Bir üniversitenin çöküşü (4): Kampüste cemaat ve tarikat kuşatması
CANAN COŞKUN
Boğaziçi Üniversitesi’nde dini motivasyonlu dernek ve vakıfların faaliyetleri 2021 yılındaki kayyım rektörlerle gözle görülür bir biçimde arttı. Üniversite, bu süreçte barınma sorunu yaşayan öğrencilerini tarikat yurtlarına yönlendirdi.
Boğaziçi Üniversitesi’ne Ocak 2021’de Melih Bulu’nun atanmasıyla öğrenciler kampüste protesto eylemleri başlatmıştı. Eylemler kapsamında Güney kampüsteki meydanda bir sergi açıldı. Sergide üstüne Şahmeran tasviri, etrafına ise LGBTİ+ bayrakları eklenmiş bir görsele yer verildi. Kabe’ye dair görselde hiçbir şey olmamasına karşın öğrencilere yönelik nefret söylemleri bu olayla başladı. Söz konusu sergi, savcılıkların hukuki referanslarını da açık etti.
Boğaziçi Üniversitesi’ne Melih Bulu’nun atanmasından sonra başlayan protestolar sırasında öğrencilerin oluşturduğu “Boğaziçi Dayanışma” adlı Twitter hesabından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kızı Esra Albayrak, oğlu Bilal Erdoğan ve çok sayıda AKP’linin yönetim kurulunda bulunduğu TÜRGEV’le ilgili bir mesaj paylaşıldı. “TÜRGEV kendini ne sanıyor” başlığıyla paylaşılan açıklamada, “TÜRGEV’in Boğaziçi Üniversitesi’nden bazı arkadaşlarımızı arayarak sarayda yapılacak bir toplantıya davet edildiğini öğrendik” ifadeleri kullanıldı. Tepkiler sonrasında TÜRGEV’in görüşmeyi iptal ettiği duyuruldu. TÜRGEV’in Boğaziçi Üniversitesi’yle ilgili adımları devam edecekti.
Güney Kampüs’te 29 Ocak 2021’deki sergi, Boğaziçi Üniversitesi İslam Araştırmaları Kulübü’nün paylaştığı tweet zinciri üzerine sosyal medyada konuşulmaya başlamıştı. Aynı gün Yeni Şafak gazetesinin Twitter hesabından öğrencileri sergi üzerinden hedef gösteren ifadelerle bir paylaşım yayınlandı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve dönemin Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş da Twitter paylaşımlarıyla öğrencilere yüklenmişti.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da aynı gün sergiyle ilgili “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçlamasıyla re’sen soruşturma başlatıldığını duyurdu. İlerleyen saatlerde de İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Boğaziçi Üniversitesi’nde Kabe-i Muazzama’ya yapılan saygısızlığı gerçekleştiren 4 LGBT sapkını gözaltına alındı!” mesajını paylaştı. Soylu’nun bu paylaşımı Twitter’ın (X) nefret davranışı hakkındaki kurallarını ihlal ettiği için kısıtlandı. Soylu’nun hedef gösterdiği öğrencilerden ikisi tutuklanarak cezaevine kondu, ikisi de ev hapsine alındı.
Yaşananlar iktidar cenahının içini soğutmamıştı. İlerleyen günlerde dönemin İletişim Başkanı Fahrettin Altun da topa girdi ve sosyal medya hesabından “kutsal değerlerinin ayaklar altına alındığını” savundu. En sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan da 1 Şubat’ta yaptığı bir konuşmada öğrencileri hedef aldı ve "gençliği LGBT gençliği değil bu milletin şanlı tarihindeki gençlik olarak geleceğe taşıyacaklarını" söyledi.
Tutuklanan iki öğrenciyle birlikte ev hapsindeki iki öğrenciyle ilgili iddianame, 24 Şubat’ta tamamlandı. İddianamede, görselin etrafına eklenen LGBTİ+ bayrağı için “İslam dini literatüründe yasak ve haram olarak kabul edilen eşcinsellik ve benzeri cinsel yönelimlere dair imgeler” ifadesi kullanıldı. Şahmeran figürüyle ilgili ise “İslam’ın tek yaratıcı Allah inancı ve tevhid inancına aykırı” dendi.
