'Gülenizm Kemalizm'in çocuğudur', 'Laikler beyin özürlü' diyen, Atatürk'ü 'cellat' diye niteleyen isimler akademide
GÜLSEVEN ÖZKAN|Millİ Eğitim Akademisi'nin "Kültür ve Sanat Uygulamaları" derslerine geçmişte Atatürk'ün "halkı kandırdığını" anlatan, "ahlaklı kıyafet" çağrısı yapan, kadınların çalışmasına söz söyleyen eski AKP milletvekili Said Yüce, "Gülenizm Kemalizm'in çocuğudur", "laikler beyin özürlü" diyen, Atatürk'ü isim vermeden "cellat" diye niteleyen, karma eğitim karşıtı Yusuf Kaplan konuşmacı oldu. Adaylar, "Her hafta mitinge gider gibi gidiyoruz. Bu kültür sanat değil, işkenceye dönüştü" dedi.
GÜLSEVEN ÖZKAN
Milli Eğitim Akademisi'nde öğretmen adaylarının zorunlu olarak katıldığı "Kültür ve Sanat Uygulamaları" derslerinin konuşmacıları tartışma yarattı. Akademide geçmişte Atatürk, laiklik, Kemalizm, kadınların çalışma hayatı ve eğitim sistemiyle ilgili açıklamaları kamuoyunda tepki çeken eski AKP milletvekili Said Yüce, Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan ile iktidara yakın isimlerden 15 Temmuz Derneği Başkanı İsmail Hakkı Turunç öğretmen adaylarıyla bir araya gelmesi için program yapıldığı ortaya çıktı.
Konuşmacılar arasında Atatürk'ün "halkı kandırdığını" öne süren, "ahlaklı kıyafet" çağrısı yapan ve kadınların çalışma hayatına ilişkin açıklamalarıyla eleştirilen eski AKP milletvekili Said Yüce ile "Gülenizm Kemalizm'in çocuğudur", "Kemalizm selefiliktir", "laikler beyin özürlü" ifadelerini kullanan ve Atatürk'ü isim vermeden "cellat" diye niteleyen Yusuf Kaplan'ın yer alması adayların tepkisini çekti.
Akademide eğitim alan bazı öğretmen adayları ise kültür ve sanat derslerinin amacından uzaklaştığını savunarak etkinliklerin ardından konuşmalarla ilgili soruları yanıtladıklarını, dersin eğitimcisi tarafından puan verildiğini, derslere "her hafta mitinge gider gibi" katılmak zorunda kaldıklarını ve "işkenceye dönüşen uygulamaya" dönüştüğünü söyledi.
Öğretmen adayları isimlere karşı çıkıyor
Akademi bünyesine alınan 10 bin öğretmen için hazırlık eğitimi 13 Nisan’da başladı. Hazırlık eğitimleri; Ankara, Erzurum, Aksaray, İstanbul, Kayseri, Gaziantep ve Sivas’ta bulunan eğitim ve uygulama merkezlerinde yaklaşık bir yıl boyunca yürütülecek. Yaklaşık 5 aydır devam eden eğitimlerde adaylar özellikle sınav sisteminin adaletsizliğe neden olduğunu vurgularken barınmadan ulaşıma kadar çeşitli sorunlar da devam ediyor.
Adayların dikkat çektiği başka bir başlık ise ders verenler arasında alanında uzman isimlerin yanında yeterince alan eğitimi olmayan kişilerin ders verdiği şeklinde oldu. Öte yandan akademilerde “Kültür ve sanat uygulamaları dersi” kapsamında birçok ilde etkinlikler düzenleniyor. Söyleşiler, konferanslar, geziler düzenleniyor. Organizasyonlara akademisyenler, yazarlar, sanatçılar ve eğitim yöneticilerinin katılıyor. Adaylar bu etkinlikleri yazılı olarak değerlendiriyor ve bunlardan puan alıyor. Bu puanlar da öğretmen olmak için aranan puan kriterlerde yer alıyor. Katılım ise zorunlu ve yoklama alınıyor.
