CENGİZ ERDİNÇ
Bir yılın son kurşunları
Bir yılın son mafya kurşunu dün sabah saatlerinde Şişli’de yönetmen Seren Yüce’yi hedef aldı. Kasklı saldırgan kurye gibi kapıyı çaldı, Netflix’de Samsun’un 55 plakasını taşıyan araçların bolca gözüktüğü suç dizisi Kasaba’nın yönetmeni Yüce’yi sol bacağından vurdu.
Bu saldırıdan beş altı saat önce Üsküdar’da ateşlenen silahların hedefinde de Fenerbahçe tribün liderlerinden İbrahim Gümüştekin vardı. Gümüştekin sabaha karşı 04.15’de aracının içinde uğradığı kurşunlarla ağır yaralandı. Kulüp başkanlarıyla yan yana fotoğrafları ve sanık olarak yer aldığı organize suç iddianameleriyle tanınan Gümüştekin 11 Ocak 2024 günü de Kuzguncuk’ta bir otoparkta saldırıya uğramış, Şükrü Can Köseoğlu hayatını kaybetmişti.
Hesabı bu son kurşunlarla kapatacak olursak 2025 yılında bir bölümü yurt dışında işlenen organize suçla ilişkili en az 45 cinayet, bunun en az iki katı yaralı, irili ufaklı yüzden fazla polis operasyonu var. Saldırı ve cinayetler önceki yıllardan gelen ve gelecek yıla da devredileceği kesin olan üç dört çatışma zinciri içinde gerçekleşti. Adana’dan İstanbul’a, Yunanistan, Belçika, Hollanda gibi Avrupa şehirlerine Gürcistan’a yayılan bu çatışmaların başlangıcı çetelerin alan çatışmasına ve vekalet savaşına dayanıyor. Paylaşılamayan öncelikle uyuşturucu tezgahları, yasadışı bahis, silah ticareti ve haraç. Yıl boyunca açılan düzenlenen iddianamelerle açılan davalar mafyanın yeni neslini konu edindi. Bunların en çarpıcısı Barış Boyun grubunun 362 sanıklı davasıydı. Ağırlaştırılmış müebbetlerin havada uçuştuğu bu ve benzeri davalar yeni neslin hapishane serüvenini de gösterecek. Buna sadece geçen yıldan değil, 2017’den başlayan kabuk değişiminin 2030’larda nasıl şekilleneceğini düşünerek cevap aramak gerek. Çünkü dünyanın başka yerlerinde de organize suç cezaevlerine sızdığında bu gizli bir salgına dönüşüyor. Küçükçekmece’de faaliyet gösteren Bayrolar grubuna yönelik iddianamede gizli tanık Altay bu salgının nasıl şekillenebileceğini yönelik önemli şeyler söylemişti:
”Yapmış oldukları hırsızlık eylemleri sebebi ile farklı tarihlerde cezaevine girip çıktılar. 2015-2018 yılları arasındaki dönemde hırsızlık çeteleri tutuklandığında Silivri 5 Nolu Cezaevine gönderiliyordu. Şu anda İstanbul’daki gayrimeşru alemde hakimiyet kuran tüm gruplar Silivri 5 Nolu cezaevi çıkışlı hırsızlık gruplarıdır. O dönemde tutuklanıp bu cezaevine gönderilen Polat Ay grubu, Can Dalton lakaplı Beratcan Gökdemir, Halil Ay, Uğurcan Gündoğmuş, Siirtli Naci, Tayfur Uçak, Kağıthane ve Sancaktep grupları, Ayaz Kardeşler grubunun tamamı birbirini Silivri 5 nolu Cezaevinden tanır.”
Hukukumuzda şiire yer yok ama suça sürüklenen çocuklar söz konusu olduğunda Behçet Necatigil’i, 1961 yılında okul ev arasında karaladığı o şiire bir göz atın; ”Solgun bir gül dokununca”.
Kolluk güçlerine gelen 200 bin ağırlıkla yaralama ve hırsızlığa karışan suça sürüklenen çocuk, 280 bin de mağdur çocuk. Oradan Cumhuriyet savcılıklarına 18 yaşından küçük 300 bin şüphelinin dosyası gelecek, en az 120 bini bir sonraki yıla devredecek. Sayıları giderek artan çocuk mahkemelerinde, 5 bini çocuk ağır cezada olmak üzere yaklaşık 37 bin dosya gelecek yıla devrolacak. Sonra 100 bin yeni dosya, yıl boyunca 20 bin mahkumiyet.
Adalet bahsini açmışken 11. yargı paketiyle infaz affından yaralanan 55 bin kişiden bir bölümünü şiddet bilançosunun gelecek yıllarda kapatılacak ”avans hesabına” dahil etmekte yarar var.
Hesabın nakit akışı için Watergate skandalının en önemli kaynağı ”Derin Gırtlağın” ya da 33 yıl sonra ortaya çıkan asıl kimliğiyle FBI Başkan Yardımcısı Mark Felt’in şiarını tekrarlayarak paranın izini takip edelim!
BBC Türkçe’nin derlediği haberde geçen yıl Vepara, Payco, IQ Money, Paybull, Papara, Payfix olmak üzere altı ödeme sistemine kara para soruşturması açıldı. İşin dikkat çeken yanı hepsinin de Hazine ve Merkez Bankası’nın 86 madde ve yüzlerce fıkradan oluşan yönetmeliğine göre istihbarat incelemesi de dahil her şeyden geçerek faaliyet izni almış olması. Ödeme sistemi şirketlerine, para aklama soruşturmalarıyla el konan banka, şirket, holding ya da Kapalıçarşı ve Laleli’nin posçularını, altıncılarını, dövizcilerini eklersek sadece 2025 yılında 100 milyar dolara yakın bir varlık söz konusu. Bütün Türkiye’nin bir yılda ürettiğinin onda biri.
Yılda 50 milyar dolara ulaşan yasadışı bahis ve kumar, en az onun yarısı kadar uyuşturucu, tahmin edilemeyecek miktarda haraç, rüşvet, fesat karıştırılmış ihale, gümrük kaçağı mallar. Hemen hepsi fena halde kokaine ve arsızlığa bulanmış ganimet çetelerine bakarsak kara para evreninde de sel giderken kum kalıyor ve bu kum milyar dolarla ölçülebilir.
Manzaranın bir bölümünü OECD Mali Eylem Gücü’nün Türkiye’nin beşinci tur görüşmelerinde, Haziran’da netleşecek karnesi belirleyecek. Çünkü bu defa konu para aklama, kitle imha silahları ve terörizmin finansmanı başlıklarındaki yasal düzenlemeler değil, o düzenlemelerin ne kadar etkili olarak uygulandığı.
2025 yılının bilançosu suç ekosisteminin yayılarak büyüdüğünü gösteriyor. İnsanlara ve çevreye yapılan kötülükler, sökülen zeytin ağaçları, kar hırsından başka bir şey gözetmeyen girişimlerde çalıştırılırken, iş cinayetlerinde hayatını kaybeden 90’ı çocuk 2 binden fazla insan. Hepsi bu ekosistemi besleyen küçük nehirler gibi. Birleştiklerinde bir ülkeyi boğabilir.
Neyse, yeni yıl yeni umutlar demek. Bilançoya bakıp da enseyi karartmayın, umuttan vazgeçmeyin, çünkü bu topraklar, bu insanlar umulmadık anlarda hep yeniyi doğurur.