AKP’nin Çeyrek Asrı-8: Erdoğan ne yapıyorsa sistem oydu: Pandemiden ekonomik çöküşe

SEDAT BOZKURT |Türkiye’de siyasal sistem değişiklikleri, anayasa tartışmaları ve ekonomik krizle birlikte yeni bir dönemi şekillendirdi. Cumhurbaşkanlığı sistemindeki aksaklıkların ardından gündeme gelen “tadilat” sonuçsuz kalırken, pandemi sonrası enflasyon ve kur artışları derinleşti.

·

SEDAT BOZKURT

Ülkelerin siyasal sistemleri transatlantik gibidir hemen manevra yaptırarak rotasını değiştiremezsiniz. Türkiye’de bu yapıldı. Çok partili hayata geçilirken de yapılan ve geminin karaya oturmasının nedeni de buydu. Raylardan çıkan trenin direksiyonuna geçmeniz çok anlamlı değildir. Fiili duruma uygun hale getirilen anayasanın varlığı hep tartışmalıdır. Yani her zaman fiili duruma getirilebilir bir anayasa hiçbir kurum ve kişiyi bağlamaz. Toplumun sisteme ilişkin talepleri yoksa siyasetçinin faydacı niyetleriyle değişen sistemler duvara toslar.

Cumhurbaşkanlığı sistemine geçiş hep deneme yanılma ile yol aldı. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi kadar cumhurbaşkanlığı kararnamesinde düzeltme yapan kararname çıkarıldı. Yönetenler bile sistemi anlamakta ya da işletmekte çoğu zaman sıkıntı çektiler. Ama bir dönem sonra sistem anlaşılır oldu; Erdoğan ne yapıyor ise sistem oydu. Bu her gün değişiklik de gösterebilirdi.

erdogan-3

Cumhurbaşkanlığı sistemine bariz aksaklıklar ortaya çıkınca Erdoğan “tadilat” yapılabileceğine ilişkin açıklamalarda bulundu. Buna ilk direnç Bahçeli’den geldi ve bu “tadilat” işi sadece dillendirilmek ile sınırlı kaldı. Yeni anayasa fikri AKP’nin 2018 hariç bütün seçim beyannamelerinde yer aldı. 2018’de sistem değişikliği ile memlekette sorun kalmayacağı açıklandığı için sadece o seçim beyannamesinde yer almamıştı. 2023 seçimlerinin ve sonrasının AKP tarafından dillendirilebilen tek öyküsü, küçük bir ad eklemesi ile yeni ve sivil anayasaydı. Yeni anayasa talebi vardı ama memlekette sorunların hangisinin kaynağının mevcut anayasanın hangi maddesi olduğu hiç konu edilmedi. Kaldı ki ortada açık bir biçimde uygulanmayan bir anayasa da vardı. Şikayet edilen ise anayasanın darbe ürünü olma ruhuydu.

Pandemi dönemi

Pandemi döneminde bütün medeni ülkeler vatandaşlarına maddi yardımda bulunurken bizde vatandaşlara IBAN numarası verilerek yardım talep edildi. Maske bile dağıtılamadı. Avrupa’daki üretim tesislerinin kapalı olması fırsat bilinerek Türkiye ihracat rekoru kıracak kadar üretimine devam etti. Üretim, sağlığın hatta yaşamın önüne bir kez daha geçmişti. Pandemi, ekonomideki kötü gidiş için iktidarın aradığı gerekçeyi de yarattı. Uzun süre ekonominin kötü gidişi hep, “küresel” demek de kolay olduğu için pandemiye bağlandı.

Pandemi tüm dünyayı etkilemişti ama bundan en fazla etkilenen ülke yine her zamanki gibi Türkiye olmuştu. Dünya ülkelerinde pandeminin hemen ardından 2 yıl sonra enflasyon oranları düşerken Türkiye’de rekor üzerine rekor kırılıyordu. Ama mesele değildi bunlar AKP açısında.

covid-1

Türkiye, faiz cenneti oldu

Maliye Bakanlığı koltuğuna Nurettin Nebati oturdu ve teknik kavramlarla ekonomi modeli bir karikatür halini almaya başladı. Gözlerdeki parlaklıklarla, 6 ay uyuyup uyanmakla ifade edilen bir ekonomik iyileşmeden söz ediliyordu. Ama ne faiz indi ne de enflasyon. Daha sonra o koltuğa oturacak olan Mehmet Şimşek Albayrak ve Nebati dönemin kastederek “enkaz” devraldığı hem de açık açık söyleyecekti. Şimşek’in yarattığı enkaz da başka mesele tabi. Aslında Erdoğan 2022 yılında ekonomideki çöküşü, “kur üzerinden de silah çekmeye kalktılar ama beceremediler. Ama bizim silahımız Nas daha güçlü. Faiz sebep enflasyon netice demeyi sürdüreceğiz” diyerek başlatmıştı. “Kur üzerinden silah çekenler” kim hiç bilemeyeceğiz ama o günden sonra kurunu bozdurup TL’ye geçip aldıkları faizle ellerindeki döviz kurunu katlayanları hep birlikte gördük. Nas meselesi de art arda gelen faiz artımlarında hiç dilendirilmedi. Yine karşımızda rafine bir Erdoğan siyaseti vardı. Memleket, dövizi olanlar için bile tam bir faiz cenneti olmuştu.

AKP’nin ilk enflasyon rekoru

2021 yılında enflasyon yüzde 36 oldu ve AKP’nin ilk rekoruydu bu. Dolar da 18 lira ile rekor kırmıştı. O yıl asgari ücrete yüzde 50, memur ve emeklilere ise yüzde 30 zam yapıldı. Enflasyonun altında yani. En düşük emekli maaşı sıkıntısını aşmak için de aynen bugünkü gibi 2 bin 500 lira ücret olarak açıklandı. Türkiye tam 4 yıldır aynı yerde patinaj yapıyor.

2018 genel ve 2019 yerel seçimlerinde başarı yakalayan millet ittifakı 6 parti ile yeniden oluşarak aylık rutin toplantı serisine başladı. Karşısında blok bir muhalefet yapısı gören AKP, ilk kez kaygılandı. Gündem yaratma sırası muhalefetteydi. İlk somut adım EYT konusunda geldi ve iktidar EYT sorununu çözdü. Ekonomik durum AKP’ni en büyük rakibiydi. Politik fayda için yani oy hesabıyla yapılan EYT düzenlemesi ekonomik krizin bahanelerinden birisi oldu ve bu nedenle de muhalefet de suçlandı.

altili-masa

İktidar kanadının “CHP iktidara gelirse türban yasağı tekrar başlayacak” propagandasına CHP yasa teklifi vererek karşılık verdi. Türban meselesi hak olarak güvence altına alınıyordu. AKP bu yasa teklifine karşı aynı içerikte anayasa teklifini TBMM’ye verdi. Yıllardır süren politik malzeme olmanın bir tekrarını yaşayan türban meselesi bu 2 tekliften sonra tekrar gündemden düştü. Yasa teklifi görüşülmedi, anayasa teklifi kadük oldu. Millet ittifakının oluşturduğu 6’lı masa Erdoğan’ın yeni politik söyleminin de en önemli malzemesi oldu. 6’lı masa hep HDP ile ilişkilendirildi ve masanın altında PKK’nın var olduğu ileri sürüldü…

Kaynak: Haber Merkezi

Abone Ol

İyi gazetecilik posta kutunda!
Güncel haberler, haftalık ekonomi bülteni ve Pazar derginiz Plus’ı email olarak almak için abone olun.