Ancak bazı adaylar bu bu “Kültür ve sanat uygulamaları” dersine gelen isimlerin akademide verilmesi gereken eğitimlerle ilgisi olmadığını savunarak karşı çıkıyor. Gemişte dikkat çeken söylemleri olan isimlerin etkinliklere konuşmacı olarak katılığını ifade ederek, bu uygulama kapsamında bazı isimlerin de ideolojik olarak iktidar yakın isimlerden, vakıf yöneticilerinden, eski AKP milletvekillerinden seçildiğini belirtiyor.
Milli Eğitim Akademisi'nde "kültür sanat" uygulamaları: Engin Altan Düzyatan filmi
Milli Eğitim Akademisi’nin İstanbul’daki Sultanahmet’teki Uygulama ve Eğitim Merkezi’nde “Kültür ve sanat uygulamaları” dersi kapsamında adaylar alanında uzman isimler dışında İstanbul İlim ve Kültür Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı, Gazeteci- Yazar Said Yüce’nin katılacağı söyleşide bir araya gelecek. Akademinin Instagram hesabında paylaşılan bilgiye göre Yüce bugün “tabiat okumaları” temasıyla söyleşide konuşmacı olacak. Tabiatın, insan, kültür, ve medeniyet dünyasındaki yansımaları ele alınacak. O dönem başta CHP’liler olmak üzere kamuoyu tarafından sert tepkiyle karşılaşan Yüce, bugün akademide adaylarla fikirlerini paylaşacak.
Atatürk’e “halkı kandırdı” diyen yazar akademide öğretmen adaylarına fikirlerini anlatacak
Risale-i Nur araştırmacısı, eski milletvekili ve yazar Yüce, geçmiş yıllarda sosyal medyada kullandığı bazı ifadeler nedeniyle kamuoyu tarafından sert biçimde eleştirilmişti. AKP’den 25’inci dönem Amasya, 26’ncı dönem Isparta Milletvekili seçilen Said Yüce 15 Temmuz 2022’de X ( Twitter) hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda Atatürk’ü hedef aldı.
Darbe girişiminin üzerinden 6 yıl geçtiği dönemde FETÖ’den bahsedip isim vermeden Atatürk’ü ima ederek benzetme yaptı. Cumhuriyet’in kurulduğu dönemde halkın kaldırıldığını savundu. Yüce o dönem şu ifadeleri kullandı:
“FETÖ aveneleri tarafından bir müddettir dindar kesimlere “CHP eski CHP değil” gibi tehlikeli ve tuzak bir sözü söylettiriyorlar. CHP bal gibi eski CHP’dir. 1. Reisin halkı kandırdığı gibi bunlar da benzer senaryolarla kandırmaya çalışıyorlar…Sakın, sakın 15 Temmuz’u unutmayalım. Okuduğunu anlamayanlar için biraz daha açık yazayım. Sarıkla, cüppeyle, dualarla meclisi aç… sonra…sonrası malum. FETÖ de dinle kandırdı. Sonrası malum. Bazı dostlar 1. Reis yazdığımı tam anlamamışlar. 1. Reis yani ( birinci reis) malum kişi kastedilmiştir.”
“Zorunlu eğitimden süratle vazgeçilmeli”
Yüce’nin tepki çeken ifadeleri tarihle sınırlı değil. Geçtiğimiz mart ayında zorunlu eğitim konusunda fikrini paylaşan Yüce, zorunlu eğitimin süratle kaldırılması gerektiğini savunarak sosyal medya üzerinden şu ifadeleri paylaştı:
“Rivayetlerde varki; ‘Cenab-ı Hakkın “İlmi isteyene? zenginliği istediğime veririm..’ buyruğunu hepimiz biliyoruz. ZORUNLU EĞİTİM’den süratle vazgeçmemiz lazım. İlmi, İSTEMEYENE “zorunlu” ve ZORLA verilmeye çalışıldığında bugünkü yaşadıklarımızı sonuç veriyor. Akran zorbalığından işlenen cinayetlere kadar… Zorunlu eğitimle hiçbir meslek sahibi olmadan lise bitiren milyonları, üniversiteden mezun olup evde oturan milyonlarca ev genci konusuna hiç girmiyorum. 28 Şubat post-modern darbesinin Türkiye’ye yaptığı bir ihanettir. İnşaAllah yeni Milli Eğitim Bakanımız kaldırmak için çalışıyor zannediyorum.”
