CANAN COŞKUN
Yüzyıllardır ticaretin kalbinin attığı, "güven" üzerine kurulu olduğu anlatılan Kapalıçarşı, son birkaç yıldır tarihinin en sancılı dönemlerinden birini yaşıyor. 2023 yılında başlayan ve dalga dalga yayılan operasyonlar, çarşının sadece vitrinini değil, en korunaklı yönetim odalarını da sarsıyor. Ancak bu operasyonlar bir gecede başlamadı.
Türkiye’nin 2021 yılında uluslararası mali denetim kuruluşu FATF tarafından "gri liste"ye alınması, Ankara için bir dönüm noktası oldu. Kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadelede "yetersiz" görülen Türkiye, bu listeden çıkmak için bir dizi tedbiri devreye soktu. Bu süreçte denetimler ilk etapta sivil topluma yöneldi, ifade ve basın özgürlüğü, kent sosyolojisi ya da çevre gibi alanlarda faaliyet gösteren dernekler sıkı bir incelemeden geçirildi. Ancak aynı günlerde, ucu Kapalıçarşı’ya uzanan çok daha farklı bir soruşturmanın da temelleri sessizce atılıyordu. Öyle ki Merkez Bankası, daha Haziran 2021’de Fayik Özbey’in şirketleri için Hazine ve Maliye Bakanlığı’nı resmen uyarmış ve kapsamlı bir araştırma yapılmasını istemişti.
Uzun yıllar boyunca Kapalıçarşı'nın denetim dışı kaldığı ve kara para aklama iddialarının odağına yerleştiği sır değil. Yazı dizimize görüşleriyle katkı sunan MASAK eski Başkan Yardımcısı Ramazan Başak, bu durumu "çok uzun süre ertelenen ve yok sayılmaya çalışılan bir gerçeğin su yüzüne çıkması" olarak tanımlıyor. Başak’a göre, çarşıda bugün yaşananlar şaşırtıcı değil; aksine yıllardır biriktirilen ve göz ardı edilen sorunların bir sonucu.
Peki, devletin raporlarında yıllar önce yer alan bu isimler, nasıl oldu da çarşı yönetiminde kalmaya ve üst düzey bürokratlarla aynı karelerde boy göstermeye devam etti? Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianame, Kapalıçarşı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fayik Özbey’den uzanan yasadışı bahis ve kara para ağlarını deşifre ederken, okları çarşının yönetim katındaki diğer isimlere ve dikkat çeken ilişki ağlarına da çeviriyor.
Bu devasa çark nasıl işliyor? Bir yanda MASAK raporlarına giren isimler, emniyet müdürleri ve siyasetçilerle aynı karede yer alan yöneticiler; diğer yanda ise kripto borsalar üzerinden aklanan milyarlarca lira... Türkiye’nin kara para ile imtihanında Kapalıçarşı nerede duruyor?
Bu yazı dizisinde önce, ucu Kapalıçarşı’ya kadar uzanan uluslararası bir kripto dolandırıcılığının izini sürüp FBI kayıtlarına giren o karmaşık cüzdan hareketlerine bakacağız. Ardından, savcılığın "örgüt lideri" olarak tanımladığı Kapalıçarşı Yönetim Kurulu Başkanvekili Fayik Özbey hakkındaki çarpıcı MASAK raporunu ve onlarca soruşturmasından yalnızca biri olan uluslararası davanın bilinmeyen ayrıntılarını inceleyeceğiz. Devamında, Kapalıçarşı operasyonlarının gerçek anlamını ve "gri liste"de olmanın sokaktaki vatandaşa maliyetini MASAK eski Başkan Yardımcısı Ramazan Başak ile konuşacağız. Başak, finansal şeffaflığın neden Türkiye’nin küresel piyasalardaki tek çıkış yolu olduğunu ve bu operasyonların kalıcı bir siyasi iradeyle nereye evrilebileceğini anlatıyor.
BİRİNCİ BÖLÜM: 1.6 milyar dolarlık kripto trafiği ve "romantik" dolandırıcılık
Yılda 60 milyon kişinin ziyaret ettiği tarihi Kapalıçarşı, bugünlerde operasyonlara konu olmasıyla kamuoyunun gündeminde. Bu operasyonlar kapsamında en dikkat çekici figür ise Kapalıçarşı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fayik Özbey oldu. Hakkındaki “örgüt lideri” suçlamasına karşın adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Özbey’in merkezinde olduğu bu dosya, ucu kıtalararası ağlara uzanan bir yapıyı işaret ediyor.
