KEMAL GÖKTAŞ
Gazeteci Derya Okatan neden tutuklandı?
KEMAL GÖKTAŞ
Gazeteci Derya Okatan Albayrak, 20 yıldır gazeteci. Özgür Radyo'dan Etkin Haber Ajansı'na, Artı Gerçek, Kısa Dalga ve TELE1'e kadar farklı medya kuruluşlarında çalışan tecrübeli, güvenilir bir gazeteci Okatan.
Aynı zamanda DİSK Basın-İş Disiplin Kurulu üyesi.
Okatan, medyaya yönelik baskıların ivmelendiği bir dönemde, 2 Ekim 2026’da Ankara’daki evinden gözaltına alınarak İstanbul’a getirildi. Okatan, aynı gün İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandı.
Tutuklanmasından sonra meslektaşları "gerekçe" aradı.
Okatan da avukatı aracılığıyla Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi'nden şu mesajı gönderdi meslektaşlarına:
"Türkiye’de hemen her gazetecinin bir kez uğradığı hapishaneleri ben de mesleğimin 20. yılında gördüm, ne yazık ki... Ama sağlığım ve moralim iyi. Tutuklanmama neden olan yanlışlığın en kısa sürede çözüleceğini ve aranıza döneceğimi umuyorum. Dayanışma gösteren herkese çok teşekkür ediyorum. Tüm dostlara selam ve sevgiler...."
Peki, Okatan'ın "tutuklanmama neden olan yanlışlık" dediği şey neydi?
Meslektaşımızın tutuklanma gerekçesi, gazetecilerin mesleklerini yaparken hangi risklerle karşı karşıya olduklarını anlatan bir kabus gibi...
“Bu belgeleri ilk defa jandarmada gördüm”
İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği’nin sorgu tutanağına göre, İstanbul İl Jandarma Komutanlığı’nın incelemesinde hard diskteki bir klasörde 20 PowerPoint sunusu, 214 Word belgesi, 49 Excel belgesi ve 10 PDF dosyası tespit edildi.
Hakimlik, kararında belgeler arasında Çorum ve Tokat illerine ilişkin “sadece güvenlik güçlerinin elinde olması gereken gizlilik dereceli belgeler” bulunduğunu değerlendirdi.
Ancak Okatan ve avukatı, gazetecinin bu belgeleri temin ettiğini, hard diske kaydettiğini ya da belgelerden haberdar olduğunu gösteren bir delil bulunmadığını belirtiyor.
Okatan, Sulh Ceza Hakimliği’ndeki sorgusunda suçlamayı kabul etmedi.
Yaklaşık 20 yıldır gazetecilik yaptığını belirten Okatan, söz konusu hard diske daha önce başka bir soruşturma kapsamında el konulduğunu anlattı.
Savunmasında, hard diski sinema arşivi olarak kullandığını söyleyen Okatan, belgelerle hiçbir ilgisinin olmadığını belirterek şunları söyledi:
“WD marka çıktığı söylenen hard diskin, devletin oluşturduğu değerlendirilen veriler var. Bunların çoğu istihbaratî bilgiler. Bunları ilk defa jandarmada gördüm. Epeydir sahibim bu harici diske. Başkaları mı yükledi, ne oldu bilmiyorum ama ortada bir yanlışlık var.”
Okatan, belgelerin önemli bölümünün Çorum’a ilişkin olduğuna dikkat çekerek şaşkınlığını şöyle dile getirdi:
“Ben gazeteciyim, uzun yıllar İstanbul’da gazetecilik yaptım, 2018’den beri Ankara’da haberler yaptım. Gazeteci olarak böyle aldım desem, hiç işime yaramaz bu belgeler. Çorumlu tanıdığım bile yok, hiç gitmişliğim yok. Çok büyük şok yaşıyorum, bunlar nasıl oldu bilmiyorum, suçlamayı kabul etmiyorum.”
“Hard disk daha önce de devletin elindeydi”
Okatan savunmasında, 2019 yılında gazetecilik faaliyeti nedeniyle gözaltına alındığını ve aynı dönemde bilgisayarlarına ve hard disklerine el konulduğunu da söyledi.
O tarihte söz konusu belgelerle ilgili herhangi bir soru yöneltilmediğini belirten Okatan, yıllar sonra aynı dijital materyalden bu belgelerin çıkmasının araştırılması gerektiğini ifade etti.
Okatan’ın sorgudaki beyanı şöyle:
“Ankara’da gazetecilik faaliyeti üzerine gözaltına alınmıştım, aynı bilgisayara ve harici diskime el konulmuştu. O zaman bunlar var mıydı, yok muydu, ben o diski sinema arşivi olarak kullanıyordum. Çekmecemde duran bir şeydi benim için. O zaman çıkmadı, bana sorulmadı hiç.”
Hard diski daha sonra kullanıp kullanmadığını hatırlamadığını söyleyen Okatan, bilgisayarının bozulduğunu ve yeni bir bilgisayar aldığını anlattı.