Yüce’den giyim firmalarına “ahlaklı kıyafet” çağrısı
Yüce, mart ayında başta bir giyim markası olmak üzere giyim üreticilerine çağrıda bulunarak, çocukları için “Allah’ın rızasına uygun” kıyafet arayan ailelerin taleplerinin dikkate alınmasını istedi. Dar, kısa ve vücuda yapışan kıyafetlerin yaygınlaştığını savunan Yüce, firmaların bu taleplere yönelik ürünler üretmesi ve mağazalarda özel reyonlar oluşturması gerektiğini belirtti. Yüce ayrıca Ticaret Bakanlığı gibi kurumların da konuyla ilgilenmesi çağrısında bulundu. Yüce sosyal medyada şu ifadelere yer verdi:
“LCWaikiki başta olmak üzere tüm kıyafet üreticilerine sesleniyoruz. Hassasiyeti olan anneler, babalar, aileler feryad ediyorlar. “Çocuklarımıza, torularımıza giydirecek Allah’ın rızasına uygun kıyafet bulamıyoruz” diye şikayet ediyorlar. Bu sesleri duymuyor olmanız mümkün değil. Küçücük, daracık, kısacık vücuda yapışan şortlar, pantolonlar, etekler. Her yerde bunlar var. Dükkan dükkan, mağaza mağaza AVM AVM gezdikleri halde ne yazık ki ahlaka uygun kıyafet isteyenler aradıklarını bulamıyorlar. Amerika ve Avrupa siyonist menşeli zındıka komiteleri ve onların yerli işbirlikçileri moda adı altında müslüman toplumları ve nesillerimizi zehirliyorlar. Hiç olmazsa ahlaklı ve imanlı nesiller yetiştirmek isteyenlere istediklerini bulacakları ürünleri ve mağazalarda bunlara özel reyonlar ayırmak iyi olacaktır. Ticaret bakanlığı gibi kurumlar da bu işle ilgilense fena olmaz.”
Milli Eğitim Akademisi’nden öğretmen manzaraları: Tükendik, şafak sayıyoruz
Yüce’den kadınlara “kariyer” eleştirisi: “Daha yüksek kariyer, güçlü kadın, daha çok başarı kandırmacalarıyla…”
Said Yüce, kadınların çalışma hayatındaki konumuna ilişkin değerlendirmesinde, kadınların kariyer ve ekonomik özgürlüklerinin öne çıkarılmasını eleştirdi.
Yüce, kadınların çalışma hayatında daha fazla yer almasını savunan söylemleri eleştirerek, “Daha yüksek kariyer, güçlü kadın, daha çok başarı vs. kandırmacalarıyla, yanlış telkinlerle ailesinden, eşinden gittikçe uzaklaştırılan kadınlar dünyasına doğru hızlı bir evrilme var” dedi.
Kadının temel rolünün aile ve annelik olduğunu savunan Yüce, “Çocukların annesi, evin içinin düzenini, huzurunu sağlayan, çocukları terbiye eden, aile kurumunun baş tacıdır” ifadelerini kullandı. Yüce ayrıca, “Kadın çalışmasın demek istemiyorum” diyerek, kadının ancak “fıtratına uygun” işlerde ve annelik hakkı gözetilerek çalışabileceğini belirtti.
