TEZCAN KARAKUŞ CANDAN

TEZCAN KARAKUŞ CANDAN

Bir kenti nefessiz bırakmak: Kıbrıs Vadisi’ne rant kuşatması

Kentin kargaşası içinde nefes almak istediğinizde, kentin akciğerleri olan vadilere doğru yola koyulmanın tadı bambaşkadır. Grileşen kenti ardınızda bırakıp yeşilin, derenin, kayanın ve doğal topoğrafyanın içine kendinizi bıraktığınız anda bütün hücreleriniz yeniden uyanır. Kalp atışlarınızın ritmiyle adımlarınızın ritmi bir doğa senfonisine dönüşür; bu senfoniye kuşların sesi, böceklerin cızırtısı, derenin akışı ve yüzünüzü yalayıp geçen rüzgâr eşlik eder. Çünkü bir kentin gerçek nefes kaçamağı, onun vadileridir.

Ankara’nın vadiler ve dereler sistemi bu kentin yaşam damarlarıdır: Dikmen Vadisi, İmrahor Vadisi, Portakal Çiçeği Vadisi, Çubuk Çayı Vadisi, Zir Vadisi, Hatip Çayı Vadisi, Nenek Vadisi, Kalaba Vadisi, Büyükesat Vadisi… Birbirine bağlanan bu doğal koridorlar, bitki örtüsü, canlı yaşamı ve yarattıkları mikroklima özellikleriyle kentin nefesini açarken bugün betonun kuşatması altında yapılaşmaya kurban edilmektedir.

İşte bu zincirin en nadide halkalarından biri olan Kıbrıs Vadisi, Ankara’nın yaz sıcağında asfaltın alazı yüzünüze vururken, yalnızca yirmi kilometre ötede zamanın akışına ve kentin gürültüsüne direnen saklı bir vahadır. Elmadağ’ın yamaçlarından doğup güneydoğudan kuzeybatıya doğru derin bir kanyon halinde yarılan bu görkemli coğrafya; binlerce yıldır suyla ve kayayla yoldaşlık etmiş, kendi kadim türküsünü fısıldayan bir doğa mucizesi, beş kilometre uzunluğunda bir kalıntı ormanıdır. Karşılaştığınız anda nutkunuz tutulur. İçine girdiğinizde ise büyülenirsiniz.

Görsel 1- Kıbrıs Vadisi-Tezcan Karakuş Candan Arşivi

Ancak bu eşsiz ekosistem taş ocakları ve koruma statüsü değişiklikleriyle yok edilme tehdidi altında.

Karadeniz ile İç Anadolu’nun valsi

Kıbrıs Vadisi’nin bir yamacında İç Anadolu’nun kurak ve sert iklimine göğüs geren tüylü meşeler kayalık yamaçlara sıkıca tutunur. Tüylü meşe toplulukları vadinin doğusunda Bayındır ve Kutludüğün köylerinde de kendini gösterir. Vadinin doğal nöbetçileri olan bu tüylü meşelere yamaçlarda boyları altı metreyi geçen fındık ağaçları, eğrelti otları eşlik eder.

Görsel 2 Kıbrıs Vadisi-Ahmet Akbıyık ve Tezcan Karakuş Candan Arşivi

Vadide Karadeniz ile İç Anadolu’nun dansına tanıklık edersiniz. Bu görkemli birliktelik vadinin nefesi canlıların geleceğidir. Geyikdikeni, ahlat, kuşburnu ve barut ağaçlarının gölgelerinde, kayaların arasından Orta Karadeniz'in nazlı orkideleri ve sapsarı çiğdemler güneşe gülümser, insan zihnini dinginleştiren şakayıkların kokusu her yanı sarar.

624 farklı bitkiye ve 67 eşsiz endemik türe kucak açan bir kalıntı ormanı olan Kıbrıs Vadisi yeryüzünün gizli bir cennet bahçesidir. Vadinin kalbinde kayalıkların arasından yol bulup küçük bir şelale oluşturan suyun ebedi şarkısı kulaklarınızın pasını siler atar. Kireçtaşı bloklarının derinliklerinden, bir yeraltı hazinesinden süzülerek gün yüzüne çıkan bu sular, kanyon boyunca kıvrılarak akan Kerhiz Deresi ile buluşur.

Görsel 3-Kıbrıs Vadisi küçük çağlayan-Tezcan Karakuş Candan Arşivi

Yeşillikler arasında suyun oluşturduğu çağlayanlara, dingin göletlere özgürlüğün keyfini çıkartan kartalların, şahinlerin, dağ kırlangıçlarının ve sizin suretiniz düşer.

Bir zamanlar bülbüllerin susmadığı, kekliklerin kayadan kayaya sektirmeç oynadığı, kurtların, tilkilerin, meşe ormanlarında volta attığı bu topraklar doğayla birlikte insanlığın da binlerce yıllık hafızası ve varlık nedenidir.

Tarihin ve antik denizlerin hafızası

Vadinin içerisinde, doğanın kucağında, aynı zamanda eşsiz bir tarih yolculuğuna çıkarsınız. Friglerden kalan oyma basamaklar, gizemli tüneller ve kayalara kazınmış sunaklar, 1462 yılından beri "Kırbız" adıyla anılan bu kadim yurdun geçmişine sessizce tanıklık eder.

Ankara’nın denizi yok diyenlere bir manifesto gibi cevap verir Kıbrıs Vadisi. Bu vadi yüz milyonlarca yıl önce antik denizlerin tabanıdır. Bölgedeki yeraltı sularına ev sahipliği yapan o devasa beyaz ve gri kireçtaşı blokları da bu eski denizlerin bize emanet edilmiş mirasıdır.