“Kayıtları adliyede vardır. Aldıktan sonra bilgisayarım bozuktu, kırmızı laptopu tamir ettirdim ama harici diski belki de aldıktan sonra hiç açmamışımdır. Bunlar ne zaman yüklenmiş, bu dosyalar ne zaman yüklenmiş? Bunların bilgisi yok.”
“Keşke jandarma bu bilgileri dosyaya ekleseydi”
Okatan, dijital materyalin geçmişine ilişkin teknik verilerin dosyada bulunmamasını da sorguladı.
Savunmasında şöyle konuştu:
“Keşke şu ana kadar jandarma bu bilgileri de dosyaya ekleseydi, gerçekten çok şaşkınım bunlarla. Hiçbir ilgim yok. Sevk yazısının gerekçelerini göremedim.”
Okatan, sabit ikametgâh sahibi olduğunu ve dört yaşında bir çocuğunun bulunduğunu da belirterek tahliye talebinde bulundu.
Okatan, “kaçma” ihtimali bulunmadığını da ekledi ve “20 yıldır gazetecilik yapıyorum, göz önünde olan bir insanım” dedi.
Avukat: Dosyaların tarihleri 1990-2003 arasını kapsıyor
Okatan’ın müdafii Avukat Ziya Ergin de hâkimlik sorgusunda suçlamaları kabul etmediklerini belirtti.
Ergin, savunmasında iki noktaya özellikle dikkat çekti: hard diskin daha önce devletin eline geçmiş olması ve belgelerin eski tarihli olması.
Ergin hâkimlikte şu beyanda bulundu:
“Bizim için burada iki önemli husus var. Birincisi bu hard diski, bu verilerin ne zaman yerleştirildiği; ikincisi de içerisindeki verilerin 1990 yılı ile 2003 yılını kapsayan veriler olması.”
Okatan’ın 2019 yılında gözaltına alındığını ve dijital materyallerinin o tarihte güvenlik güçlerinin eline geçtiğini hatırlatan Ergin şöyle devam etti:
“2019 yılında müvekkilim gözaltına alınıyor ve tüm materyallere el konuluyor. O vakitten sonra da müvekkilim bunları kullanmış değil. Dosya içerisine baktığımız zaman en son bakılma, değiştirilme tarihi 2010’dur.”
“Harddisk karışmış olabilir”
Ergin, belgelerin harddiske nasıl girdiğinin araştırılması gerektiğini savundu.
Hakimlikteki savunmasında şu ifadeleri kullandı:
“Dosyada hangi tarihte değiştirildiği var. Müvekkilin kontrolünde olsun, bir yerden almış olsun; 2010’dan beri içine açıp bakmamış mı? Öte yandan bu suçun gerçekleşmesi için halihazırda hâlâ gizlilik niteliğinde olması gerekiyor.”
Avukat Ergin, dijital materyalin başka materyallerle karışmış olabileceği ihtimalini de dile getirdi:
“Bizim merak ettiğimiz bu verilerin müvekkile ait olduğu iddia edilen harddiske çıktığıdır. Karışıklık olmuş olabilir, harddisk belki karışmıştır. Bakmakla yükümlü olduğu çocuğu vardır, müvekkil sabit ikametgâh sahibidir, kaçma şüphesi yoktur, delilleri karartma ihtimali de yoktur.”
Belgeler halen “devlet sırrı” mı?
Savunmanın üzerinde durduğu bir başka nokta da belgelerin tarihiydi.
Avukat Ziya Ergin’in açıklamasına göre, söz konusu belgeler 1990-2004 yılları arasında Çorum’da yürütülen istihbari faaliyetler ve fişleme kayıtlarından oluşuyor.
Savunma, 20 ila 35 yıllık bu belgelerin bugün de devlet güvenliği bakımından gizli belge niteliğini taşıyıp taşımadığının ayrıca araştırılması gerektiğini savunuyor.
Ergin, Sulh Ceza Hakimliği'ndeki savunmasında de bu noktaya dikkat çekerek, belgelerin gizlilik niteliğinin devam edip etmediğinin ortaya konulması gerektiğini ifade etti.

2019’daki imaj kritik delil
Avukat Ergin’in Kısa Dalga’ya verdiği bilgiye göre, soruşturmanın en önemli teknik delillerinden biri harddiskin 2019 yılında alınmış adli imajı.
Ergin, harddiskin başka bir soruşturmada imajının alındığını ve bilirkişi tarafından incelendiğini belirtti.
Savunmaya göre Okatan, bu tarihten sonra harddiski kullanmadı. Dosyaların son değiştirilme ve erişim tarihleri ise 2010’u gösteriyor.
Bu nedenle savunma, 2019 yılında alınan imaj ile mevcut harddiskin karşılaştırılmasını istiyor.