Öte yandan Yüce’nin Medeniyetlerin Kavşağında Bir Dünya Kenti İstanbul, İstanbul’un Altın Yılları 4 cilt 1994–1997 (Sayın Tayyip Erdoğan’ın İBB Başkanlık yılları), Renklerin Türküsü Çevre Bakanlığı Yayınları, Bediüzzaman Said Nursi nin hayatı ve Risale-i Nur’un telif ve neşir yılları gibi yayınlanmış eserleri de bulunuyor.
“Laikler beyinsizdir, gülenizm, kemalizmin çocuğudur” diyen Yusuf Kaplan da etlinlikte
Akademide adaylarla bir araya gelenler arasından Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan da yer aldı. Kaplan 20 Temmuz’da Haydarpaşa Milli Eğitim Akademisi’nde kültür ve sanat uygulamaları dersine konuk olduğu görüldü. Akademinin Instagram sayfasında yer alan gönderi de bilgi paylaşıldı. Kaplan’ın da geçmişte yaptığı birçok açıklama tepki çekmişti. Karma eğitime karşı çıkan, Cumhuriyet’in laiklik iklesine karşı çok sayıda ifade olan Kaplan da toplumda özellikle seküler kesim tarafından sert biçimde eleştirilen bir isim olarak ön çıkıyor.
Kaplanın tepki çeken ifadeleri arasında 1 Eylül 2016 tarihli “Gülenizm, Kemalizm’in çocuğudur!” başlıklı köşe yazısı vardı. Kaplan yazıda Gülen hareketi ile Kemalizm arasında ilişki kurdu. Kaplan, yazısında “Gülenizm, İslâm'ı dönüştürme projesidir ve Kemalizm'in çocuğudur” ifadelerini kullandı. Kaplan aynı yazıda, “Kemalizm, Gülenizm'e 40 yıl boyunca ‘can’ verdi; Gülenizm ise, Kemalizm'e kan veriyor, önünü açıyor şimdi...” dedi. Kaplan ayrıca Gülenizm'i “İslâm'ı içerden dönüştürme projesi” olarak nitelendirdi.
Milli Eğitim Akademileri gerçeği: Kaynak israfı, ideolojik yönelim, işlevsizleşen sistem
“Kemalizm selefsizliktir”
Öte yandan Kaplan’ın tepki çeken açıklamalarından biri de Kemalizm ile ilgili oldu. TVNET kanalında şubat ayında katıldığı programda “Kemalizm selefsizliktir, köksüzlüktür” tanımını yapan Kaplan özetle şöyle dedi:
“2 tür tür büyük selefilik var, birincisi modernite ikincisi Kemalizm, ikisi de köksüz. Köksüzlüğün adına selefsizleşme diyoruz. Selefilik köksüzlüktür. Kök olmadığı için bir şekilde monte ile ayakta tutuyorlar. Modernitenin yaptığı şey o. Zorla monte ile ayakta tutuyorlar. Kök yok.”
"Laiklerde beyin sorunu var"
Kaplan Haziran 2022’de de benzer biçimde tepki çeken açıklamalar yaptı. Akit TV'de "Kürsü" isimli programa konuk olan Kaplan cemaat, tarikat, sekülerizm ve laiklik tartışmalarına ilişkin konuşurken laiklik için "Hegel söylemiş, sekülerizmin, laikliğin bir barbarlık biçimi olduğunu söylüyor ve buna karşı direnme kaynağının İslam medeniyeti olduğunu söylüyor" diye konuştu.
Kaplan, "İslami semiyolojik düzen olmasaydı Fener Rum Patrikhanesi İstanbul'un İslami kimliğini dümdüz edecekti, bunu anlamıyor insanlar. Salak millet. Laiklerin kafası basmıyor. Beyinsiz adamlar. Beyin özürlü, beyin özrü olmasa laik olmaz zaten. Beyin sorunu var ortada" dedi.