Kapalıçarşı’ya yönelik dalga dalga operasyonlar sürerken, içerdiği sarsıcı iddialar nedeniyle Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı Ocak 2024 tarihli iddianameye odaklanıyoruz. Kapalıçarşı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yetki alanında olmasına karşın soruşturmanın neden Ankara’da başladığı sorusu akıllara gelebilir. Süreç, suç bildiriminin bu savcılığa yapılmasıyla başlamış, ardından görevsizlik kararıyla İstanbul’a devredilmiş.
İddianamede üçü başka ülke vatandaşı toplam 27 müşteki bulunuyor. Toplam 61 şüpheli de “kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak”, “banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık”, “bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık”, “kişinin kendisinin kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık”, “şantaj”, “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama”, “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” suçlarından yargılanıyor. Sanıklardan öne çıkan bir diğer figür de uyuşturucu soruşturması kapsamında tutuklu bulunan Icrypex kripto şirketinin sahibi Gökalp İçer.
Suç tarihinin 2020-2023 aralığını kapsadığı davanın uluslararası boyutu, sadece yabancı müştekilerle değil, sanıklar arasındaki Çin uyruklu Bing Bing Chen gibi isimlerle de perçinleniyor. Tanzanya’da yaşadığı bilinen Chen, 16 Haziran 2023’te Ankara’da savcılığa ifade verip gittikten sonra hakkında bir tutanak tutulmuş. Buna göre, Chen savcının yanından çıktıktan sonra cep telefonu ile birini aradı ve ona Çince "Merak etmeyin çok fazla bir şey anlatmadım” dedi.
Romantik dolandırıcılık ya da"pig butchering"
İddianamenin en ilgi çekici ayrıntılarından biri, dava konusu dolandırıcılık eylemlerinin başka ülke vatandaşlarını da mağdur etmesi. ABD’de yaşadığını söyleyen müşteki Nivedita Kaul’un anlatımına göre, yaşananlardan ABD Gizli Servisi ve FBI’ın da haberi var. Dünyanın farklı noktalarındaki üç kişinin yolu, sosyal medya üzerinden kurulan "duygusal" tuzaklarla Kapalıçarşı merkezli bu dosyada kesişti. Önce bu kişilerin anlattıklarına bakalım, sonra da konunun Fayik Özbey ile nasıl bir bağlantısı olduğuna geleceğiz.
“Pig butchering” yöntemi, duygusal bağ kurma, güven kazanma ve ardından finansal imha ile sonuçlanan süreci tanımlıyor. Kurbanların sahte bir kripto para birimi yatırım borsasına aşamalı olarak artan miktarlarda para yatırması için manipüle edildiği uzun vadeli bir dolandırıcılık türü.
ABD'li doktor 2 milyon dolarını kaybetti
New Jersey’de yaşayan tıp doktoru Rakesh Sharma için süreç, LinkedIn üzerinden Kai Li Kelly isimli Uzak Doğulu bir kadının 2022 yaz aylarında attığı mesajla başladı. Romantik bir boyuta taşınan diyalogda Kelly, Singapur Maliye Bakanlığı’nda çalışan hayali halasından ve kripto paralarla elde ettiği devasa kazançlardan bahsetti. Sharma’yı ikna etmek için sahte ekran görüntüleri kullandı. İlk denemesinde 3 bin dolar yatıran ve bir haftada 700 dolar kâr gördüğünü sanan Sharma, tuzağa çekildi. Yatırımı 2 milyon dolarlara ulaştığında ise sistem "vergi" ve "yapay zeka blokesi" gibi bahanelerle parayı kilitledi. Kelly, Sharma'ya “yapım aşamasında olan hastanelerini satmasını" önerecek kadar ileri gitti. Türkiye’den ulaştığı avukatlar Sharma’nın milyonlarının ABD merkezli Coinbase yerine, ona benzeyen sahte bir platform üzerinden Türk kripto borsalarındaki cüzdanlara aktığını söyledi. Ankara’dan talimat duruşmasıyla yargılamaya katılan Sharma, zarar talebinin 2,4 milyon dolar olduğunu söyledi.
