Vize imparatorluğu-5: "Ortak değiliz" diyen VFS'ye Gateway'den "Ben var ettim" yanıtı
CANAN COŞKUN | VFS Bölge Başkanı Sertan Aslantürk, "Gateway ortak değil, sadece bir taşeron firmadır" derken, Gateway'in sahibi Halis Ali Çakmak ise "VFS'nin Türkiye'ye giriş sebebi benim; onu burada biz var ettik" diyerek VFS ile ortak olduğuna ilişkin sözleşmelerinin olduğunu söylüyor.
CANAN COŞKUN
Uluslararası bağımsız araştırmacı gazetecilik platformu Lighthouse Reports’un, dünya çapında bir vize işleme devi olan VFS’nin faaliyetlerine odaklanan çalışmasının Türkiye ayağıyla ilgili yazı dizisi, VFS ve Gateway'in yaşananlara ilişkin açıklamalarıyla sonlanıyor.
Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi başta olmak üzere hukuka açıkça aykırı bir mahkeme kararı ile erişim engeli getirilen yazı dizimizin son bölümünde taraflara cevap haklarını kullandırdık.
Yazı dizisinin ilk gününde vize devi VFS’nin Türkiye ortağı Halis Ali Çakmak’ın ticari hayatına göz atıp, serinin ikinci gününde ise Çakmak’ın holdingleşmesinden önce vize aracılık hizmetlerindeki yükselişinin önünü açan mevzuat değişikliklerine odaklandık. Serinin üçüncü gününde Rekabet Kurumu’nun VFS’nin pazarda tekelleşmesini gösteren bir kararını ele aldıktan sonra, dördüncü gün de başvurucuların randevu alabilmek için yaşadığı sıkıntılara, ek hizmetlerin yerine getirilirken kişisel verilerin ortaya dökülüşüne tanık olduk.
VFS Bölge Başkanı Aslantürk: Randevuyu “ilk gelen ilk alır”
Kısa Dalga, yazı dizisi boyunca gündeme gelen iddiaları ve saha gözlemlerini VFS’ye yöneltti. VFS Global Türkiye ve Azerbaycan Bölge Başkanı Sertan Aslantürk sorularımızı yanıtladı.

-Verdiğiniz bir röportajda randevu satışı olmadığını, dolandırıcılara dikkat edilmesi gerektiğini söylediniz. Dolapdere’deki VFS binasının hemen karşısında yer alan "Vize Asistanı" isimli işletmenin tabelasında açıkça "Randevu Alımı" yazıyor. VFS başvuru merkezinin 20 metre ötesinde bu işin ticarete dökülmesini nasıl açıklıyorsunuz? Bu işletmelerle VFS çalışanları arasında bir bilgi akışı olup olmadığını denetliyor musunuz?
Sertan Aslantürk: Randevular VFS Global’in internet sitesinden “ilk gelen ilk alır” prensibiyle ve herhangi bir ek ücret olmaksızın sunulmaktadır. VFS Global, vize başvuru merkezlerindeki randevuları satmaz. Resmî randevu slotları yalnızca yetkili online kanallar üzerinden paylaşılır ve başvuru sahiplerinin randevu almak için üçüncü taraflara ödeme yapmasına gerek yoktur.
Merkezlerimizin dışında faaliyet gösteren bağımsız işletmelerin VFS Global ile herhangi bir bağı bulunmamaktadır. Bu işletmeler “randevu desteği” gibi hizmetler sunuyor olabilir; ancak VFS sistemlerine, randevu envanterine veya iç süreçlere erişimleri yoktur. Başvuru merkezine yakın konumda olmaları, herhangi bir iş birliği veya yetkilendirme anlamına gelmez. VFS Global, başvuru sahiplerini yalnızca resmi kanalları kullanmaları ve gereksiz ödemelerden kaçınmaları konusunda düzenli olarak bilgilendirir. VFS adına açılmış sahte sayfa ve web siteleri de ilgili platformlara ve yetkili kurumlara bildirilmektedir. Bugüne kadar Türkiye kaynaklı 950’den fazla sahte sayfa bu şekilde raporlanmıştır. Ayrıca sistemlerimiz erişim kontrollü, düzenli olarak denetlenen ve dış müdahaleye kapalı şekilde yapılandırılmıştır. Hiçbir kişi ya da kurumun randevu sistemini manipüle etmesi mümkün değildir.