TÜGVA ve organize protestolar
Söz konusu serginin hedef gösterilmesinden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın yüksek istişare kurulu üyesi olduğu TÜGVA, Türkiye’nin dört bir yanında protesto eylemleri organize etti. Ayasofya’nın önünde sabah namazı sonrası buluşan TÜGVA’lılar “Kıyasıya bir savaştı bu, Haç’la Hilal’in, Batı’yla Doğu’nun, iman’la inkar’ın savaşı…” yazan bir pankart taşıyordu.
Bu eylemden sonra Ankara, Bursa, Muş, Adıyaman, Van, Kayseri, Tokat, Manisa, Niğde, Bilecik, Çorum ve Trabzon TÜGVA temsilcilikleri de sergiyi hedefe koyan protesto gösterileri düzenledi. Hedef gösterme öyle bir boyuta ulaşmıştı ki Bihavadis isimli bir yayın portalının kurucusu, yayın yönetmeni ve TÜGVA üyesi olan AKP'li Youtuber Emre Kayırlı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarda ve yazdığı köşe yazısında Boğaziçi Üniversitesi'ndeki protestolara katılan yurttaşları hedef aldı, tehdit etti. Kayırlı, öğrencilerin eğitim hayatına son verilmesini, devlet memuru gibi işlerden men edilmesini, banka hesaplarına ve mal varlıklarına el konulmasını, aynı gün içinde de tutuklanmasını istedi. Kayırlı yaptığı diğer bir çağrıda ise, "Haydi gidiyoruz, polislerle omuz omuza duracağız, dil uzatanın dilini, el kaldıranın elini koparacağız' desem kaç kişi benimle gelir, emir gelirse sayımızı bilelim” ifadelerini kullandı.
BURA ve İlim Yayma Cemiyeti hattı
Boğaziçi Üniversitesi’ne 2021 yılında kayyım rektörle yapılan müdahalelerden önce AKP politikalarıyla faaliyetler yürüten bir mezun derneği vardı: Boğaziçi Üniversiteliler Derneği (BURA). Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ocak 2018’de BURA’nın genel kurul toplantısına katılmış, burada yaptığı konuşmada Boğaziçi Üniversitesi’ni “yerli ve milli" olmamakla suçlamıştı. Erdoğan, konuşmasında sonradan yaşanacakların sinyalini de veriyordu: “Boğaziçi Üniversitesi, buradaki hocalarımız, bu işe nereye kadar acaba şöyle pergellerini açıyorlar? Burası çok önemli. Çünkü belli bir fikrin savunucusu olanlara kapıyı aç, belli bir fikrin savunucusu değilse ona kapıyı kapa. Bu mu özgürlük?”
BURA’nın yönetim kurullarındaki kişiler aynı zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başdanışmanlarından İsrafil Kışla’nın yönetim kurulunda olduğu İlim Yayma Cemiyeti ve Bilal Erdoğan’ın mütevelli heyeti baştan olduğu İlim Yayma Vakfı ile de bağlantılı.
BURA’nın yüksek istişare kurulu başkanı Murat Yalçıntaş, hem AKP’nin kurucularından hem de İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti üyesi. BURA Yüksek İstişare Kurulu üyesi Ali Ercoşkun aynı zamanda İlim Yayma Cemiyeti ikinci başkanıydı. BURA’nın yüksek istişare kurulu üyelerinden Mustafa Önder Kıyıklık da İlim Yayma Cemiyeti kurucularından ve eski AKP milletvekillerinden Feyzullah Kıyıklık’ın oğlu. İlim Yayma Vakfı eski başkanı ve cemiyetin kurucularından Asım Taşer’in oğlu Mehmet İhsan Taşer de BURA üyesi. İlim Yayma Cemiyeti Adana Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Nuri Çomu da BURA üyelerinden. BURA’nın 2014 yılında yönetim kurulu üyesi olan Mücahit Özdemir, 2017 yılında İlim Yayma Cemiyeti Sakarya Şubesi Yönetim Kurulu üyesiydi. Mayıs 2019’da hayatını kaybeden ve Atatürk aleyhtarlığıyla bilinen İlim Yayma Cemiyeti kurucularından Kadir Mısıroğlu’nun oğlu Abdullah Sünusi Mısıroğlu da BURA’nın üyeleri arasında yer alıyor.