Böyle bir inceleme, suçlamaya konu dosyaların 2019 yılında diskte bulunup bulunmadığını ve daha sonraki süreçte harddiskte değişiklik yapılıp yapılmadığını belirleyebilecek.
Savunma iki ihtimale dikkat çekiyor
Avukat Ergin, belgelerin kaynağı konusunda iki ihtimal üzerinde duruyor.
Savunmanın ilk iddiasına göre belgeler, harddisk üzerinde daha önce yapılan incelemeler sırasında hataen aktarılmış olabilir.
İkinci ihtimal ise belgelerin Ergenekon ve Balyoz davalarının görüldüğü dönemde basına ve siyasetçilere sızdırılan, daha sonra kamuya mal olan belgeler arasında bulunması.
Ergin, bu ihtimallerin henüz bağımsız bir adli bilişim incelemesiyle doğrulanmadığını ancak savcılığın bunları araştırması gerektiğini belirtiyor.
Savunma, bunun yanında tüm dijital materyallere el konulmuş olması nedeniyle delil karartma ihtimalinin de bulunmadığına dikkat çekti.
Savcılık ifadesini almadan tutuklama istedi
Ergin’in açıklamasına göre savcılık, bu hususları araştırmadan ve Okatan’ın savcılık ifadesini almadan tutuklama talebinde bulundu.
Okatan, doğrudan Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edildi.
İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği ise harddiskte bulunduğu belirtilen belgelerin kapsam ve niteliğini farklı değerlendirdi.
Hakimlik, belgeler arasında yalnızca güvenlik güçlerinin elinde bulunması gerektiği değerlendirilen gizlilik dereceli materyaller bulunduğunu belirtti.
Belgelerin kapsamını birlikte değerlendiren hakimlik, “somut delillere dayalı kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu” sonucuna vardı.
Suç için öngörülen ceza miktarı ile suçun konusu ve ağırlığını gerekçe gösteren hakimlik, adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağına karar verdi ve Okatan’ın tutuklanmasına hükmetti.
Avukat Ziya Ergin’in açıklamasının tam metni
Gazeteci Derya Okatan’ın avukatı Ziya Ergin’in Kısa Dalga’ya yaptığı açıklama şöyle:
“Müvekkilimiz gazeteci Derya Okatan, 2 Ekim 2026 tarihinde Ankara’daki evinden gözaltına alınarak İstanbul’a getirilmiş ve aynı gün İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla tutuklanmıştır. Yirmi yılı aşkındır gazetecilik yapan müvekkil, mesleki faaliyetleri nedeniyle defalarca soruşturma geçirmiş; son olarak 1 Mayıs 2026’da gözaltına alınmış, dijital materyallerine el konulmuş ve ifadesinin ardından serbest bırakılmıştır.
2 Ekim tarihinde ise müvekkile, evindeki bir harddiskte ‘devlet güvenliğine ilişkin gizli belgeler’ bulunduğu bildirilmiştir. Söz konusu belgeler, 1990–2004 yılları arasında Çorum’da yürütülen istihbari faaliyet ve fişleme kayıtlarından ibaret olup müvekkil bu belgeleri ilk kez ifadesi sırasında görmüştür.
Bu harddiskin imajı, 2019 yılında başka bir soruşturmada alınmış ve bilirkişi tarafından incelenmiştir. Müvekkilimiz o tarihten bu yana harddiski kullanmamıştır; dosyaların son değiştirilme ve erişim tarihleri 2010 yılını göstermektedir. Belgeler ya önceki incelemeler sırasında hataen harddiske aktarılmıştır ya da Ergenekon-Balyoz kumpas davaları sürecinde basına ve siyasilere sızdırılmış, kamuya mal olmuş belgelerdir.
Savcılık bu hususları araştırmak yerine, müvekkilimizin ifadesini dahi almadan tutuklama talep etmiştir.
Müvekkilin Sulh Ceza Hakimliği'nde yapılan sorgusunda belgelerin 20 ila 35 yıl öncesine ait olması, devletin güvenliğini tehlikeye düşürecek nitelikte olmadığı ve sır niteliğini çoktan yitirmiş olduğu hususları gözetilmemiştir.
Tüm delillerin toplanmış olması, müvekkilin bakmakla yükümlü küçük bir çocuğunun olması, kaçma veya delil karartma şüphesi olmamasına rağmen tutuklanmasına karar verilmiştir.
Söz konusu karar hukuka ve vicdana aykırı bir karar olup gerekli itirazlar tarafımızca yapılmaktadır. Tüm bunların yanı sıra öncelikli talebimiz, müvekkilin derhal serbest bırakılması ve belgelerin harddiske ne zaman, nasıl girdiğinin 2019 imajıyla karşılaştırılarak bağımsız bilirkişi incelemesiyle tespit edilmesidir.
Müvekkile yöneltilen suç isnatları tamamen gazetecilik faaliyetine ilişkin olup gazeteciliğin suç olmadığını yineleriz.”