Bağımsız işletmeler üzerinde doğrudan bir yetkimiz bulunmamaktadır. Bu alan yerel otoritelerin sorumluluğundadır. Buna rağmen, ilgili kurumlarla iş birliği içinde hareket ediyor ve başvuru sahiplerini bilgilendirmeye devam ediyoruz.
-Sahada yaptığımız görüşmelerde başvurucuların büyük çoğunluğu randevuyu bizzat sistemden değil, aracılara 200 Euro’ya varan ücretler ödeyerek aldıklarını beyan ediyor. "İlk gelen alır" sisteminizde, bu aracılar nasıl oluyor da gerçek kişilerin bulamadığı randevuları “stoklayabiliyor”?
Sertan Aslantürk: Randevu sistemi herkes için aynı şekilde çalışır ve tüm randevular aynı anda herkese açılır. Hiçbir kişi ya da aracıya ayrıcalık tanınmaz. Fark yaratan unsur sistemin nasıl kullanıldığıdır. Aracı hizmetler genellikle:
- Randevu sistemini sürekli takip eder.
- Aynı anda birden fazla başvuru adına işlem yapar.
- Yoğun talep ortamlarında deneyimlidir.
- Bireysel başvuru sahipleri ise çoğunlukla sistemi düzensiz kontrol eder. Bu da randevu bulunamadığı algısını yaratabilir. Önemli olan şu: Bir aracıya ödeme yapmak ek randevu sağlamaz veya süreci hızlandırmaz. Resmî kanalları doğru kullanan başvuru sahipleri randevu alabilmektedir.
-Randevu alımı ile ilgili görüştüğümüz bir aracı kişi, turistik vize için randevu bulmanın zor olduğu ülkelere fuar organizasyonu aracılığıyla randevu aldıklarını, bunun ücretinin de 265 Euro olduğunu söyledi. Randevu alımının zorlaşması karşısında başvurucular aracıların yönlendirmesine de açık hale geliyor. Şirketinizin 'şeffaf ve adil' olarak tanımladığı sistemin, başvurucuları bu denli yüksek ücretli ve hileli yöntemlere mecbur bırakmasını nasıl değerlendiriyorsunuz, bu bir operasyonel zafiyet midir?
Sertan Aslantürk: Aracıların varlığı sistemin şeffaf olmadığı anlamına gelmez. Sistem kurallara dayalı ve herkese eşit şekilde çalışır. Bu durum, yüksek talep ve sınırlı kapasitenin bir sonucudur. Bazı başvuru sahipleri takip ve işlem kolaylığı için üçüncü taraflardan destek almayı tercih edebilir. Ancak bu hizmetler sistem içinde herhangi bir ayrıcalık sağlamaz. Hiçbir aracı kurum yetkili değildir ve herhangi bir ödeme ek randevu oluşturmaz.
-Verdiğiniz röportajda çok katmanlı güvenlik önlemlerinden (OTP, VPN kısıtlaması vb.) bahsediyorsunuz. Ancak karaborsada randevu satışı tam gaz devam ediyor. Eğer sisteminiz bu kadar güvenliyse, aracılar randevu ekranına saniyeler içinde nasıl erişip "slot" kapatabiliyor? Bu durum, içeriden bir müdahale veya sistemde bilinçli bırakılmış bir açık ihtimalini doğurmuyor mu?
Sertan Aslantürk: Güvenlik sistemlerimiz yetkisiz erişimi engellemek üzere tasarlanmıştır. Aracıların sistemi aşması söz konusu değildir; aynı sistemi daha yoğun ve hızlı şekilde kullanmaktadırlar. Yüksek talep ortamında hız ve süreklilik, ayrıcalık anlamına gelmez. İçeriden müdahale iddiaları ciddiyetle ele alınır. Ancak mevcut denetimlerimiz bu yönde bir bulgu göstermemektedir. Temel sorun, talebin kapasitenin üzerinde olmasıdır.
-VFS’nin 20 yılı aşkın süredir stratejik operasyon ortağı Gateway ile ortaklığı devam ediyor mu? VFS’nin merkezinin Şubat 2026’da Dolapdere’deki başvuru merkezinden Astoria AVM’ye taşınmasının sebebi bu ortaklıkla ilgili mi?