Californialı hukukçu 8.7 milyon dolar kaptırdı
California’da emlak yatırımları olduğunu belirten hukukçu Nivedita Kaul, günlük ev kiralama platformu üzerinden evini kiralamak isteyen bir "müşteriyle" tanıştı ve konuşmaya WhatsApp’tan devam ettiler. Emlak piyasasının durgunluğunu fırsat bilen müşteri, Kaul’u tüm mal varlığını kriptoya yatırmaya ikna etti. Kaul, gayrimenkullerini ipotek ettirip krediler çekerek sisteme 8,7 milyon dolar para aktardı. Parayı çekmek istediğinde ise karşısına "Hong Kong Vergi Dairesi" adına düzenlenmiş sahte talepler çıktı. Ancak Kaul, New York’taki Hong Kong temsilciliğine ulaşarak dolandırıldığını anladı. Kendi blok zincir analizini yapan Kaul, kripto varlığın Paribu üzerinden Türkiye’ye girdiğini saptadı ve bu verileri FBI ve Gizli Servis ile paylaştı. Ankara’dan talimat duruşmasıyla yargılamaya katılan Kaul, zarar talebinin 10 milyon dolar olduğunu söyledi.
Fransız elektrik teknikeri de tuzağa düştü
Fransız elektronik teknikeri Pierre Emile Besson’un hikâyesi ise Facebook üzerinden tanıştığı Uzak Doğulu Kexin Lin ile başladı. Lin, kendisini Berlin’de yaşayan varlıklı bir yönetici olarak tanıttı. Besson’un güvenini kazanmak için önce küçük bir miktar parayı çekmesine izin verdi. Besson, Lin ile Berlin’de tatil planı yaptı ve oraya gitti, ancak "randevu günü" yaklaştığında Lin bahaneler üreterek iletişimi kesti. Besson yatırdığı 100 bin Euro’ya bir daha ulaşamadı. İddianameye giren verilere göre Besson’un kripto varlığı, Kapalıçarşı bağlantılı Hotto Yazılım üzerinden Türk Lirası’na çevrilerek banka hesaplarına çekilmişti. Besson da Ankara’dan talimat duruşmasıyla yargılamaya katıldı ve zarar talebinin 1,2 milyon dolar olduğunu söyledi.
Cüzdan sahipleri ve kripto varlıklar
Sharma ve Kaul’un avukatları bilirkişi raporları, dolandırıcılığın Türkiye’deki kripto borsaları ve belirli şahıslar aracılığıyla yürütüldüğünü ortaya koydu. Raporlara göre, suça konu kripto varlıklar bir zincir halinde şüphelilere ait cüzdanlara aktarıldı.
Bu transfer trafiğinde yer alan isimler ve cüzdanlarına başta Dubai olmak üzere diğer uluslararası suç örgütleri bağlantılarıyla geldiği belirtilen kripto varlık değerlerin toplamı ise astronomik bir sayıya ulaşıyor. Buna göre toplamda 19 kişi ve 2 yazılım şirketine 54 cüzdan aracılığıyla yaklaşık 1 milyar 680 milyon dolar yatırıldı
Blok zincirde yer alan isimler ve cüzdanlarına geldiği belirtilen kripto varlık değerleri şöyle:
- Murat Seçkin: Altı cüzdanına toplam 466 milyon 522 bin 957 USDT
- Ozan Şıklaroğlu: Yedi cüzdanına toplam 309 milyon 553 bin 142 USDT
- Berkant Sülüşoğlu: Altı cüzdanına toplam 222 milyon 957 bin 87 USDT
- Fatih Çetez: Altı cüzdanına toplam 220 milyon 635 bin 879 USDT
- Euglo Yazılım: 182 milyon 632 bin 165 USDT
- Hotto Yazılım: 154 milyon 59 bin 182 USDT
- Engin Kılıç: 31 milyon 180 bin 465 USDT
- Mehmet Akif Taflı: 16 milyon 999 bin 325 USDT
- Serdar Gökalp Uçar: İki cüzdana toplamda 10 milyon 904 bin 596 USDT
- İbrahim Avcı: İki cüzdanına toplam 9 milyon 993 bin 256 USDT
- Murat Keleş: İki cüzdana toplam 8 milyon 531 bin 3 USDT
- Mustafa Osmanoğulları: Üç cüzdana toplam 5 milyon 45 bin 839 USDT
- Selahattin Esirger: İki cüzdana toplam 4 milyon 203 bin 842 USDT
- Levent Mertbey: İki cüzdanına toplam 3 milyon 628 bin 518 USDT
- Uğur Altunbaş: İki cüzdana toplam 3 milyon 422 bin 37 USDT
- Tamer Işık: İki cüzdana toplam 2 milyon 736 bin 800 USDT
- Cüneyt Mustafa Alacacı: İki cüzdana toplam 1 milyon 674 bin 981 USDT
- Yavuz Ekmen: İki cüzdana toplamda 763 bin 722 USDT
- Abdullah Osmanoğulları: 208 bin 190 USDT
- Emir Kaya: 170 bin 225 USDT
- Berk Özgür: 111 bin 647 USDT
Bu transferlerin, borsaların risk sistemlerine takılmamak için "yüzlerce küçük işleme bölündüğü" saptandı. Suç gelirlerinin izi sürüldüğünde, mağdur Rakesh Sharma’nın paralarının altı, Nivedita Kaul’un ise 14 farklı cüzdana dağıtıldığı görüldü. Fransız tekniker Besson’un gönderdiği kripto varlıklar ise zincir işlemler sonrası Hotto Yazılım’ın Icrypex cüzdanına çekildi, daha sonra da Türk lirasına çevrilerek şirketin banka hesabına yollandı.
