Hatay’da taş ocağı gölgesinde bir köy: Çamaşırlar gece seriliyor, pencereler açılmıyor

BURCU ÖZKAYA GÜNAYDIN |Hatay’ın Samandağ ilçesine bağlı Çöğürlü Mahallesi, çeyrek asırdır bir taş ocağının kuşatması altında nefes mücadelesi veriyor. Geçmişte incir bahçeleri, temiz havası ve berrak akan Asi Nehri İle bilinen mahalle, bugün bitmek bilmeyen dinamit patlamaları, ağır tonajlı kamyonlar ve gri bir toz tabakasıyla boğuluyor. Hayvancılığın bittiği, çocukların astımla büyüdüğü mahallede halk, yaşam alanlarını ve geleceklerini geri istiyor.

·

BURCU ÖZKAYA GÜNAYDIN

Hatay'ın Samandağ ilçesine bağlı Çöğürlü Mahallesi; havası, suyu, doğası, mahallede yaşayanlarıyla bir bütün olarak bir taş ocağı tarafından kuşatılmış durumda. 25 sene önce Gürkalİnşaat’a bağlı olarak çok küçük bir alanda kurulan kalker ocağı, kırma-eleme tesisine karşı hayatta kalma mücadelesi veriyor.

Gürkal İnşaat tarafından Samandağ ilçesine bağlı Atatürk mahallesinde kurulan beton santrali, mahkeme tarafından çevre ve insan sağlığını etkilemesi gerekçesiyle kapatma kararı verilmesine rağmen mahkeme kararına uymayarak faal olmaya devam etti. Mahalle ve çevre örgütlerinin hem hukuki hem de saha mücadelesiyle santral şimdilik kapatıldı. Çöğürlü’de ise aynı şirkete bağlı taş ocağı, yerel halkın söylemlerine göre; muhtarların şirketle iş birliği ve mahalle halkından bazı kişilerin şirket bünyesinde işe alım nedeniyle mücadele başarıya ulaşmadı.

Bir zamanlar Samandağ’ın en gözde; havası, suyu en temiz mahallelerinden biri olan Çöğürlü’de şimdilerde tozdan göz gözü görmüyor, ses, gürültüden bahçelerde oturulup, sohbetler edilemiyor. Dağların arasından akan Asi nehrini eski berrak rengi yok, etrafındaki dağlar ise delik deşik. Mahalle bir şantiye alanından farksız; sürekli iş kamyonları geçiyor.

"Çamaşırlar gece seriliyor, pencereler açılmıyor"

Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte kuş seslerinden önce kamyonların sesi duyulan Çöğürlü’de pencereler açılmıyor. Çamaşırlar gündüz değil, gece asılıyor. Meyve ağaçlarının yaprakları yeşilden çok gri. Evlerin içine kadar giren taş tozu, yalnızca eşyaların değil, insanların yaşamının da üzerini örtüyor.

Çöğürlü Mahallesi sakinleri, tam 25 yıldır yaşamlarının bir taş ocağı tarafından yavaş yavaş kuşatıldığını söylüyor. Mahalle sakinlerinden Ayfer Doğru, çocukluğunun geçtiği köyünü, “Burada pınarlardan su içerdik. Keçi yollarında yürürdük. Her yer yemyeşildi; adeta mesire alanı gibiydi” sözleriyle anlatıyor. İlk yıllarda küçük bir alan olarak başlayan işletmenin zaman içinde genişlediğini anlatan Doğru, bugün köyün yaşam alanını kuşatan dev bir sanayi sahasına dönüştüğünü söylüyor. Ona göre mücadele ettikleri şey yalnızca bir şirket değil; çocuklarının geleceği…

tas-ocafi-haberi-ayfer

“Bir şirket için 25 senedir nefes alışımız engelleniyor"

Şirket sahibinin bitmeyen ve sürekli artan kar hırsının bir mahalleyi yok ettiğine dikkat çeken Ayfer Doğru, şunları belirtti:

“Beyefendi doymak bilmiyor. Şuradan 5 dakikada geçen araç sayısını gözlemlediniz mi? Bunları bir de paraya dönüştürün. Çok rahat bizim boğazımızdan elini çekip, başka yerde bir işletme kurabilir. Biz evimizde bir karınca, bir böcek gördüğümüz zaman dahi onu kâğıt üstüne alıp dışarı atıyoruz, zarar vermiyoruz. Bu şirket 25 senedir bizim nefes alışımızı engelliyor. 25 senedir yolumuzda yürünmüyor, 25 senedir ağaçlarımız nefes almıyor.”

tas-ocagi

Kendilerinin gidecek, yaşayacak başka bir yeri olmadığını ama şirketin başka bir yere taş ocağı açma sansı olduğunu ifade eden Ayfer Doğru, “Mahalleli olarak yıllardır dilekçeler veriyoruz, imza kampanyaları düzenliyoruz, dava da açtık. Ancak sesimizi duyuramadık. Kimse bizi duymayınca yolu kapatıp, eylem yaptık. Hala da tam sesimizi duyurabilmiş değiliz. Bu zamana kadar çok sorun yaşadık hala da yaşıyoruz. Mahallemiz, havamız, suyumuz bitti ama en azından çocuklarım için bu sorun çözülsün istiyorum” şeklinde konuştu.