Sertan Aslantürk: VFS Global, müşteri hükümetlerle sözleşmeli çalışan bir hizmet sağlayıcıdır ve üçüncü taraflarla ticari ortaklık ilişkisi bulunmamaktadır. Gateway bir taşeron firmadır, ortak değildir. Başvuru merkezlerinin taşınması tamamen operasyonel ihtiyaçlar ve hizmet kalitesi kriterlerine bağlıdır. Bu kararlar herhangi bir hizmet sağlayıcıyla bağlantılı değildir.
"VFS Global’in Gateway ile bir ortaklığı yok”
-İnternetteki şikâyet sitelerinde kullanıcılar, randevu bulma süreçlerinde yaşanan sorunların yanı sıra zorunlu seyahat sigortasıyla ilgili sorunlardan da bahsediyor. Bu şikâyetlerin birkaçında VFS’nin stratejik operasyon ortağı Gateway’in sahibi Halis Ali Çakmak’ın sahibi olduğu Emaa ve Gravis sigortanın da adı geçiyor. Bu sigorta şirketlerinin operasyon ortağınıza ait olması, vize başvurularında bu sigortaların bir "şart" gibi sunulmasına neden oluyor mu? Bir vize aracı kurumunun, başvurucuyu kendi iştiraki olan sigorta şirketine yönlendirmesi etik mi?
Sertan Aslantürk: VFS Global’in Gateway ile bir ortaklığı bulunmamaktadır. Sigorta hizmetleri başvuru sahiplerinin tercihine bağlıdır ve belirli bir şirket zorunlu tutulmaz. Zorunlu gibi sunulan sigorta ürünleri yanıltıcıdır ve kabul edilmemelidir.
-Şikâyet sitelerinin verilerine yansıyan çok sayıda iddiaya göre, vize reddi durumunda iade garantisiyle piyasanın iki katı fiyatına satılan sigortaların parası, red sonrası iade edilmiyor. "Ya sigorta bedeli ya vize harcı iadesi" şeklinde bir dayatma yapıldığı doğru mu?
Sertan Aslantürk: Vize ücreti ve sigorta birbirinden bağımsızdır. VFS Global sigorta satışı veya iade süreçlerinde yer almaz. Sigorta iadesi ilgili şirket ile başvuru sahibi arasındaki bir konudur.
“Gerekli iyileştirmeler bildirimler doğrultusunda yapılıyor”
-Premium Lounge hizmeti alan başvurucular, tüm mahrem finansal ve mesleki bilgilerinin sessiz odalarda diğer başvurucular tarafından duyulduğunu anlatıyor. Ekstra ücret karşılığında alınan bir hizmette, KVKK’nın (Kişisel Verilerin Korunması Kanunu) ihlal edilmesi şikâyetleriyle ilgili değerlendirmeniz nedir?
Sertan Aslantürk: Veri güvenliği tüm hizmetlerimizde temel bir sorumluluktur. Premium Lounge da dahil olmak üzere tüm alanlarda kişisel verilerin korunmasına yönelik süreçler uygulanır. Geri bildirimler doğrultusunda gerekli iyileştirmeler yapılmaktadır.
-Başvurucuların beyanlarına göre, çalışanlarınızın sistem şifrelerini başvurucuların telefonuna fotoğraflattığı ve İngilizce form doldururken liyakat sorunu yaşandığı iddia ediliyor. Personelinizin veri güvenliği eğitimi konusunda bir denetim mekanizmanız var mı?
Sertan Aslantürk: VFS Global, veri güvenliği ve sistem kontrolü konusunda sıkı denetim mekanizmalarıyla çalışır. Yetkisiz işlemler kesinlikle kabul edilmez ve gerekli yaptırımlar uygulanır. Tüm çalışanlar düzenli eğitimden geçer ve performansları sürekli olarak izlenir.
Halis Ali Çakmak: “Vize aracılık hizmeti konseptini biz yarattık”
VFS'nin iş ortağı eleştirilerin odağındaki Gateway şirketinin sahibi Halis Ali Çakmak da Kısa Dalga'nın sorularını yanıtladı.

Halis Ali Çakmak, varlıklı bir aileden geldiğini, babasının Libya’da çalışan bir müteahhit olduğunu belirterek söze başladı. Malta’da eğitim gördükten sonra turizm sektörüne adım attığını, 1993-1994 yıllarında Rusya pazarını geliştirerek büyük kazançlar elde ettiğini ve bu sermayeyle sanayiye girdiğini anlattı.
