tamamen çözüldü. 2015’den sonra bunun yerine lümpen ve paramiliter bir topluluk ortaya çıktı.”
Ertekin, Alperen Ocakları başkanlığından hakimliğe ve daire başkanlığına uzanan bir sürecin ardından Serkan Tüzün’ün eşini öldürme ve intihar olayını hatırlatmıştı. Ertekin, bu örneği Türkiye yargısının içinde bulunduğu yapısal krizle ilişkilendirmişti.
Ertekin’e göre Tüzün olayı, Türkiye yargısının bir tür “Vietnam sendromu” yaşadığını gösterdi. Yargının sistemli biçimde şiddet üreten bir iklimin içine çekildiğini savunan Ertekin, “Bir şiddet üretirseniz, yargıyı kendi geleneksel kültüründen ve yasal, biçimsel geleneklerinden koparırsanız, herkes oraya girmeye başlar” değerlendirmesinde bulunmuştu.
Kaynak:Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.