“Ağaçlar kurudu, insanlar hasta, gidecek yerimiz yok"

Mahalle sakini Arzu Bakır'ın evinin önündeki meyve ağaçlarının yaprakları kalın bir toz tabakasıyla kaplı. Eskiden bol ürün veren ağaçları artık kurumaya başlamış. Çamaşırlarını gündüz asamadıklarını, bahçede oturamadıklarını aktaran Bakır, “Çamaşırlarımızı gündüz asamıyoruz. Akşam asmamızın sebebi güneş değil; kamyonların biraz olsun azalması. Ama gece de tamamen bitmiyor. Toz yalnızca ağaçların üzerinde değil; evlerimizin içinde, pencerelerde, yataklarda ve insanların günlük yaşamının her anında karşımıza çıkıyor. Mahallenin yaşlıları çok etkileniyor. Hepsi hasta. Gidecek bir yerleri olsaydı burada yaşamazlardı” ifadelerini kullandı.

Emel Bakır ise evlerinin pencerelerini neredeyse hiç açamadıklarını söylüyor. “Sineklik var ama hiçbir işe yaramıyor. Her gün temizlik yapıyoruz. Ertesi gün yine her yer toz” diyen Bakır, mahallesinin taş ocağından önceki halini ise büyük bir özlemle şu sözlerle anlattı: “Eskiden her yer yeşildi. Çöğürlü, Antakya’nın, Samandağ’ın en güzel mahallerindendi. Herkes dinlenmeye buraya gelirdi. Her yer yeşil, ağaçlık, havası temizdi. Burada yaşam çok keyifliydi. İstanbul kadar güzeldi şimdi o güzellikten eser kalmadı. Eskiden Çöğürlü’de yaşamak keyifliydi şimdi o keyif kalmadı, nefes almak bile zor hale geldi.”

Taş ocağından kaynaklı hayvanlarını satan köylüye şirket süt satıyor

Mahalle sakinlerinden Semire Doğru yıllarca hayvancılık yaparak geçimini sağlamış. 13 büyükbaş hayvanı olduğunu fakat taş ocağıyla birlikte hayvanlarının bazılarının hastalanmaya bazılarının da patlatmalardan dolayı korktuğunu; üremediğini veriminin düştüğünü ve sonunda da değerinin çok altında satmak zorunda kaldığını söyledi.

Semire Doğru patlatmalar sırasında ahırına da kaya parçaları düştüğünü ölümden döndüğünü söylerken, yıllar evvel olan bir olayı da şöyle anlattı: “Şirket kontrolsüz patlatmayı yıllardır yapıyor. Ocağın ilk açıldığı zamanlarda yapılan kontrolsüz patlatma nedeniyle hamile bir kadın yaşamını yitirdi. Ben kıl payı kurtuldum. Canımız, hayvanımız, sağlığımız her şey tehlikede. Astım hastası oldum, geçim kaynağım hayvanlarımı satmak zorunda kaldım. Taş ocağından dolayı köylüde hayvan kalmadı. Şirket sahibi de köyün temiz bir tepesine mandıra kurdu ve köylüye süt satıyor. Böyle bir zorbalık olur mu?”

“25 yıl önce Çöğürlü cennetten bir köşeydi”

Çöğürlü Muhtarı Kıymet Doğru, köyünün geçirdiği dönüşümü anlatırken önce geçmişi hatırlıyor. Ona göre bugün beton santralinin ve taş ocağının bulunduğu alan, 25 yıl önce ‘cennetten bir köşe’ydi. Asi Nehri'nin kaynaklarından su içtiklerini, çam ormanlarının arasında yürüdüklerini anlatıyor. Samandağ Adliyesi'nin girişindeki eski bir kartpostalın o günlerin tanığı olduğunu; kartpostaldaki fotoğrafın, bugün taş ocağının olduğu bu bölgede çekildiğini belirtti.

tas-ocagi-2-640

Doğru, taş ocağı ilk kurulduğunda mahalleliye iş imkânı sağlayacağı, köye yol, elektrik ve kalkınma getireceği söylendiğini; iki küçük parsel üzerinde, iki konkasör, birkaç kamyon ve kepçeyle başlayan işletmenin yıllar içinde büyümesiyle kontrolsüz patlatmalar başladığını; meyve bahçelerinin, tarım alanlarının, bir bütün doğanın zarar gördüğünü söyledi.