Çakmak, 2005-2006 yıllarında Malta’da çalıştığını belirterek o dönemin Malta Dışişleri Bakanı’nın arkadaşı olduğunu, Türkiye’de konsolosluk açılması için aracı olduğunu ve Talimhane’deki apartmanında onlara yer verdiklerini söyledi. Çakmak, o dönem Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüşmesinden sonra Malta’ya İsmail Ethem Tokdemir’in atandığını aktardıktan sonra aynı apartmanda Rusya’ya da konsolosluk açtıklarını da kaydetti.
Vize aracılık hizmeti fikrinin ilk kez kendi aklına geldiğini savunan Çakmak, "Bu konsepti biz yarattık" dedi. VFS Global’in Türkiye pazarına giriş sürecini ise şu sözlerle açıkladı:
“VFS'yi Türkiye ve Azerbaycan'da var eden biziz”
“2007 yılında Türkiye Turizm Bakanlığı’nın Hindistan pazarına yönelik tanıtım faaliyetlerinde şirketimiz hem sponsor hem de katılımcı olarak yer aldı. Bu süreçte daha önce temas halinde olduğumuz İsviçre firması Kuoni Hindistan CEO’su Sunish Gupta ile görüşmeler gerçekleştirmiş, dönemin Turizm Bakanı Atilla Koç’un da katıldığı organizasyonlarda, o tarihte bazı ülkelerin vize işlemlerini yürüten VFS Global’in Hindistan operasyonları ile istişarelerde bulunuldu. Yapılan değerlendirmeler sonucunda Türkiye’de ortak bir operasyon modeli oluşturulması konusunda mutabakata varıldı. VFS’nin Türkiye’ye giriş sebebi benim, ben getirdim, ben geliştirdim. VFS’yi Türkiye ve Azerbaycan’da var eden biziz. VFS, burada bir şirket açılmasını, güzel bir ismi olmasını istedi. Biz de yolculuğu hatırlattığı için ‘Gateway’ ismini verdik.”
VFS ile aralarında iş ortaklığı sözleşmesi olduğunu belirten Çakmak, VFS’nin kendilerine yazılım ve platform sağladığını, geri kalan tüm işi kendilerinin yaptığını söyledi. VFS’nin küresel ölçekte Blackstone’a satılmasının ardından randevu sistemini VFS’nin işletmek istediğini ve sorunların bundan sonra başladığını iddia etti. 2022 sonuna kadar randevu kotası sorunlarını kurumsal becerileriyle çözdüklerini, bu tarihten sonra AB vize işlemlerinde yer almadıklarını söyledi. VFS çalışanlarının geçmişte randevu slotlarını sızdırdığını fark edip işten attıklarını da iddialarına ekledi.
Çakmak, VFS’nin sunduğu ek hizmetlerden kazanılan payın yüzde 20’sinin önceden Dışişleri Bakanlığı’na gittiğini belirterek 2025 yılında Dışişleri Teşkilatını Güçlendirme Vakfı’nın kurulmasıyla bu gelirin artık vakfa gittiğini söyledi.
“VFS bizi satın almak istedi”
Blackstone’un kendilerini tehdit olarak gördüğünü savunan Çakmak, “İçeride ve dışarıda güç kazandığımız için süratle bu işi kaçırmaya karar verdiler” dedi. Blackstone’a devir işleminden sonra VFS’nin kendilerini satın almak istediğini söyleyen Çakmak, “Biz de bu işin devletimiz ve insanımız için önemli olduğunu söyledik, çünkü milli bir şirketin manevi bir sorumluluğu vardı. ‘Devletin yetkilileri bize çık desin, çıkarız’ dedik” ifadelerini kullandı. Gerekli otoriteleri bilgilendirdiklerini de sözlerine ekleyen Çakmak, şöyle devam etti:
“Zaman zaman ‘Lanet olsun satalım’ dedik ama satma taraftarı olmadığımızı, işbirliği yapmak istediğimizi söyledik. VFS bizim münhasırlık hakkımızı iptal etmeye çalıştı ama edemedi. VFS’ye onlardan hisse almayı teklif ettik, milli bir firmanın büyümesini istemedikleri için kabul etmediler.”