Ancak bu güzellik, vadi yamaçlarına verilen taş ocağı ve maden ruhsatları ile amansız bir rant kuşatmasının altında yok edilmek isteniyor. Her geçen gün sayıları giderek artan taş ocakları vadiyi soluksuz bırakarak kalbine saplanmış bir hançer gibi vadiyi öldürüyor.

Görsel 4-Kıbrıs Vadisi’nde taş ocakları -Tezcan Karakuş Candan Arşivi

Patlatılan dinamitler yalnızca kireçtaşı kayalıklarını parçalamıyor, vadinin yeraltındaki gizemli su hafızasını da yok ediyor. Yükselen toz bulutları tüylü meşelerin dallarına, fındık ağaçlarının yeşiline ve orkidelerin zarif taç yapraklarına ölümcül bir örtü gibi çöküyor.

Mahkemeler konuşmuştu aslında

Bilim insanları, meslek odaları ve koruma kurulları yıllar önce bu vadinin yalnızca birkaç kaya parçasından ya da sıradan bir bozkır boşluğundan ibaret olmadığını ortaya koymuştu. Kıbrıs Vadisi, suyun, tarihin, jeolojinin, endemik yaşamın ve Ankara’nın nefes damarlarının ortak hafızasıydı.

Bu nedenle vadi, 1995 yılında Kültür Bakanlığı Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu kararıyla 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescil edildi. Ardından 1996 yılında aynı sınırlar Doğal Sit Alanı olarak da koruma altına alındı. Devletin resmi kayıtlarına geçen bu kararlar aslında çok net bir şey söylüyordu: Bu vadi korunmalıydı.

Rantın dili saldırgan

Yıllar içinde taş ocakları vadi yamaçlarına doğru yayıldı. Dinamitlerin sesi kuşların sesini bastırdı. Kamyonların açtığı yarıklar, binlerce yıllık su yollarını tehdit etmeye başladı. Yetmedi… Koruma statülerini düşürerek bu eşsiz coğrafyanın yapılaşmaya açılmasının yolları arandı.

17 Aralık 2020 tarihinde Kıbrıs Vadisi Doğal Sit Alanı’nın koruma statüsü değiştirilerek alanın bir bölümü “Nitelikli Doğal Koruma Alanı”, bir bölümü ise “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” ilan edildi. Kâğıt üzerinde teknik görünen bu değişiklik, gerçekte vadinin geleceğine dönük büyük bir kırılmaydı. Çünkü bu statü değişikliği, yapılaşmanın, turizm tesislerinin, entegre kullanımların ve yeni müdahalelerin önünü açabilecek bir kapı anlamına geliyordu.

O dönem başkanlığını yürüttüğüm Mimarlar Odası Ankara Şubesi bu karara karşı dava açtı. Çünkü mesele yalnızca bir sit düşürme değil, Ankara’nın ekolojik yaşam hattıydı. Yargı kısa süre içinde kararını verdi. 2022 yılında mahkeme sit derecesini düşüren işlemi iptal etti. Daha sonra idarenin yaptığı istinaf başvurusu da reddedildi. Hukuk, açık bir şekilde 'Kıbrıs Vadisi’nin koruma statüsünü değiştiremezsiniz' dedi.

Görsel 5-Mahkeme iptal kararları 2022-Tezcan Karakuş Candan Arşivi

Ancak doğayı koruyan yargı kararları, ne yazık ki rant baskısını durdurmaya yetmedi. Sanki mahkeme kararları hiç verilmemiş gibi, 12 Mayıs’ta Resmî Gazete’de yayımlanan kararla 14 Mayıs 2026 tarihinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nde yeni bir askı süreci başlatıldı. Cumhurbaşkanlığı kararıyla Kıbrıs Vadisi’nin doğal sit statüsü yeniden “Nitelikli Doğal Koruma Alanı” ve “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” olarak değiştirildi ve plan 1 ay süreyle askıda kalacak.

Görsel 6- Solda 2022’de iptal edilen sit sınırlarının değiştirilmesi-sağda askıya çıkan yeni sit sınırları

Küçük harita oyunlarıyla, sınır değişiklikleriyle, teknik ifadelerin ardına saklanarak aynı müdahale yeniden dolaşıma sokuluyor. Oysa mesele çok açık: Mutlak korunması gereken bir vadi, parçalanarak kontrollü kullanım adı altında yapılaşmaya açılmak isteniyor.

Vadiler yalnızca bir coğrafya değildir; bir kentin vicdanı, hafızası, nefesi ve geleceğidir.

Eğer bu karar kesinleşirse, Mamak Belediyesi, Büyükşehir Belediyesi meslek örgütleri yargıya taşımazsa taş ocaklarının, maden sahalarının, entegre tesislerin, turizm yapılaşmalarının ve yeni müdahalelerin baskısı artacak. Vadinin su rejimi bozulacak, mikro klima özelliği zarar görecek, endemik türler geri dönülmez biçimde yok olacak. Ankara nefessiz kalacak.

Bugün Kıbrıs Vadisi’ni korumak yalnızca bir doğa mücadelesi değil; aynı zamanda Ankara’nın nefesini, hafızasını, suyunu, kayasını, kuşunu ve bir zamanlar Ankara’da deniz varlığının izlerini savunma mücadelesidir. Çünkü vadiler yalnızca bir coğrafya değildir; bir kentin vicdanı, hafızası, nefesi ve geleceğidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
TEZCAN KARAKUŞ CANDAN Arşivi