İlim Yayma Cemiyeti, kısa bir süre önce rektör Naci İnci'yi makamında ziyaret etti. İlim Yayma Ödülleri'nin sosyal medya hesabından Aralık 2025'te paylaşılan gönderi şöyle:

ÖNDER İmam Hatipliler Derneği bağlantısı
Boğaziçi Üniversitesi’nde kayyım rektörün kadrolaşırken işe aldığı kişilerin bağlantılı olduğu derneklerden biri de ÖNDER İmam Hatipliler Derneği’ydi. Önder İmam Hatipliler Derneği Üye İlişkileri Komisyonu üyesi Murat İnkaya, 2023 yılında önce garaj amiri olarak işe başladı, bir hafta geçmeden İletişim Fakültesi sekreteri yapıldı. İnkaya’nın Önder İmam Hatipliler Derneği’nin sitesinde yer alan özgeçmişinde, 2014-2018 arasında Eyüpsultan Belediyesi’nde özel kalem müdürlüğü yaptıktan sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde milletvekilliği danışmanlığı yaptığı yazıyordu. İnkaya’nın hakkında çıkan haberlerden sonra özgeçmişi siteden kaldırıldı. İnkaya’nın BURA üyesi ve rektör Naci İnci’nin kurduğu paralel BUVAKIF’ın yönetim kurulu üyesi eski AKP milletvekili İffet Polat’ın danışmanlığını yaptığı biliniyor.

Öğrenciler tarikat yurtlarına yönlendirildi
Koronavirüs salgınının yaşandığı dönemde üniversite öğrencileri fahiş fiyatlara çıkan ev kiraları ve yurt sorunları sebebiyle barınma sorunları yaşıyordu. Boğaziçi Üniversitesi de yurt sorununu çözeceğine söz vermesine karşın eğitim-öğretim hayatının başlamasına üç hafta kala 600 öğrenciyi yurtsuz bırakmıştı. İlim Yayma Cemiyeti ve BURA bu dönemde ismini tekrar duyurdu.
Boğaziçi Üniversitesi, yurt sonuçlarını 6 Eylül 2021’de açıkladı. Sonuçlar açıklandıktan sonra okulun yurtlarla ilgili sitesine, yurt çıkmayan öğrencilere yardım edebilecek kurumların ismi paylaşıldı. Bu kurumlar arasında Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği (BÜMED), BURA ve Boğaziçi Yöneticiler Vakfı (BYV) yer alıyordu. BURA, sitesinde öğrencilere İlim Yayma Cemiyeti ve TÜRGEV’in yurtlarını önerirken, BYV de Ensar Vakfı, İlim Yayma Cemiyeti, TÜRGEV, ÖNDER İmam Hatipliler Derneği ve Diyanet Vakfı gibi dini motivasyonlu vakıf ve derneklerin yurtlarını tavsiye ediyordu.
Kampüste “yeni” etkinlikler ve gözaltılar
Kayyım yönetiminin getirdiği akademik ve idari personel kurumda kadrolaşırken dini tandanslı dernekler de Boğaziçi Üniversitesi’nde etkinlikler düzenlemeye başladı. Bazı etkinlikler kronolojik sıralamayla şöyle:
26 - 31 Ağustos 2024: Türkiye Gençlik STK’ları Platformu (TGSP), Boğaziçi Üniversitesi’nde Gençlik Liderliği Eğitim Programı isimli bir etkinlik düzenledi. Etkinliğe, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan, Kültür ve Turizm eski Bakanı Mahir Ünal da katıldı.