Sertan Aslantürk’ün VFS Global Türkiye ve Azerbaycan Bölge Başkanı olmadan önce 12 yıl kendisinin şirketinde çalıştığını belirten Çakmak, Aslantürk’ün bir karar mercii olmadığını savundu.
Bu süreçte VFS’nin 2028 yılına kadar devam eden bir sözleşmeleri olmasına karşın Fransa diplomatik misyonuna Gateway’in tek başına iş yapmasını istemediklerini söylediğini iddia eden Çakmak, bu durumu büyükelçilik avukatlarından duyduklarını söyledi. “Dışişleri Bakanlığı ile çalıştığımız için güvenli olmadığımız söylenmiş” diyen Çakmak, bu durumu hükümet yetkililerine de aktardıklarını söyledi.
“Irak’taki fedakarlığımız bakanlığın takdirinde"
Irak’tan Türkiye’ye yapılan vize başvuruları için 2012'de görüşmelere başladıklarını ve 2015'teki düzensiz göç dalgası üzerine Dışişleri Bakanlığı'nın yardım istediğini belirten Çakmak, bu hizmeti ilk başta geçici mevzuatla verdiklerini söyledi. O dönem IŞİD tehdidi ve sınır güvenliği riskleri nedeniyle "C1 elektronik vize" sistemindeki açıkları "etiket vize" uygulamasıyla kapattıklarını ifade eden Çakmak, “terör bölgelerinde ne denli fedakârlıklarla ofisler açarak sistemin oturtulabildiğinin bakanlığın takdirinde olduğunu” vurguladı. Çakmak, 2019’daki yönetmelik değişikliğinin ardından Dışişleri Bakanlığı'ndan resmi yetki aldıklarını söyledi.
“Sigorta şirketlerini pandemi için kurduk”
Vize başvuru merkezlerinde kendine ait şirketlerinden sigorta dayatması olduğu iddialarına yanıt veren Çakmak, seyahat sigortasında herkesin özgür olduğunu savundu. Sigorta şirketini pandemi döneminde "Don Kişotluk yaparak" kurduklarını söyleyen Çakmak, Türkiye’ye o dönemde turist gelmesi için büyük sigorta şirketleriyle görüşmeler yaptıklarını, ancak hiçbirinin kabul etmediğini söyledi. Bu süreçte elçiliklerden de sahte poliçe hazırlanmasıyla ilgili bazı şikâyetler aldıklarını aktaran Çakmak, sözlerine şöyle devam etti:
“Hazırladığımız poliçe, vize reddi veya hastalıklarla ilgili 60 bin dolara kadar karşılıyordu. Sigortacılar Birliği yeni kurulan şirketlere bizi örnek göstermek istedi. Görüştüğüm bir Fransız diplomatik misyon temsilcisi bununla ilgili ‘Allah bize de nasip etsin’ demişti.”
“Offshore’u bilmem”
Çakmak, vergiden kaçınmak için açılan offshore şirketlerle ilgili Paradise Papers belgelerinde adının geçmesiyle ilgili de “Offshore'u bilmem, ağzıma almam, yazılanlar yalan" dedi. Şirket veya yöneticiler adına herhangi bir offshore şirket, hesap veya benzeri bir yapılanmanın hiçbir zaman bulunmadığını savunan Çakmak, ortaklık yapılarına her zaman dikkat ettiklerini belirtti. Çakmak, 1998'de kurulan sanayi şirketi Ekorad’ın faaliyetleri ve büyüme potansiyelinin dönemin Malta merkezli yatırımcılarının ilgisini çektiğini, bu sebeple yatırım yaptıklarını söyledi. Türkiye’de yaşanan ekonomik krizler ve piyasa koşullarındaki değişiklikler sonrasında söz konusu yatırımcıların hisselerini devrederek şirketten ayrıldıklarını söyleyen Çakmak, "Yaklaşık 20 yıl önce hissedarlıktan ayrılan bu kişilerin daha sonraki ticari faaliyetleri, şirketleri veya ilişkileri hakkında şirketimizin bir bilgisi bulunmamaktadır” dedi.
Offshore şirketler listesinde yer alan bir diğer şirketi Inter Foods’u da 2001 yılında kurduklarını söyleyen Çakmak, bu girişimin de Malta’daki bir donut markasıyla ilgili olduğunu iddia etti ve şöyle devam etti: ”Malta’da bir donut firması vardı. Tadını da çok beğendiğim için yatırım yaptık ama bu girişim de 2001 ekonomik krizi nedeniyle devam etmedi.”