Özür diledi
Kaplan, ifadelerinin haber olmasının ve tepkilerin ardından sosyal medya hesabından açıklama yaptı ve “Kimseyi aşağılayacak biri değilim. Canlı yayında söylediğim sözler maksadını aşmış. Özür dilerim “dedi.
Atatürk’ü “cellat” ilan etti
Kaplan 2019’da ise, Harf Devrimi’nin yıldönümünde X hesabından yaptığı paylaşımda “#HarfDevrimi toplumun kültürel hafızasını sıfırladı. Millî kütüphanesini, klasiklerini okuyamayan köksüz kuşaklar icat etti. Batılıların fiilen işgal edemediği Türkiye, içerden zihnen ele geçirildi” derken, isim vermeden Atatürk’ü de “cellat” ilan ederek “Genç kuşaklar celladına âşık edildi, köleleştirildi” ifadeleriyle Atatürk’ü hedef aldı. 2022’de ise, “Dil devrimiyle, Türkçe'nin İslâmî kökleri kurutuldu, Türkçe İslâm'dan arındırıldı. Hiçbir toplum böyle bir cinayet yaşamadı” dedi.
Erasmus'a “cinsellik peşinde koşturan ahmaklar projesi” dedi
Kaplan, 28 Eylül 2014 tarihli “Erasmus değil, ‘Orgasmus’ projesi!” başlıklı köşe yazısında Erasmus öğrenci değişim programını hedef aldı. Kaplan, Erasmus’un gençlerin entelektüel gelişimini desteklemek yerine onları hedonizm ve nihilizmin etkisine soktuğunu savundu.
Kaplan, yazısında Erasmus’u “eğitim projesi” olarak görmediğini belirterek, “Erasmus projesi, eğitim projesi değil, yozlaşma, cinselliği putlaştırma, cinsellik peşinde koşturan ‘ahmaklar sürüsü’ yetiştirme projesidir!” ifadelerini kullandı. Kaplan ayrıca bazı Avrupalı öğrencilerin Erasmus’a “Orgasmus” adını verdiğini öne sürdü.
“Böyle eğitim sistemi olmaz, ülke uçuruma yuvarlanır”
Kaplan, geçtiğimiz yıl Akit TV’de katıldığı bir programda Türkiye’deki eğitim sistemini eleştirdi. Kaplan, mevcut eğitim anlayışının, iktidarda AK Parti olmasına rağmen “Kemalist bir kuşak” yetiştirdiğini söyledi. Kaplan, eğitim sisteminin süzme CHP’li yetiştirdiğini belirterek “Türkiye’de AK Parti’nin iktidarda olduğu eğitim sistemi süzme CHP’li yetiştiriyor. Biz buna ‘Kemalist yetiştiriyoruz’ diyoruz. Tabii ki burası Kemalist rejim bilmem ne falan filan... Arkadaşlar, Kemalist yetiştiriyor deyince acayip bir şekilde eleştiriliyor ama ben oradan geçtim. Hatta şöyle diyorum: Benim çocuklarım 10 yaşına kadar Allah, kitap, peygamber lafını duymuyor. Böyle eğitim sistemi olmaz. Böyle bir Müslüman eğitim sistemi olmaz. Böyle bir ülke ancak uçuruma yuvarlanır” dedi.
“Karma eğitim kalksın”
Kaplan Temmuz ayında yaptığı açıklamada da karma eğitime karşı olduğu açıkladı. Kaplan HÜDA PAR’ın karma eğitimin kalkması yönünde kanun teklifine destek verdi. Kaplan, “HÜDAPAR, karma eğitimin dışında da eğitim verilebilmesi için bir kanun teklif verdi. Hemen hemen bütün Batı ülkelerinde, Japonya dâhil dünyanın her yerinde olan bir seçenek bu. Müslüman bir ülkede de olmaması İslâm’ın köklerini kurutma projesinin bir sonucudur. HÜDAR PAR - Hür Deva Partisi ve Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu Beyi, teklifi veren milletvekillerimizi tebrik ediyorum. Son söz: Dik durun, geleceği siz kurun” dedi.