Nivedita Kaul’un cüzdanından çıkan varlıklar zincir işlemler sonrası Fayik Özbey’in şirketler grubunda uzun zaman çalışmış Ozan Şıklaroğlu’nun cüzdanına aktarıldı. Şıklaroğlu, 18 Kasım 2019 - 2 Mayıs 2023 tarihleri arasında kendi gibi eski Özbey grubu çalışanları Murat Seçkin, Fatih Çetez ve Engin Kılıç’a kripto varlık gönderdi. 2020-2023 yılları arasında cüzdana 332 işlemde toplam 72 milyon 833 bin 564 USDT girdiği saptandı.
Kripto varlık dolandırıcılığı zincirindeki başka bir cüzdanla ilgili Paribu tarafından savcılığa gönderilen raporda dikkat çekici tespitler yer aldı. Cüzdanın al-sat veya yatırım amacıyla kullanılmadığı, gelen 4 milyon doların üzerindeki paranın dolandırıcılık şebekesine ait cüzdanlardan gönderildiği ve yurtdışındaki borsalara çıkarıldığı belirtildi. Raporda, bu cüzdanın "suç gelirlerinin aklanması" için kullanıldığı aktarıldı.
Sanıklardan bazıları soruşturma aşamasında cüzdanlarına gelen kripto varlığı Kapalıçarşı’daki Coinvest isimli dükkan aracılığıyla aldığını söylerken, yargılama aşamasında al-sat işlemi yaparak bu kripto varlıklara sahip olduklarını öne sürdü.
Öte yandan, sanık avukatlarının yabancı uyruklu müştekilerin avukatları hakkında "soruşturma savcısıyla organize hareket ettikleri" iddiasıyla yaptığı bir suç duyurusu da dosyadaki tartışmalı noktalar arasında yer alıyor.
Telefon dolandırıcılığı ile soyulanlar
Şebekenin tek yöntemi kripto yatırımı vaadi değildi. Türkiye’nin dört bir yanından onlarca vatandaş, kendilerini savcı, polis veya jandarma olarak tanıtan kişilerce telefon üzerinden dolandırıldı. 6 Şubat 2023’teki Maraş depremleri sebebiyle çadırkentte kalan Gaziantep’teki depremzededen emeklilere kadar pek çok mağdurun gönderdiği paralar, kripto varlığa çevrilerek şüphelilerin cüzdanlarına aktarıldı.
Özellikle Fatih Çetez ve Murat Biçen gibi isimlerin cüzdanları, telefon dolandırıcılığından elde edilen paraların toplandığı ana duraklar olarak iddianamede yer aldı. Bazı mağdurların ise yatırım danışmanlığı vaadiyle kandırıldığı, paralarını çekmek istediklerinde ise şantajla karşı karşıya kaldıkları belgelendi.
Fayik Özbey ve paravan şirketler
Peki, bu devasa para trafiğinin merkezindeki cüzdan sahiplerinin Fayik Özbey ile nasıl bir bağlantısı var?
Savcılığa göre Hotto Yazılım, her ne kadar resmiyette eski çalışanları Ozan Şıklaroğlu ve Murat Seçkin’e ait görünse de aslında Özbey’in kontrolündeki bir paravan şirket. Bu iddianın temeli, Şıklaroğlu ve Özbey arasında şirketin kuruluşundan sonra gerçekleşen yazışmalara, Dubai ve Türkiye gümrüklerindeki Özbey’in şirketine ait altınlarla ilgili işlem yaptığına dair belgelere dayanıyor. Mesajlaşmalarda Şıklaroğlu’nun Özbey’e kripto platformları ve kurulacak borsa logosu hakkında tavsiyeler verdiği, Özbey’in ise MASAK incelemesinde olduğu sırada Şıklaroğlu’nu rafineriye yönlendirdiği görülüyor.