Alanya Üniversitesi’ni “küçük Oxford”a çevirme hayali
Eğitim sektörüne kâr amacıyla değil, sosyal sorumluluk vizyonuyla girdiklerini iddia eden Çakmak, Alanya Üniversitesi’nden önce Haliç Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Mehmet Naci Topsakal’ın kendilerini yatırım için davet ettiğini söyledi. “Kurumun batık olduğunu anladık” diyen Çakmak, daha küçük bir üniversite arayışına girdiklerini söyledi. Bu aşamadan sonra tarihini tam hatırlayamadığı bir zamanda Hamdullah Emin Paşa Üniversitesi’nin kendilerini davet ettiğini iddia etti. Ekibinin gidip gerekli incelemeleri yapmasını istediğini söyleyen Çakmak, “Bize kurumun borcunun olmadığı söylendi ama milyon dolara yakın borcu vardı” dedi. Bu süreçte görüştüğü YÖK Başkanı’nın da üniversiteyi bu gidişle kapatacaklarını söylediğini savundu. Çakmak, üniversiteyi akademik olarak yükseltmek istediklerini belirterek “Alanya’yı ‘Küçük Oxford yaparım’ rüyası ile ana amacı para kazanmak değil, akademik olarak büyümek, yeni branşlar açmak, uluslararası düzeyde sıralamaya sokmak istedik” dedi.
Vakfın arazisinde bulunan kolejin (Cumhuriyet Eğitim Vakfı Özel Hamdullah Emin Paşa Okulları) para ödemeden kazanç sağladığını öne süren Çakmak, üniversiteyi devraldıklarında Mevlüt Çavuşoğlu'nun eşi Hülya Çavuşoğlu'nun mütevelli heyetinde olduğunu ve kendisini toplantılarda sadece birkaç kez gördüğünü belirtti.
“Devlet bugün ‘dur’ der, yarın ‘gel’ der”
Halis Ali Çakmak’ın Hindistan'ın Delhi kentinde hâlâ faal olan bir vize aracılık şirketi daha bulunuyor. HC Visa Application Services'ın yetkisinin Dışişleri Bakanlığı tarafından uzatılmadığını söyleyen Çakmak, buradaki işi de artık VFS’nin yürüttüğünü söyledi.
Bakanlık ile ilişkilerini değerlendiren Çakmak, sözlerini şöyle tamamladı: "Şimdiye kadar hiçbir memnuniyetsizlik olmadı. Büyük yatırımlarımız vardı, durdurmak zorunda kaldık. Devletin takdiri… Bugün dur der, yarın gel der.”
Engellenen araştırma dosyasının gösterdikleri
Beş günlük bu yazı dizisinin sonunda, Kısa Dalga’nın gördüğü baskının Türkiye’deki vize sürecinin çok katmanlı bir ticari ve siyasi ağın ürünü olduğunu da teyit ettiğini gösteriyor.
Halis Ali Çakmak’ın şirketinin vize süreçlerinden dışlanmak istendiğine yönelik açıklamaları ve Sertan Aslantürk’ün Gateway’den geçen kariyer geçmişi de vize pazarını elinde tutan güçler arasındaki çatışmayı açıkça gösteriyor. VFS’nin en tepesindeki ismin, eski patronunun şirketi için 'yalnızca bir taşeron' vurgusu yapması, buna karşılık Çakmak'ın sistemi kendisinin kurduğunu iddia etmesi, milyarlık rantın paylaşıldığı kapalı kapılar ardında işlerin artık eskisi gibi yürümediğini gösteriyor.
Küresel araştırmacı gazetecilik raporu: VFS'nin vize imparatorluğunda kâr, baskı ve usulsüzlük ağı
Vize imparatorluğu-1: Klimacıdan vize devine, vergi cennetinden milyarlık sermayeye
Vize imparatorluğu-2: Mevlüt Çavuşoğlu’nun yetkisi, Gateway’in yükselişi
Vize imparatorluğu-3: Rekabet Kurumu’ndan VFS’ye "rekabetçi baskı" tespiti
Vize imparatorluğu-4: Randevu almanın bedeli kişi başı 300 Euro’ya dayandı
Kaynak: Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.