9 Ekim 2024: Yeni Şafak gazetesinin de sahibi olan Albayrak Grubu, Boğaziçi Üniversitesi’nde “Ruha Şifa” başlıklı bir hat sergisi düzenledi.

14 Mayıs 2025: Boğaziçi İslam Araştırmaları Kulübü din adamı Nureddin Yıldız’ı “İslami İlimler: Kim İçin, Ne Kadar?” etkinliği için kampüse davet etti. Yıldız, 2015 yılında katıldığı bir programda sarf ettiği şu sözler sebebiyle eleştirilerin hedefindeydi:
“Evlilikle ilgili şeriatımız İslam’ın yaş haddi yoktur. Bu ne demek? Buluğ çağından önce de bir çocuk evlenebilir. Çocuklar arası nikah da yapılabilir. Büyük küçük nikahı da yapılabilir.”
Yıldız’ın söz konusu etkinliğe davet edilmesi üzerine çok sayıda öğrenci Kuzey Kampüs’te toplanarak protesto etti. Bir süre sonra öğrencilerin yürümek istemesi üzerine kampüse çevik kuvvet girdi ve çok sayıda öğrenci gözaltına alındı. Gözaltına alınan 97 öğrenciden 6’sı tutuklanmıştı. Yaşananlarla ilgili TÜGVA tarafından yapılan açıklamada programın konuğu Nureddin Yıldız’dan bağımsız olarak İslam’a karşı bir duruşun yansıması olduğu öne sürüldü.
5 Ağustos 2025: ÖNDER ve BURA Derneği işbirliğiyle “Neden Boğaziçi? Birlikte Keşfet” isimli bir etkinlik düzenlendi. Cağaloğlu’nda başlayan etkinliğe imam hatip liselerinden mezun olmuş öğrenciler katıldı. Daha sonra Boğaziçi Üniversitesi’ne götürülen öğrencilere burada BURA Başkanı Fehmi Paluluoğlu, THY İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Abdülkerim Çay, Turkcell Global Bilgi Genel Müdürü Metin Tuğtağ, Türkiye Varlık Fonu Genel Müdür Yardımcıları Bilal Bedir ve Mahmut Kayacık, BUVAKIF Mütevelli Heyeti Üyesi Mehmet Altunkılıç, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu da eşlik etti.

Boğaziçi Üniversitesi’nde 2021 sonrası inşa edilen yeni düzen, yalnızca idari bir değişimi değil, köklü bir ideolojik dönüşümü temsil ediyor. Akademik özgürlüğün yerini dini motivasyonlu vakıf ve derneklerin faaliyetleri alırken, barınma krizi gibi temel sorunlar öğrencileri tarikat ağlarına yönlendiren bir mekanizmaya dönüştürülüyor. Üniversite yönetimi ile iktidara yakın vakıf ve dernekler arasında kurulan bu yakın ilişki, üniversiteyi evrensel bilim merkezi kimliğinden kopararak belirli bir ideolojik zümrenin arka bahçesi haline getiriyor.
Yazı dizisinin yarınki son bölümünde Melih Bulu’nun rektör olarak atandığı dönemden itibaren #KabulEtmiyoruzVazgeçmiyoruz diyerek rektörlüğe sırtlarını dönen akademisyenlere ve kampüsteki kuşatmayı göğüsleyen Boğaziçi öğrencilerine kulak vereceğiz.
Bir üniversitenin çöküşü: Boğaziçi Üniversitesi’nde kayyımın beşinci yılı
Bir üniversitenin çöküşü (1): CHP’den kaçanlar, 16-9 aktörleri ve özel atamalar
Bir üniversitenin çöküşü (2): Paralel vakıf, şirketler ve ticari kuşatma
Bir üniversitenin çöküşü (3): İmtiyazlı zümreye adrese teslim ihaleler
Kaynak:Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.