İktidara yakın isim de akademide
Akademide ders kapsamında konuşacak isimlerden biri olan 15 Temmuz Derneği Başkanı İsmail Hakkı Turunç daha önce kurduğu İSRA Uluslararası Dayanışma ve Yardım Derneği'ne ilişkin haberlerle de gündeme gelmişti.
2023 tarihli Birgün Gazetesi’nde yer alan haberde, 15 Temmuz Derneği Başkanı İsmail Hakkı Turunç'un 2006 yılında kurduğu İSRA Uluslararası Dayanışma ve Yardım Derneği'nin Fatih Cerrahpaşa'da kullandığı tarihi ahşap binanın İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ait olduğu belirtildi. Haberde, binanın AKP döneminde İBB tarafından Vakıflar Genel Müdürlüğü'nden kiralandığı ve ardından Turunç'un derneğine tahsis edildiği, dernekte özel toplantılar yapıldığı ve çocukların da binada yatılı kaldığının ifade edildiği aktarıldı.
Aynı haberde, İsmail Hakkı Turunç'un o dönem Kızılay Başkanı Kerem Kınık'ın danışmanı, Kızılay Çadır ve Tekstil AŞ Yönetim Kurulu Üyesi olduğu ve yaklaşık bir yıldır 15 Temmuz Derneği Başkanlığı görevini yürüttüğü bilgisine yer verildi. Haberde ayrıca Turunç'un geçmişte Fatih Belediye Başkan Yardımcılığı yaptığı ve eski İBB Başkanı Kadir Topbaş'ın danışmanı olarak görev aldığı da belirtildi.
"Her hafta mitinge gider gibi kongre merkezine gidiyoruz, puan veriliyor”
Bir akademide eğitim alan ve zarar göreceğinden endişe ettiği için adının açıklanmasını istemeyen bir öğretmen adayı, kültür ve sanat dersi kapsamında düzenlenen etkinliklere tepki gösterdi. Aday, dersin içeriği ve konuşmacı seçimlerinin öğretmenlik mesleğinin tarafsızlığıyla bağdaşmadığını savundu. Öğretmen adayı şöyle dedi:
"Bu ders ile ilgili fikir ve eleştirilerimizi sınıfta hocalarımızla da tartışıyoruz. Onlar da bize hak veriyorlar. Kültür ve sanat dersi bize pek bir katkısı olmayan kişilerin iki saat boyunca konuşma yapması tabii ki de bu dersi bizim için çekilmez bir işkenceye dönüştürüyor. Günün tüm yorgunluğu ile kongre merkezine gidip üstüne bir de yoklama dayatılması da bu dersten uzaklaşmamızı sağlıyor. Biz eğitimcilere siyaset geçmişi olan kişilerin konuşma yapması akademinin ve öğretmenlerin tarafsızlığına gölge düşürmektedir. Kültür ve sanat bu demek değildir. Türkiye'nin çeşitli illerinden gelen adayların sadece Antep değil, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ni kapsayan etkinlikler, geziler ve tanıtımlar düzenlenmelidir. Halk oyunları, yöresel lezzetler gibi gerçek kültür ve sanat faaliyetleri düzenlenmelidir. Her hafta mitinge gider gibi kongre merkezinde hazır bulunuyoruz. Biz öğretmenler okula adım attığımız andan itibaren siyasi düşüncelerimizi dışarıda bırakıyoruz. Ama konuşma yapmak için seçilen isimlere bu hassasiyet ile yaklaşılmıyor."
Aday ayrıca, etkinliklerin yalnızca dinlemekle sınırlı olmadığını belirterek, "Etkinliği dinledikten sonra konuşmadan yola çıkarak soruları cevaplıyoruz. Dersin hocası da bu cevaplara göre puan veriyor. Katılım zorunlu, yoklama alınıyor” dedi.
Kaynak: Haber Merkezi
Abone Ol
İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.