“Halk olmadan ÇED toplantıları yapıldı”

Muhtar olmadan önce de taş ocağına karşı mücadele eden Doğru, 2024 yerel seçimlerinde Çöğürlü tarihinin en yüksek oyuyla muhtar seçildiğinde ise mücadeleyi resmen devralmış. Göreve geldikten sonra, önceki yönetimlerin sorunu çözmek yerine görmezden geldiğini düşündüğünü ifade ediyor.

Tapulu arazilerin sınırlarını ölçtürmek istediğinde hakkında şikâyette bulunulduğunu anlatan Doğru, yapılan incelemelerde bazı vatandaşlara ait tarım arazilerine mıcır döküldüğünün tespit edildiğini belirtti. Buna rağmen savcılık dosyasında işletme için “iş yeri niteliği yok” değerlendirmesi yapıldığını, ancak tesisin faaliyetlerini sürdürmeye devam ettiğini söyledi.

En büyük tepkilerinden biri ise çevresel izin süreçlerine yönelik. Doğru’nun anlatımına göre, 25 yıl önce küçük bir tesis için verilen “Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) gerekli değildir” kararı yıllar içinde defalarca yinelenmesine rağmen bu süreçte mahallede bir kez bile halkın katılımı toplantısı yapılmamış.

Gece kamyonlar geçmesin diye mücadele edilirken çalışma saati artırıldı

2025 yılında başlayan ÇED süreci aylarca olumsuz ilerlediğini ancak kısa süre içinde yeniden “ÇED gerekli değildir” kararıyla sonuçlandığını ifade eden Kıymet Doğru, mahallelinin gece çalışan kamyonlara karşı yaptığı itirazlardan sonra ise daha önce günde sekiz saat çalışması öngörülen işletmenin çalışma süresinin sabah 07.00'den gece 23.00'e kadar uzatıldığını kaydetti.

Bugün Çöğürlü'de sabahın sessizliği yerini çimento kamyonlarının sesine bırakıyor. Mahalleli her gün gürültüyle uyanmasından şikayetçi ama sorun sadece gürültü değil. Muhtar Kıymet Doğru, mahallede astım hastalarının sayısının hızla arttığını belirterek, “Minimum yüzde 30'u astım hastası” diyor. Kendisi de bu kişilerden biri olduğunu belirtiyor. Dört çocuğunu iş makinelerinin gürültüsü, buhar makineleri işe büyüttüğüne vurgu yapan Doğru, “Bir insanın daha fazla para kazanması için başka insanların sağlıklarının, doğalarının, geçim kaynaklarının yok olması kabul edilebilir mi?” diye soruyor.

"İncirleri ile meşhur çöğürlü şu an incir satın alıyor"

Mahallelerinin incirleriyle meşhur olduğuna dikkat çeken Doğru, “Eskiden köyümüzün simgesi incilerdi, şimdi bir tane bile incir ağacı kalmadı, Çöğürlü incir satın alıyor. Eskiden süt, peynir, yoğurt hepsini yapıyorduk. Şimdi Çöğürlü sütü şirketin mandırasından parayla alıyor. Ben de dahi birçok kişi hayvancılıkla uğraşıyordu, hayvanlarımızı sattık” diye konuştu.

Doğru, işletmenin daha önce de faaliyetinin durdurulduğunu ancak denetimlerin ardından eksiklikler giderilmeden yeniden çalışmasına izin verildiğini iddia ediyor. Yetkililerin “Bu şirkete tahmin edemeyeceğiniz kadar ceza kestik” dediğini aktaran Doğru, “Eğer bu kadar çok ceza kesilecek kadar usulsüzlük varsa neden hâlâ faaliyetine devam ediyor?” sorusunu soruyor.

Taş ocağı uğruna yok olmayla karşı karşıya Çöğürlü'nün ortak talebi

Çöğürlü’de konuşan hemen herkes farklı cümleler kuruyor; ama aynı duyguyu paylaşıyor. Kimisi çocuklarının sağlığından, kimisi toprağından, kimisi hayvanlarından, kimisi ise uykusuz gecelerden muzdarip. İsyanları ve talepleri ortak olan mahalleli, mücadelesini; yalnızca bir taş ocağına karşı verilen çevre mücadelesi değil; yaşam alanlarını, hafızalarını ve geleceklerini koruma çabası olarak ifade ediyor.

Kaynak: Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.