Şıklaroğlu’nun Özbey’e yolladığı -her ne kadar içeriği bilinmese de - ilgi çekici bir belge var dosyada. 13 Eylül 2023’te yolladığı belge bir duruşma çağrı kağıdı. Özbey, tanık, geçtiğimiz günlerde uyuşturucu operasyonunda tutuklanan Kasım Garipoğlu ise “katılan”. Sanıklara “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma”, “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” suçlamaları yöneltiliyor.
Savcılığın "paravan" olarak nitelediği Hotto Yazılım’ın mali seyri de dikkat çekici. Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarına göre, Mart 2020’de 1 milyon TL sermayeyle tescil edilen şirket, sadece altı ay sonra sermayesini 10 milyon TL’ye çıkardı. Özbey’in şirketinden buraya geçen bir diğer sanık Fatih Çetez’in telefon rehberinde Özbey’in “Fayik Abi” olarak kayıtlı olması da örgütsel hiyerarşinin delili sayıldı.
Soruşturmanın odağı, bireysel cüzdanlardan yasal finans kuruluşlarına Icrypex üzerinden taşınıyor. Şirket, savcılığın taleplerine yanıt vermiş olsa da sahibi Gökalp İçer dosyaya dahil edildi. Şıklaroğlu ile İçer arasındaki mesajlaşmalarda, Şıklaroğlu’nun savcılık yazısı beklediğini belirttiği, İçer’in ise ona içeriği bilinmeyen bir fezleke görseli yolladığı tespit edildi.
Uzman görüşü: İşlemler yatırım amacı gütmüyor
Dava konusu zincir işlemlerle ilgili bilimsel mütalaalar da dosyada yer alıyor. Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Doç. Dr. Pınar Çağlayan Aksoy’un 11 Temmuz 2023 tarihli bilimsel mütalaasında, davaya konu kripto varlıkların ilk çıkış cüzdanı ile ağda görüntülenin son cüzdan arasındaki fiili ve hukuki bağlantının kesilmemiş olduğu, aynı kişinin veya aynı fikir ve amaç için hareket eden, eylem birliği içindeki kişilerin kullanımında olmasının muhtemel olduğuna kanaat getirdi.
Bir diğer mütalaa ise Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Doç. Dr. Mete Tevetoğlu tarafından hazırlandı. Tevetoğlu, söz konusu kripto varlık transferlerinin ticari mahiyette olduğuna yönelik hiçbir emareye rastlanmadığına ve kuvvetle muhtemel dolandırıcılık maksadıyla yapıldığını belirtti. İşlemlerin yatırım amacı gütmeğini aktaran Tevetoğlu, cüzdanlar ve işlemler arasında fiili ve hukuki bağın herhangi bir suretle kesilmediğini belirtti.
İddianamede yer alan 31 Temmuz 2023 tarihli bilirkişi raporuna göre, suça konu eylemdeki zincirde yer alan cüzdanların faaliyetlerinin araştırıldığı, sonuç itibariyle hırsızlık, dolandırıcılık, kumar ve en önemlisi kara para aklanmasıyla mücadele kapsamında yaptırım uygulanan kuruluşlardan oldukça yüksek miktarda para girişi yapıldığı tespit edildi.
Başka bir cüzdanla ilgili tespitte ise, yüksek miktarlar içeren transferlerin ufak miktarlı yüzlerce işleme bölünmesinin borsaların risk değerleme sistemlerine takılmamak için kullanılan bir yöntem olduğu, hesaba gelen varlıkları birbiriyle bağlantısız farklı borsalara ve cüzdanlara gönderilmesinin sebebinin ise orijinal kaynakla ilgili kafa karışıklığı yaratmak olduğu belirtildi.
Özbey grubuna ait altın, döviz ve yatırım şirketleri aslında Haziran 2021'den bu yana Merkez Bankası'nın radarındaydı.
İKİNCİ BÖLÜM: Yazı dizisinin ikinci bölümünde, Merkez Bankası'nın, suç gelirlerinin aklanmasına yönelik mevzuat kapsamında Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından değerlendirme yapılmasını istediği raporun ayrıntılarına ve Özbey’in savunmasına odaklanacağız.